bilge kağan
Üye
- Yaş
- 50
- Şehir
- OSMANİYE
- Favori Kamış
- lineaeffe rapid cx spin 2.05, DAM 2.40, okuma V system 2,40 spin
- Favori Makina
- okuma trio 30s, okuma avenger 30a, Okuma Raw 65, daiwa sweepfire E 4000
- En iyi avı
- alabalık 3 kg, turna 2 kg, levrek 3 kg, çipura 1,2 kg, zargana 95 cm ( 990 gr. )
- İsim
- bilge kağan tomas
bu yıl deniz yatmadı denize açılamıyoruz derken bu cumartesi meteoroloji beklediğimiz deniz durumunu gösterince hazırlıkları yapıp cumartesi gecesi erzin burnaz plajına doğru yola çıktık. yarım saat sonra plaja varınca kayınçoyu arabanın yanına bırakıp ustam ahmet abiyle ben midye çıkarmak için denize girdik ve sahil boyunca gezerek gece saat ikiye kadar midye topladık. arabanın yanına dönüp botu açtık, taban aliminyumlarını yerleştirdik ve o anda ustam '' aha ! '' dedi. ne oldu abi dedim, pompa evde kalmış dedi
ne yapsak, ne etsek derken önce etrafa bakıp balıkçılardan uygun pompa aradık, bulamayınca da kayınçoyla ben arabaya atlayıp eve pompa almaya döndük. yarım saat gittik, pompayı aldık dönüyoruz bu seferde hatay, adana, osmaniye kavşağında bir tane zırhlı land rover, bir de sivil araç yolu kapamış projektörlerle bir şeyler arıyor. onlar müsaade verince yarım saat da dönüş yolu, saat oldu 03 : 30 botu şişir denize indir, saat 04 :00. yavaş yavaş açılımaya başladık ve çok şükür dedik, o an ustam '' bir yanık kokusu mu var ? '' dedi. idk evet, bu seferde keskin bir plastik yanığı kokuyor. motora bakarken aküye bakarken gördük ki elektrikli motora akım sağlayan kablo ısınıp erimiş
haydaa, daha karadan 150 - 200 m ancak açıldık. biraz bekleyip kabloyu soğuttuktan sonra az daha gittik ama kablo hemen ısınınca kıyıdan yaklaşık 200 - 250 m uzağa demir attık mecburen. ustamla kayınço kürekle ilerleyelim dediyseler de ben ters rüzgar olur, akıntı olur vs. dönüşü de düşünmek lazım deyip vazgeçirdim. oltaları salladık reeling derinlik ancak 5 m var.
daha kurşun tabana düşerken vuruş var, yem gitmiş ama balık yok. arada bir iki sivriburun gümüş ( silver sillago ) alıyoruz. elimizdeki yemler bitene kadar balıkları besleyip sevap kazanırken diğer taraftan da küfürler edip durumu eşitliyoruz. yem bitince ustam çapari yapalım diyor ama bağladığı çaparileri kardeşi aldığından hazırda çaparisi yok. benim çapariyi ona verip ben de sahte ile at çek yapmaya başladım. bacanak tek tük kıraçadan sardalya yavrusundan yakalamaya başladıysa da balıklar küçük, hatta sardalyaların bazısı akvaryum balığı iriliğinde. sabaha kadar yaptığımız avda ömrümde gördüğüm en küçük mırmır, çipura, sardalya, mercan balıklarını yakaladık. çok fazla çipura vardı, çift çift geliyorlardı ama en kabası 15 cm idi. hatta balon balıkları bile 10 - 15 cm. idi. alıkoyduğumuzun belki üç katını saldık. içlerinde balık denecek sadece birkaç tane 20 - 25 cm.lik mırmır, bir kaç istavrit ve biraz gümüş vardı. bir de iki de bir oltama takılan kafası vantuzlu asalak balık. beğenmediğimiz gümüşler bu avda tabiri caizse altın olmuştu bizim için. fotoğraf çekmeyi çok seven biri olarak sıkıntılı geçen bu avda sadece vantuzlu balığın fotosunu çekmek geldi içimden, bir de benim payıma düşen balığın.
yemlik kum midyeleri




eve gelince hanım hep siz gidiyorsunuz denize, biraz da bizi götürün diye sitem edince, gece yaptığım ( aslında yapamadığım ) avın rövanşı için bir şimşek çaktı kafamda hihi peki öyleyse pazartesi de sizi götüreyim dedim
hanım ablalarını da aradı ve dayım ( aynı zamanda bacanağım ) yengem, ustamın eşi olan diğer baldızım çor çocuk vs. iki arabayla gitmek üzere sözleştik. ama ben şart koştum, sabah yatmak yok, saat en geç 6'da hazır olun dedim, hem güneş yakmadan suya girin, yüzün, hava ısınınca da döneriz dedim. tabi planlar gizliden gizliye hep balık avı üzerine
dediğim gibi erkenden burnaz plajına vardık ve bizimkiler çay demleme, kahvaltı hazırlama işlerine girince, henüz suda kimse yokken ben hemen rover 98'i alıp suya yanaştım. biraz attıp çektim, bir kaç saldırı olduysa da birisi zargana, diğerleri ise küçük levrek ve çatalkuyruklardı. o ara sahile oldukça yakın geçen bir balık sürüsü gördüm. hemen roveri kaldırıp bir yıldır suya inmeyi bekleyen 4 tane tüylü çapari iğnesi ve arkasında şeffaf simli raglou bulunan çapariyle, çam ağacı kabuğundan kendi el yapımım olan ama hiç test etmediğim çapari mantarını çıkardım. o arada balık sürüsü de hareketlendi, sanırım avcı balıklar sıkıştırıyordu. hemen suya girip 30-40 m. kadar ilerledim ve çapariyi sürünün arkasına düşürdüm. sürünün içinden geçerken bir şapırtı oldu ve olta ağırlaştı. kıraca istavrit olduğunu sandığım balıklar iğneyi doldursa da çekerken hesi geri döküldü, sanırım çok küçüktüler. yine de eğlenmek maksadıyla attım ve o anda balık sürüsünü sıkıştıran zargana çapariye yapıştı, kurtuldu, tekrar yapıştı, kurtuldu ve bu şekilde bir keç kez takılıp kurtularak önüme kadar gelip döndü, güzel bir zarganaydı. sonraki atışlarda ise bu zarganadan daha küçük, 60 cm.lik bir zargana oltaya takıldı. suyun içinde kendimi yaralamamak için dışarı doğru yürüyüp balığı karaya aldım ve o anda çapari ile avlanmayı neden sevmediğimi hatırladım. çapari iyice kördüğüm olmuştu. epeyce bir uğraştan sonra çözüp balığın fotosunu çektim ve bizimkilerin şaşkın bakışları arasında suya iade. sonraki atışlarda çok sayıda ispendek takibi ve saldırısı var, sonunda birisi muradına erip çapariyi kapıyor. o da bir boy fotoğrafı çektirip saatte 1500 km hızla geldiği yere dönüyor
sonrasında kahvaltı molası.
bu benim yaptığım çapari mantarı, bizim buralarda 5-6 iğneli çapariyi bu şekildeki mantarın arkasına kuyruk şeklinde bağlarız. kurşun kullanmadan mantarın içine gömülü kurşunun ağırlığı ile atarız. mantar tıpkı popper sahte gibi çalışır. bu sese gelen balıklar mantarın arkasında gelen çapariye saldırır



kahvaltının ardından bu çapari işi bana göre değil deyip farklı arayışlara giriyorum. kıyılar insan dolu, balık açıkta. açığa nasıl ulaşırım derken aklıma 12 gr. maria light jig geliyor. bizimkileri dayımla bırakıp insanlardan biraz daha uzakta bir yere gidip 40 - 50 m. suya girdim. bizim kıyılar çok sığdır, yavaş yavaş derinleşir, su ancak göbeğime geliyor. atabildiğim kadar uzağa atıyorum ve tabandan havalandırıp kamışla vurarak hızlı tempoda çekiyorum. aslında bu konudaki bilgim youtube'da izlediğim videolarla sınırlı. o ara bir vuruş var ama alamadım. biraz daha gayretten sonra bir anda oltaya hafif bir şey takılıyor. önce yosundur diyorum ama sarmayı bırakınca kafa atıyor. hemen sarıp baktım, neredeyse jigle aynı boyda bir çatalkuyruk
yerimi değiştirmek için tam hareket ederken baktım ki gideceğim yere 17-18 yaşlarında bir çift geldi. onlar da benim gibi sakin yer arıyorlar, ama farklı sebeplerden
mecburen ben aynı yerde devam ettim. arkası arkasına küçük vuruşlar, büyük vuruşlar var. ara sıra güzel balıklar takılıyor, kurtuluyor. sanırım onlar zargana. arada birkaç tane daha küçük çatalkuyruk yakaladım. epeyce sonra benim gideceğim yerdeki çift yüzme! işini bitirip gidince oraya ilerledim. oranın önü nisbeten daha derin. daha ilk atışta jigi tabandan havalandırdım, sonra ikinci kere havalandırırken bir anda zınk dedi ve olta gelmedi. reeling hemen arkasından sakin ama güçlü kafa atışlar başladı. kendi kendime zargana olsa su üstünde zıplamaya başlar, akya veya çatalkuyruk olsa aldığı gibi gitme telaşında olur, olsa olsa levrektir diyorum içimden. ama göbeğime kadar suyun içindeyim, kepçe arabada. bu durumda iri bir balığı suyun içinde çıkarmak çok zor. balığı kucaklayamam, ya balığı kaçırırım, ya iğne bir yerime geçer. misinaya boşluk vermeden, hem yavaş yavaş sarıp hem de geriye doğru yürüyerek dışarı çıkıyorum. balık kıyıya 15-20 metre mesafede ama hala kendini göstermiyor. sakince acele etmeden balığı almaya uğraşıyorum ama o anda balık kıyıdaki sığ alana gelmenin paniğiyle hızla sağa sola yüzmeye, sertçe kafa vurmaya başlıyor. veee hem iğnenin küçük olmasından, hem de jigin ağırlığından istifade ederek oltayı ağzından fırlatıveriyor. işte o an yıkıldığım an cyrr arkasından tekrar suya girip ya 3'lü, 5'li gezen akya grubuysa deyip tekrar aynı yerlere atıyorum ama '' yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer '' hesabı başka balık yok. tabi sonraki 3. atışta yakalanan küçük çatalkuyruğu saymazsak. bu olayın 10 dakika sonrasında bizimkiler işaret edip gidelim diyorlar. ben de kaçan balığa '' seni tanıyom olum, senle sonra görüşeceez ''
deyip kafamı sallaya sallaya arabaya döndüm.
burdan çıkardığım sonuçlar:
- sanırım burnaz plajında shore jigging yöntemiyle balık yakalayan ilk kişiyim.
- bundan sonra maria 12 gr. ima gun 20, ima gun 40 gr. jiglerime daha fazla şans tanımalıyım.
- bu sistemle bir kaç deneme yapmama rağmen ilk kez balık yakaladım ama 10 cm.lik balıklardan kg.lık balıklara kadar pek çok balığı tahrik edebildiğime, üstelik de balığın kestiği saatte bir kısmını da yakalayabildiğime göre ( hem de hepsini ağzından ) çekiş hızım ve şeklim doğru :thumb:




yemlik kum midyeleri




eve gelince hanım hep siz gidiyorsunuz denize, biraz da bizi götürün diye sitem edince, gece yaptığım ( aslında yapamadığım ) avın rövanşı için bir şimşek çaktı kafamda hihi peki öyleyse pazartesi de sizi götüreyim dedim
bu benim yaptığım çapari mantarı, bizim buralarda 5-6 iğneli çapariyi bu şekildeki mantarın arkasına kuyruk şeklinde bağlarız. kurşun kullanmadan mantarın içine gömülü kurşunun ağırlığı ile atarız. mantar tıpkı popper sahte gibi çalışır. bu sese gelen balıklar mantarın arkasında gelen çapariye saldırır



kahvaltının ardından bu çapari işi bana göre değil deyip farklı arayışlara giriyorum. kıyılar insan dolu, balık açıkta. açığa nasıl ulaşırım derken aklıma 12 gr. maria light jig geliyor. bizimkileri dayımla bırakıp insanlardan biraz daha uzakta bir yere gidip 40 - 50 m. suya girdim. bizim kıyılar çok sığdır, yavaş yavaş derinleşir, su ancak göbeğime geliyor. atabildiğim kadar uzağa atıyorum ve tabandan havalandırıp kamışla vurarak hızlı tempoda çekiyorum. aslında bu konudaki bilgim youtube'da izlediğim videolarla sınırlı. o ara bir vuruş var ama alamadım. biraz daha gayretten sonra bir anda oltaya hafif bir şey takılıyor. önce yosundur diyorum ama sarmayı bırakınca kafa atıyor. hemen sarıp baktım, neredeyse jigle aynı boyda bir çatalkuyruk
burdan çıkardığım sonuçlar:
- sanırım burnaz plajında shore jigging yöntemiyle balık yakalayan ilk kişiyim.
- bundan sonra maria 12 gr. ima gun 20, ima gun 40 gr. jiglerime daha fazla şans tanımalıyım.
- bu sistemle bir kaç deneme yapmama rağmen ilk kez balık yakaladım ama 10 cm.lik balıklardan kg.lık balıklara kadar pek çok balığı tahrik edebildiğime, üstelik de balığın kestiği saatte bir kısmını da yakalayabildiğime göre ( hem de hepsini ağzından ) çekiş hızım ve şeklim doğru :thumb:



