volex21
Well-Known Member
- Şehir
- İzmir
- Favori Kamış
- Okuma V System 2.40 Lineaeffe Spirit Surf 3.90 (fiyat performans 9/10)
- Favori Makina
- Spro Red Arc 20'lik (Fiyat/Performans : 8/10)
- En iyi avı
- Levrek (57 cm - 2.100 gr ) Sargoz (700 GR kadar) Palamut (40 cm üzeri), Lüfer 40 cm, Çipura 950 gr
- İsim
- Volkan
Kurumuş Avlaklarda
Tarih : 31/01/2017 saat 18:00 civarları...
Nihayet 5 günlük iznimi almıştım. Bol iznim vardı, geçen seneden 23 bu seneden 30 toplam 53 gün. Geçen sene doğru düzgün izin alamamıştım. Çocuğun da okula başlaması iyice elimi kolumu bağlamış, bir tek şubat tatiline esir etmişti beni.
Hedefim gene levrek peşinde koşmaktı. Avlaklar hakkında hemen hemen hiç duyumum yoktu. Bulunacağım ilçedeki avlak bir süredir av vermiyormuş ama napalım, elimiz mahkum. Levrek için yakılacak 1 lt 95 oktan bile lüks olacaktı.
31 ocak salı günü avlağa ilk teşrifimi gerçekleştirdim. Hanidir gelmiyordum. Bocalarmıyım falan diye de düşünmüyor değilim. Elim ayağım alışana kadar 10 kadar silikon harcarım desem de bisiklet kullanmak gibiymiş, unutmamışım.
İlk atışlar başladı. Avlakta benden başka kimse yoktu lakin akşam suyunun yaklaşmasıyla önce 2 sandallı, sonra da tulum giymiş bir arkadaş gelmişti.
Biraz sohbet esnasında, son zamanlarda bu avlağın levrek vermediğini öğrenmiş, moral motivasyonum da düşmüştü. Tulumlu arkadaş ta önüme geçince avı pek sürdürmedim.
Kenardan başladım etrafı süzmeye, karşıya da bir araba gelmiş, içinden iki kişi çıkmıştı. Sonradan onların Timur hocalar olduğunu öğrensem de onlar çoktan ağız tarafına gitmişlerdi.
Sular çekikti ama akım ve bulanıklık levrek için iyiydi. Havaların soğuk gitmesi ve su sıcaklığının düşük olması muhtemelen balığı pasifleştiriyor, levrek av vermiyordu.
Avlağı iyice bir incelemiştim. Zaten tulumumu da evde unuttuğumdan pekte hırslanmadım.
1 saat daha oyalanıp, güneşi iyice devirince eve yollandım.
01/02/2017 saat 14:00 civarları...
Sabah suyuna gitmemiştim. Avlak beni motive etmemiş, umutlarımı ve hevesim,i yerle yeksan etmişti. Bari oğlumun zırıltısını keseyim diye oğlumla bir av yapmaya karar verdik.
Geldiğimizden beri çenesi kapanmamış, ne zaman balığa gidecez diye başımdaki 3 tel saça musallat olmuştu.
5 adet sülünezimizle avlakta yerimizi aldık. Hava soğuk, su soğuk, pek ümidim yoktu. Oğluma da anlatmaya çalışmıştım ama onun aklı yazın tuttuğumuz zargana da kaldığından beni iplemiyordu.
Sıkma kurşunlar ve tek iğneyle spin takıma bir iğne takıp attık suya. 1 saatten fazlaca bir süre av yapsakta herhangi bir vuruş alamadık ama illaki bir şey tuttuk. Benim tuttuğum hıyarlar ayarında olmasa da oğlum da benimle benzar doğrultuda avcılığını konuşturmuş, 1 deniz kestanesini kıyılatmıştı.
02/02/2017 nihayet sabah suyu. Saat : 06:50
Ihlaya tıslaya alarmın çalmasıyla doğruldum. Millet balığa giderken kuş gibi zıplayarak gidiyor da ben neden taş gibi kalkıp, hindi gibi 1 saat gideyimmi diye düşünüyorum diye düşünerekten giyinmeye başlamıştım. Halbuki işe giderken de bu saatlerde kalkıyor, levreğe gidiyormuşsun gibi panpa diyerek işe gidiyordum. Beni motive ediyor, hatta kalkışımı kolaylaştırıyordu.
Saat 07:15 gibi avlağa gelmiştim, tulumu giymem hazırlanmam 07:30'u bulmuştur muhtemelen.
Avlakta benden başka kimse yoktu. Su akışı güzel, bulanıklık idealdi fakat birşeyler eksikti. Eskiden olsa, atlayan koca koca topanlar olurdu, kaçışan kefal yavruları, sürü halinde iz çıkararak geçen kefal sürüleri arada çakan levrekler olurdu.
Ahhh ahhh, tıs pıs. Benden başka canlı yok. Hatta en ısrarlı en sıkı, avlağın müdavimi küçük kayıklarda sahte yüzdürenler bile ortalarda yok. Çok ümit kırıcı ama çok ta huzurlu.
Atışlarıma 9 cm'lik mavi bir silikon, 6 gr'lık jigheadle başlamıştım. 30 'luk bir Makine kullanıyordum. Mm'sini unuttuğum 0,30'luk gibi bir misina sarılı kafada. Geçen seneden kalma, sap sağlam. Dura dura gamlanmış. Derde, kedere bürünmüş, lüle lüle olmuştu. Şöyle bir 5 kiloluk bir balık takılsa ki hiç olmadı, işte o zaman ne yapacaz, ne ben ne misina bir sonuca varamamıştık.
Çok şükür ki gene korkulan olmadı, bırak 5 kiloyu, 500 gr'lık bile bir balık takılmadı. Zaten koca avlakta benden başka 1 kayıkçı dışında kimseler yoktu. Kayıkçı da benden sonra gelmiş, ayıp olmasın, dostlar alışverişte görsün hesabı 10 atış ya yapmış ya yapmamıştı.
İzin göz göre göre tarumar oluyordu

Perşembe sabahı, gene buz gibi arabayla eve dönerken ölüm sessizliği içinde düşüncelerdeydim. Şurada bir cuma günüm kalmıştı. Koca yitip giden hafta bir cumaya umut bağlamıştım artık. Tek gün, sabah suyu ve akşam suyu. Maximum 2 şer saatten 4 saatlik bir av planı. Koca hafta değil tutmak levrek bile görmemiştim. İzin başında Serhat abiyle de konuşmuştuk. Bu sene pek levrek çıkmıyor, zaten eskisi gibi giden de yok galiba diyordu.
Cuma avının raporunda görüşmek üzere...
Şimdi birkaç foto :
Tarih : 31/01/2017 saat 18:00 civarları...
Nihayet 5 günlük iznimi almıştım. Bol iznim vardı, geçen seneden 23 bu seneden 30 toplam 53 gün. Geçen sene doğru düzgün izin alamamıştım. Çocuğun da okula başlaması iyice elimi kolumu bağlamış, bir tek şubat tatiline esir etmişti beni.
Hedefim gene levrek peşinde koşmaktı. Avlaklar hakkında hemen hemen hiç duyumum yoktu. Bulunacağım ilçedeki avlak bir süredir av vermiyormuş ama napalım, elimiz mahkum. Levrek için yakılacak 1 lt 95 oktan bile lüks olacaktı.
31 ocak salı günü avlağa ilk teşrifimi gerçekleştirdim. Hanidir gelmiyordum. Bocalarmıyım falan diye de düşünmüyor değilim. Elim ayağım alışana kadar 10 kadar silikon harcarım desem de bisiklet kullanmak gibiymiş, unutmamışım.
İlk atışlar başladı. Avlakta benden başka kimse yoktu lakin akşam suyunun yaklaşmasıyla önce 2 sandallı, sonra da tulum giymiş bir arkadaş gelmişti.
Biraz sohbet esnasında, son zamanlarda bu avlağın levrek vermediğini öğrenmiş, moral motivasyonum da düşmüştü. Tulumlu arkadaş ta önüme geçince avı pek sürdürmedim.
Kenardan başladım etrafı süzmeye, karşıya da bir araba gelmiş, içinden iki kişi çıkmıştı. Sonradan onların Timur hocalar olduğunu öğrensem de onlar çoktan ağız tarafına gitmişlerdi.
Sular çekikti ama akım ve bulanıklık levrek için iyiydi. Havaların soğuk gitmesi ve su sıcaklığının düşük olması muhtemelen balığı pasifleştiriyor, levrek av vermiyordu.
Avlağı iyice bir incelemiştim. Zaten tulumumu da evde unuttuğumdan pekte hırslanmadım.
1 saat daha oyalanıp, güneşi iyice devirince eve yollandım.
01/02/2017 saat 14:00 civarları...
Sabah suyuna gitmemiştim. Avlak beni motive etmemiş, umutlarımı ve hevesim,i yerle yeksan etmişti. Bari oğlumun zırıltısını keseyim diye oğlumla bir av yapmaya karar verdik.
Geldiğimizden beri çenesi kapanmamış, ne zaman balığa gidecez diye başımdaki 3 tel saça musallat olmuştu.
5 adet sülünezimizle avlakta yerimizi aldık. Hava soğuk, su soğuk, pek ümidim yoktu. Oğluma da anlatmaya çalışmıştım ama onun aklı yazın tuttuğumuz zargana da kaldığından beni iplemiyordu.
Sıkma kurşunlar ve tek iğneyle spin takıma bir iğne takıp attık suya. 1 saatten fazlaca bir süre av yapsakta herhangi bir vuruş alamadık ama illaki bir şey tuttuk. Benim tuttuğum hıyarlar ayarında olmasa da oğlum da benimle benzar doğrultuda avcılığını konuşturmuş, 1 deniz kestanesini kıyılatmıştı.
02/02/2017 nihayet sabah suyu. Saat : 06:50
Ihlaya tıslaya alarmın çalmasıyla doğruldum. Millet balığa giderken kuş gibi zıplayarak gidiyor da ben neden taş gibi kalkıp, hindi gibi 1 saat gideyimmi diye düşünüyorum diye düşünerekten giyinmeye başlamıştım. Halbuki işe giderken de bu saatlerde kalkıyor, levreğe gidiyormuşsun gibi panpa diyerek işe gidiyordum. Beni motive ediyor, hatta kalkışımı kolaylaştırıyordu.
Saat 07:15 gibi avlağa gelmiştim, tulumu giymem hazırlanmam 07:30'u bulmuştur muhtemelen.
Avlakta benden başka kimse yoktu. Su akışı güzel, bulanıklık idealdi fakat birşeyler eksikti. Eskiden olsa, atlayan koca koca topanlar olurdu, kaçışan kefal yavruları, sürü halinde iz çıkararak geçen kefal sürüleri arada çakan levrekler olurdu.
Ahhh ahhh, tıs pıs. Benden başka canlı yok. Hatta en ısrarlı en sıkı, avlağın müdavimi küçük kayıklarda sahte yüzdürenler bile ortalarda yok. Çok ümit kırıcı ama çok ta huzurlu.
Atışlarıma 9 cm'lik mavi bir silikon, 6 gr'lık jigheadle başlamıştım. 30 'luk bir Makine kullanıyordum. Mm'sini unuttuğum 0,30'luk gibi bir misina sarılı kafada. Geçen seneden kalma, sap sağlam. Dura dura gamlanmış. Derde, kedere bürünmüş, lüle lüle olmuştu. Şöyle bir 5 kiloluk bir balık takılsa ki hiç olmadı, işte o zaman ne yapacaz, ne ben ne misina bir sonuca varamamıştık.
Çok şükür ki gene korkulan olmadı, bırak 5 kiloyu, 500 gr'lık bile bir balık takılmadı. Zaten koca avlakta benden başka 1 kayıkçı dışında kimseler yoktu. Kayıkçı da benden sonra gelmiş, ayıp olmasın, dostlar alışverişte görsün hesabı 10 atış ya yapmış ya yapmamıştı.
İzin göz göre göre tarumar oluyordu
Perşembe sabahı, gene buz gibi arabayla eve dönerken ölüm sessizliği içinde düşüncelerdeydim. Şurada bir cuma günüm kalmıştı. Koca yitip giden hafta bir cumaya umut bağlamıştım artık. Tek gün, sabah suyu ve akşam suyu. Maximum 2 şer saatten 4 saatlik bir av planı. Koca hafta değil tutmak levrek bile görmemiştim. İzin başında Serhat abiyle de konuşmuştuk. Bu sene pek levrek çıkmıyor, zaten eskisi gibi giden de yok galiba diyordu.
Cuma avının raporunda görüşmek üzere...
Şimdi birkaç foto :