Bu noktada ters pozisyona, yani hiç istemediğim halde daiwa'nın savunucusu pozisyonuna girmeden cevap vermek pek olası değil.
Daiwa bir sebepten, ama haklı, ama haksız, her neyse bir sebepten, Türkiye ve Orta Doğuya dağıtıcı vermiyor. Yani adamın pazar olarak çizdiği haritada biz yokuz, maalesef.
Hal böyleyken, Daiwa'nın bu noktada bir sorumluluğu olduğunu düşünmek bana pek hakkaniyetli gelmiyor. Biz bir şekilde o makineleri temin edip kullanıyoruz.
Ama bu bize özgü değil. Daiwa'nın İtalya, Yunanistan vs. distribütörü de yok.
Sanıldığının aksine, Daiwa öyle çok büyük bir firma değil. Ürünleri tamam, gayet iyi fakat üretim kapasitesi vs. olarak çok büyük değil. Üretimde kaliteye önem veriyor. Bu da, çok üretmeyi zorlaştırıyor.
Bir diğer mesele ise, hala atamadıkları Japon mantalitesi. Bu basitçe şöyle bir şey. Japonlar garanti bilmezler. Yani, aldıkları ürün bozulursa, garantisi diye bir olgu yoktur. Ama bu acayip bir şekilde, üreticilerin sağlam ürün yapıp piyasaya çıktıktan sonra adam gibi çalışmasını garanti etmelerine yol açar. Bu yüzden tamir, destek vs. gibi şeyler Japonlarda yoktur, bozuldu mu, at yenisini al, mantalite böyledir.
Bu da elbette, kalite yönetimi vs. gibi hususları ön plana almaya yol açar. ISO 9000 gibi kalite yönetim sistemleri Japonlardan alınmadır.
Yani, bir japon bir mal alırken, alsa bunun servisi var, garantisi var gibi düşünmez. Onun yerien bakar, sağlam olacak, bozulmayacak, etmeyecek. Öyle değilse almaz, çünkü garantisi yok. Üreticisi de buna göre üretiyor.
Ama mesela bizde öyle mi? Ortalık iş görmeyen, çaucak bozulan mal dolu. Kime gitseniz, çürük çarık bir şeyi okutabiliyor. O zaman bizim için garantisi, teknik desteği filan anlam taşıyor oluyor.
Daiwa'da böyle bir mantaliteyle yola çıkıyor. Ben üretirim, kralı olur ama servis filan deniyor, ne ki o, yenir mi?
Umarım bu aşılır. Daiwa'nın distribütörü olacak olanın servis vs. hususunda başının ağrıyacağını hiç sanmam. Büyük ihtimalle o işten para kazanır, zira daiwa'lar kullanıcı hatası olmadan pek bozuluvermez kolay kolay.
Kısaca, maalesef Daiwa için biz yokuz. Adam bizim varlığımız tanımazken, onu bizdek ürünleri için bir töhmet altına sokmak yanlış olur sanıyorum.
Velakin, global dengeler değişiyor. Türkiye ciddi bir pazar haline geldi, geliyor. 5 yıl önce Daiwa satmaya çıksan, kaç kişiye kaç tane satardın, ama ya şimdi? Bu forumda, evet bu forumda, Saltiga için "Hangi deli bu parayı verip bu makineyi alır?" şeklinde tartışmalar oldu. Peki ya şimdi?
Sanırım bir iki yıla kalmaz, Daiwa Türkiye distribütörlüğü veya temsilciliği, tahminen, belki Orta doğu, balkanlar ile birlikte Türkiye'de açılabilir. Bekleyip göreceğiz artık.