PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bitkilerle tedavi


zarganacı34
27-01-2007, 10:26
Herkese selamlar.
Bu konuyu açmadan önce uzun uzun düşündüm. Açıkçası gelecek tepkilerden pek emin değildim. Ama sonucunda ne olursa olsun açmaya karar verdim. Okuduğum bölüm itibariyle aldığım dersler ziraat fakültesi ve eczacılık fakültesi derslerinin bir kısmını alarak. Tıbbi Aromatik Bitkiler teknikeri oldum. Şimdi size ölümsüz hocamız Turhan Baytop'un Türkiyede Bitkilerle Tedavi kitabından ve kendi derlememle yaptığım bir Çalışmayı paylaşmak isityorum. Malum Havalar soğuyor. Grip Salgınları başgösterdi. Şunu açık bir dille ifade etmek gerekirse benim tavsiyem. Bu tür ilaçların basit hastalıklarda kullanılıp umut kapısı olarak görülmemesi ve ağır hastalıklarda mutlak suretle doktor kontrolünde bitkisel ilaçlar kullanılmalıdır. Ayrıca bu kullanılan ilaçlar doktorun yazdığı ilaçlara destek olarak kullanılmalı ve mutlak suretle ilgili hekimden onay alındıktan sonra uygulanmalıdır. Aksi takdirde hem hekiminizin hem de sizin istemediğiniz olaylar ortaya çıkabilir. Ayrıca yukarıda bahsettiğim basit hastalıklar (Baş ağrısı, mide bulantısı, soğuk algınlığı gibi...) bir hafta süre ile bu tarz tedaviyle geçmezse mutlaka doktora başvurulmalıdır. Açılış yazım biraz uzun oldu kusuruma bakmayın. İlerleyen zamanlarda bu konu hakkında olumlu tepkiler gelise bilgilendirmelerime devam edeceğim.

zarganacı34
27-01-2007, 10:26
BİTKİLERLE TEDAVİ


GİRİŞ

Dünya üzerinde 750.000-1.000.000 arasında bitki türünün bulunduğu tahmin edilmektedir. Bunlardan 500.000 kadarı tanımlanıp isimlendirilmiştir. Her yıl 2.000 kadar yeni tohumlu bitki türü tanımlanıp isimlendirilmektedir. Gıda elde etmek için yetiştirilen türler yaklaşık 3.000 civarındadır.

Tedavi amaçlı kullanılan bitkilerin miktarı, antik çağdan beri devamlı artış göstermektedir. Mezopotamya uygarlığı döneminde 250 iken bu sayı 19. yüzyılın başlarında bilinen bitki sayısı 13.000’e kadar ulaşmıştır.

Son yıllarda tıbbi bitkiler ve bunlardan elde edilen aktif maddeler üzerindeki çalışmalar ve bunlara karşı olan ilgi çok artmıştır. Bunun başlıca sebepleri şunlardır.

1- Yeterli düzeyde bir kimya endüstrisine sahip olmayan kalkınma yolundaki ülkeler bitkilerden yararlanarak, kolay ve ucuz bir tedavi olanağı elde etmek istekleridir. Bunun en yoğun örneğini Mısır, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde görebiliriz.
2- Tedavi alanına sokulan yeni sentetik bileşiklerin bazılarında tehlikeli yan etkiler görülmesi. Bitkisel ilaçlar çok uzun zamandır kullanıldığı için yan etkileri iyi bilinmektedir. Buna karşılık tedaviye yeni sokulan sentetik maddeler yeterli kontrol zamanına sahip olmadıklarından bazı tehlikeli yan etkileri olduğu ancak kullanımdan sonra anlaşılmakta ve bu durumda onarılması güç zarara sebep olmaktadır.
3- Bazı ilaç ilkel maddelerinin, bitkisel droglardan, sentetik olanlardan daha ucuza ve daha kolaylıkla elde edilebilme imkanları.
4- Diğer bir üstün yanları ise birkaç etkiye birden sahip olmalarıdır. Sentetik bileşikler genellikle bir tek etkiye sahiptirler. Bazıları ise, antibiyotikler gibi, yan etkileri önlemek için diğer bazı ilaçlarla birlikte kullanılmasıdır. Bitkisel ilaçlarda böyle bir durum yoktur

zarganacı34
27-01-2007, 10:27
TIBBİ BİTKİLERİN BİLEŞİMİ

Tıbbi bitkiler üzerinde yapılan deneysel çalışmalar, bitkisel droglarda bulunan bileşikler hakkında bilgilerimizi çoğaltmıştır.

Droglarda selüloz, nişasta, pektin, protein, şeker gibi tedavi yönünden etkisiz maddelerin yanı sıra çok az miktarlarda bile tedavi edici etkiye sahip maddeler bulunmaktadır. Bunlara etkili madde ismi verilmektedir. Bitkilere tedavi edici özelliği veren birçok madde vardır fakat bunlardan görece en önemli olanları şunlardır.
- Tanenler: Fenol yapısında katı bileşiklerdir. Suda çözünürler. Birçok bitkide bulunur. Özellikle kabuk kısmında bulunurlar. Meşe mazısı ve meşe palamudu tanen yönünden çok zengindir. Tedavi ve deri sanayinde kullanılan tanen bu bitki ve meyvelerinden elde edilir. Tanenler antiseptik ve kabız etkilere sahiptirler.
- Alkaloitler: Yapılarında Azot bulunan ve bazik karakterli bileşiklerdir. Katı ve genellikle renksiz maddelerdir. Asitler ile tuz meydana getirirler. Baz halde suda çözünmedikleri halde tuzları suda çözünebilir. İlk alkaloit 1803 yılında Fransız eczacı Derosne tarafından elde edilmiş olan morfindir. Bu bileşikler küçük dozlarda bile kuvvetli etkiye sahiptirler.
- Sabit yağlar: Gliserin ile yağ asitlerinin esterleşmesi sonucu meydana gelmiş bileşiklerdir. Sıvı veya katı halde olup suda çözünmez fakat organik çözücülerde kolay çözünürler.
- Uçucu Yağlar: Esas itibariyle terpenlerden yapılmış karışımlardır. Genellikle sıvı olup kuvvetli kokulu ve uçucu maddelerdir. Su buharı ile sürüklenebilirler fakat suda çözünmezler. Özellikle çiçek ve meyvelerde bulunsalar da diğer organlarda da rastlanırlar.

zarganacı34
27-01-2007, 10:28
ETKİ VE KULLANILIŞ

Bitkisel kökenli ilaçlar çok eskiden beri hastalıklara karşı kullanılmakla beraber etkili bileşikleri ve etki mekanizmaları hakkındaki bilgiler ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren, yani yaklaşık 100 seneden beri, sahip olmaya başladık. Tıbbi bitkilerin hastalıklara karşı etkilerini ve kullanma imkanları konusunda bir fikir verebilmek için, bazı farmakolojik bilgiler şöyledir.

1- Drog: kökeni Farsça olduğu sanılan bir kelimedir. Eczacılık, kimya ve boya endüstrisinde kullanılan bitkisel, hayvansal veya madensel ilkel maddelere verilen addır. Osmanlıca karşılığı da ecza dır
2- İlaç: hastalıkları iyileştirmek veya belirtilerini ortadan kaldırmak için kullanılan, hastalar tarafından alınabilir şekle getirilmiş, drog veya drog karışımlarına ilaç denmektedir. İlaçları gıda ve zehirlerden tam olarak ayırmak mümkün değildir. Tıbbi miktarlarda ilaç etkisine sahip bir drog, bu miktar aşılınca öldürücü olabilir.
Sınıflandırma: Droglar ve bunlardan hazırlanan ilaçların sınıflandırılması şu üç özellik dikkate alınarak yapılmaktadır.
- Kimyasal yapı
- Etki yeri
- Kullanma amacı
Uygulamada elverişli olması nedeniyle, drogları kullanma amacına göre sınıflandırma en çok kullanılan sınıflandırma şeklidir.
3- Veriliş yolları: ilaçların veriliş yolları çok çeşitlidir. Hastalığın cinsine ve istenilen etkiye göre değişik yolları kullanılır. En çok kullanılan yolları kısaca açıklamak gerekirse;
- Sindirim sitemi yolu: Buna dahilen alma yolu da denilmektedir. Ağız veya rektal yolla verilir ve sindirim kanalı yoluyla kana geçer. Sindirim sistemi yolu bitkisel droglardan hazırlanan ilaçların verilmesi için kullanılır.
- İnjeksiyon yolu: Etkili bileşiğin uygun bir çözücüdeki çözeltisi deri altı, adale içi veya damar içine zerk edilir. Çok çabuk etki eden bir yoldur.
- Haricen kullanma: Burada ilaç solunum, deri veya mukoza yoluyla verilir. Deri yolu yöntemi deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. İlaç şekli olarak bilhassa merhemler tercih edilmektedir.
4- Etkili madde: droglar taşıdıkları etkili maddeler nedeniyle tedavi alanında kullanılmaktadırlar. Bitkilerde etkili maddeler bitkilerin muhtelif organlarında bulunmaktadır. İlk zamanlar drogların etkili maddeleri hakkında bilgilerimiz bulunmadığı için doğrudan doğruya drog veya bundan hazırlanan hulasalar tedavide kullanılmaktaydı. Drogların etkili maddelerinin öğrenilmesi ve bunların saf olarak elde edilmesinden sonra, tedavi alanında drog yerine, saf etkili maddelerden hazırlanan ilaçların kullanılmasına geçilmiştir. Bu günde bu şekilde kullanılış devam etmektedir. Bu maddelerin çabuk etki göstermeleri, yan etkilerinin az olması, miktarlarının çok iyi şekilde hesaplanabilmesi gibi özellikleri nedeniyle tercihen kullanılmaktadır. Buna karşı saf saf etkili maddelerin ülkemizde elde edilmemekte olması, fiyatlarının pahalı, zehirliliklerinin droglara oranla yüksek bulunması, etkilerinin kısa süreli olması gibi sakıncaları da bulunmaktadır. Bu nedenlerle tedavide , hastanın durumuna göre, drog veya etkili maddeden hazırlanmış ilaç kullanılması en geçerli yol olmaktadır.
5- Etki Düzeni: bitkisel droglarda bulunan etkili bileşiklerin hastalıkları iyi etmekte gösterdikleri etki mekanizması çok değişik ve karmaşık olması nedeniyle henüz tam olarak bilinmemekle beraber fizikokimyasal olaylar topluluğu olduğu burada, bilhassa enzim sistemlerinin rol aldığı anlaşılmıştır. Etki; droğun taşıdığı etkili maddeye, miktarına, alan şahsın fiziksel yapısına, etkili maddeye karşı olan tepkisine , ilaç şekline, verilme yoluna v.b. bağlı olarak meydana gelmektedir. İstenen etkiyi elde etmek için genellikle küçük dozlardan başlamak, istenen etki elde edildiği zaman hastalık belirtileri kayboluncaya kadar devam etmek, kusma, ishal, baş dönmesi gibi zehirlenme veya yan etki belirtileri görülür görülmez ilacı kesmek uygulamada kullanılması uygun bir yoldur.

Etkili bileşik kan yoluyla dağılarak doku ile temasa geçer. Hücre ile temasa geçen etkili bileşik tesirini hücre zarı veya içindeki enzimler üzerinde gösterir. Hücre fonksiyonları enzimlerin etkisi ile yürüdüğü için, enzimler üzerindeki etkiler sonuç olarak hücre fonksiyonları üzerinde ortaya çıkar. Etkili bileşik hücre fonksiyonunu arttırır veya azaltır. Hücre fonksiyonlarını arttıran bileşiğe uyarıcı azaltan bileşiklere ise yatıştırıcı denmektedir.

Organizmada meydana gelmiş olan patolojik bir fonksiyon değişikliğini, tekrar normal duruma döndürebilme yeteneğine etkili maddenin tedavi etkisi denir. Bu madde drogun belli bir miktarı ile elde edilir. Bu miktara efektif doz veya tedavi dozu denir. Etkili bileşikten daha yüksek miktarlarda alındığında toksik etki görülmeye başlar. Toksik etkinin görülmesini meydana getiren miktarların üzerindeki dozlar ölüm meydana getirebilir. Ölüm meydana getiren miktara ise letal doz denilmektedir.

Bitkisel droglarda, etkili saf bileşiklere oran efektif doz ile letal doz arasındaki mesafe oldukça geniştir. Bu nedenle bitkisel droglar ile zehirlenerek ölme ihtimali saf etkili maddelere oranla çok azdır.
6- Atılma: dahilen alınan droglardaki etkili maddeler, mide ve barsaklarda emilerek kan yolu ile hücrelere ulaşır. Bir müddet sonra bu etkili madde vücuda girdiği gibi, herhangi bir değişikliğe uğramadan, kimyasal bazı yapı değişikliklerine uğrayarak veya başka bileşiklerle birleşerek organizmadan dışarı çıkar. Bu çıkış en çok, böbrekler vasıtasıyla, idrar ile olur. Bazı bileşikler safra solunum ile atılmaktadır. Vücuda giren bileşiklerdeki kimyasal değişiklikler birçok dokuda olmakla beraber özellikle karaciğerde meydana gelmektedir.
7- Tanı: halk ilaçları ile tedavide göz önünde tutulması gereken en önemli husus tedavi edilmek istenen hastalığın teşhisidir. İshal, kabızlık, mide bulantısı, karın ağrısı, sinirlilik gibi bazı durumlar kolaylıkla fark edilebilirse de, bunların hangi sebeplerden ileri geldiğini ancak bir hekim saptayabilir. Nedenle herhangi bir hastalık belirtisi bitkisel bir ilaç ile kısa sürede tedavi edilemez ise hemen bir hekime başvurmak gerekir. Bunda mutlak bir zorunluluk vardır.
8- Tedavi değeri:bitkisel drogların değeri bazı hekimlerce küçümsenmekte, halk arasında ise fazla değerlendirilmektedir. Basit hastalıkların tedavisinde bitkisel ilaçlar iyi sonuçlar verir fakat buna karşılı bitkisel droglarla hazırlanan ilaçlardan mümkün olanın üstünde bir etki beklenmemelidir.

zarganacı34
27-01-2007, 10:29
Tıbbi bitkiler ile tedaviden, olumlu sonuç alabilmek için, tedaviye en az bir hafta muntazaman devam edilmelidir. Müzmin hastalıklarda bu süre 3-4 haftayı bulur. Tıbbi bitkilerin etkileri nispeten yavaş ama uzun sürelidir.



KULLANLIŞ ŞEKİLLERİ

Bitkisel droglar ilaç olarak alınabilmek için uygun bir şekle konulmalıdır. Bun en basit yolu bitkiyi toz haline getirerek veya olduğu gibi veya bir güllaç içinde almaktır. Bununla beraber alma şeklindeki kolaylık ve alınan miktarın saptanması bakımından hap, infüzyon ve dekoksiyon şekilleri kullanılmaktadır.

1- Toz: Bitki parçalarının bir madeni havanda dövülmesi veya bir değirmende çekilmesi ile elde edilir. Parça büyüklüklerine göre kaba, orta ve ince olmak üzere 3 kısma ayrılırlar. Hap veya güllaç içinde alınacak tozların ince olması tercih edilir. Tozların alınmasında kullanılacak en kolay yol, ince tozun yarım bardak kadar su içine dökülmesi ve karıştırdıktan sonra içilmesidir.
2- Hap: İnce toz halindeki drogun bir yardımcı madde yardımı ile hap haline getirilmesi ile elde
edilir. Hapların ağırlıkları 1-2.5 gr arasında olmalıdır. Daha büyük hapların alınması güçtür. Yardımcı madde olarak bal, şeker şurubu, nişasta, leblebi unu, arap zamkı, meyan balı gibi tedavi etkisi bulunmayan maddeler seçilmelidir. Drog tozu uygun yardımcı madde ile hamur haline getirilir, bu hamur avuç arasında döndürülerek uygun uzunlukta bir çubuk yapılır, çubuk bir bıçak ile uygun büyüklükte parçalara bölünür ve her bir parça yuvarlanarak hap haline sokulur. Hapların birbirine yapışmaması için meyan kökü tozu veya talk tozu konulur.
3- İnfüzyon: Drogların ilaç olarak kullanılmasında çok kullanılan bir şekildir. İnfüzyonu hazırlamak için ufalanmış bitki parçaları üzerine kaynar su dökülür ve karışım kapalı bir kapta, sık sık karıştırılarak, çok hafif ateş üzerinde 5 dk tutulur, soğuduktan sonra süzülür. Kullanılacak miktar genellikle 100 gr su için 2 gr.dır. infüzyon hazırlanmasında diğer bir yolda şöyledir: Kaba toz haline getirilmiş drog üzerine yeter mikterda soğuk su konur ve karışım kaynayıncaya kadar ısıtılır. Kaynamaya başlar başlamaz ateşten çekilir ve soğuduktan sonra süzülür. İnfüzyon her defasında taze hazırlanmalıdır. Tadlandırıcı olarak bal veya şeker konulabilir.
4- Dekoksiyon: bunu hazırlamak için ufalanmış bitki kısımları üzerine yeter miktarda soğuk su soğuk su konulur ve hafif ateşte sık sık karıştırarak yarım saat ısıtılır ve sıcakken süzülür. Bunda da infüzyonda olduğu gibi kullanılacak miktar 100 gr su için 2 gr dır.bu karışımda taze hazırlanmalıdır.tadlandırmak için bal veya şeker kullanılabilir. Çiçek, ince yaprak veya uçucu yağ taşıyan droglar, kaba toz haline getirilip bir çay kaşığı dolusu bir su bardağı içine konur ve üzerine kaynar su konur. Üstü kapalı vaziyette 5 dk kadar dinlenmeye bırakılır. Bu süre sonunda süzülüp içilir. Kaba yaprak veya yumuşak meyvelerde ise bir çay kaşığı dolusu kaba toz edilmiş drog, bir bardak su ile bir cezvede 1-3 dakika kaynatılır. 5 dakika dinlendirilir ve sonra süzülerek içilir. Kök, kabuk, sert meyve ve tohumlar; kaba toz haline getirilip bir bardak su ile bir cezve içerisinde 3-5 dk kaynatılır. 5 dakika dinlendirilip süzülerek içilir.

zarganacı34
27-01-2007, 10:31
BAZI HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE KULLANILABİLECEK BASİT İLAÇLAR
Karışımlar:

Baş Ağrısı:

1- Biberiye yaprağı 1 kısım
Limon kabuğu 1 kısım
Oğulotu yaprağı 1 kısım
İnfüzyon günde 2-3 fincan

2-Ihlamur çiçeği 1 kısım
Kediotu kökü 2 kısım
Oğulotu (melisa) yaprağı 1 kısım
İnfüzyon günde 2-3 fincan

Gaz söktürücü:

Anason meyvesi 1 kısım
Kimyon meyvesi 1 kısım
Kişniş meyvesi 1 kısım
Rezene meyvesi 1 kısım
İnfüzyon günde 2 fincan

Hazımsızlık:

Adaçayı yaprağı 2 kısım
Kişniş meyvesi 2 kısım
Meyan kökü 1 kısım
Pelinotu 1 kısım
İnfüzyon günde 1 fincan

Uykusuzluk:

Ihlamur çiçeği 2 kısım
Limon kabuğu 1 kısım
İnfüsyon yatmadan önce 1 fincan

Öksürük kesici:

Adaçayı yaprağı 1 kısım
Hatmi çiçeği 1 kısım
Öksürükotu yaprağı 1 kısım
İnfüzyon günde 2-3 fincan





Basit droglar:

Grip ve soğuk algınlığı: papatya, soğan, ahududu, havuç, fesleğen, salep, kekik, meyan, sarımsak.
Umarım bu bilgileri beğenirsiniz. Prof. Dr. Turhan Baytop. Türkiyede Bitkilerle Tedavi. Kiatbından alıntıdır.

iboonline
27-01-2007, 10:56
Çok saol bu bilgiler için.Senin sayende yeni bir bilgiler edindik.İnşallah bu bitkiler sağlık açısında yani tıp ta önemsenir çünkü bazı doktorlar bitkiler tedavide kullanılamz diyorlar.Ben boş vakitlerimde bir eczane var kendisini severim bazen yardım etmeye giderim bişi getir bişi götür orada durardım.Yine bir kere eczaneye gittim adam tıp hastanesine gitmiş.Doktor raporu kendi el yazısı ile yazmış ama abi bi sinirlenio(eczacı)bunun hükmü yok artık el yazısıı ile raporlar kalktı dedi zaten orada bi raporlu amca vardı kendi raporunu gösterdi bilgisayardan çıkartılmış.İşte amca sen hastaneye geri dön o adamı bul ve ona bu raporun hükmü yoktur de dedi.adam mecbur olarak gitti tabi.Başladı eczacı abi argo argo söylenmeye diyorku bu i. ler kendilerini bişey sanıyorlar hiç devletin verdiği kararları dinlemiyolar o. lar dedi
not:eczacı abi dememin sebebi adını vermek istememem abinin adını biliyorum:D

REİS
27-01-2007, 11:26
Önder

Kendi adıma teşekkür ederim.
Burası bir balık sitesi ama hayat balıktan ibaret değil.
Birbirimize faydalı olacak her bilgiyi paylaşmak, dostluğu da pekiştirecektir.
Bunlara burun kıvıranlar da çıkabilir. Zarar yok.
Sen yaz, memnun olanların duasını alırsın.
Leblebi gibi ilaç yutmaktan artık ilaçlar da faydasız hale geldi neredeyse.:mad:

zarganacı34
27-01-2007, 11:30
Çok teşekkür ederim Mahir amca bu işi yapmasamda ilgileniyorum. Basitçe olsa da insanlara yardım etmeyi çok seviyorum.

Birahas
27-01-2007, 11:34
Sevgili Önder çalışman ve paylaşımın için teşekkürler.
Benim alerjik bir hastalığım olduğu için 1992 yılından beri ilaç kullanmıyorum. Kullandığım ilaç en fazla 50 - 60 adet hapı geçmemiştir. Soğuk algınlığına dayanan hastalıklarımda da hep doğal (bitki) ilaç tedavisi ile elimden geldiğince tedavi olmaya çalışıyorum. Diğer bilgilerini merakla bekliyorum
Benim durumum gibi olan arkadaşlara yararlı olacağını ümit ediyorum.

derya__kuzusu
27-01-2007, 11:42
Çok teşekkür ederim Mahir amca bu işi yapmasamda ilgileniyorum. Basitçe olsa da insanlara yardım etmeyi çok seviyorum.

Önder'cim müthiş bir konuya değinmişsin tebrik ederim:)
BENİM BÖBREKLERİMDE TAŞ VAR TAM 25 SENEDİR VE EN İYİ TEDAVİYİ BİTKİLERLE SAĞLIYORUM.Bende nicedir buna benzer bir konu açayım diyordum ve sabitlenmelide isteyen faydalanabilir.BÖBREK taşı konusunda ihtisas sahibi oldum diyebilirim her türlü ilacı ve bitkiyi kulladdım bu 25 sene içerisinde ve en iyi tedavi olarak bitkiler diyebilirim..şimdilik kimsenin kafasını şişirmiyeyim eğer bu dertten muzdarip olan varsa ve sorarsa paylaşırım .
eline emeğine sağlık sağlık ve sevgiyle kal:)

smyrna
27-01-2007, 11:42
Önder herşeyden önce bu bilgiler ve gerekli uyarıların için teşekkür ederim :) Hiç kimsenin böyle bir bilgilendirmeye karşı aksi tepki vereceğini düşünmüyorum. Ayrıca bu bilgileri kulaktan dolma değil de, bir uzmandan öğrenmek hepimiz için bir kazançtır .Hele ki şu kış günlerinde hepimiz için faydalı olacağını düşünüyorum .

zarganacı34
27-01-2007, 11:51
ilginize çok teşekkür ederim daha elimden geldiğince bilgi vermeye çalışacağım.

feyyaz
27-01-2007, 13:21
Kıymetli kardeşim bu benimde incelediğim konu,1977-78 içinde ingilterede bulundum.(görevli).Ev sahibim aspirini bile zorda kalmadıkça içmiyordu.Sıcak su-bal karışımının üzerine viskiyi ilave edip içiyordu.Hasbelkader son 5 yılımın en az 1 yılı Almanyadaydım, oradada bitkisel ilaç satımı alıp başını gitmiş.Çok güzel bir konu açmışsınız,Mahir Ağabeyin dediği gibi sizi anlıyan daha iyi değerlendirecektir.(Elinizdeki kitap Türkiyede bu konu hakkındaki tek bilimsel kitaptır,saklayın.)

cem76
27-01-2007, 18:01
arkadaşlar sitedinde konusu geçen cilt hastalıklarıyla ilgili leyla cabuk a tedavi olan varmı içinizde.bitkisel yöntemlerle sedefe kesin çözüm bulduğunu iddaa ediyoda.

cem76
27-01-2007, 18:03
Önder'cim müthiş bir konuya değinmişsin tebrik ederim:)
BENİM BÖBREKLERİMDE TAŞ VAR TAM 25 SENEDİR VE EN İYİ TEDAVİYİ BİTKİLERLE SAĞLIYORUM.Bende nicedir buna benzer bir konu açayım diyordum ve sabitlenmelide isteyen faydalanabilir.BÖBREK taşı konusunda ihtisas sahibi oldum diyebilirim her türlü ilacı ve bitkiyi kulladdım bu 25 sene içerisinde ve en iyi tedavi olarak bitkiler diyebilirim..şimdilik kimsenin kafasını şişirmiyeyim eğer bu dertten muzdarip olan varsa ve sorarsa paylaşırım .
eline emeğine sağlık sağlık ve sevgiyle kal:)

eşkinanın içinden çıkan taşı denedinizmi.ben arkadaşıma verdim kullandıktan sonra ameliyat olmak için gitti ultrasonda baktıklarında taşlar yok olmuştu.doktorda şaşırdı.

zarganacı34
27-01-2007, 19:51
Kıymetli kardeşim bu benimde incelediğim konu,1977-78 içinde ingilterede bulundum.(görevli).Ev sahibim aspirini bile zorda kalmadıkça içmiyordu.Sıcak su-bal karışımının üzerine viskiyi ilave edip içiyordu.Hasbelkader son 5 yılımın en az 1 yılı Almanyadaydım, oradada bitkisel ilaç satımı alıp başını gitmiş.Çok güzel bir konu açmışsınız,Mahir Ağabeyin dediği gibi sizi anlıyan daha iyi değerlendirecektir.(Elinizdeki kitap Türkiyede bu konu hakkındaki tek bilimsel kitaptır,saklayın.)

Asla hiç bir yere atmam o kitabı. Avrupada o kadar yayıldığı için ülkemizde de bu bölümü açma gereği duymuşlar.

zarganacı34
27-01-2007, 19:52
eşkinanın içinden çıkan taşı denedinizmi.ben arkadaşıma verdim kullandıktan sonra ameliyat olmak için gitti ultrasonda baktıklarında taşlar yok olmuştu.doktorda şaşırdı.

Eşkinanın kulağındaki taşları ben de duydum.

afet
27-01-2007, 20:07
Mide rahatsızlığı için kaynatılmış kekik (dağ kekiği) kullanan yakınlarım var, yanma ve ekşime ye iyi geldiğini söylüyorlar,
Önder emeğine sağlık, güzel ve faydalı bir paylaşım olmuş, ;)

derya__kuzusu
30-01-2007, 09:43
25 senedir böbrek taşı döken biri olarak ve onlarca bitki tedavisinden edindiğim bilgiyle en son on sene önce keşfettiğim yöntem ve bu sayede daha rahat ve çabuk taş düşürmemi sağlayan şey .
ZEYTİN YAĞI:
yöntem:ağrılarınız başladığında sabahları aç karnına yarım fincan ZEYTİN YAĞI bunu çay bardağına koyun üzerine bi okadar limon sıkın (çünki yağ yanlız içilemiyo kokusundan)karıştırın ve için bunu 4--5 gün devam edin .
yağ sayesinde kanallar gevşiyor ve taşın daha rahat düşmesini sağlıyor ayrıca 2 sene önce İngiliz bilim adamlarının yaptığı bi araştırmayla ZEYTİN YAĞI'nın kuvvetli bir ağrı kesici özelliği olduğu ortaya çıkmış.
keşke içerken okadar kötü kokmasada her zaman içilebilse ama ne yapıcan derman bulmak için öylede içiliyor .Allah kimsenin başına dermansız dert vermesin Amin...

suates
30-01-2007, 10:34
önder paylaşımın için teşekkür ederim
belliki sen bu işte bayağı uğraş veriyorsun sağolasın kardeşim herkesin alacağı bir konu var senin yazında
müjdat senin anlattığın zeyzinyağı da dahil denemediğim kalmadı taş için hiçbir şey fayda etmedi en sonunda 1 cm lik taşı düşürdüm yanlız omu beni düşürdü yoksa benmi onu bilemiyorumm:D :D :D :D

Canazor
30-01-2007, 10:46
böbrek taşı için tekel birası içilmeli diyorlar ,hacılar bile içiyomuş:confused: :eek: :D

derya__kuzusu
30-01-2007, 10:54
böbrek taşı için tekel birası içilmeli diyorlar ,hacılar bile içiyomuş:confused: :eek: :D

Can'ım tekel veya başkası farketmiyor bira olsun yeter diyorlar ama biranın taşla alakası yok aslında bira sadece çokça idrara çıkmanı sağlıyor biliyorsun taşlar idrar yoluyla düştüğü için bira içki çabuk düşsün derler:) ama ben nerdeyse alkolik oluyordum bi faydasınıda görmedim.
çeken birisi olarak nacizane fikrim:)
o hacıların canı bira çekmiştir heralde:D :D :D

zarganacı34
30-01-2007, 16:20
önder paylaşımın için teşekkür ederim
belliki sen bu işte bayağı uğraş veriyorsun sağolasın kardeşim herkesin alacağı bir konu var senin yazında
müjdat senin anlattığın zeyzinyağı da dahil denemediğim kalmadı taş için hiçbir şey fayda etmedi en sonunda 1 cm lik taşı düşürdüm yanlız omu beni düşürdü yoksa benmi onu bilemiyorumm:D :D :D :D

Çok teşekkür ederim. Ben de idrar söktürücüler dışında doyurucu bir şey göremedim araştırmalarımda. Ama araştırıp en kısa zamanda bir bilgi vereceğim buradan size. Zeytin yağı bana da mantıklı geldi ama ilk başta dediğim gibi mutlaka doktor kontrolünde denemek lazım. Zeytin yağı ve limon asidik yapıda maddeler taşıdığı için (örn: Askorbik asit, sitrik asit, oleik asit) taşa faydası olabilir. Çünkü C vitamini böbreklerden atılır. Eğer taşın yapısı bazik karakterli ise uzun sürede faydası olacaktır. Ama asidik karakterli ise tam aksi yönde de reaksiyon verebilir.

REİS
30-01-2007, 17:07
Böbrek taşı için tavuk katısının da faydalı olduğunu duydum.
Katı yani taşlık, bilindiği gibi tavukların topraktan gıdalarını alırken istemeden topladığı taş, toprak vs.gibi maddeleri eritirmiş.
Bunu dövüp toz haline getirip... filan.
Bir de çok bol su içmek gerekirmiş, idrara çıkmak için.
Biraya gerek yok.:p

suates
30-01-2007, 17:26
mahir abi neler yapmadımki bu taş için
hani erkekler ağlamaz diye söylenir nerdeeeeee
gelde gözlerden akan yaşları gör.ahhhh ah:D :D :D :D

Birahas
30-01-2007, 17:36
Benim rahmetli anneannem İstanköy (COS) 'lüdür. Yani Giritli'de diyebiliriz.
Eee Giritli olunca akan sular durur. Otun her türlüsünü hem yemeklik hemde sağlık için çok iyi bilirdi.
Sağolsun banada çok bilgi öğretti. Öğrettikleri yemeklik otlar ile ağırlıkla sınırlı kaldı.
Bu otların içinde biri varki her zaman benim favorim olmuştur.
ŞEVKET-i BOSTAN
Bu ot toprakta yayvan olarak yetişen bir tür dikendir.
Yeşil yaprakları haşlanıp mükemmel bir salatası olur. Kökü ile bire bir (bir kilo kuzu etine bir kilo Şevket-i Bostan) muhteşem yemeği olur.
Kökünü ve yapraklarını beraber haşlayıp suyunu sabahları aç karnına içerseniz böbrek taşlarını kırıp vücüddan ağrısız atılmasını sağlar. Rahmetli anneannecimden İzmir-Tepecik Hastanesinde bulunan doktorlar (o dönem de) evine kadar gelir toplaması için rica ederlerdi. Bizde annaannem ile beraber toplamaya giderdik. Ne Arapsaçları, Radikalar, Turp otları, Ebegümeçleri, Tilkişenler, Acı Otlar, Hardallar aklıma şuan gelmeyen binbir çeşit ot toplardık.

suates
30-01-2007, 19:44
HUZUR DOĞADAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA

Canazor
30-01-2007, 21:55
HUZUR DOĞADAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA

Doğanın huzuru çok fosforlu olmuş be abi:rolleyes: :D

r.oktay
31-01-2007, 00:40
ya...arkadaşlar.göcekte balık kampı yaparken ayağımdan beni birşey soktu.ve ayağım şişti,zonkladı.kamp rezil oldu derken göceklı bir profesyonel balıkcı arkadaşım zıft gibi cok pis kokan bal kıvamında birşey sürdü.1 saat sonra herşey normale döndü.sorduğumda tam bir kocakarı tarifi verdi....daha yeni tutulmuş tragonyayı canlı canlı dikkatli bir şekilde zeytinyağı doldurulmuş bir kavanoza koyup ağzını sıkı sıkı kapatıyoruz.ve bunu 4-5 ay hiç güneş görmeyen bir yerde saklıyoruz.sonra ihtiyac oldukca kullanıp gene karanlığ kaldırıyoruz.....gülmeyin...bana faydası oldu

r.oktay
31-01-2007, 00:47
gene göcekte n.banu(eşim) salata yaparken elini çok fena kesti.kesik yere hemen günnük ağacı(sığla ağacı) recinesini sürdüm.tecrübeliydım.çünkü 1 sene evvel bende aynı haltı yemıştim.kanama anında durdu.işin komiği ertesi gün eli neredeyse tamamen iyileştı.