Cenani
Üye
- Yaş
- 53
- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Lineaeffe AC Casting 420
- Favori Makina
- Okuma Rav-II 65
- En iyi avı
- 1 kg 500 gr Gökkuşağı Alabalığı (Şemsipaşa)
- İsim
- cenani
Merhaba arkadaşlar,
bu akşam yine Surf Casting antremanı yapmak üzere sahile indim. Ama bu sefer sadece kurşun atmak yerine bir de çapari takayım, belki derinden yemeye layık iri istavrit alırım dedim.
0.30 beden ve güçlendirilmiş kurşun kasasıyla taktım çapariyi, ucuna da 150 gr kurşun, milletin şaşkın bakışları arasında salladım derinlere doğru.
İlk 15 dakika attım çektim boş. Bu arada etraftakiler zargana topuyla, zargana avlamaya çalışmaktaydı ve kovaları boştu.
Avlandığım yer kıyıya yaklaştıkça kayalık olduğu için, takım kıyıya gelirken kurşunu takmayayım diye makarayı hızlı sarıyordum. İşte ne olduysa o esnada oldu. Kamış gerildi ve "Aha dedim! Bu Zargana değilse ne olayım!"
Ve gerçekten gelen Zargana idi, sudan alıverdim. Çaparinin bir iğnesi çene altından girmiş. Birkaç tanesi de vücuduna saplanmış suda debelendiği zaman. 30 cm kadar boyu vardı. Dikkatlice iğneleri çıkartıp geri salıverdim.
Hemen, "Ne yapıyorsun yahu! Biz sabahtan beri uğraşıyoruz, yazık günah!" dedi adam olamamış adamın biri. Bende "Esas bu yavrucuğu yemek günah. Büyüsün yine takılır oltalara merak etmeyin dedim." Bir daha da ses etmediler.
Bunu takip eden 6 tane zargana daha yakaladım ve saldım. O zargana topuyla avlananların, bir aceleyle çapari takışları vardı, görülmeye değerdi cidden.
Sonra istavrit, pardon Kıraça yapmaya başladı. Belki 40 tane Kıraça'yı suya geri gönderdim. Hava kararınca tamamdır dedim ve son bir atış yaptım. Yine kıyıya yakın bu sefer sağlam asıldı Zargana. Yılan gibi kıvrıla kıvrıla geliyordu. İşte bu akşamın yakışıklısını, milletin kıskançlık dolu bakışları arasında alıp evime geldim.
Fotoğraf çekildikten sonra filetosu çıkarıldı ve İkea'da alınmış ızgara tavasında pişirilerek afiyetle iki duble rakı eşliğinde mideye indirildi.

bu akşam yine Surf Casting antremanı yapmak üzere sahile indim. Ama bu sefer sadece kurşun atmak yerine bir de çapari takayım, belki derinden yemeye layık iri istavrit alırım dedim.
0.30 beden ve güçlendirilmiş kurşun kasasıyla taktım çapariyi, ucuna da 150 gr kurşun, milletin şaşkın bakışları arasında salladım derinlere doğru.
İlk 15 dakika attım çektim boş. Bu arada etraftakiler zargana topuyla, zargana avlamaya çalışmaktaydı ve kovaları boştu.
Avlandığım yer kıyıya yaklaştıkça kayalık olduğu için, takım kıyıya gelirken kurşunu takmayayım diye makarayı hızlı sarıyordum. İşte ne olduysa o esnada oldu. Kamış gerildi ve "Aha dedim! Bu Zargana değilse ne olayım!"
Ve gerçekten gelen Zargana idi, sudan alıverdim. Çaparinin bir iğnesi çene altından girmiş. Birkaç tanesi de vücuduna saplanmış suda debelendiği zaman. 30 cm kadar boyu vardı. Dikkatlice iğneleri çıkartıp geri salıverdim.
Hemen, "Ne yapıyorsun yahu! Biz sabahtan beri uğraşıyoruz, yazık günah!" dedi adam olamamış adamın biri. Bende "Esas bu yavrucuğu yemek günah. Büyüsün yine takılır oltalara merak etmeyin dedim." Bir daha da ses etmediler.
Bunu takip eden 6 tane zargana daha yakaladım ve saldım. O zargana topuyla avlananların, bir aceleyle çapari takışları vardı, görülmeye değerdi cidden.
Sonra istavrit, pardon Kıraça yapmaya başladı. Belki 40 tane Kıraça'yı suya geri gönderdim. Hava kararınca tamamdır dedim ve son bir atış yaptım. Yine kıyıya yakın bu sefer sağlam asıldı Zargana. Yılan gibi kıvrıla kıvrıla geliyordu. İşte bu akşamın yakışıklısını, milletin kıskançlık dolu bakışları arasında alıp evime geldim.
Fotoğraf çekildikten sonra filetosu çıkarıldı ve İkea'da alınmış ızgara tavasında pişirilerek afiyetle iki duble rakı eşliğinde mideye indirildi.