Birahas
28-02-2007, 20:46
DALICILARDA SAĞLIK KONTROLÜ VE DALIŞA UYGUNLUK
Ülkemizde dalışa başlayacakların sağlık muayenelerinde bir standart yoktur. Bu yüzden amatör sualtıcıların “Dalabilir Raporu” alması için tüm dünyada kabul gören ve mutlaka uygulanması gereken tıbbi muayeneler aşağıda sıralanmıştır.
1. Sorgulama ve fizik muayene: aday tıbbi geçmişi açısından özellik taşıyan geniş bir sorgulama ve ayrıntılı bir fizik muayeneden geçirilmelidir.
2. Radyolojik muayene: her dalgıç adayının akciğer ve sinüs grafileri çekilmeli ve hava hapsi yönünden incelenmeli.
3. Laboratuar muayenesi: tam kan sayımı, rutin biyokimya ve tam idrar tahlilleri enfksiyon ve metabolik hastalıklar yönünden incelenmeli.
4. Solunum fonksiyon testi: solunum fonksiyonları patolojik belirtiler yönünden araştırılmalıdır.
5. Odiyometrik muayene: her dalıcının işitme eşiğinin saptanması yararlı olacaktır.
6. Elektrokardiografi (kalp grafisi) : 40 yaşın üzerindeki her adayın EKG (Kalp Grafisi)sinin çekilmesi gereklidir.
Bu testlerde patoloji çıkması halinde daha ayrıntılı muayeneler gerekebilir.
Dalışa uygunluk açısından dalgıçlar her durum karşısında kendilerine bakabilecek yeterliliğe; tüm vücut boşluklarındaki basıncı sakin bir şekilde dengeleme yeteneğine, ayrıca bilinç durumu, uyanıklık ve yargılama yönünden de sağlamlık ve dayanıklılığa sahip olmalıdırlar.
Bu durumlara haiz olanlarda dalışa engel olacak hastalık olmaması koşulu ile “yaş sınırı” yoktur.
Bayanların da scuba dalgıçlığı için birkaç istisna dışında erkekler kadar uygun olduğu, güvenli dalış yaptığı görülmektedir. Ancak dalış tıbbında kadınların dekompresyon hastalığı riskinin daha yüksek olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte “fizik kondisyon” düzeyi erkeklerle kıyaslanabilir seviyeye ulaştığında dekompresyon hastalığı oranı farklılığının kaybolduğu görülmektedir.
Erkeklerden farklı olarak kadınların dalmasına engel olan başlıca durumun gebelik olduğu söylenebilir. Çünkü anne karnındaki bebek dekompresyon hastalığına anneden daha hassastır. Ayrıca gebelik esnasındaki dalışlar, doğumsal defektler ile bebek ölüm oranını artırmaktadır. Ancak bir görüşe göre de gebenin yapacağı dalış sualtı hekiminin değerlendirmesine bırakılmalıdır.
Genel olarak kabul gören ve dalmanın sakıncalı olduğu bazı hastalıklar bulunmaktadır.
Bunlar:
• Akciğerlerinde hava hapsine yol açacak hastalıkları, kavitasyonu, astım, amfizem, akciğer kistleri, pnömotoraks özellikle spontan pnömotoraks geçirmiş olanlar.
• Kalp yetmezliği olanlar, aritmisi ve kapak bozukluğu bulunanlar ile “patent foramen ovale” gibi rahatsızlıkları bulunanlar.
• Saralılar, bayılma atakları geçirenler, merkezi sinir sistemi bozukluğu, insüline bağımlı diyabet, ilaç alışkanlığı, alkol bağımlılığı bulunanlar.
• Kulak zarı yırtık olanlar, kronik orta kulak ve sinüs iltihabı olanlar, orta kulağında protez bulunanlar dalmamalıdırlar.
• Akut enfeksiyonlar, sinüs ve östaki kanalını tıkayan üst solunum yolları enfeksiyonları, alerjik durumlar ile ilaç kullanımı sırasında dalış sakıncalı iken bu hastalıklar sona erdiğinde dalış yasağı kalkar.
• Akciğer hacmi düşük olanlar, aşırı şişmanlar, myokard enfarktüsü ve açık kalp ameliyatı geçirmiş olanlar ile ortopedik deformiteleri bulunanların dalış yamaları sualtı hekimince yapılacak değerlendirmeye tabidir.
DALIŞ HASTALIKLARI
KULAK KANALI SIKIŞMASI:
Suyun kulak kanalına girme yolu bulamadığı; kulak kiri, kulak tıkacı gibi durumlarda görülür. Derine iniş sırasında “vakum” oluşur ve kulak zarı dışa doğru kanala çöker. Kanalın yumuşak dokusu da çökecektir. Kulakta ağrı, akıntı ve kanama olabilir. Zarda ise kanama ve yırtılma ortaya çıkabilir. Yırtılmayla birlikte basınç dengelendiği için ağrı bir miktar azalacaktır. Ancak orta kulağa geçen soğuk suyun etkisiyle baş dönmesi, yön duygusu bozukluğu, bulantı, kusma ortaya çıkabilir. Bu durumda dalgıç bir an durmalı, gözlerini kapatmalı baş dönmesinin geçmesini beklemeli (bu sırada inişe son vermiş olmalı ya da dipte olmalı.) sonra da paniğe kapılmadan kurallara uygun olarak çıkış yapmalıdır.
Tedavi olarak hafif olgularda kulak düzelene kadar dalmamak, yüzmemek, kulağı kuru tutmak ve bazen de ağrı kesici ilaçlar yeterli olurken; ağır durumlarda akıntı, kanama, zar yırtılması vb sözkonusu ise bir kulak burun boğaz uzmanına görünülmelidir.
Böyle durumlarla karşılaşmamak için dalgıçlar sezon öncesi muayenesinde kulak kirleri varsa temizletmeli; kulak tıkacıyla dalmamalı, suyun kulaklarına rahatça girdiğinden emin olmalı ve hepsinden önemlisi dalış sırasında kulakta ağrı oluştuğunda hemen inişe son vermeli; ağrının geçtiği yere kadar yükselip kulak eşitlemesi yaparak dalmayı denemeli eğer başarılı olamıyor ve ağrı oluşuyorsa dalışa son vermelidir.
ORTA KULAK SIKIŞMASI:
Kulak barotravmalarının en sık rastlanan tipidir. Dalma sırasında artan dış basıncın östaki borusu ile orta kulağa hava gönderilerek karşılanamadığı; hızlı iniş, soğuk algınlığı, alerjik rinit gibi östaki borusunun şişen çevre dokulara bağlı tıkandığı durumlarda görülür. Önce kulakta dolgunluk hissi oluşur, daha sonra ağrı ortaya çıkar. Kulak zarında ödem, kanama oluşur. Eğer inişe devam edilirse zarda yırtılma meydana gelir. Yırtılma olunca daha önce de söylediğimiz gibi ağrıda bir azalma olur. Fakat soğuk suyun girişine bağlı olarak baş dönmesi, yön duygusu bozukluğu, bulantı, kusma görülebilir. Bu durumda paniğe kapılmadan baş dönmesi geçinceye kadar bir miktar beklenir ve daha sonra kurallara uygun olarak yavaş bir şekilde çıkış yapılır.
Tedavi olarak hafif durumlarda 3–7 gün kadar dalışa ara vermek yeterli iken, ağrı veya çınlaması şiddetli olan, kulakta kanaması olan veya zar yırtılmasından şüphelenilen durumlarda bir K.B.B uzmanına danışılmalıdır.
Bu gibi durumlardan korunmak için iniş esnasında sık aralıklarla valsalva (ağız ve burun delikleri kapalı iken burundan hava vermeye çalışmak) manevrasıyla basınç dengelenmelidir. Yoksa basınç farkı 120 cm H2O’ya çıkarsa östaki borusunda blok oluşur ve açılmaz. İniş esnasın da ağrı olduğunda inişe son vererek ağrının geçtiği yere kadar yükselip tekrar basınç dengelemesi yaparak dalınmalı eğer dengeleme yapılamıyor ve ağrı oluşuyorsa dalışa son verilmelidir. Tecrübeli dalgıçlar kulak eşitlemesini kulakta dolgunluk hissi oluşmadan ya da oluştuğu ilk anda yaparak bu problemi çözerler.
İÇ KULAK SIKIŞMASI:
Orta kulakta dengeleme yapmadan yapılan hızlı iniş ve dengeleme yapmak için yapılan şiddetli valsalva manevrası yol açar.
Hızla yapılan iniş kulak zarı ve orta kulakta bulunan kemikçiklerin içeri çökmesi oval pencerenin de içeri çökmesi ve bu esnada yapılan şiddetli valsalva manevrası kafa içi basıncı artırarak oval veya yuvarlak pencereden perilenf (sıvı) fistülüne yol açabilir. Yuvarlak ve oval pencere rüptürü ani başlangıçlıdır ve yukarı çıkmakla geçmeyen şiddetli baş dönmesi, çınlama, kulakta dolgunluk hissi vardır. Duyusal sinirsel işitme kaybı oluşabilir. Aksi kanıtlanmadıkça baş dönmesi ve duyusal, sinirsel işitme kaybı iç kulak barotravmasını gösterir.
Tedavide yeniden dalıştan uzak durmalı ve K.B.B. uzmanına danışılmalıdır.
Korunmak için hızlı iniş ve zorlu valsalva manevrasından kaçınmak ve kulağın dengelenmediği durumlarda yükselerek yeniden dengelemeye çalışmak ve iniş esnasında sık dengeleme yapmak gerekir.
ALTERNOBARİK VERTİGO : ( vertigo =baş dönmesi)
Genelde yükselme, seyrek olarak iniş sırasında oluşur.( konu bütünlüğü açısından burada anlatılmıştır.). Orta kulaktaki dengelenmemiş basınç farklılıkları iç kulakta yuvarlak pencereyi etkileyerek alternobarik vertigoya yol açarlar. Ani geçici baş dönmesi ve yön duygusu bozukluğu ile kendisini gösterir. Yükselme sırasında bir veya her iki kulakta basıncı eşitleme yetersizliğine ikincil olarak geliştiği sanılmaktadır. İnişte ise kuvvetli bir valsalva manevrası sonrası gelişir. Geçici bir durum olmasına karşın bazen yüzeye çıkıldıktan sonra bile ( hatta günlerce) devam edebilir. Dekonjestan ilaçlar yardımcıdır.
Korunmak için yavaş bir dalış orta kulak basıncını eşitlerken alternobarik vertigoyu önler.
SİNÜS SIKIŞMASI :
Sinus boşluğunun burna açıldığı deliğin çevre dokusunun enfeksiyon ve allerjik nedenlere bağlı tıkanması sonucunda gelişir . Tıkanma nedeniyle basınç farkı dengelenemez; hem iniş hem de çıkışta ağrı ve kanama görülür. Hem iniş hem de çıkış sırasında çok şiddetli ağrı oluşabilir. Bu durum inişde gerçekleşmişse dalışa devam etmemelidir. Çıkışta ise yavaş yavaş çıkılarak ve bekleyerek ağrı azaltılabilir. Ancak ağrının önemli ölçüde azalması genellikle kanamayla birlikte iltihabi sekresyonların atılımına bağlı sinüs deliğinin açılmasıyla mümkün olur.
Bu durumdan korunmak için sinüzit, soğuk algınlığı, gibi hastalıklara karşı koruma tedbirlerini almak ayrıca dekonjestan ilaçları kullanmak sayılabilir. Ayrıca çok şiddetli ağrısı ve durmayan kanaması olanların özellikle bir K.B.B. uzmanına görünmeleri gereklidir.
AKCİĞER SIKIŞMASI:
Akciğer sıkışması özellikle nefesle dalışlarda bazen de kazaya bağlı olarak istem dışı bir şekilde hızla derine inen dalgıçlarda da görülebilir. Rezidüel ciğer hacmi nefes alış veriş esnasında kullanılmayan hacimdir. İşte dalış esnasında bir kere reziduel hacme ulaşıldı mı; basınçta daha fazla bir artış göğüs kafesinde negatif bir basınca yol açar. Bu atardamar ve toplardamarlarda biriken kanla kompanse edilmeye çalışılır. Ancak basınç daha da artacak olursa akciğer dokusunda hasarlanma; ödem ve kanama olur.
Ülkemizde dalışa başlayacakların sağlık muayenelerinde bir standart yoktur. Bu yüzden amatör sualtıcıların “Dalabilir Raporu” alması için tüm dünyada kabul gören ve mutlaka uygulanması gereken tıbbi muayeneler aşağıda sıralanmıştır.
1. Sorgulama ve fizik muayene: aday tıbbi geçmişi açısından özellik taşıyan geniş bir sorgulama ve ayrıntılı bir fizik muayeneden geçirilmelidir.
2. Radyolojik muayene: her dalgıç adayının akciğer ve sinüs grafileri çekilmeli ve hava hapsi yönünden incelenmeli.
3. Laboratuar muayenesi: tam kan sayımı, rutin biyokimya ve tam idrar tahlilleri enfksiyon ve metabolik hastalıklar yönünden incelenmeli.
4. Solunum fonksiyon testi: solunum fonksiyonları patolojik belirtiler yönünden araştırılmalıdır.
5. Odiyometrik muayene: her dalıcının işitme eşiğinin saptanması yararlı olacaktır.
6. Elektrokardiografi (kalp grafisi) : 40 yaşın üzerindeki her adayın EKG (Kalp Grafisi)sinin çekilmesi gereklidir.
Bu testlerde patoloji çıkması halinde daha ayrıntılı muayeneler gerekebilir.
Dalışa uygunluk açısından dalgıçlar her durum karşısında kendilerine bakabilecek yeterliliğe; tüm vücut boşluklarındaki basıncı sakin bir şekilde dengeleme yeteneğine, ayrıca bilinç durumu, uyanıklık ve yargılama yönünden de sağlamlık ve dayanıklılığa sahip olmalıdırlar.
Bu durumlara haiz olanlarda dalışa engel olacak hastalık olmaması koşulu ile “yaş sınırı” yoktur.
Bayanların da scuba dalgıçlığı için birkaç istisna dışında erkekler kadar uygun olduğu, güvenli dalış yaptığı görülmektedir. Ancak dalış tıbbında kadınların dekompresyon hastalığı riskinin daha yüksek olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte “fizik kondisyon” düzeyi erkeklerle kıyaslanabilir seviyeye ulaştığında dekompresyon hastalığı oranı farklılığının kaybolduğu görülmektedir.
Erkeklerden farklı olarak kadınların dalmasına engel olan başlıca durumun gebelik olduğu söylenebilir. Çünkü anne karnındaki bebek dekompresyon hastalığına anneden daha hassastır. Ayrıca gebelik esnasındaki dalışlar, doğumsal defektler ile bebek ölüm oranını artırmaktadır. Ancak bir görüşe göre de gebenin yapacağı dalış sualtı hekiminin değerlendirmesine bırakılmalıdır.
Genel olarak kabul gören ve dalmanın sakıncalı olduğu bazı hastalıklar bulunmaktadır.
Bunlar:
• Akciğerlerinde hava hapsine yol açacak hastalıkları, kavitasyonu, astım, amfizem, akciğer kistleri, pnömotoraks özellikle spontan pnömotoraks geçirmiş olanlar.
• Kalp yetmezliği olanlar, aritmisi ve kapak bozukluğu bulunanlar ile “patent foramen ovale” gibi rahatsızlıkları bulunanlar.
• Saralılar, bayılma atakları geçirenler, merkezi sinir sistemi bozukluğu, insüline bağımlı diyabet, ilaç alışkanlığı, alkol bağımlılığı bulunanlar.
• Kulak zarı yırtık olanlar, kronik orta kulak ve sinüs iltihabı olanlar, orta kulağında protez bulunanlar dalmamalıdırlar.
• Akut enfeksiyonlar, sinüs ve östaki kanalını tıkayan üst solunum yolları enfeksiyonları, alerjik durumlar ile ilaç kullanımı sırasında dalış sakıncalı iken bu hastalıklar sona erdiğinde dalış yasağı kalkar.
• Akciğer hacmi düşük olanlar, aşırı şişmanlar, myokard enfarktüsü ve açık kalp ameliyatı geçirmiş olanlar ile ortopedik deformiteleri bulunanların dalış yamaları sualtı hekimince yapılacak değerlendirmeye tabidir.
DALIŞ HASTALIKLARI
KULAK KANALI SIKIŞMASI:
Suyun kulak kanalına girme yolu bulamadığı; kulak kiri, kulak tıkacı gibi durumlarda görülür. Derine iniş sırasında “vakum” oluşur ve kulak zarı dışa doğru kanala çöker. Kanalın yumuşak dokusu da çökecektir. Kulakta ağrı, akıntı ve kanama olabilir. Zarda ise kanama ve yırtılma ortaya çıkabilir. Yırtılmayla birlikte basınç dengelendiği için ağrı bir miktar azalacaktır. Ancak orta kulağa geçen soğuk suyun etkisiyle baş dönmesi, yön duygusu bozukluğu, bulantı, kusma ortaya çıkabilir. Bu durumda dalgıç bir an durmalı, gözlerini kapatmalı baş dönmesinin geçmesini beklemeli (bu sırada inişe son vermiş olmalı ya da dipte olmalı.) sonra da paniğe kapılmadan kurallara uygun olarak çıkış yapmalıdır.
Tedavi olarak hafif olgularda kulak düzelene kadar dalmamak, yüzmemek, kulağı kuru tutmak ve bazen de ağrı kesici ilaçlar yeterli olurken; ağır durumlarda akıntı, kanama, zar yırtılması vb sözkonusu ise bir kulak burun boğaz uzmanına görünülmelidir.
Böyle durumlarla karşılaşmamak için dalgıçlar sezon öncesi muayenesinde kulak kirleri varsa temizletmeli; kulak tıkacıyla dalmamalı, suyun kulaklarına rahatça girdiğinden emin olmalı ve hepsinden önemlisi dalış sırasında kulakta ağrı oluştuğunda hemen inişe son vermeli; ağrının geçtiği yere kadar yükselip kulak eşitlemesi yaparak dalmayı denemeli eğer başarılı olamıyor ve ağrı oluşuyorsa dalışa son vermelidir.
ORTA KULAK SIKIŞMASI:
Kulak barotravmalarının en sık rastlanan tipidir. Dalma sırasında artan dış basıncın östaki borusu ile orta kulağa hava gönderilerek karşılanamadığı; hızlı iniş, soğuk algınlığı, alerjik rinit gibi östaki borusunun şişen çevre dokulara bağlı tıkandığı durumlarda görülür. Önce kulakta dolgunluk hissi oluşur, daha sonra ağrı ortaya çıkar. Kulak zarında ödem, kanama oluşur. Eğer inişe devam edilirse zarda yırtılma meydana gelir. Yırtılma olunca daha önce de söylediğimiz gibi ağrıda bir azalma olur. Fakat soğuk suyun girişine bağlı olarak baş dönmesi, yön duygusu bozukluğu, bulantı, kusma görülebilir. Bu durumda paniğe kapılmadan baş dönmesi geçinceye kadar bir miktar beklenir ve daha sonra kurallara uygun olarak yavaş bir şekilde çıkış yapılır.
Tedavi olarak hafif durumlarda 3–7 gün kadar dalışa ara vermek yeterli iken, ağrı veya çınlaması şiddetli olan, kulakta kanaması olan veya zar yırtılmasından şüphelenilen durumlarda bir K.B.B uzmanına danışılmalıdır.
Bu gibi durumlardan korunmak için iniş esnasında sık aralıklarla valsalva (ağız ve burun delikleri kapalı iken burundan hava vermeye çalışmak) manevrasıyla basınç dengelenmelidir. Yoksa basınç farkı 120 cm H2O’ya çıkarsa östaki borusunda blok oluşur ve açılmaz. İniş esnasın da ağrı olduğunda inişe son vererek ağrının geçtiği yere kadar yükselip tekrar basınç dengelemesi yaparak dalınmalı eğer dengeleme yapılamıyor ve ağrı oluşuyorsa dalışa son verilmelidir. Tecrübeli dalgıçlar kulak eşitlemesini kulakta dolgunluk hissi oluşmadan ya da oluştuğu ilk anda yaparak bu problemi çözerler.
İÇ KULAK SIKIŞMASI:
Orta kulakta dengeleme yapmadan yapılan hızlı iniş ve dengeleme yapmak için yapılan şiddetli valsalva manevrası yol açar.
Hızla yapılan iniş kulak zarı ve orta kulakta bulunan kemikçiklerin içeri çökmesi oval pencerenin de içeri çökmesi ve bu esnada yapılan şiddetli valsalva manevrası kafa içi basıncı artırarak oval veya yuvarlak pencereden perilenf (sıvı) fistülüne yol açabilir. Yuvarlak ve oval pencere rüptürü ani başlangıçlıdır ve yukarı çıkmakla geçmeyen şiddetli baş dönmesi, çınlama, kulakta dolgunluk hissi vardır. Duyusal sinirsel işitme kaybı oluşabilir. Aksi kanıtlanmadıkça baş dönmesi ve duyusal, sinirsel işitme kaybı iç kulak barotravmasını gösterir.
Tedavide yeniden dalıştan uzak durmalı ve K.B.B. uzmanına danışılmalıdır.
Korunmak için hızlı iniş ve zorlu valsalva manevrasından kaçınmak ve kulağın dengelenmediği durumlarda yükselerek yeniden dengelemeye çalışmak ve iniş esnasında sık dengeleme yapmak gerekir.
ALTERNOBARİK VERTİGO : ( vertigo =baş dönmesi)
Genelde yükselme, seyrek olarak iniş sırasında oluşur.( konu bütünlüğü açısından burada anlatılmıştır.). Orta kulaktaki dengelenmemiş basınç farklılıkları iç kulakta yuvarlak pencereyi etkileyerek alternobarik vertigoya yol açarlar. Ani geçici baş dönmesi ve yön duygusu bozukluğu ile kendisini gösterir. Yükselme sırasında bir veya her iki kulakta basıncı eşitleme yetersizliğine ikincil olarak geliştiği sanılmaktadır. İnişte ise kuvvetli bir valsalva manevrası sonrası gelişir. Geçici bir durum olmasına karşın bazen yüzeye çıkıldıktan sonra bile ( hatta günlerce) devam edebilir. Dekonjestan ilaçlar yardımcıdır.
Korunmak için yavaş bir dalış orta kulak basıncını eşitlerken alternobarik vertigoyu önler.
SİNÜS SIKIŞMASI :
Sinus boşluğunun burna açıldığı deliğin çevre dokusunun enfeksiyon ve allerjik nedenlere bağlı tıkanması sonucunda gelişir . Tıkanma nedeniyle basınç farkı dengelenemez; hem iniş hem de çıkışta ağrı ve kanama görülür. Hem iniş hem de çıkış sırasında çok şiddetli ağrı oluşabilir. Bu durum inişde gerçekleşmişse dalışa devam etmemelidir. Çıkışta ise yavaş yavaş çıkılarak ve bekleyerek ağrı azaltılabilir. Ancak ağrının önemli ölçüde azalması genellikle kanamayla birlikte iltihabi sekresyonların atılımına bağlı sinüs deliğinin açılmasıyla mümkün olur.
Bu durumdan korunmak için sinüzit, soğuk algınlığı, gibi hastalıklara karşı koruma tedbirlerini almak ayrıca dekonjestan ilaçları kullanmak sayılabilir. Ayrıca çok şiddetli ağrısı ve durmayan kanaması olanların özellikle bir K.B.B. uzmanına görünmeleri gereklidir.
AKCİĞER SIKIŞMASI:
Akciğer sıkışması özellikle nefesle dalışlarda bazen de kazaya bağlı olarak istem dışı bir şekilde hızla derine inen dalgıçlarda da görülebilir. Rezidüel ciğer hacmi nefes alış veriş esnasında kullanılmayan hacimdir. İşte dalış esnasında bir kere reziduel hacme ulaşıldı mı; basınçta daha fazla bir artış göğüs kafesinde negatif bir basınca yol açar. Bu atardamar ve toplardamarlarda biriken kanla kompanse edilmeye çalışılır. Ancak basınç daha da artacak olursa akciğer dokusunda hasarlanma; ödem ve kanama olur.