Merhaba forumdaşlar, keyifli ama şiddetli rüzgarlı bir av raporu yayınlıyacağım bu sefer sizlere. Cuma akşamı saat 19:00'da herşeyimizi yükleyip çıktık yola. Yol boyu sakin olan seyrimiz Tekirdağ tarafına geldiğimizde lapa lapa kar yağışıyla, biraz hareketlendi. Keşanda satır köfte restorantında yemek molamızı verdikden sonra tekrar yola koyulduk. Gece 01:00'da selçuk abimizin yazlığına ulaşmıştık. Önce buz gibi olan evi biraz olsun ısıttıkdan sonra yataklarımıza kurulduk.
SAbah gecenin verdiği yorgunlukdan dolayı biraz rotarlı kalktım yatağımdan, saat 09:30'da inebildim sahile. Geceden lodos yapmış olacakki deniz baya buladıkdı. Oltalarımı hazırlayıp saldım suya ve başladım beklemeye. Saat 11:00'a doğru evden arayıp kahvaltıya gelmemi söylediler. Oltaları toparlayıp hiç bir vuruşda almadan tekrar eve döndüm. Öğlene doğru arabaya atlayıp 5 kilometre ötedeki iskeleye gittik abilerimle. Yine oltaları yemleyip saldım suya. Evet güzel bir vuruş gelmişti, Fakat bilemezdimki akşama kadar hep aynı vuruşu aacağımı. Çektiğim büyük bir vatosdu. Yine bir vuruş, Evet bir vuruş daha, Evet yine asılıyor, Bakın yine geldi bir şey. İnanamıyorum neden hep vatos geliyor. Çıldırıcağım iğne koparıp atmakdan bıktım.
Çözümü kurşunla köstek arası 1.5 metre olan bir dip takımı bağlamakda buldum. Hımm bu vuruş enterasan, Ohh güzelde asılıyor. Galiba güzel bir eşkina yakaladım diye düşünürken suda yılan gibi dönen bir şey gördüm. Buda nesi, bu bir yılan balığı (Mığrı). İlk defa tutuğum bu balığın yenildiğini bildiğim için alıkoydum. İşte tekrar güzel bir yılan balığı (Mığrı). Aynı vuruş tekrar geldi, fakat bu oldukça kuvvetli asılıyor. Böyle kuvvetli asılabilecek bir balık olsa olsa köpek balığıdır diye düşünürken, suyun üstünde gördüğüm koca ağızlı, bacağım kalınlığındaki yılan balığından ilk görüşte korkmadım desem yalan olur. Yaklaşık 1.5 metre boyundaki bu balığı diğer balıklar gibi iskeleye çıkartamıyacağımı anladığım için sahile doğru sürüklemek istedim. Fakat balık bir kafa darbesiyle iğneyi koparıp kaçtı. İnanın hala aklımda o, oltaya asılırken bileklerimi açmak zorunda bırakması. Keşke su üstündeyken resmini şekebilseydim diyorum ama, o heyecanda resimmi çekicektim yoksa balığı sahile doğrumu sürükliyecektim. Kaçan balık büyük olurdu, ve kaçan balık büyükdü hakikatten. Hava saat 4:30' a doğru şiddetli rüzgarla ve havanın kapamasıyla güzelliğini bozdu. Yağmurda başlayınca oltalarımı toparlayıp, beni orda bırakıp giden abilerimi arayıp gelmelerini söyledim.
Tekrar eve döndüğümüzde ben hava kararmasına yakın, spin oltamı hazırlayıp yeni aldığım levrek sahtesiyle biraz deneme yaptım, ama bir şey yokdu. LEvrek denemesi yaparken diğer oltamıda yemleyip suya salmıştım. Şiddetli rüzgar olta ucunu sallarken o sallanmalar arasında bir vuruşu görebildim. Yine aynı yılan balığıydı çektiğim, ama bu diğer 2 tane yakaladığıma göre biraz daha büyükdü. Hava artık iyice karardı ve denizin üstüne baktığımda gökyüzü zifiri karanlıkdı. Artık rüzgar fırtına şeklinde dalgaları devleştirmiş ve bulunduğum noktadan geriye gitmemi gerektirmiştiki, şiddetli rüzgara dayanamayıp ve siteden ercan (balıkkurdu) abimizin beni gündüzden arayıp söylediği bırakma oltalarıda, suya salamadan evin yolunu tuttum.
Akşam soframızı kurup, gündüzden abilerimin oradaki balıkçı bir tanıdıkdan aldığı levrekleri, eşkinayı ve diğer balıkları köfftelerin yanında mangala salıp hoş muhabbetlere, bol kahkahalara daldık. Geceye doğru rüzgar sesleri evin dört bir yanını inletiyordu. İçimden lütfen yarın hava güzel olsun, olsunki şu kaçırdığım yılan balığını yakalıyayım diyordum. Lakin öyle olmadı; sabah 7:00'da kalktığımda hemen koşup deniz kıyısına gittim bakmak için, ama dün akşamkinden daha beterdi deniz. DAlgalar kıyıya kudururcasına vuruyordu. Deniz rengi çamurla bir olmuştu. Bu hava şartlarında bırakın olta sallamayı yürümekde bile zorlanıyordum. Bende tekrar eve dönüp sıcacık yatağıma kurulmakda buldum çareyi.
Öğlene doğru kalkıp yemeğimizi yedikden sonra, artık dönüş yoluna hazırlık başladı. Genel olarak çok keyifli bir geziydi fakat olumsuz hava şartları ve vatoslar biraz canımı sıktı. SAros körfezinde 5 - 6 saat olta sallamanın keyfi bile bir başka oluyor. Bir sonraki enez gezimizi şimdiden iple çekiyorum. Oradayken ve öncesinde beni arayıp bilgi veren usta modaratörümüz ercan (Balıkurdu) abimize ayrıca teşekkür ediyorum. Herkese hayırlı avlar diliyorum.













SAbah gecenin verdiği yorgunlukdan dolayı biraz rotarlı kalktım yatağımdan, saat 09:30'da inebildim sahile. Geceden lodos yapmış olacakki deniz baya buladıkdı. Oltalarımı hazırlayıp saldım suya ve başladım beklemeye. Saat 11:00'a doğru evden arayıp kahvaltıya gelmemi söylediler. Oltaları toparlayıp hiç bir vuruşda almadan tekrar eve döndüm. Öğlene doğru arabaya atlayıp 5 kilometre ötedeki iskeleye gittik abilerimle. Yine oltaları yemleyip saldım suya. Evet güzel bir vuruş gelmişti, Fakat bilemezdimki akşama kadar hep aynı vuruşu aacağımı. Çektiğim büyük bir vatosdu. Yine bir vuruş, Evet bir vuruş daha, Evet yine asılıyor, Bakın yine geldi bir şey. İnanamıyorum neden hep vatos geliyor. Çıldırıcağım iğne koparıp atmakdan bıktım.
Çözümü kurşunla köstek arası 1.5 metre olan bir dip takımı bağlamakda buldum. Hımm bu vuruş enterasan, Ohh güzelde asılıyor. Galiba güzel bir eşkina yakaladım diye düşünürken suda yılan gibi dönen bir şey gördüm. Buda nesi, bu bir yılan balığı (Mığrı). İlk defa tutuğum bu balığın yenildiğini bildiğim için alıkoydum. İşte tekrar güzel bir yılan balığı (Mığrı). Aynı vuruş tekrar geldi, fakat bu oldukça kuvvetli asılıyor. Böyle kuvvetli asılabilecek bir balık olsa olsa köpek balığıdır diye düşünürken, suyun üstünde gördüğüm koca ağızlı, bacağım kalınlığındaki yılan balığından ilk görüşte korkmadım desem yalan olur. Yaklaşık 1.5 metre boyundaki bu balığı diğer balıklar gibi iskeleye çıkartamıyacağımı anladığım için sahile doğru sürüklemek istedim. Fakat balık bir kafa darbesiyle iğneyi koparıp kaçtı. İnanın hala aklımda o, oltaya asılırken bileklerimi açmak zorunda bırakması. Keşke su üstündeyken resmini şekebilseydim diyorum ama, o heyecanda resimmi çekicektim yoksa balığı sahile doğrumu sürükliyecektim. Kaçan balık büyük olurdu, ve kaçan balık büyükdü hakikatten. Hava saat 4:30' a doğru şiddetli rüzgarla ve havanın kapamasıyla güzelliğini bozdu. Yağmurda başlayınca oltalarımı toparlayıp, beni orda bırakıp giden abilerimi arayıp gelmelerini söyledim.
Tekrar eve döndüğümüzde ben hava kararmasına yakın, spin oltamı hazırlayıp yeni aldığım levrek sahtesiyle biraz deneme yaptım, ama bir şey yokdu. LEvrek denemesi yaparken diğer oltamıda yemleyip suya salmıştım. Şiddetli rüzgar olta ucunu sallarken o sallanmalar arasında bir vuruşu görebildim. Yine aynı yılan balığıydı çektiğim, ama bu diğer 2 tane yakaladığıma göre biraz daha büyükdü. Hava artık iyice karardı ve denizin üstüne baktığımda gökyüzü zifiri karanlıkdı. Artık rüzgar fırtına şeklinde dalgaları devleştirmiş ve bulunduğum noktadan geriye gitmemi gerektirmiştiki, şiddetli rüzgara dayanamayıp ve siteden ercan (balıkkurdu) abimizin beni gündüzden arayıp söylediği bırakma oltalarıda, suya salamadan evin yolunu tuttum.
Akşam soframızı kurup, gündüzden abilerimin oradaki balıkçı bir tanıdıkdan aldığı levrekleri, eşkinayı ve diğer balıkları köfftelerin yanında mangala salıp hoş muhabbetlere, bol kahkahalara daldık. Geceye doğru rüzgar sesleri evin dört bir yanını inletiyordu. İçimden lütfen yarın hava güzel olsun, olsunki şu kaçırdığım yılan balığını yakalıyayım diyordum. Lakin öyle olmadı; sabah 7:00'da kalktığımda hemen koşup deniz kıyısına gittim bakmak için, ama dün akşamkinden daha beterdi deniz. DAlgalar kıyıya kudururcasına vuruyordu. Deniz rengi çamurla bir olmuştu. Bu hava şartlarında bırakın olta sallamayı yürümekde bile zorlanıyordum. Bende tekrar eve dönüp sıcacık yatağıma kurulmakda buldum çareyi.
Öğlene doğru kalkıp yemeğimizi yedikden sonra, artık dönüş yoluna hazırlık başladı. Genel olarak çok keyifli bir geziydi fakat olumsuz hava şartları ve vatoslar biraz canımı sıktı. SAros körfezinde 5 - 6 saat olta sallamanın keyfi bile bir başka oluyor. Bir sonraki enez gezimizi şimdiden iple çekiyorum. Oradayken ve öncesinde beni arayıp bilgi veren usta modaratörümüz ercan (Balıkurdu) abimize ayrıca teşekkür ediyorum. Herkese hayırlı avlar diliyorum.













Son düzenleme: