volex21
Well-Known Member
- Şehir
- İzmir
- Favori Kamış
- Okuma V System 2.40 Lineaeffe Spirit Surf 3.90 (fiyat performans 9/10)
- Favori Makina
- Spro Red Arc 20'lik (Fiyat/Performans : 8/10)
- En iyi avı
- Levrek (57 cm - 2.100 gr ) Sargoz (700 GR kadar) Palamut (40 cm üzeri), Lüfer 40 cm, Çipura 950 gr
- İsim
- Volkan
Tarih : 06/02/2016
Saat : 01:30
Hava : Şiddetli fırtına (8-10 bafor – kuzey rüzgarı)
Bir haftadır hava raporlarını takip ediyordum. Cuma günü hem yağmur hem şiddetli fırtına vardı.
2 tip avlak arasında karar verebilirdim. Ya fırtınada av yapacaktım. Ya da avlağın daha korunaklı yerlerinde yağmurun yarattığı bulanıklığı kullanacaktım.
Önce avlağa bir bakayım şartlara, duruma göre bir karar veririm dedim.
Düşündüğüm avlağa ulaştım. Saat : 01:30, sabaha kadar yapılacak bir av. Sıcaklık +4 derecelerde ama hissedilen -15 gibi. Kuvvetli rüzgar hem avcıyı, hem atışı zorlayacak cinsten.
Avlağa girdiğim sırada önce sete bakıyorum. Bir araba sette, 1 araba da yol üzerinde. 3 kişi setten balıksız çıkmakta. Kafa lambaları açık, yavaş seyrederken durumu görüyorum. Üşümüş bir halleri var.
Zaten yanlış konuşlanmışlar.
Devam edip ağıza gidiyorum. Kimseler yok, belli ki balık çıkmıyor. Yoksa bu havalarda araba galerisi gibi olurdu buralar. Nerde o 2 sene önceki azim, ihtiras? !
Arabadan inip avlağı inceliyorum. Müthiş soğuk, deli bir rüzgar. Atış yapılacak gibi değil. Ağır kurşun kullansam dibe takarım. Hafif kurşun da kafama iner. Işıklandırılmış vietnama bakıyorum. Tek araba yok. Dalga taşlara bir vuruyor, 3-5 metre yükselip, düşüyor. Hey gidi hey, eskiden burada ne levrekler avlandı bu havalarda. O levrekleri avlayanların hepsi sinüzit oldu.
Vietnam tahammül sınırının çok üzerinde. En azından benim için.
En iyisi karşı kıyıya geçmek ama yağmur yağdı bütün gün. Bataklığa dönüşmüştür şimdi yol. Tek başıma bir batarsam yandığımın resmidir.
Düşünürken, setten ayrılanlar arkamdan yanıma geliyorlar ki ben hiç olta atmadan oradan ayrılıyorum.
Avlak levreğe çok uygun. Yağmurun bulanıklığı iyi, rüzgar denizi köpürtmüş. Aklımda kalmasın diye karşı sete bir bakıyorum. Mübarek Masai Mara.
Bir akıyor, kazara düşsen soluğu 1 km ilerde ağızda alırsın.
Bu akımda çok zor olsa da hazır tulumu giymişken 1 saat kadar atıyorum ama aklım riskli yolda, ağızda.
Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşmüş bir kere. 
Çıkıyorum yola. Riskli bir 1 km beni bekliyor. Niceleri saplanıp, gecenin köründe traktör bulup çektirmişlerdir arabalarını.
Gene de risk alıyorum, tek başıma olsam da. O kadar geldim. Hem avlak çok tahrik edici. Bir levrekçi olarak gidemezsem arabadan iner yürüyerek giderim, gene giderim diyorum.
300 metre sonra yoldaki büyük bir göletin başında durup yolu süzüyorum. Geçer miyim ki???
Arabayı da test edeyim bakayım, geçecek mi?
30 cm'lik sulardan tırsmış bir şekilde geçiyorum. Araba yer yer kıç atsa da, soğuk terler atarak ömrümden ömür giderek 2-3 göleti geçiyorum.
Çamur deryasına ulaştım. Çok kötü, genelde arabaların saplandığı bölüm burası. Tekerin birini adam boyu otlara versemde arabanın yumuşak zeminde kayması sonucu çamura oturuyorum. İşte bu!!! Saplandım.

Ne zaman diye düşünüp duruyordum, en sonunda becerdim diyorum. Gene de soğuk kanlıyım. Biraz uğraşayım bakayım olmazsa gecenin 02:45'inde Serhat abiyi arar, traktör nereden bulabilirim diye sorarım diyorum.
Arabayı zorluyorum. Zorladıkça biraz daha çaya doğru kayıyor araba.
Eğer çaya düşersem, levrek uğruna geberen ilk kişi ben olacam.
Yakın zaman önce Cyril'de Gabon da Nil levreği tutmaya giderken çamura saplanmıştı da ileri geri ,ileri geri yaparak 3-5 dakka sonra kurtulmuştu.
2 kişiydiler ve yanındaki adam becerememişti. Çok hızlı vites değiştirmeliydim. Belgesel izlemenin faydaları.
Başlıyorum denemeye. İleri vites, vıjjjjjjjjj.... Hemen geri vıjjjjjj..... İleri geri, ileri geri, ileri geri. Çıkacam galiba...
Araba biraz rahatladı, en azından biraz hareket etmeye başladı. Neyseki arabayı çamura boyayarak da olsa çıkmayı başarıyorum. Hemde hiç arabadan çıkmadan, yardım almadan. Sizin de aklınız da bulunsun.
En sonunda en umutlu olduğum noktadayım. Saat : 03:15.
Tulumu giyip köpük köpük kayalığa gidiyorum ama rüzgar çok iddaalı. Sana atış yaptırmıcam koçum diyor. En ağır sert sahtemle yarım saat deniyorum ama çok zorlu. Çok ta üşütüyor. Geri dönüp akardan faydalanıyorum beton sette. Rüzgarı az alan bölgeye akıma karşı atış yapıyorum.
Bulanıklık süper, buralar balık yapar ama ne zaman? Avlakta benden başka kimsenin olmaması düşündürücü.
Tulumla suya girip nokta değiştiriyorum. Köpüklü ve rüzgarı arkadan aldığım, çok güzel bir nokta. Levrek varsa sabah suyunda mutlaka alırım diyorum içimden. Saat 05:00 – 07:00 arası çok umutlu çalışsam da sabah suyun da da balık çıkmıyor. Sabah suyuna yanıma bir araba gelse de avcı arabadan bile çıkmıyor. Beni izlemeye geldi belli ki.
Zorlu bir av sürecini, tek başıma avlandığım halde balıksız tamamlıyordum. Israr etmenin bir anlamı yoktu, biraz üşümüş, bayağı da yorulmuştum.
Büyü bozulmuş, levrek başarı oranım düşmüştü.
Şartlar çok uygun gözükse de bu sefer balık av vermemişti. Çevrede birkaç araba olsa da aktif avlanan bir tek ben olmuştum. Çakallar ben tutunca soğuga çıkacaklardı ama ben tutamayınca, geceleri soğuk ve kurak gün doğduktan sonra ılık ve uykulu karasal ortamlarında av gününü bitirdiler. 
Avın tek güzel yanı gün ağardıktan sonra birçok kez avlandığım bu avlağın zemin yapısını net olarak görmüş, incelemiştim.
Tecrübeme bir çentik daha atıp, gelecek avlar için plan kurmaya daha oradayken başlamıştım.
Daha başarılı avlarınız olsun.
Saat : 01:30
Hava : Şiddetli fırtına (8-10 bafor – kuzey rüzgarı)
Bir haftadır hava raporlarını takip ediyordum. Cuma günü hem yağmur hem şiddetli fırtına vardı.
2 tip avlak arasında karar verebilirdim. Ya fırtınada av yapacaktım. Ya da avlağın daha korunaklı yerlerinde yağmurun yarattığı bulanıklığı kullanacaktım.
Önce avlağa bir bakayım şartlara, duruma göre bir karar veririm dedim.
Düşündüğüm avlağa ulaştım. Saat : 01:30, sabaha kadar yapılacak bir av. Sıcaklık +4 derecelerde ama hissedilen -15 gibi. Kuvvetli rüzgar hem avcıyı, hem atışı zorlayacak cinsten.
Avlağa girdiğim sırada önce sete bakıyorum. Bir araba sette, 1 araba da yol üzerinde. 3 kişi setten balıksız çıkmakta. Kafa lambaları açık, yavaş seyrederken durumu görüyorum. Üşümüş bir halleri var.
Arabadan inip avlağı inceliyorum. Müthiş soğuk, deli bir rüzgar. Atış yapılacak gibi değil. Ağır kurşun kullansam dibe takarım. Hafif kurşun da kafama iner. Işıklandırılmış vietnama bakıyorum. Tek araba yok. Dalga taşlara bir vuruyor, 3-5 metre yükselip, düşüyor. Hey gidi hey, eskiden burada ne levrekler avlandı bu havalarda. O levrekleri avlayanların hepsi sinüzit oldu.
En iyisi karşı kıyıya geçmek ama yağmur yağdı bütün gün. Bataklığa dönüşmüştür şimdi yol. Tek başıma bir batarsam yandığımın resmidir.
Düşünürken, setten ayrılanlar arkamdan yanıma geliyorlar ki ben hiç olta atmadan oradan ayrılıyorum.
Avlak levreğe çok uygun. Yağmurun bulanıklığı iyi, rüzgar denizi köpürtmüş. Aklımda kalmasın diye karşı sete bir bakıyorum. Mübarek Masai Mara.
Bir akıyor, kazara düşsen soluğu 1 km ilerde ağızda alırsın.
Çıkıyorum yola. Riskli bir 1 km beni bekliyor. Niceleri saplanıp, gecenin köründe traktör bulup çektirmişlerdir arabalarını.
Gene de risk alıyorum, tek başıma olsam da. O kadar geldim. Hem avlak çok tahrik edici. Bir levrekçi olarak gidemezsem arabadan iner yürüyerek giderim, gene giderim diyorum.
300 metre sonra yoldaki büyük bir göletin başında durup yolu süzüyorum. Geçer miyim ki???
Arabayı da test edeyim bakayım, geçecek mi?
30 cm'lik sulardan tırsmış bir şekilde geçiyorum. Araba yer yer kıç atsa da, soğuk terler atarak ömrümden ömür giderek 2-3 göleti geçiyorum.
Çamur deryasına ulaştım. Çok kötü, genelde arabaların saplandığı bölüm burası. Tekerin birini adam boyu otlara versemde arabanın yumuşak zeminde kayması sonucu çamura oturuyorum. İşte bu!!! Saplandım.
Ne zaman diye düşünüp duruyordum, en sonunda becerdim diyorum. Gene de soğuk kanlıyım. Biraz uğraşayım bakayım olmazsa gecenin 02:45'inde Serhat abiyi arar, traktör nereden bulabilirim diye sorarım diyorum.
Eğer çaya düşersem, levrek uğruna geberen ilk kişi ben olacam.
Yakın zaman önce Cyril'de Gabon da Nil levreği tutmaya giderken çamura saplanmıştı da ileri geri ,ileri geri yaparak 3-5 dakka sonra kurtulmuştu.
2 kişiydiler ve yanındaki adam becerememişti. Çok hızlı vites değiştirmeliydim. Belgesel izlemenin faydaları.
Başlıyorum denemeye. İleri vites, vıjjjjjjjjj.... Hemen geri vıjjjjjj..... İleri geri, ileri geri, ileri geri. Çıkacam galiba...
Araba biraz rahatladı, en azından biraz hareket etmeye başladı. Neyseki arabayı çamura boyayarak da olsa çıkmayı başarıyorum. Hemde hiç arabadan çıkmadan, yardım almadan. Sizin de aklınız da bulunsun.
En sonunda en umutlu olduğum noktadayım. Saat : 03:15.
Tulumu giyip köpük köpük kayalığa gidiyorum ama rüzgar çok iddaalı. Sana atış yaptırmıcam koçum diyor. En ağır sert sahtemle yarım saat deniyorum ama çok zorlu. Çok ta üşütüyor. Geri dönüp akardan faydalanıyorum beton sette. Rüzgarı az alan bölgeye akıma karşı atış yapıyorum.
Bulanıklık süper, buralar balık yapar ama ne zaman? Avlakta benden başka kimsenin olmaması düşündürücü.
Tulumla suya girip nokta değiştiriyorum. Köpüklü ve rüzgarı arkadan aldığım, çok güzel bir nokta. Levrek varsa sabah suyunda mutlaka alırım diyorum içimden. Saat 05:00 – 07:00 arası çok umutlu çalışsam da sabah suyun da da balık çıkmıyor. Sabah suyuna yanıma bir araba gelse de avcı arabadan bile çıkmıyor. Beni izlemeye geldi belli ki.
Zorlu bir av sürecini, tek başıma avlandığım halde balıksız tamamlıyordum. Israr etmenin bir anlamı yoktu, biraz üşümüş, bayağı da yorulmuştum.
Büyü bozulmuş, levrek başarı oranım düşmüştü.
Avın tek güzel yanı gün ağardıktan sonra birçok kez avlandığım bu avlağın zemin yapısını net olarak görmüş, incelemiştim.
Tecrübeme bir çentik daha atıp, gelecek avlar için plan kurmaya daha oradayken başlamıştım.
Daha başarılı avlarınız olsun.