BALIK AVI Cengiz Balıkçılık Av İstanbul
SPOT BALIK, 'Hayata olta at!' SPOT BALIK, 'Hayata olta at!'

















































Go Back   BALIK AVI > Paylaşalım > Balık Yemekleri
Şifremi Unuttum
Kayıt Ol


Hangi Balık Nasıl Yenir

Cevapla
30-03-2006, 18:37   #1
Yakamoz
MUSTAFA / İSTANBUL--TRABZON
 
Yakamoz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: 903
Favori Kamışı: LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
Favori Makinası: OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
En İyi Avı: DOSTLARIM
Hangi balık nasıl yenir

HANGİ BALIK NASIL YENİR
BALIK SAĞLIKTIR

Balıkta şeker, karbohidrat yok denecek kadar azdır. Protein açısından ise son derece zengindir. Bu özellikleri nedeniyle son derece sağlıklı bir yiyecektir. 100 gram yağlı balık yaklaşık 22 gram, yağsız balık ise 10 gram protein içerir. Balık aynı zamanda proteininden en çok faydalanılan besin türüdür. İnsan vücudu bu proteinin %93’ünden faydalanır. Bu oran kırmızı etlerde ve diğer beyaz etlerde çok düşüktür.

Balık az karbohidrat içermesinin yanı sıra madensel tuzlar ve mineraller açısından son derece zengindir, bol miktarda fosfor, kalsiyum, iyot ve flor içerir. Balık eti A, B1, B2 ve D vitaminleri açısından da zengindir.

SİYAH ETLİ-BEYAZ ETLİ BALIKLAR

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemiz, her geçen gün artan çevre kirliliğine rağmen balık çeşitleri açısından son derece zengin bir ülkedir. Deniz balıkları siyah etli-beyaz etli, yerli ve göçmen olarak sınıflara ayrılırlar. Beyaz etli balıkların sindirimi siyah etlilere nazaran daha kolaydır. Jelatin içerdiklerinden haşlamaya elverişlidirler. Tavası, ızgarası, yağlı oldukları mevsimlerde de ızgarası yapılır. Bunlara örnek olarak barbunya, tekir, levrek, kefal, lüfer, kalkan, mercan, çipura, dil, pisi ve kırlangıçı gösterebiliriz.

Torik, palamut, uskumru, kolyos, kılıç, hamsi, sardalya, gümüş gibi balıklar da siyah etli balıklar sınıfına girerler. Bu balıklar beyaz etlilere nazaran daha yağlıdırlar ve daha az jelatin içerirler. Bu nedenle haşlamaya uygun değildirler ve hazımları daha zordur.

BARBUNYA

Denizlerimizin bu tatlı balığı genellikle Ege ve Akdeniz’de bulunur. Yerli bir balık türü olan barbunya sıcak ve ılık denizlerin kıyıya yakın olan kumlu ve çamurlu deniz diplerinde, az olmakla beraber kayalık yerlerde yaşar.Genelde 17 ila 20 cm arasında olup nadiren 40 cm’ye kadar çıkar. Kaya Barbunyası, Kum barbunyası, Ot barbunyası ve Paşa barbunu diye dört çeşidi vardır. Bunların içinde en makbulu kaya barbunyasıdır. Sırtı kırmızı ve karın kısmı beyaz olan kaya barbununun sırtında hiç gri leke bulunmaz. Kum ve ot barbunyasında ise sırt gri ile kırmızı renklerin karmaşası halindedir. Paşa barbununun her iki yanında, çeneden kuyruğa doğru sarı bir şerit bulunur. Tekir ile çok karıştırılan bu balığın en lezzetli zamanı Temmuz ile Ekim ayları arasıdır. Bu süre zarfında tavası, ızgarası ve kağıtta kebabı çok güzel olur. Tekirden en büyük farklılığı kafasının daha uzun oluşudur. Tekirin kafası küttür ve çene altında iki adet sakalı bulunur.

TEKİR

Barbunyaya çok benzeyen ve yakın akrabası olan bu balık bütün denizlerimizde avlanır. Karadeniz ve Marmara’da avlanılanlar 6 ila 10 cm arasındadır. Ege ve Akdeniz’de ise boyları Barbunya’yı yakalar. Çene altı bıyıklarının uzunluğu, küt kafası ve birinci sırt yüzgeçindeki sarı-siyah benekleri ile Barbunya’dan ayrılır. Dört mevsim yenebilecek bu balığın en lezzetli zamanı, aynen Barbunya’da olduğu gibi Temmuz-Ekim ayları arasıdır. Tavası ve kağıt kebabı çok güzel olur.

ÇİPURA

Ege’nin meşhur yerli balığı olan ve küçük sürüler halinde gezen Çipura son yıllarda çiftliklerde de üretilmeye başlanmıştır. Çipura Elips biçiminde yassı vücudu, beyaz karnı, koyu gri sırtı ve pembemsi yanakları ile tanınır. Atlas Okyanusu, Kuzeybatı Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de bulunur. Bir zamanlar Marmara Denizi’nde de yakalanan ve Alyanak adıyla tanınan bu balığın maalesef nesli tükenmiş bulunmaktadır. Genelde 20 ila 35 cm arasındadır. Ancak 6-7 kg’ya varanlarına da rastlanmıştır. Her mevsimde zevkle yenebilen bu balığın ızgarası, buğulaması, çorbası, fırını çok güzel olur. Izgara için ideal büyüklük 250 ila 350 gram’dır (3 ila 4 adet/kilo). Daha büyüklerinin fırında pişirilmesi tercih edilmelidir.Buğulama ve çorba için her boyu kullanılabilir. Tadı nefis olan bu balığı katkısız, yani ızgara veya fırında yenmesi tercih edilmelidir. İsparoz ve lidaki bu türün küçük çeşitleridir.

KARAGÖZ

Çipuranın yakın akrabası olan Karagöz, elips şeklinde, yassı, gümüşi pulları olan yerli bir balıktır. Baltabaş, Sivrigaga, Sargos ve Mırmır gibi çeşitleri vardır. Ortalama 20-25 cm, en 50 cm boyunda olur. Yazın taşlık ve yosunluk, midyesi bol yerlerde yaşar. Kışın derin sulara çekilir. Her mevsimde yenebilen bu balık, özellikle Mayıs-Temmuz ayları haricinde daha yağlı ve lezzetlidir. Aynen Çipura gibi ızgarası, buğulaması, fırını ve çorbası çok güzel olur. 1 kg ve daha büyüklerinin fırını tercih edilmelidir.

DİL BALIĞI

Dil balığı da yerli balıklarımızdan olup Ege ve Akdeniz’de bolca yakalanır. Her mevsimde yenebilir. En lezzetli zamanı kasım ila şubat ayları arasıdır. Tavası çok güzel olur. İrilerinden fileto çıkarılıp şiş veya salçalı fileto yapılabilir.

HAMSİ

1988 yılında 310.000 ton ile toplam balık avcılığımızın yaklaşık üçte ikisini meydana getirmektedir (40.000 ton tatlı su üretim ve avcılığı dahil, 1988 yılında toplam 480.000 ton). Gözlerinin gerisine kayan ağzı ve yivrilmiş burnu ile yakın akrabası Sardalya’dan kolaylıkla ayrılır. Gümüş balığı (Aterina) da hamsinin akrabasıdır. Boyu ortalama 12 cm olup azami 18-20 cm’ye kadar büyürler ve çok büyük sürüler halinde gezerler.

Karadeniz hamsisi Azak ve Karadeniz olmak üzere ikiye ayrılır. Azak hamsisinin burnu daha küttür. Azak Denizi’nde üreyip kışlamak üzere güneye, bizim Orta ve Doğu Karadeniz bölgesine inerler; Nisan sonunda da kuzeye göç ederler. Karadeniz hamsisi ise Kuzeybatı Karadeniz’de ürer, kışlamak üzere Kasım’dan Şubat’a kadar Trakya kıyılarına ve Marmara’ya göç eder. Nisan ayında da yumurtlamak üzere Karadeniz’e çıkar. Ayrıca Marmara Hamsisi denilen, yalnız Marmara’da çıkan, daha küçük ve göç etmeyen bir hamsi türü de vardır. Aynı tür Kuzey Ege’de de bulunur. Bu hamsinin sırt rengi daha açıktır.

Hamsi özellikle Karadeniz yöremizin temel gıdası, temel protein kaynağıdır. Fiyatının ucuz olması nedeniyle çok geniş kitleler tarafından tüketilir.Hamsinin hemen her türlü yemeği yapılır. Izgara, tava, fırın, kağıt kebabı,buğulama, pilaki, yahni gibi. Siyah etli balık olmasına rağmen buğulamaya son derece uygundur.Yaz aylarında yağsız olduğu için ızgara yerine tava veya buğulaması tercih edilmelidir. Kış aylarında yakalanan hamsi tuzlanıp saklanır. Buna ançovi tabir edilir. Ayrıca balık yağı ve balık unu üretiminde de kullanılmaktadır.

SARDALYA

Hamsinin yakın akrabası sardalya sürüler halinde yaşar ve kıyılar boyunca göç eder. Hamsi gibi Ticari değeri çok yüksek bir balıktır. 1988 yılında 90.000 ton ile hemen hamsiden sonra yer alır. Kurutularak, tuzlanarak hatta balık yağı ve balık unu elde etmekte kullanılır. Sardalya adı konserve işleminden dolayı konserve ile özdeşleşmiştir. Hatta ringa konservesine de aynı ad verilir.

Sardalya Akdeniz’de 15-20 cm dolaylarındadır. Okyanusta ise 30 cm’ye kadar büyürler. Hamsi Karadeniz için neyse sardalya’da Portekiz, İspanya’nın Atlas Okyanusu kıyıları, Sicilya ve Malta için de aynı şeydir. Bu ülkelerde birçok yemek sardalya üzerine kurulmuştur. Ülkemizde Kuzey Ege’de bolca yakalanan sardalyanın en lezzetli mevsimi Temmuz-Ekim aylarıdır. Bu sürede çeşitli ızgaraları, fırını ve kağıt kebabı, buğulaması ve pilakisi yapılabilir. Kasım-Haziran arasında ise ancak pilaki ve buğulaması yapılabilirse de bir önceki döneminki kadar lezzetli olmaz.

Sardalyanın küçüğüne papalina tabir edilir; ayıklamadan yemeği yapılır. Tirsi ise sardalya azmanıdır. Kıl tarzında çok kılçığı vardır ve sardalya kadar lezzetli değildir.

USKUMRU

Kolyosa çok benzeyen ve sürüler halinde dolaşan göçmen bir balıktır. Denizlerimizde 30 cm civarında olan uskumru Kuzey Denizi’nde 50 cm’ye kadar büyür. Yaz aylarını Karadeniz’de geçiren uskumru Eylül ve Ekim aylarında Marmara’ya iner ve kışı burada geçirip yumurtlar. Mart ila Haziran aylarında da Karadeniz’e döner. Uskumru büyüklüğüne göre üç değişik ad ile adlandırılır. En küçüğü kalinarya’dır. 20-25 cm civarında ve yağlı olanları uskumru, dönüş uskumrusu ise çiroz olarak adlandırılır. Yazın yakalananlara ise lipari denir. En lezzetli olduğu dönem Eylül ayından yumurtlamaya başladığı Ocak ayı sonuna kadardır. Bu süre içinde ızgarası, kağıt kebabı, dolması, köftesi ve tuzlaması çok güzel olur.Bu mevsimlerde yağlı olduğundan tavası tavsiye edilmez. Şubat’tan itibaren yağını kaybetmeye başladığından tavası yapılabilir. Yazın yakalananlar ise pilaki ve tava için uygundur. İlkbaharda Karadeniz’e dönüş yapan çirozlar kurutulur. Esas adı çiroz kurusu olan bu kurutulmuş balığa geçen zaman içinde ismi kısaltılarak yalnızca çiroz denmeye başlanmıştır.

. Uskumrunun kolyostan önemli farklılıkları aşağıdadır.

. Uskumru ile kolyosun sırt desenleri birbirine benzemekle birlikte kolyosun rengi koyu, uskumrunun ise açıktır.

. Uskumrunun kuyruk çatalının içi boş ve iki çizgiden ibaret bir “V” harfi tarzındadır. Kolyosunki ise doludur.

. Uskumrunun gözleri neredeyse toplu iğne başı kadar küçük, kolyosun ise oldukça iridir.

KOLYOS

Uskumruya çok benzeyen bu balık uskumruyla beraber sürüler halinde göç eder. Ayrıca Marmara ve Ege Denizi’nde yerli türleri de bulunur. Tadı uskumruya nazaran oldukça yavan olduğundan genelde tavası yapılır. Ocak ayı en yağlı zamanı olduğundan tuzlama için en ideal zamanıdır. Tuzlaması çok güzel olur.
Yakamoz çevrimdışı  
30-03-2006, 18:40   #2
Yakamoz
MUSTAFA / İSTANBUL--TRABZON
 
Yakamoz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: 903
Favori Kamışı: LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
Favori Makinası: OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
En İyi Avı: DOSTLARIM
LÜFER

Akdeniz,Karadeniz, Marmara, Hint Okyanusu ve Atlas Okyanusu’nda sürüler dolaşan lüfer pullu bir göçmen balıktır. Soğuk denizlerde yaşayanları daha yağlı olduğundan daha da lezzetli olur. Ülkemizde Karadeniz’de ve İstanbul Boğazı ile Marmara Denizi’nde yakalananların tadı muhteşemdir. Daha güney denizlerimize inildikçe yavanlaşır ve kendisine mahsus o güzel tad ve kokuyu kaybeder.

Eylül ortasından Ocak sonuna kadar olan zamanı en yağlı ve lezzetli zamanıdır. Bu devre içinde ızgarası tavsiye edilir. Çinekopun da ızgarası çok iyi olur, ancak mevsimi lüfere göre kısadır. Kasım sonundan itibaren azalmaya başlar. Diğer zamanlarda, büyüklüğüne göre pilakisi, buğulaması, kağıt kebabı ve tavası olur. İlkbaharada son derece yağsız olduklarından tava, pilaki ve buğulaması tercih edilmelidir.

Lüfer büyüklüğüne göre en çok isim alan balıktır.

Lüfer çeşitleri şöyledir:

. 10 cm’ye kadar................... yaprak (20 adet/kg)

. 11-13 cm arası.................... çinekop(16-19 adet/kg)

. 14-16 cm arası.................... kabaçinekop (10-15 adet/kg)

. 17-20 cm arası.................... sarıkanat (9-14 adet/kg)

. 21-30 cm arası ................... lüfer (4-8 adet/kg)

. 31-35 cm arası.................... kaba lüfer(2-3 adet/kg)

. 35 cm’den büyük................ kofana ( yaklaşık 1 kg/adet veya daha büyük).

PALAMUT

Uskumru,torik ve orkinosu içeren bir familyadandır. Sürüler halinde yaşayan pulsuz, siyah etli bir göçmen balıktır. Sırtı çizgili, karnı gümüş rengindedir. Uzunluğu 1 metreye kadar varır. Bu familyanın çeşitleri bütün denizlerimizde görülmekle birlikte en lezzetlileri Karadeniz ve Marmara’da avlanılan tipleridir. Karadeniz ve Marmara palamutunda baştan kuyruğa doğru muntazam çizgiler halinde giden, dördü koyu, üçü açık menevişli yedi adet bant bulunur. Ege’de yaşayan, Tombik, Benekli Orkinos ve Yazılı Orkinos isimleri alan yakın akrabasında ise sırttan karına doğru dalgalar halinde inen en az 16 adet alacalı bant ile karın civarında en az üç adet siyah benek bulunur. Bu cinsin etinin tadı, hakiki palamuta nazaran hiç güzel değildir. Ama çok kişi bu özelliği bilmeyip “palamut” diye aldanır ve sonra palamuttan soğur.

Palamut avı Ağustos ayında başlar. Önce Karadeniz’den sürüler halinde vanoz ve çingene palamutu, Eylül’den itibaren de palamut gelmeye başlar. En lezzetli zamanı da Eylül başından Şubat ortalarına kadar olan zamandır. Bu mevsimde çok yağlı olduğundan tavası biraz ağır kaçar. Bu nedenle ızgarası ve fırını tavsiye edilir. Aynı mevsimde yahnisi de harika olur. Diğer mevsimlerde tavası yapılabilir. Palamut siyah etli bir balık olduğundan buğulaması ve çorbası tavsiye edilmez.

Palamutun boyuna göre isimlendirilmesi aşağıdaki gibidir:

. 20 cm’ye kadar........................ palamut vanozu
. 20-30 cm arası..........................çingene palamutu
. 31-40 cm arası..........................palamut
. 40-50 cm arası..........................kestane palamutu
. 51-60 cm arası..........................torik
. 61-65 cm arası..........................sivri
. 65-70 cm arası..........................altıparmak
. 70 cm’den büyük......................zindandelen
Torik ve toriğin büyük boyları palamuttan daha çok yağlıdır. Bu nedenle tuzlama ve lakerdası tercih edilir.

LEVREK, MİNEKOP, EŞKİNE

12 değişik türden meydana gelen bu familya ılık ve tropik sukarın sığ kesimlerinde yaşar. Vücutları iğ biçiminde ve yandan hafif basıktır. Pulları oldukça iri olan levreklerin yanları genelde beyaz, alt bölümleri gümüşi, alt yüzgeçi ise sarımsıdır. En irileri 1 metreyi geçebilir. Ülkemiz denizlerinde 20 ila 60 cm arasında olurlar. Bayağı levrek ve benekli levrek olmak üzere iki tipi mevcuttur. Sırtlarındaki çok sayıda benek ile ayrılırlar. Benekli levrek Güney Ege ve Akdeniz’de, bayağı levrek ise bütün denizlerimizde görülür.

Karadeniz’de kötek olarak ta bilinen minekop ta bu familyanın diğer bir türüdür. Eşkineye çok benzeyen minekoplar 30 ila 80 cm arasında olur. 1 metreden büyük ve 20-25 kg olanlarına da rastlanmıştır. Erişkinler kıyıya yakın kayalık dipleri, yavrular ise akarsu ağızlarını tercih ederler. Parlak mavimsi-gri renkteki vücudu sırttan karına doğru inen sarı menevişli çizgilerle bezenmiştir. Karnı gümüşi beyazdır.

Eşkine ise bütün denizlerimizde görünen kıyıya yakın kayalık diplerde yaşıyan bir türdür. Ortalama 30 cm ve 600 gramdır. 3-4 kiloluk irilerine de rastlanmıştır. Sırtı kamburumsudur ve koyu kahve ile lacivert arası bir renktedir. Karnı ise sarı-beyaz menevişlidir. Başının içinde, gözlerinin arkasında herbiri 4-5 gram ağırlığında iki adet beyaz taş bulunur. Halk arasında bu taşların idrar söktürücü ve böbrek taşı düşürücü olduğuna inanılır.

Genelde tek gezen, geceleri avlanan ve oyuklar arasından süzülürcesine dolaşan bu balığın başlıca besini karides ve yavru balıklardır.Yıl boyunca yenen levreğin çok lezzetli eti vardır. En güzel mevsimi kış ayları ve ilkbaharın başıdır. Her türlü yemeği yapılan levreğin buğulaması, fıfırnda kağıt kebabı ve mayonezlisi nefis olur. Levrek özellikle şaraplı ve mayonezli balık yemeklerine çok güzel gider.
Yakamoz çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
30-03-2006, 18:41   #3
Yakamoz
MUSTAFA / İSTANBUL--TRABZON
 
Yakamoz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: 903
Favori Kamışı: LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
Favori Makinası: OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
En İyi Avı: DOSTLARIM
TRANÇA,SİNARİT

Trança genelde sinaritlerin irisi için kullanılan bir isimdir. Lagos ve orfozla büyük benzerlik gösterirlerse de ayrı familyalara mensupturlar.

İSTAVRİT

İstavrit, Marmara ve Boğaz’da balık avlamaya başlayanların ilk tanıştıkları balıktır.Ağzı öne uzayabilen, dişleri ince, gözleri iri, kuyruğu derin çatallı ve vücudu iğ biçiminde olan göçmen bir balıktır. Marmara, Ege ve Karadeniz’de yaşayan yerli türleri de vardır. Marmara’da 15-20 cm, Ege’de 30 cm civarında olurlar. Marmara’da boyu 10 cm’nin altında olan küçük istavritlere kıraça tabir edilir. Karadeniz’in doğusunda istavritler palamut büyüklüğünde, yaklaşık 50 cm boyunda olurlar.Sarıkuyruk istavrit veya sarıkanat istavrit diye anılan tipi sularımızda en çok bulunan türüdür.

İstavritler sonbaharda Marmara’ya iner, mayıs’tan itibaren de Karadeniz’e geri dönmeye başlarlar. Her mevsimde yakalanan istavritin en lezzetli olduğu zaman Kasım ila Şubat ayları arasıdır. Tavası ve fırını çok güzel olur.

İZMARİT

Ağzı körüklü, gözleri iri, sırt-göğüs ve anüs yüzgeçleri sert diken ışınlı bir balıktır. Sularımızda iki türü vardır: menekşe izmarit ve istargilos. İzmaritin erkekleri dişilerden daha iri olurlar. Dişiler 20 cm civarında olurken erkekler 25 cm’ye kadar uzayabilir.

İzmarit midye, deniz solucanı ve balık yumurtaları ile beslenen bir dip balığıdır. Eti beyaz ve son derece lezzetlidir. Tavası güzel olur. Sonbahar ve kış aylarında ızgarası dahi yapılır. İzmaritler ızgara yapılırken ayıklanmaz. Olduğu gibi pişirilip bilahare derisi, bağırsakları ve kılçıkları ayıklanır. Üzerine limon ve zeytinyağı ile kıyılmış maydanoz eklenerek hazırlanır. Pulları kazındıktan sonra derisi tulum çıkarılarak yapılan tavası da çok güzel olur.

KALKAN

Karadeniz’in bu ünlü balığı bütün yassı, oval vücudu, bir tarafı siyaha yakın diğer tarafı beyaz rengi ve beyaz tarafındaki düğmeleri ile tanınır. Her iki tarafı siyah olan kaya kalkanı’na da nadiren rastlanır. Kaya kalkanı daha çok Sinop, Samsun yörelerinde çıkar. İstanbul Boğazı’nın kuzeyinde, Karadeniz’in batısında avlanan kalkan bir tarafı siyah, bir tarafı beyaz olan bayağı kalkandır. Kalkan karadeniz içinde, kışın kuzeyden güneye göç eder.

Her mevsim avlanan kalkan bütün sene boyunca yenebilir. En lezzetli zamanı Ocak sonundan Mart ortalarına kadardır. Tavası çok güzel olur. Buğulaması ve kağıt kebabı da yapılır. İlkbahar sonlarından itibaren Ağustos ayına kadar yakalanan kalkan yavrularının tavası nefis olur.

KEFAL

Yaz ayları dışında lezzetli olan pullu ve göçmen olmayan bir balıktır. Bütün denizlerimizde yetişir. Sonbahar, Kış ve İlkbahar’da çok lezzetlidir. Kefalin buğulaması ve pilakisi çok güzel olur. Ayrıca likorinoz denilen tütsülüsü de çok makbuldur. Bir kefal türü olan haskefalin kurutulmuş yumurtaları çok aranan bir deniz ürünü, bir mezedir. Sarı kulak kefalin tavası ve fileto ızgarası da yapılır.

Kefal alırken çok dikkat etmek, tercihan tanıdık balıkçıdan almak gerekir. Çünkü kefal kirli ve bulanık suları çok sever ve buralarda diğer balıklar yaşamazken o yaşar. Örneğin İzmir Körfezi’nde diğer balıklar yaşamazken kefal bol miktarda bulunmaktadır. Bu gibi sularda yakalanmış kefal insan sağlığı için büyük tehlike arzeder.

KILIÇ

Türkiye’mizi çevreleyen denizlerde artık nadir görülen çok lezzetli bir balık türüdür. Akdeniz ve Ege’de yıl boyunca, Karadeniz’de ise yalnız yaz ayları görülür. Kılıç gibi uzun üst çenesi, lacivert-siyah sırt rengi ile tanınan bu balığın akrabası marlin bizim sularımızda bulunmaz. Daha çok Atlas Okyanusu’nda Bermuda civarında bulunan bu balık pişince pembemsi et rengi, kafadan kuyruğa kadar uzanan sırt yücgeçi ve yuvarlak yerine enine yassı üst çenesiyle kılıçtan ayrılır.

Her mevsimde yenebilen kılıçın en lezzetli zamanı Eylül-Şubat arasıdır. Bu balığın en güzel defne yapraklı şişi olur. Izgarası ve kağıt kebabı da yapılır.

MEZGİT

Tavuk balığı olarak ta bilinen mezgit bütün denizlerimizde bulunmakla beraber en çok Karadeniz’de bulunur. Yaz hariç devamlı yumurtalı durumdadır. Mezgitin yumurtalı tavası, domatesli sotesi güzel olur.

KIRLANGIÇ

Bütün denizlerimizde bulunan kırlangıç ortalama 25-30 cm olup nadiren 75 cm’ye kadar olanlarına da rastlanmaktadır. Sırt rengi kırmızı-pembe, karuın ise pembe veya beyazdır. Yakın akrabası olan öksüz’den, bu balığın pembe-gri veya komple gri sırtı, ve öksüzün ördek gagasını andıran ağız yapısı ile ayrılır. Her ikisi de lezzetli olup genelde kırlangıç tercih edilir. Çok gelişmiş solungaçları ve gırtlak yapısı medeniyle uğultu, inilti gibi değişik frekanslarda ses çıkarırlar. Bu ses nedeniyle bir birçok balıkçı tarafından inleyen balık diye adlandırılır ve uğursuz sayılır.

Kırlangıç ızgara ve tavaya uygun değildir. Buğulaması, özellikle çorbası çok lezzetli olur. Haşlanmış kırlangıçın ayıklanmış etleri mayonezli veya zeytinyağ-limon sıkarak soğuk olarak ta meze olarak lezzetle yenebilir.

İSKORPİT, ADABEYİ

Kırlangıçtan bahsedince iskorpit ve adabeyini atlamak olmaz. Her ne kadar aynı familyadan olmamakla beraber etleri ve uygun oldukları yemekler açısından çok benzerlik gösterirler. İskorpit bütün denizlerimizde, adabeyi ise genelde Ege’e bulunur. İskorpitin sırt dikenleri zehirlidir. Bu nedenle balıkçıya ayıklattırılmalıdır.
Yakamoz çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
02-10-2006, 12:52   #4
DR_BLOoD
 
DR_BLOoD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: 352
Thumbs up balık yemekleri harikaa

palamut pilaki

Malzemesi:
1 orta boy palamut
3 küçük baş soğan
3 adet domates
5 adet yeşil sivribiber
1/2 bağ maydanoz
palamut pilaki

1,2 fincan zeytinyağı
1/2 tatlı kaşığı tuz
1/2 limon suyu

Hazırlanışı:
Dilimlenmiş balığı suyunu süzdürdükten sonra tuzlayarak bir kaba koyun. yarım halka şeklinde ince ince kesilen soğanı zeytinyağında, hafif pembeleşinceye kadar kavurun. kabukları ve çekirdekleri çıkarılmış kuşbaşı doğranmış domatesleri, küçük doğranmış sivri biberleri soğanların üzerine ekleyin, hepsini karıştırarak pişirin.
Hazırlanan harcın 2/3’ünü bir tepsiye kıyılmış maydanozla birlikte yayın. Palamut dilimlerini bu harcın üzerine dizin. En üste de harcın geri kalanını maydanozla birlikte koyun. Tepsideki balığı 30 dakika süreyle ya ocakta üstüne kapak kapatarak veya orta ısıdaki fırında üstü açık olarak pişirin. Pilakiyi ılık veya soğuk olarak, arzuya göre limon suyuyla tadlandırarak yiyebilirisinz.

LEVREK BUĞULAMA
Malzemesi (4 kişilik):
150’şer gr’lık 4 adet levrek filetosu
4 kabuğu soyulmuş limon dilimi
2 küçük domates
2 defne yaprağı
1 kahve fincanı beyaz şarap
1 kahve fincanı balık suyu
4 çorba kaşığı krema
1/4 tatlı kaşığı tuz. 1 tatlı kaşığı tereyağı
1 bağ kıyılmış maydanoz

Hazırlanışı:
Domatesleri kabuklarını soyup ortadan ikiye bölün. Defne yapraklarını da ikiye bölün. Pyrex cam çukur kabı veya güveci hafifçe yağlayıp balıkları yerleştirin. Balıkların üzerine sırasıyla üstüste birer dilim limon, 1/2 defne yaprağı, 1/2 domates koyun.Tuzu, beyaz şarabı, balık suyunu ve her balığın üzerine birer kaşık olmak üzere kremayı ekledikten sonra, kabın ağzını sıkıca kapayıp ağır ateşte 12 dakika pişirin. Pişen balıkları parçalamadan kevgirle başka bir kaba aktarın. Balığın sosunu yarım su bardağı kalacak kadar kaynatarak çektirin. Bu sosa tereyağını ve maydanozu karıştırıp, balıklara dökerek servis yapın.

PAPAZ YAHNİSİ
Malzemesi:
İki küçük palamut
5 adet orta boy soğan
2 küçük havuç
4-5 diş sarmısak
1 1/2 fincan zeytinyağı
1 fincan domates salçası
1 kahve kaşığı kırmızı biber veya karabiber
Bir tatlıkaşığı kırmızı biber veya karabiber
Bir tatlı kaşığı tuz
1 bardak su ya da 1/2 bardak su ve 1/2 bardak kırmızı şarap, limon.
Hazırlanışı:
Halka halinde kesilmiş, bol suyla yıkanmış palamutları iyice süzdürdükten sonra hafifçe tuzlayarak bir kaba koyun. Zeytinyağının yarısını bir tencereye koyun, kızdırı. Yarım halka halinde ince doğranan soğanları, zeytinyağlı tencerede 15 dakika kavurun. Soğanlar esmerleşince havuçları da ince bir biçimde doğrayın, çentilmiş sarmısaklarla birlikte tencereye katın. Tencere kıvama gelince, zeytinyağının geri kalan kısmını, domates salçasını, kırmızı veya karabiberi, tuzu, suyu katarak orta ateşte 15 dakika pişirin. Bu harcın yarısını bir tepsiye aktarın ve üzerine balık dilimlerini sıralayın. Yarım bardak şarabı üzerine gezdirin. Harcın diğer yarısıyla balıkları örtün. Önce kapağı açık, sonra da kapağı kapatılan tepside orta ateşte 25 dakika süreyle tutun. Palamut papaz yahnisi ılık veya soğuk olarak, limon sıkarak yenir.

PALAMUT FIRIN KEBABI
Malzemesi:
Büyük boy bir palamut
2 soğan
2 domates
3 tatlı yeşil sivribiber
1/2 bağ maydanoz
1 tatlı kaşığı rafine yağ
1 çay kaşığı tuz
Az karabiber

Hazırlanışı:
Palamutun fırın kebabı kiremit veya saç üstünde yapılır. Palamutu gövde sırtından veya karın tarafından, birbirinden kopmayacak şekilde iki yana açılın ve tuzlayıp biberleyin. Düz bir kiremidin, bu yoksa bir saç parçasının üzerine iki yanı da yağlanmış bir yağlı kağıt koyun. Balığın deri tarafı kağıda gelmek üzere yerleştirin. Çekirdekleri temizlenerek önce halka halinde dilimlenen domatesleri, sonra da halka halinde doğranmış soğanları, çekirdekleri çıkarılarak ikiye bölünmüş sivribiberleri balığın üzerine yerleştirin. Böylece hazırlanan palamutu, orta sıcaklıktaki fırında 30 dakika süreyle pişirin, mısır yağı veya zeytinyağı, limon suyu karışımı sosla birlikte servis yapın.

PORTAKALLI BUĞULAMA
Malzeme (4 kişilik):

250’şer gr’lık 4 lüfer
1 portakal
1/2 limon
1/2 bağ maydanoz
1/2 fincan zeytinyağı veya mısır yağı
1 çay kaşığı tuz

Hazırlanışı:
Balıkları tepsiye veya büyükçe bir sahana yanyana dizin. Portakalın ve limonun suyunu, tuzladığınız balıkların üzerine dökün. Yarım bağ maydanozu ince ince kıyarak balıkların üzerine serpin. Kabın üzerini kapayıp, orta derecedeki ateşte 20 dakika süreyle tutun. Sıvı yağı servis sırasında çiğ olarak buğulamanın üzerine dökün. Buğulama, ılık ya da soğuk olarak yenir.

ASMA YAPRAĞINDA SARDALYE
Başları koparılmış ve temizlenmiş sardalyeleri hafifçe tuzlayın, karın boşluklarına çok az karabiber sürün ve bir kevgirde, 10 dakika süzülmeye bırakın. Çift kanatlı bir tel ızgaranın bir kanadına asma yapraklarını dışarıya taşacak şekilde tek kat yayın. Zeytinyağla yağladığınız yaprakların üzerine, balıkları tek sıra sıkça yerleştirin. Dizili balıkları, yağlanmış asma yaprağıyla diğer yüzdeki gibi örtün. Üst kanadını kapadığınız ızgarayı, mangaldaki kömür ateşine üç parmak arayla, 7’şer dakikadan iki taraflı tutun. Pişirme işlemi tamamlanınca, ızgarayı üst tarafındaki yanmış asma yapraklarını aldıktan sonra, yeterli büyüklükteki bir tabağa ters yüz edin. Bu kattaki asma yapraklarını da toplayıp, çırpılmış limon suyu, zeytinyağı, maydanoz sosunu sardalyelerin üzerine gezdirerek soğutmadan servis yapın.


BALIK ÇORBASI KUMKAPI
Malzemesi:
1 kg balık
1 büyük baş soğan
orta boy 1 patates
orta boy 1 havuç
orta boy 1 kereviz
1 bağ kıyılmış maydanoz
3 yumurta sarısı
2 çorba kaşığı un
1 fincan zeytinyağı
1 çorba kaşığı tereyağı
1 tatlı kaşığı tuz, 1 limonun suyu
Az karabiber

Hazırlanışı:
Balıklar büyükse iki ya da üçe bölmek suretiyle tencereye koyun. 1 1/5 litre suyu, soyup ortadan ikiye böldüğünüz soğanı ve tuzu balıklara katarak orta sıcaklıktaki ocakta, 20 dakika ağzı açık kaynatın. Soğanı atın.
Balıkları delikli kepçeyle başka bir kaba çıkarın, soğutup kılçık ve derilerini ayıkladıktansonra etlerini ince ince didikleyin. Tencerede kalan haşlama suyunu süzdükten sonra, suyla çalkaladığınız tencereye yeniden dökün. Kabuklarını soyduğunuz patates, havuç ve soğanı tavla zarı büyüklüğünde doğrayarak tencereye boşaltın. Sebzeler 10-15 dakika haşlandıktan sonra, iki çorba kaşığı unu ekleyin. Su azalmışsa ılık su ekleyerek ve dibi tutmaması için karıştırarak 10 dakika kaynatmayı sürdürün.
Bu sürenin sonunda balık etlerini, kıyılmış maydanozu tencereye katın. Kaynama sırasında çorbanın koyuluk derecesini ve tuzunu ayarlayın. 7-8 dakikalık bir süer sonunda tencereyi ateşten alın. Tereyağını katarak karıştırın. Yumurta sarılarını ılık suyla iyice çırpıp, limon koymaksızın çorbaya yedirin. Balık çorbasına kabuğu ve çekirdekleri çıkartılmış, ince kıyılmış bir domates ya da domatesin bulunmaması halinde 1 çorba kaşığı domates salçası ilave edilebilir. Çorbanın servisinde zeytinyağı, limon suyu, isteğe göre az karabiberle çırpılarak verilir.
DR_BLOoD çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
02-10-2006, 13:44   #5
Birahas
 
Mesajlar: n/a
Bende size bu günlerde tam zamanı olan ve sardalyanın yağlanmaya başladığı bu dönemde tuzlamasını öneririm...

Sardalya Tuzlama

Malzeme :
500 gr sardalya
tuz (dişli sanayi tuzu)

Yapılışı :
Sardalyaları yıkayıp pullarını bıçak kullanmadan dikkatlice ayıklayın. Ensesinden tutup kafalarını kopararak karınlarını temizleyin. Temizlenmiş balıkları iyice yıkayın ve kılçıklarını ayıklayıp iki parça fileto haline getirip kapatın.

Tuzlama yapacağınız miktara bağlı olarak bir teneke veya cam kavanoz temin edin. Kabın dibine yaklaşık bir santim kalınlığında tuz yayın. Tuzun üzerine kapatılmış filetoları bir ters bir yüz olarak dizin. Üzerlerini tuz ile örtün ve tekrar filetoları bir ters bir düz dizip üzerlerini tuzla örtün. Balıklar bitinceye kadar bu işlemi tekrarlayın. Son olarak üstüne bir tabak veya tahta koyup onun üzerine de ağırlık (örneğin temiz bir taş) koyun. Filetolar, eğer buzdolabında saklanacaksa 1 haftada hazır olur.

Servis yapmadan önce tuzlamaları yıkayın ve iki saat elma sirkesinde bekletin. Üzerine zeytinyağı limon sıkın.

Not :
Balıkları fileto çıkarmadan ve kafasını koparmadan, solungaçlarından tutup karnını yarmadan temizlemek te mümkündür. Bu durumda tuz balık eti ile fazla temas etmiyeceği için daha lezzetli olur. Ancak balıkların kafalarını taşla ezmek gerekir.
Sofra tuzu yerine iri çekilmiş sanayi tuzu kullanılması tavsiye olunur.
Tuzlama 15 günden fazla saklanacaksa salamurasını 15 günde bir yenilemek gerekir.
Bu yemeğe uygun diğer balıklar:
Hamsi, kolyos
  Alıntı ile Cevapla
06-10-2006, 12:00   #6
DR_BLOoD
 
DR_BLOoD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: 352
Smile balık yemekleriii !

* Alabalık

Alabalığı soğuk suda yıkayın; kağıt havlularla suyunu alın. Balığın üzerine tuz serpin. Bir taraftan da un'la mısır ununu karıştırın. Yayvan bir tavada, kısık ısıda sıvı yağ içinde tereyağını eritin. Köpük oluşmaya başladığı zaman alabalığı unlu karışımda altüst edin. Elinizde silkeleyip un karışımının fazlasını atın ( eğer bu fazla unları atmazsanız biraz sonra tavanız yanık unla dolar) ve balığı tavaya yerleştirip, her iki tarafını da yaklaşık 4-5 dakika, balık kahverengimsi görünümü alıncaya kadar kızartın.

* Levrek (Tatlısu)

Kılçıksız, duru, yağsız ancak oldukça lezzetli eti olan levreğin tutulduktan sonrası ilk iş suda bırakılmaması, ikinci olara derisi kurumadan pullarının temizlenmesidir. Yoksa kuruyan sert pullarını temizlemek için balığı epeyce hırpalamanız gerekir. Yağda kızartacaksanız ve pullar kurumuşsa pullara hiç dokunmadan kızartın. Kızarmış balığın derisi kendiliğinden etten ayrılacaktır. Ancak deri ile (pullu veya pulsuz) kızartma yüzülmüş balığın kızartılması ile elde edilecek lezzeti vermez. Özellikle kızgın ve az yağda tavası, buğulaması ve mayonezli haşlaması çok güzel olur.

* Yayın

Yemeklerine gelince, yayından neler yapılmaz ki ? En başta balık parçalanmadan önce mümkünse derisi yüzülmelidir. Beyaz, lezzetli ve kılçıksız yayın etinden tavası, buğulaması, güveci, şişi, közde kızartması, köftesi, fırında kızartması, kavurması, haşlaması ve özellikle kellesinden harika çorbası yapılır.
Bu sayılan tüm yemeklerinin çok lezzetli olması yanı sıra bazı lokantalarda levrek tava veya trança şiş adı altında da satılır. Özellikle buğulaması veya güvecinin pişirilirken en üste 3-5 adet defne yaprağının konulması ve sarımsak dişlerinin yemeğe tüm olarak atılması tavsiye edilir.

* Bekir ( Bıyıklı balık)

Biraz fazla kılçıklı olmakla beraber özellikle akarsuda yaşayanları oldukça lezzetlidir. Kızartacaksanız keskin bir bıçakla balığı boyuna çizmeniz özellikle kuyruk kısmında yer alan serbest kılcıkları etkisiz hale getirecektir. Bence en güzel yemeği yarım kiloyu geçkin Bekirlerden yapılan güvecidir. Balık güveçlerinin hemen hepsinde olduğu gibi balığı en üste dizmeyi unutmamanız tavsiye olunur.

* Kefal (tatlısu)

Çok kişi tarafından kılçıklı olduğu için hiç yenmese de beyaz etli oldukça lezzetli bir balıktır.
Tavası yapılarak yenilebileceği gibi irilerinin haşlanarak, derisi ve kılçıkları mümkün olduğunca alındıktan sonra mayonez ve maydanozlu yenmesini tavsiye edilir.

* TURNA NASIL PİŞİRİLİR

Turnanın kendine özgü bir kokusu vardır. Bu koku öncelikle derisinden kaynaklanır. Derisi yüzülen turnanın eti daha az kokar. Flato haline getirilmiş turna en az 15 dk. Terbiye edilmelidir.Terbiye edilmiş balık ister yağda kızartılır, istenirse ızgara yapılabilir Turnanın en kılçıksız ve en güzel yeri sırt yüzgecinden kuyruk yüzgecine kadar olan son kısmıdır.
Terbiye için (1 kg ayıklanmış balık ) en ideal karışım tuz,sarımsak ve zeytin yağıdır. Tuzda ezilmiş 3-4 diş sarımsak 1 çay bardağı zeytin yağı ile karıştırılır.İsteğe bağlı olarak bu karışıma pul biber de ilave edilebilir. Bir kap içerisine flato halindeki balıklar kat kat bu karışım ile terbiye edilerek dinlenmeye bırakılır.

* BADEMLİ LEVREK

Flatosu çıkarılmış ve kılçığından ayıklanmış levrek yada sudak parçacıkları önce tuzlanır sonra kağıt havlu vs. ile suyu alınır.
Bir yumurtanın sarısı 3 yemek kaşığı su ve biraz tuz ile iyice çırpılır. Flatolar önce yumurtaya sonra mısır ununa sonra tekrar yumurtaya bulanarak kızgın sıvı yağda orta derecede kızartılır.Yağını çekmesi için kağıt havlu üzerine alınır , o arada porsiyon başına 5 –6 adet badem aynı yağda biraz kavrulur ve yağı alınarak balıklarla beraber servis yapılır.

* SAZAN GÖMME

Biraz büyük balıklar için (1.5 kilo ve fazlası) idealdir. Sazanın sadece iç organları temizlenir, pulları alınmaz. İçi az, dışı bol tuz ile ovulur.İsteğe bağlı olarak içine pul biber, nane vs. taze ve kuru baharlar konduktan sonra 5-6 kat gazete kağıdı ile sıkıca sarılır.
Balığımızın iki katı kadar büyüklükte 30 cm derinlikte kumlu toprak kazılarak bir çukur oluşturulur. Bu çukur içine 3.4 mangallık odun yakılarak kor oluşturulur.
Gazeteye sarılı balığın üzerine üç katı ıslanacak su serpilerek ateşin ortası açılır,balık buraya yatırılır üzerine hemen korlar ve hemen ateş tamamen kum ile örtülerek kapatılır. En az bir saat sonra (balığın büyüklüğüne göre pişme süresi uzar) önce en üstteki kumlar, sonra kömürler ve sonra gazete parçacıkları eşelenerek balığa ulaşılır.Kürek yada metal tabak ile balık yerinden alınabilir, alınamıyorsa yerinde servis yapılır.

* AVCI SALATASI

MALZEME (4 Kişilik)
1kg domates, 100 gr sivri biber, iki adet orta boy kuru soğan, 3 diş sarımsak, 1 demet maydanoz, yarım demet dere otu, yarım demet taze nane, 1yemek kaşığı pul biber, 1 çay bardağı sirke, 1 çay bardağı sızma zeytin yağı, bir adet limon, bulunabilirse bir tutam çay nanesi (yabani) ve yeterince tuz.
YAPILIŞI
Malzemeler derince bir kap içerisine küçük küçük doğranır. Sirke , yağ ve limon ilave edilerek karıştırılır.En son tuz atılır, tekrar karıştırılır. On dakika kadar dinlenmeye bırakılır ve tekrar karıştırarak servis yapılır.

* HAMSİ MÜCVER

MALZEME
1 kg ayıklanmış ve kılçığı alınmış hamsi, küçük boy bir kuru soğan, bir demet maydanoz, bir kaşık pul biber, bir kaşık kekik, 4 adet yumurta, bir kaşık mısır unu, tuz, karabiber.
YAPILIŞI
Derin bir kap içerisine kıyılmış maydanoz, ince rendeden geçirilmiş soğan, pul biber, kekik, mısır unu, tuz, karabiber ve yumurtalar çırpılarak karıştırılır. Ayıklanmış ve suyu alınmış hamsiler 1 cm uzunlukta parçalara ayrılır ve bu karışıma ilave edilerek hepsi birlikte karıştırılır.
Kaşıkla alarak ısıtılmış sıvı yağ içerisinde kaşık yardımıyla yuvarlak köfte şekline getirip altı üstü kızartılır Sıcak servis yapılmalıdır. Garnitür olarak sarımsaklı roka ve domates uygundur.

* Sazan kızartma

Eğer tuttuklarınız küçükse bunları ayıkladıktan sonra derin bir kaba önce ince bir sıra (yarım cm kadar) tuz serin, sonra bir sıra balık, sonra tekrar bir sıra tuz. (aynen tuzlama yapar gibi). Sonra bu kabı buz dolabında bir gün bekletin.
balıklari kızartmadan önce yıkamayın, üzerindeki tuzu elinizle sıyırın sadece. Bu yöntemi tatlı su kefali için de uygulayabilirsiniz. Balıklar büyükse ise bunlarin fletosunu çıkararak aynı yöntemi uygulayın. Bu balıkları mangalda da pişirebilirsiniz ama pişirmeden önce aynen kızartır gibi unlayın.

Not:
1. Sazanın ne kadar yağlı bir balık oldugunu buzdolabından cıkardığınız kabın dibindeki yağdan anlayacaksınız!

2. Saklamak için ise balıkları temizleyin. Tuzlamadan dondurucuya atın.balıkları dondurucudan çıkarıp yukarıdaki yöntemle tüketebilirsiniz.

3. Sazanın daha pek çok pişirme yöntemi var. Alimünyon folyoda defne yaprağı, sogan ve domatesle firında pişirebilirsiniz. Veya ununa karabiber ve baharat ekleyerek tereyağında pişirebilirsiniz. neticede olay sizin damak zevkinize kalmis.


* Sazan kızartma

Bütün tatlı su balıkları tutulduktan sonrası için geçerli olan kural, balığın ölümünden sonra vakit geçirmeden ayıklanması,temiz ve bol suyla yıkanmasıdır. Bu balığın lezzet kalitesi için önemlidir.
Sazanın irilerinin güveci, mangal veya fırında kızartması ve hatta buğulaması yapılabildiği gibi çoğunlukla tavası yapılır. Tavası için aşağıdaki işlemden geçirilen balığın daha lezzetli olacağından emin olun.
Ayıklanmış, parçalanmış balık yüksek kenarlı tepsi veya tencereye dizilir. Üzerine bir ölçü sirke bir ölçü su dökülerek balık parçalarının suya gömülmesi sağlanır. 4 – 5 saat bu durumda kalan parçalar çıkarılarak kevgir içinde süzülmesi sağlanır. Limon suyu, kara biber, tuz ve istenirse dövülmüş sarımsak karıştırılarak elde edilen macun parçalara ovularak sürülür. Mısır ununa bulanarak kızgın yağda kızartılır.
DR_BLOoD çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
06-10-2006, 12:00   #7
DR_BLOoD
 
DR_BLOoD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: 352
* FIRINDA PALAMUT

Epeydir balığa çıkmadığım ve evde pineklediğim için canım iyicene sıkılmıştı. Akşama da çok sevdiğim bir arkadaşım misafir olarak yemeğe gelecekti. Ne yapacağımı düşünüp dururken canımın palamut çektiğini hissettim. Derhal giyinip soluğu pazarda aldım. Gözlerim hep balık satanlarda ama balığın tazesini satanlarda idi. Meydandaki balıkçının balıkları hem diri hem de taze görünüyordu. Fiyatlar ise biraz pahalı olmasına rağmen 3 adet palamutu kaptığım gibi başladım pazarı dolaşmaya. Bir esnaftan birkaç limon diğer bir esnaftan olgun ve de dolgun domates, patates soğancıdan soğan maydanoz satan diğer bir esnaftan bir demet maydanozu kaptığım gibi evin yolunu tuttum. Huyum kurusun yemek yaparken önce malzemeyi bir güzel hazırlar hepsini ayrı ayrı tabağa koyar sıralarını beklemelerini sağlarım. Öncelikle Bıçağımı masat ile bir güzel biledim ki zaten ölmüş olan balıkların canları acımasın diye sonra balık tahtamı çıkarıp balıkları üstüne 2.80 yatırdım. (Diyeceğim ama maalesef boyları o kadar tutmadığı için diyemiyorum). Kafalarını güzelcene bedenlerinden ayırıp içlerini temizledikten sonra bir güzel yıkadım. Hepsi tertemiz oldu. Üstlerinde değil kan kanın lekesi bile kalmadı. Efendime söyleyeyim her iki balığıda bir buçuk parmak kalınlığında dilimlere bölüp iyicene süzülmeleri için bir süzgece koydum. Öncelikle soğanları soyup ince ince dilimler halinde keserek bir tabağa dizdim bu arada parçalanmamalarına dikkat ettim. Arkasında aynı işlemi domateslerin kabuğunu soyarak dilimlemeyi domateslere de uyguladım. Evde sarımsak olduğu için pazardan almamıştım derhal (ben sarımsağı sevdiğim için 8/10 diş) sarımsak soyarak hazır vaziyete getirdim. Sıra maydanozlara gelmişti bir demet maydanozun yapraklarını tek tek ayıklayıp sapları ile çöp kutusunu şenlendirdim. Onunda Allah razı olsun dediğini duydum sizler inanmayın. Maydanozları yine tahtanın üstünde benim Gaziantepten aldığım ezme satırı ile ince ince doğradım. Onları da sıralarını beklemeleri için bir tabağa koydum. Efendim balığımız dilimlendi, Soğanımız dilimlendi, domatesimiz dilimlendi, sarımsaklarımız ve maydanozumuz emrimize hazır vaziyette bizi bekler. Sıra limona geldi. Limonu da orta kalınlıkta kabuklarını soyarak dilimledim. EEE şimdi geldi iş en kolay tarafına.

Fırından bir tepsi çıkarıp bir güzel onu da temizleyip tezgaha yatırdım. İçine Yakup Akkaya kardeşimizin dediği Marmara birliğin sızma zeytinyağından yarım çay bardağından biraz az olmak üzere döküp tepsiyi elime aldım ve evire çevire tepsinin her tarafını yağladım. Birinci sıra olarak süzgeçten aldığım palamut dilimlerini bir güzel dizdim. Onun üstüne soğanları parçalamadan yerleştirip sırasını bekleyen domatesleri de soğanların üstüne ve soğanların birleştikleri yere olmak üzere dizdim. Her bir domatesin ortasına da sarımsakları bütün olarak koydum. Aynen gül gibi duruyorlardı.Yine domateslerin birleştikleri yere kabuğunu soyduğum ve dilimlediğim limonları dizerek tepsimin dizilişini tamamladım süslemek içinde en üstüne kıymış olduğum maydanozları serptim. Resmini çekmek için fotoğraf makinemi elime aldığımda makinenin pilinin bittiğini üzülerek gördüm. Ve maalesef resmini çekemedim. Tepsiyi fırında 30 dakika kadar pişirip çıkardığımda karşımda yemede yanımda yat dercesine bir palamut fırında yemeği çıkmıştı. Ha unuttum…ama burada. Maydanozlardan evvel yeterince tuz ve karabiber ile yemeğe lezzet kattım. Sofraya ise daha evvel yapmış olduğum lakerdayı da çıkartmayı unutmadım. Aynı sofrada aynı balık ve ayrı bir lezzet.
DR_BLOoD çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
06-10-2006, 12:10   #8
skymount
Nuri ERTİK / Eskişehir
 
skymount - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: 943
Favori Kamışı: Dam Spezipower 180
Favori Makinası: Abu Garcia 100U
En İyi Avı: Yayın,35 kg.,Aras
DR_BLOoD
* SAZAN GÖMME

Biraz büyük balıklar için (1.5 kilo ve fazlası) idealdir. Sazanın sadece iç organları temizlenir, pulları alınmaz. İçi az, dışı bol tuz ile ovulur.İsteğe bağlı olarak içine pul biber, nane vs. taze ve kuru baharlar konduktan sonra 5-6 kat gazete kağıdı ile sıkıca sarılır.
Balığımızın iki katı kadar büyüklükte 30 cm derinlikte kumlu toprak kazılarak bir çukur oluşturulur. Bu çukur içine 3.4 mangallık odun yakılarak kor oluşturulur.
Gazeteye sarılı balığın üzerine üç katı ıslanacak su serpilerek ateşin ortası açılır,balık buraya yatırılır üzerine hemen korlar ve hemen ateş tamamen kum ile örtülerek kapatılır. En az bir saat sonra (balığın büyüklüğüne göre pişme süresi uzar) önce en üstteki kumlar, sonra kömürler ve sonra gazete parçacıkları eşelenerek balığa ulaşılır.Kürek yada metal tabak ile balık yerinden alınabilir, alınamıyorsa yerinde servis yapılır.
Ellerinize sağlık...
Bu yönemi kısmen farklı da olsa Porsuk barajında sık yapardım...Tabiii balık çıkarken

Meşe odunları yanarken kuma gömer ve kömür olmasını sağlar sonra da tekrar yakıp yine kuma açtığım çukura köz halinde koyarak sazanı da içine yanımda bulunan sebzeleri(Domates,biber,patlıcan vs.),bazen de yemlik getirdiğim bulgurdan doldururup koyardım...

Ama ben karnını çubuklarla birleştirip üste gelecek şekilde koyar,sonra da yapraklarla kaplayıp kalın kumla örterdim...

Tabii yerinde servis

Tekrar teşekkürler bilgileriniz için....
skymount çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
22-04-2007, 17:07   #9
postaci_61
 
postaci_61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: 249
Favori Kamışı: olta
En İyi Avı: rus kefali 9.35 kg
Arkadaşlar alın benden de size bir kefal yemeği ama bu yemek rakısız
ğitmez
Arkadaşlar balıkların hepsinin tadı harikadı harikadır herkesin sevdiği bir balık
sevmediği bir balık vardır.
Masa donatark yenecek balık kefal dir ama kaya kefali 750 gr gelecek sarıkulak kefal ekim kasım ayı kefali olacak
kefali 2 şer parmak kalınlığın da doğrayım bol suda 1 saat bekletin tepsinin altına soğanları ince ince dilemleyin tuz ile ovarak tel tel olmasını sağlayın tepsiye dizin üzerine kefalleri dizin 2 adet domatesin çok ince olarak daire biçiminde kesin kefalin üzerini tamamen kaplayın yarım limonu daire biçimin de kesin kefalin üzerine dizin tepsiyi örtecek kadar maydonoz doğrayın,4 adet taze defne yaprağını doğrayın 3 adet acı biberi doğrayın ve tepsinin üzerine güzelce serpiştirin bir su bardağına tuz,salca,1 çaybardağı saf zeyinyağı,1 kaşık tereyağı koyun iyice karıştırarak balığın üzerin de ğezdirin 1 su bardağı su ilave edin ısıtılmış 70 cc fırına koyun(ekmek fırını tavsiye edilir)45 dk kadar
pişirin için de hafif bir su kalsın açın yanına da rakıyı oturun bir deniz kenarına

beyler sulanmayalın lütfen
afiyetolsun
postaci_61 çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
22-04-2007, 19:55   #10
r.oktay
 
r.oktay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: 140
Favori Kamışı: Olta
En İyi Avı: Kılıç 7 kg, Lahoz 8,5 kg
selam arkadaşlar..daha evvelde sormuştum ama hiçbir cevap alamadım.tombik ve yazılı orkinos nasıl yapılırsa biraz lezzetli olur.?
r.oktay çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Konuyu Paylaş!
Bu Konuyu Facebook'ta Paylaş!
Facebook
Bu Konuyu Friendfeed'de Paylaş!
Friendfeed
Bu Konuyu Twitter'da Paylaş!
Twitter
Bu Konuyu Google Buzz'da Paylaş!
Google Buzz

Konu Araçları

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Forum navigasyonu




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:37 .


Powered by: vBulletin
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Her hakkı saklıdır. Copyright ©2004 - 2014, Balikavi.net