- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Sportex SeaStar 2,70 80-100 atarlı
- Favori Makina
- Penn Sargus 3000
- En iyi avı
- Sudak 92 cm 8,5 kg
- İsim
- Ergiz Esen
26-27 Mayıs'ta Almanya'daydım, hafta sonu Elbe nehri kıyısında Bleckede'de yaşayan balık avı rehberi arkadaşım Jörg'ün yanına gittim. Niyetimiz hafta sonu Elbe kıyısında sudak avlamaktı. Benim dışımda 6 kişi daha vardı, grup kalabalıktı yani.
25'i cuma akşamı gece yarısı gibi Jörg'ün evine vardım. Bir diğer arkadaşla birlikte evinde misafir kalacağım. Jörg yoldayken mesaj atmış, saman nezlem azdı ben yatıyorum anahtar kapının yanındaki dolapta diye. Hadi hayırlısı dedim, saman nezlesi azdı mı Jörg'den hayır gelmez
Neyse ertesi sabah ayaktaydı, herkesle tanıştık. Neşeli bir ekip, biri biraz ukala ama olacak o kadar
Kahvaltı sonrası yola çıktık. İlk avlağa geldik ve hemen oltaları kurup sahteleri suyla buluşturduk. Yöntem klasik "tembeladam" yöntemi. Ancak sudaklar nazlıydı, ilk günün avı çok ağırlıkla turnalardan oluşuyordu. İşte birkaç örnek :
Bu arkadaş 94 cm idi
Bu da 91 cm idi
Bu da 83 cm idi yanlış hatırlamıyorsam
Tam da hava sıcaklığının tavan yaptığı bir hafta sonuna denk gelmiştik. Tulumun içinde haşlanayazdım, bankodan bankoya geçişlerde tulumu giyip aralarda çıkarttım hep. Biraz uğraştık ama en azından pişik olmadık
)
İlk gün benim açımdan şanssız geçti Arkadaşların hepsi birşeyler yakalamıştı, bana ise bir-iki kuruk vuruşunun dışında birşey denk gelmedi .Hırsız kullanmadığımız için, jig iğnesinin çok arkasına gelen bu kuyruk vuruşlarını değerlendirmek mümkün olmuyordu.
İlk günün akşamı üç arkadaş gittiğimiz Yunan lokantasında patlayasıya yediğimiz bir yemekle sona erdi. Lokantada yemeklerin neler olduğunu nedense almanlara ben tercüme ettim
)
Pazar günü benim için aslında yarım gün, saat 14.00 gibi dönüşe geçmem gerekiyordu. Jörg "sen son günlerin adamısın" diye bir yandan gaz veriyor, bir yandan da herkese geçen tuttuğum sudağı anlatıyordu. Neyse at-çeke başladık gene, arkadaşlar bir iki üç derken bayapı bir yol aldılar, bende hala tık yok ... Derken bankonun burnundan iyice açığa yaptığım bir atıştan sonra, biraz da dalgın bir şekilde tembeladam tarzı çekerken birden balık bindi oltaya, ama sudağın klasik "tok" diye vuruşuyla değil de biraz künt ama çok ağır bir şekilde. Akıntıya karşı zorlukla çekiyorum, tam sınırında geziyor. Akıntıya tam girerse takımı koparabilir veya iğne sağlam yere oturmadıysa ağzını yarıp boşalabilir. Ağırlık çok fazla ama kafa da atmıyor, pasifist bir balık
)
Kıyıya iyice yaklaştığı halde hala yüzeylemedi, boyunu göremedik. Tam o sırada kafa atmaya ve tekrar akıntıya doğru gitmeye başladı, kalama oldukça sıkı olduğu halde makaradan misina alıyor... Karşı durup kıyıya yaklaştırdım, nihayet yüzeye geldi - iğne sırtına girmiş, misina bir tur gövdeye dolanmış! Kaçması mümkün değil hooked
Tabii bu kadar büyük ağırlığın ve direncin nedeni de anlaşılmış oldu, balık sahteye kafa atıp döndüğü sırada tasmayı yiyince iğne sırtına girmiş. yine de fena değil, o turda yakaladığımız en büyük sudaktı, 74 cm. İşte fotoğrafları :
Aynı gün yakalanan diğer birkaç balık (sudak 69 cm) :
Burada gördüğünüz (ve görmediğiniz) tüm balıklar fotoğrafları çekildikten sonra geri salındı. Geri salma suya geri atma şeklinde değil, hayvan kendine gelip kendi gücüyle düzgün şekilde yüzerek uzaklaşana kadar onu kuyruğundan ve gövde altından tutmak, hafifçe ileri geri hareket ettirerek solungaçlarından su geçmesini sağlamak şeklinde oluyor. İşte bir örnek :
İlk yakalanan turnanın geri salınışı
Yurtdışındaki balık avlarımı paylaşmaktaki amacım, amatör balıkçılığın kurallara uyularak ve avlaklar korunarak yapılması, limit altı balıkların, yenemeyecek fazla balıkların ve özellikle anaç özelliğe sahip kaliteli genleri olan trofe boyundaki büyük balıkların zarar verilmeden geri salınması durumunda benim gibi ortalama beceriye sahip, senede toplam 10-15 günden fazla balığa çıkamayan birinin bile ne kadar güzelavlar yaşayabileceğini göstermek. Yurtdışında tatlı suda tuttuğum tüm balıkları, denizde de limit altı balıkların hepsini geri bıraktım. Türkiye'de de aynısını yapıyorum. Herkese de yapmalarını tavsiye ederim.
Rasgele
25'i cuma akşamı gece yarısı gibi Jörg'ün evine vardım. Bir diğer arkadaşla birlikte evinde misafir kalacağım. Jörg yoldayken mesaj atmış, saman nezlem azdı ben yatıyorum anahtar kapının yanındaki dolapta diye. Hadi hayırlısı dedim, saman nezlesi azdı mı Jörg'den hayır gelmez
Neyse ertesi sabah ayaktaydı, herkesle tanıştık. Neşeli bir ekip, biri biraz ukala ama olacak o kadar
Bu arkadaş 94 cm idi
Bu da 91 cm idi
Bu da 83 cm idi yanlış hatırlamıyorsam
Tam da hava sıcaklığının tavan yaptığı bir hafta sonuna denk gelmiştik. Tulumun içinde haşlanayazdım, bankodan bankoya geçişlerde tulumu giyip aralarda çıkarttım hep. Biraz uğraştık ama en azından pişik olmadık
İlk gün benim açımdan şanssız geçti Arkadaşların hepsi birşeyler yakalamıştı, bana ise bir-iki kuruk vuruşunun dışında birşey denk gelmedi .Hırsız kullanmadığımız için, jig iğnesinin çok arkasına gelen bu kuyruk vuruşlarını değerlendirmek mümkün olmuyordu.
İlk günün akşamı üç arkadaş gittiğimiz Yunan lokantasında patlayasıya yediğimiz bir yemekle sona erdi. Lokantada yemeklerin neler olduğunu nedense almanlara ben tercüme ettim
Pazar günü benim için aslında yarım gün, saat 14.00 gibi dönüşe geçmem gerekiyordu. Jörg "sen son günlerin adamısın" diye bir yandan gaz veriyor, bir yandan da herkese geçen tuttuğum sudağı anlatıyordu. Neyse at-çeke başladık gene, arkadaşlar bir iki üç derken bayapı bir yol aldılar, bende hala tık yok ... Derken bankonun burnundan iyice açığa yaptığım bir atıştan sonra, biraz da dalgın bir şekilde tembeladam tarzı çekerken birden balık bindi oltaya, ama sudağın klasik "tok" diye vuruşuyla değil de biraz künt ama çok ağır bir şekilde. Akıntıya karşı zorlukla çekiyorum, tam sınırında geziyor. Akıntıya tam girerse takımı koparabilir veya iğne sağlam yere oturmadıysa ağzını yarıp boşalabilir. Ağırlık çok fazla ama kafa da atmıyor, pasifist bir balık
Kıyıya iyice yaklaştığı halde hala yüzeylemedi, boyunu göremedik. Tam o sırada kafa atmaya ve tekrar akıntıya doğru gitmeye başladı, kalama oldukça sıkı olduğu halde makaradan misina alıyor... Karşı durup kıyıya yaklaştırdım, nihayet yüzeye geldi - iğne sırtına girmiş, misina bir tur gövdeye dolanmış! Kaçması mümkün değil hooked
Tabii bu kadar büyük ağırlığın ve direncin nedeni de anlaşılmış oldu, balık sahteye kafa atıp döndüğü sırada tasmayı yiyince iğne sırtına girmiş. yine de fena değil, o turda yakaladığımız en büyük sudaktı, 74 cm. İşte fotoğrafları :
Aynı gün yakalanan diğer birkaç balık (sudak 69 cm) :
Burada gördüğünüz (ve görmediğiniz) tüm balıklar fotoğrafları çekildikten sonra geri salındı. Geri salma suya geri atma şeklinde değil, hayvan kendine gelip kendi gücüyle düzgün şekilde yüzerek uzaklaşana kadar onu kuyruğundan ve gövde altından tutmak, hafifçe ileri geri hareket ettirerek solungaçlarından su geçmesini sağlamak şeklinde oluyor. İşte bir örnek :
İlk yakalanan turnanın geri salınışı
Yurtdışındaki balık avlarımı paylaşmaktaki amacım, amatör balıkçılığın kurallara uyularak ve avlaklar korunarak yapılması, limit altı balıkların, yenemeyecek fazla balıkların ve özellikle anaç özelliğe sahip kaliteli genleri olan trofe boyundaki büyük balıkların zarar verilmeden geri salınması durumunda benim gibi ortalama beceriye sahip, senede toplam 10-15 günden fazla balığa çıkamayan birinin bile ne kadar güzelavlar yaşayabileceğini göstermek. Yurtdışında tatlı suda tuttuğum tüm balıkları, denizde de limit altı balıkların hepsini geri bıraktım. Türkiye'de de aynısını yapıyorum. Herkese de yapmalarını tavsiye ederim.
Rasgele