ormandayım çakıl taşlarıyla çevirdiğim küçük ateşimde:isli bir demlikte demlediğim çay. önümde sakince akan berrak bir dere, oltam suda yanımda az evvel yakaladığım iki nazlı balık sessizlik..sade ateşin çıtırtısı, derenin şırıltısı karşımdaki çam ağacının dallarında, telaşla ötüşen iki küçük kuş. belliki yuva yapmışlar sakin olun diyorum kendi kendime, zararım dokunmaz size ama ne olur biraz müsaade etsenizde sevsem yavrularınızı.yatıyorum sırtüstü, gökyüzü ne kadar mavi, bir küçük beyaz bulut var sade. küçük bir hışırtıyla çeviriyorum başımı, bir kertenkele az ötemde başını kaldırmış bakıyor bana. bir müddet gözgöze geliyoruz, bir anda uçarcasına böğürtlenlerin içinde yok oluyor. az ilerimde karıncalar tek sıra olmuş, boylarından büyük yaprak parçaları ağızlarında. doğrulup ateşe iki meşe dalı daha sürüyorum, akşamın ilk saatleri yaklaşıyor. sivrisinekler uçuşmaya başlıyor derenin üstünde, az ilerde bir balık sıçrıyor suyun üstüne, belliki akşam yemeği saati demli bir çay dolduruyorum kendime, bir yudum alıp tebessümle çevremi bir daha süzüyorum. burdan başka hiç bir yerde bu kadar mutlu olmadığım geliyor aklıma. ne çıkılan tatiller ne pansiyon odaları ne şehirdeki çevrem. belki bir köyde doğsam bu kadar sevmezdim seni diyorum dereye. ama yok alınma! köydede olsam severdim seni, senide meşe ağacı, senide balık. hepinizi nerde olsam severdim biliyorum insan kardeşini sevmezmi.?hı söylesene kardeşim tabiat sevmezmi.?........