- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Okuma V-System 240 cm & Mebaru Salty Rugger 73L
- Favori Makina
- Shimano Rarenium CI4+ 2500 FB
- İsim
- Metin
Ben bu foruma bi' türlü konu açamıyorum; yani açabiliyorum da, "açmışken eli yüzü düzgün olsun" diye diye ertelemekten bi' hal oluyorum. "Aha bunlar da tuttuklarım:" diye sadece görselli rapor paylaşmayı da sevmiyorum. Bu sefer kısa yazmayı planlıyorken gördüğünüz gibi yine lafı sündürdüm.
Daha önce bahsetmiştim bu yazı İzmir - Pamucak civarında geçirdiğimden... Yaz tatili için ise göl kenarında kafa dinlemeyi seçtim: Karacaören Baraj Gölü - Burdur...
***
Yazın 2 aya yakınını İzmir'de geçirsem de, haftada 1 gün iznim olduğumdan, ancak 8-9 günümü kıyıda balık peşinde harcayabildim. Avlağım Küçük Menderes'in Ege'yle buluştuğu Pamucak mevkisi idi.
Günler yaza yayılınca tüm yaz sahte at-çek yapmışım gibi geldi. Minibüslerin saat sıkıntısı ve benim dağın başında bir yerde konaklıyor olmam nedeniyle sabah ve akşam sularına tam olarak denk gelemedim maalesef. O sebepten verimli avlar yaptığım söylenemez. Yine de gündüz, o güneşin altında fena olmayan bir balık avı mesaisi yaptım.
Hedef balığım olan levreği(daha doğrusu ispendeği diyelim) kandırmayı başarabildim, ama maalesef sahteyle değil, şeytan oltasıyla!
Günlerden 7 Ağustos 2014 idi... Sahte atmaktan pes etmiş, iskelede tek kancalı, boru kurduyla yemlediğim oltamla son minibüsün dakikasına dek oyalanmaya karar vermiş bir şekilde vakit geçiriyordum. Bu arada boru kurtlarıyla uğraştığımdan ellerim fotoğraf çekecek telefonu falan tutacak halde değildi. Bir sürü karagöz, arada çipura falan alıp suya iade ediyordum. Tüm yaz yaptım da bunu. Ne var ki, o gün beklenmedik bir vuruş aldım elimdeki misinaya. "Aha geliyor benimki galiba!" falan derken, heyecan yapmadan ufaktan ayar vererek aldım ilk levreği. Hemen fotoğraflayıp(kim takar pis elleri!) iade etmeye çalışacaktım, çalıştım, lakin 2/0'lık VMC iğneyi midesine kadar indirmişti. Zorlasam da çıkaramadım, maalesef hırpaladım ve alıkoymak zorunda kaldım.
Yaz boyunca denediğim sahteler olan Usami Puppy Walker, River2Sea Bubble Walker, Savage Gear Sandeel ve Kendolar(alayı!) ile yaşadığım total aksiyon irice levreklerin iki kez Usami'ye hemen önümde fişek gibi yanaşması ama ne yazık ki sahteye atılmamasından ibaret idi.
("Levrek gel beni ye!")
(Biricik avlağım)
====-
İkinci olarak, 5 gün boyunca Karacaören Baraj Gölü'nde bir dizi ve monoton avlar gerçekleştirdim. Mevsim alabalığa müsait olmadığından günler sazan yakalamak ile geldi geçti. Aradaki sonuçsuz kaşık denemelerimi de not ederek, yine şeytan oltası(surf takım götürecek imkanım yoktu) ile irili ufaklı(ortalama boyu 30 cm civarı olan, yani aslında ufak) 15-20 adet civarı sazan avladım ve aynen geri saldım. Yem olarak ise toprak solucanı(kanlı kanlı boru kurdundan sonra çok temiz iş!) ve nadiren hamur kullandım. Yalnız bir tanesi vardı ki Fudo iğnemi kıran(bkz. fotoğraflar)... Ah o ne vuruştu! Gören olmadı...
Özetle bu yazı karagöz, çipura, kefal, levrek ve sazan türlerine dokunmuş olarak bitirdim. Mutluyum... Yakında lüfere dokunmayı da umuyorum.
Usulünce avlanan herkese rast gelsin...
Daha önce bahsetmiştim bu yazı İzmir - Pamucak civarında geçirdiğimden... Yaz tatili için ise göl kenarında kafa dinlemeyi seçtim: Karacaören Baraj Gölü - Burdur...
***
Yazın 2 aya yakınını İzmir'de geçirsem de, haftada 1 gün iznim olduğumdan, ancak 8-9 günümü kıyıda balık peşinde harcayabildim. Avlağım Küçük Menderes'in Ege'yle buluştuğu Pamucak mevkisi idi.
Günler yaza yayılınca tüm yaz sahte at-çek yapmışım gibi geldi. Minibüslerin saat sıkıntısı ve benim dağın başında bir yerde konaklıyor olmam nedeniyle sabah ve akşam sularına tam olarak denk gelemedim maalesef. O sebepten verimli avlar yaptığım söylenemez. Yine de gündüz, o güneşin altında fena olmayan bir balık avı mesaisi yaptım.
Hedef balığım olan levreği(daha doğrusu ispendeği diyelim) kandırmayı başarabildim, ama maalesef sahteyle değil, şeytan oltasıyla!
Günlerden 7 Ağustos 2014 idi... Sahte atmaktan pes etmiş, iskelede tek kancalı, boru kurduyla yemlediğim oltamla son minibüsün dakikasına dek oyalanmaya karar vermiş bir şekilde vakit geçiriyordum. Bu arada boru kurtlarıyla uğraştığımdan ellerim fotoğraf çekecek telefonu falan tutacak halde değildi. Bir sürü karagöz, arada çipura falan alıp suya iade ediyordum. Tüm yaz yaptım da bunu. Ne var ki, o gün beklenmedik bir vuruş aldım elimdeki misinaya. "Aha geliyor benimki galiba!" falan derken, heyecan yapmadan ufaktan ayar vererek aldım ilk levreği. Hemen fotoğraflayıp(kim takar pis elleri!) iade etmeye çalışacaktım, çalıştım, lakin 2/0'lık VMC iğneyi midesine kadar indirmişti. Zorlasam da çıkaramadım, maalesef hırpaladım ve alıkoymak zorunda kaldım.
Yaz boyunca denediğim sahteler olan Usami Puppy Walker, River2Sea Bubble Walker, Savage Gear Sandeel ve Kendolar(alayı!) ile yaşadığım total aksiyon irice levreklerin iki kez Usami'ye hemen önümde fişek gibi yanaşması ama ne yazık ki sahteye atılmamasından ibaret idi.
("Levrek gel beni ye!")
(Biricik avlağım)
====-
İkinci olarak, 5 gün boyunca Karacaören Baraj Gölü'nde bir dizi ve monoton avlar gerçekleştirdim. Mevsim alabalığa müsait olmadığından günler sazan yakalamak ile geldi geçti. Aradaki sonuçsuz kaşık denemelerimi de not ederek, yine şeytan oltası(surf takım götürecek imkanım yoktu) ile irili ufaklı(ortalama boyu 30 cm civarı olan, yani aslında ufak) 15-20 adet civarı sazan avladım ve aynen geri saldım. Yem olarak ise toprak solucanı(kanlı kanlı boru kurdundan sonra çok temiz iş!) ve nadiren hamur kullandım. Yalnız bir tanesi vardı ki Fudo iğnemi kıran(bkz. fotoğraflar)... Ah o ne vuruştu! Gören olmadı...
Özetle bu yazı karagöz, çipura, kefal, levrek ve sazan türlerine dokunmuş olarak bitirdim. Mutluyum... Yakında lüfere dokunmayı da umuyorum.
Usulünce avlanan herkese rast gelsin...