İşin içinde çocuklar olunca, hava kötü ve kış ise (çocuklar için pek tasvip etmesem de, eve ihtiyaç olunca bu kış biraz yaptık) avm ya da müze, ve mümkün olduğunca hava güzelse sahil, park bahçe...
Kendimizi "ben daha zenginim", çocuklarımızı "benim çocuğum daha akıllı" at yarışına sokmayı sevmedim hiç, saçma zaten.
Kazancına göre, istediğin hayatı yaşayabiliyorsan, en zengin de sensin en mutlu da...
Ailemin karnı doyuyor, tepelerinde bir çatı var, istediklerini alabiliyorum (yeri gelir alamaya da bilirim, hayat bu, onlar da bunun farkında).
Ne kadar kazandığın değil, bugün var, yarın yok derim ben hep para için, parayla ne yaptığın önemli...
Yaşasın Doğa konusuna gelince, buna kesinlikle katılıyorum.
Tatile çıkarken apart pansiyon vb karasız kaldık. Eşimle konuştuk, betondan çıkıp betona girmenin bir alemi yok. Aldık çadırımızı, mis gibi çam ağaçlarının altında ormanda 9 gün kamp yaptık. Şu portatif sandalyeler vb, onlardan bile almadık, bir kilim yetti, çaylarımız dökülmesin diye kesilen yaşlanmış ağaçların kökleri vardı.
Aslında yaşamak için ihtiyacımız olan şey bu kadar (Cem hocam tanışalım bu arada, İstanbul'daymışsın sen de, kamp organizasyonu yaparız arada):