PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Köy enstitülerinin kapatılması


geneben
22-01-2008, 11:59
Zeytinin teri

Arabamız su kaynatmasa durmayacaktık, o sıcak yaz günü Balıkesir'in Savaştepe ilçesinde. Yola çıkmadan önce arabaya bakım yaptırmış, hararet sorunu olduğunu söylememe rağmen arıza bulamamışlardı. Dağda su kaynattıktan sonra motorun soğumasını bekleyip ancak Savaştepe'ye kadar gidebilmiştik. Birlikte yolculuk ettiğim eşim ve kızımın da canı sıkkındı. Günlerden pazardı ve her yer tatildi. Sanayi sitesinde arabaya baktıracak birilerini aradık, bulamadık. Can sıkıntısı ve çaresizlik içinde söylenirken tamirci aradığımızı duyan birileri aracılığıyla tanıştık Hüseyin amcayla.

Elinde küçük bir alet çantası vardı. Yardımcı olmak istediğini söyledi.
Motora yaklaştı, sesini dinledi. Kontağı kapatıp tekrar açtı. Hiçbir yere dokunmadan uzun uzun motoru ve çalışmasını izledi. "motorun soğutma sisteminde sorun görmediğinden" söz etti. Bir süre daha bakındı. Sonra
"buldum galiba" diye haykırdı.
"Herşey normal görünüyor ve su kaynatıyor ise araba su eksiltiyor demektir. Muhtemelen kalorifer peteği delinmiş, su kaçırıyordur. O takdirde döşemelerin ıslak olmalı" dedi. Gerçekten de onca uzmanın çalıştığı servisin bulamadığı sorunu kısa sürede görmüştü. Arabanın kalorifer sistemi su kaçırıyor eksilen soğutma suyu yüzünden araba hararet yapıyordu. Kalorifer sistemini devre dışı bırakıp geçici bile olsa su kaçağını önleyip sorunu çözdü, Hüseyin amca.
Teşekkür edip borcumu sordum. Arabanın camındaki tıp armasını gösterdi;
- Doktor musun?
- Evet.
- Bizim hanımın yıllardır geçmeyen ağrıları var. Gelip bakarsan ödeşiriz. Ben de hanıma doktor götürmüş, gönlünü almış olurum. Hem de çayımızı içer soluklanırsınız.
Hep beraber, Hüseyin amcanın evine gittik. Tek katlı bahçeli şirin bir evdi.
Hanımının şikayetlerini dinleyip, muayene ettim. Çoğu yaşlılığa ve menopoza bağlı yakınmaları için tavsiyelerde bulunup iki de ilaç yazdım. Kadıncağızın yüzü güldü. Teşekkür etti. Çay hazırlamak için izin istedi. Bu arada ilkokul çağındaki kızım boş durmuyor odaları karıştırıyordu. Bir şey kırıp dökmesin diye yanına gittiğimde evin bir odasının duvarlarının kitapla dolu olduğunu gördüm. Şaşkınlığım daha da artmıştı. Muhabbet ilerleyince, tamirci sandığım Hüseyin amcanın gerçekte emekli ilkokul öğretmeni olduğunu 39 yıl devlet hizmetinde Ege'nin köylerinde çalışıp emekli olduktan sonra Savaştepe'ye yerleştiğini anlattı. Çocuklarının okuyup büyük şehre gittiğini burada hanımıyla baş başa yaşadığından dem vurdu.
- Neden buraya yerleştin?
- Ben okumayı, yazmayı, hayatı burada öğrendim. Sizler bilmezsiniz, unutuldu gitti. Ben Savaştepe köy enstitüsünün ilk mezunlarındanı m. Hasan Ali Yücel maarif vekili iken ilk köy enstitüsü burada açıldı. Burada öğrendim ben hayatı, bir şeyler öğretmenin nasıl mutluluk verdiğini. Ayrılamadım buralardan.

- Peki bu tamircilik işi nereden çıktı?

- Dedim ya, bilmezsiniz sizler, köy enstitüsü mezunu olmanın ne demek olduğunu? O zamanın okulları sanırsınız. Halbuki orada bu toprağın çocuklarına okuma yazmanın yanı sıra çiftçiliği, hayvancılığı, inşaat yapmayı, yemek yapmayı, bozulanları tamir etmeyi, örgü örmeyi hatta az buçuk hekimlik yapmayı bile öğrettiler. Hayatı öğrendik ve öğretmen olup hayatı öğrettik çocuklara.

- Yani elinizden çok iş geliyor.

- Köy enstitülerinde bilmeyi, öğrenmeyi, düşünmeyi soru sormayı,aklını kullanmayı öğretiyorlardı. Zaten bu yüzden yaşatmadılar ya...

Bu arada çaylar geldi. Çayın yanında ekmek peynir ve zeytinden oluşan kahvaltı da hazırlamıştı Hüseyin amcanın hanımı. Emekli olduktan sonra zeytinciliğe başladığını sofradaki zeytinin de kendi ürünleri olduğundan söz etti.

- Zeytinin hikmetini bilir misin? Meyveleri ile karnımızı doyurmuş, yağını çıkarmışsız. K andillerde yakıp aydınlanmışız, odunu ile ısınmışız.Giderek ona benzemişiz.

- Nasıl yani?

- İnsan da doğanın meyvesi değil mi?

Sofradaki zeytin çanağından aldığı zeytini ışığa doğru tutup;

- Doğup büyüdüğünde zeytin tanesi gibi acı, yeşil bir meyve insan.

Çoğunu sıkıp yağını çıkarıp posasını da sabun yapıyoruz. Yani heba olup gidiyor. Bir kısmını sofralık ayırıyor selede tuza yatırıp acı suyunu atmasını buruşup bu hale gelmesini sağlıyoruz. Veya salamura yapıp olduğundan daha şişkin gösterişli hale getiriyoruz. İnsanlara da böyle yapmıyor muyuz? Okullarda okutup okutup hayata hazırladığımızı sanıyor ya şişiriyor ya da buruşturup atıyoruz insanları.

"Sizin köy enstitülerinde yaptığınız da böyle bir şey değil miydi" diye soracak oldum. Hanımına baktı gülüştüler.

- Hurma zeytini bilir misin?

- Bilmem. Hiç duymadım.

- Egenin bazı yerlerinde olur. Ağaç aynı ağaçtır ama her yıl kasım ayı sonu gibi denizden karaya esen rüzgar ile zeytin ağaçlarına bir mantar bulaşır. Bu mantar zeytinin terini giderir, acısını dalında alır. Dalında olgunlaşır zeytinler. Toplandığında yemeğe hazırdır anlayacağın.

- Eeee.

- Köy enstitüleri de böyleydi. Dalında olgunlaşan zeytinler gibi insanları oldukları yerde yetiştirmeye, onların bilgilerini de diğer insanlara bulaştırmayı amaçlamıştı. Doğup büyüdüğü ortamda olgunlaştırıyorlardı , insanı. Hayata hazırlıyorlardı .

Sustuğumu görünce. Hanımından boşalan bardakları doldurmasını rica etti.

"işte bu yüzden, öğrendiklerimin zekatını vermek, zeytinin terini hatırlatmak için buradayım, doktorcum, unutulsun istemiyorum" dedi.
Kitaplığından çıkardığı iki kitabı kızıma hediye etti. Vedalaştık.
Arkamızdan bir tas su döküp, uğurladılar.

Dr. Mehmet Uhri

Not: Bu yazı, emekli öğretmen Hüseyin Kocakülah ve köy enstitülerine emek verenlerin anısına ithaf olunmuştur.

tarcan
22-01-2008, 12:04
ASKIN
Teşekkürler.

nbariso
22-01-2008, 12:06
Beni zorla konuşturucan.
Köy Enstitülerini kapattıran zihniyetin hangi kesimden olduğu ve 50 yılda bu ülkeyi getirdiği nokta ortada zaten

hauki
22-01-2008, 12:18
bu guzel yaziyi paylastiginiz icin tesekkurler Askin bey....gercekten cok dogru seyler anlatiliyor bu yazida.....

56561
22-01-2008, 12:38
Köy enstütüsünden mezun olmuş bir Denizlili müşterim var, Köy Enstütülerinin zamanında siyasi arkabahçe olarak kullanılmak istenmesinin sonraki iktidarlarda yarattığı paranoyanın kapatılmaya kadar gittiğini söylemişti bana

Huseyin Alp Arslan
22-01-2008, 13:12
Sevgili Askin gercekten cok degerli bir yazi.Okumaya doyamadim. Hasan Ali Yuceller bir devir degil bir aydinlanma cagiydi. Bugun sadece koy enstutulerimi yok edildi. Ya Ataturkun ekonomide devletcilik ilkesi...Hangi Ataturkcu bunu agzina aliyor. Ya planli kalkinma hamleleri...Plan bile yok artik. Ama daha onemlisi o ruh yok.O idealizim yok.Egitim, ogretim, bilgi ve akil gercekten coktan unutuldu.

Neyse politikaya girmeye basladim. Umarim hersey guzel olacak.

Cok degerli paylasimin icin tesekkur ederim.Saglicakla kal.

korni
22-01-2008, 13:17
teşekkür Aşkın güzel bir paylaşım :)

tutku
22-01-2008, 14:07
Güzel bir yazıydı ve de anlamlı. Gerçekten keyifle okudum. Ama emekli öğretmen Hüseyin amcanın hayata dair anlattıkları yüreğimi burktu. Bu nasıl bir zihniyetse artık... Paylaştığınız için teşekkür ederim.

ayastafanos Balıkçısı
22-01-2008, 18:49
Köyenstütüleri kapatılmasaydı bu gün çok daha güzel, kültürlü ve çok farklı bir türkiyede yaşıyor olacaktık.köy enstütülerinin faaliyette kaldığı o kısa zaman içinde yarattığı edebiyatçıları sanatçıları ve onların eğittiği insanları bir düşünün.

postaci_61
22-01-2008, 21:06
teşekkürler unutulan bir değeri bize hatırlattığınız için keşke siyasilerin o çarpık zihniyetleri olmasaydı da o köy entitüsüleri kapanmasaydı bu ğün ki eğitim fakülteleri yerine o okullar olsaydı
benim memleketim beşikdüzü de ilk bu konuda şanslı olan bir yer
sayğılarımla

luzumsuzadam
22-01-2008, 23:18
Köy enstitülerinin kapatılmasaydı eğer bu gün göç ve göçün getirdiği problemleri yaşamamış olurduk..bu köy okulları ağaların şıhların baskısıyla yok olmuş...İsmet Paşa'ya bi toprak ağası " bu okullar kapatılmadan size oy moy yok" denerek baskı yapılmış...feodal kafa insanların okumasını öğrenmesini engellemiş...o feodal kafa ile çok partili siyaset başlamış, tabii demokrasi nanay olmuş böylelikle...siyasetimizdeki feodal kafa da bugün nerelere getirdi ülkemizi belii....o yıllarda aydınlanmanın simgesi olan köyler şimdi yalnızca oy deposu siyasetçiler için.......aşık veysel'in de hocalık yapıp müzik dersleri verdiği bu okulların kapatılması çok yazık olmuş doğrusu.....

miccron
31-01-2008, 13:23
Mükemmel bir yazıydı. Gözlerim dolarak okudum desem yeridir.
Paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

Ayrıca yapılan yorumlar için bende küçük bir şeyler söylemek isterim.
Sanayileşmekten bahsedilmiş. Evet sanayileşmek yerine göre iyidir, gereklidir, ancak hiçbir akla ve mantığa uymayacak şekilde hızlı ve canice sanayileşmek de insanlığın kendi sonunu hazırlamasından başka bir şey değildir.
İnsanlar bile bu hıza ayak uydurmakta zorlanırken doğadaki canlıların bu değişimle nasıl yok olacakları malumdur.

Yörük Efe
09-04-2008, 12:16
Köy Enstitülerinin kurucuları arasında olan rahmetli İsmail Hakkı TONGUÇ hocamızı çok yakından bilen-gören ve onun öğkülerini-hikayelerini ve hayat felsefesini çocuk yaşlarımda dinliyen biri olarak,
Aşkın'ı duyarlılığından dolayı kutlarım.
Diğer duyarlı arkadaşları da tebrik ederim.

feyyaz
09-04-2008, 15:52
Yazık olmuş onca emeğe.Asker olarak fazla bir şey demek istemiyorum.

tolkien
09-04-2008, 22:00
Dedem köy esntsitüsü mezunudur. Şu anda 80 yaşında olmasına rağmen bilgisayar kullanmayı da interneti de benden daha iyi bilir. Emekli müfettiştir. Köy enstitüsünde geçirdiği yılları bana hep anlatır ve bu onu çok kıskanmama neden olmuştur. Dedemden gördüğüm kadarıyla köy enstitüsünün insanlara kazandırdığı en önemli şey üretken olmaktır. Dedem bu yaşında bile kitaplar yazan, şiirler yazan, internette yazılar yazan biridir.

skymount
09-04-2008, 22:16
Dedem köy esntsitüsü mezunudur. Şu anda 80 yaşında olmasına rağmen bilgisayar kullanmayı da interneti de benden daha iyi bilir. Emekli müfettiştir. Köy enstitüsünde geçirdiği yılları bana hep anlatır ve bu onu çok kıskanmama neden olmuştur. Dedemden gördüğüm kadarıyla köy enstitüsünün insanlara kazandırdığı en önemli şey üretken olmaktır. Dedem bu yaşında bile kitaplar yazan, şiirler yazan, internette yazılar yazan biridir.

Mesele de burada zaten...
Üretken toplum özgür toplumdur...
Üretemezsen bağımlısındır...
Hani M.Kemal'in istiklal'i tam şiarındaki gibi...

hasancan
10-04-2008, 01:56
Rahmetli büyükbabam Savaştepe Köy enstitüsü mezunudur. Kendisinin vefatında küçük yaşlardaydım ama kendisi Kütahya'da hala anılır. Köy enstitülülerin bu ülkeye yaptıkları katkıyı görmemezlikten gelmek ancak rejimle ilgili problemi olan insanlara mahsustur diye düşünüyorum. Anadoluda 500 yıl sonra ilk amfi tiyatroyu köy enstitülüler zamanında kurulmuştur. 1940 lı yıllarda anadolunun bir köyünde o yoklukta çoçuklar tiyatro oynuyorlar. Bunu bügün bile hayal etmekte zorlanıyorum açıkçası. Bugünlere ülkemiz geldiyse o kısa sürede mezun veren köy enstitülüler ve onların yetiştirdiği ülkemizin değerleriyle sorunu olmayan, analitik düşünen ve bağnazlıktan, hurafelerden kurtulmuş çağdaş anadolu insanına borçluyuz. Amerikanın yapacağı yardım karşılığında köy enstitülerini kapatmamız şartını öne sürmesi ve köy enstitülerinin demokrat parti tarafından kominist yuvası gibi algılanması hatası, yanılgısı veya burada ifade edemediğim ileri sürülen diğer nedenler yüzünden ülkemiz bugünün üretebilen, kendisine yeten, tam olarak bağımsız bir ülkesi olma fırsatını kendi kendine tepmiştir. Milli şefimiz İsmet inönünün hayata geçirdiği, Hasan Ali Yücel'in aydınlattığı, İsmail Hakkı Tonguç'un yürüttüğü, yüce önderimiz, atamızın bu projesi yine milli şefimiz tarafından demokrat partinin ısrarlı çarpıtmalı nedeniyle kapatılmıştır.
Bu konuda herkesin Can Dündar'ın Köy Enstitüleri adlı belgesel nitelikli kitabını almasını, okumasını veya kitabın arkasından çıkan ve kitabın içeriğinin aynısı olan belgeseli izlemesini isterim. Kitabın fiyatı 10 ytl.
Aşkın Beye, Cumhuriyetimizin; halk evleri gibi yok olan bu önemli kurumunu bizlere hatırlattığı için teşekkür ederim.