volex21
Well-Known Member
- Şehir
- İzmir
- Favori Kamış
- Okuma V System 2.40 Lineaeffe Spirit Surf 3.90 (fiyat performans 9/10)
- Favori Makina
- Spro Red Arc 20'lik (Fiyat/Performans : 8/10)
- En iyi avı
- Levrek (57 cm - 2.100 gr ) Sargoz (700 GR kadar) Palamut (40 cm üzeri), Lüfer 40 cm, Çipura 950 gr
- İsim
- Volkan
Tarih : 13/02/2016
Saat : 00:30
Yemli Levrek Avı
Takımlar :
2,80 – 3,20 metre kamışlar.
30'luk ve 40'lık makinalar.
100 – 150 gr aralığında kurşunlar.
Klasik 3'lü takım
Yem : Can çekişen mamun.
Yakalanan : 38 cm havyarlı dişi (1 adet)
Avlanan : 3 kişi
Av Süresi : 01:00 – 07:00 (6 saat)
Rüzgar : Güney (Ortalama : 20 – 21 km hız)
Çalkantı : Beklentiden düşük.
Serhat abilerden çıkıyoruz.
- Abi bugün gerçekten balığa gidecekmisin? Yarın gitsek, çok uykusuzum.
- Ben yarın çalışacam, ilçe dışına gidecem, bugün mutlaka gidecem. Geleceksen çabuk karar ver.
Haftanın yorgunluğu, gözümden uyku akıyor. Rüzgar güneyli. 24 km hızlarda ama sabaha kadar düşecek 18 km'lere.
C.tesi günü daha şiddetli. Aslen c.tesi günü hem daha dinç olacam hem de şartlar daha uygun olacak ama tek başıma avlanacağım.
O yüzden karar veriyorum. Tamam abi giyinip geliyorum. Ev halkını eve bırakıp, hemen çıkıyorum. Abi yemciyi arıyor.
- Biz geliyoruz abi, dükkandasın demi?
- Yok yemi kapının önüne çıkardım, istediğiniz kadar alın.
20 dakika sonra yemcinin önündeyiz saat 01:00. Dükkan kapalı, kapının önünde orta boy bir kutu, üzerinde gazete kapalı.
Gazateyi açmamızla her balıkçının gözlerini ışıldatacak irilikte mamunlar. Yarısı ölü, yarısı ölmek üzere ama gene de beklentimizden yukarıda bir durum. Bu boy mamunlar pek sık görülmüyor.
İlçe içinde dalga boyu çok düşük levreğe göre.
3 bardak mamunumuzu alıp, güneye bakan sahile doğru hareketleniyoruz.
Avlağın bir bölümünde 2 araba var, diğer tarafa geçiyoruz kimse yok. Hava ılıman ama yağmur çiselemekte.
Tam levrek havası ama dalga boyu levreğe göre biraz düşük. Yine de üçlü klasik takımları mamunla yemleyip atıyoruz. Önce Serhat abi ve kardeşi takımları kurarken ben halen nokta tespiti yapmaya çalışıyorum. Ben nereye atış yapacağımı kararlaştırmışken Serhat abi ilk levrek vuruşunu alıyor ama maalesef ki kıyıya yakın atılmış tekne şamandırasına dolaşan misina sayesinde balığı kaçırıyorlar.
İlerleyen saatlerde yemleri ara ara tazeliyoruz. Kullandığımız ağırlık 100 – 150 gr aralığında. Görüyorum ki yemleri kafa kısımları yenmiş, demek avlakta şu an levrek yok, diğer balıklar yemleri bozmakta.
Avlakta 2 saat çalıştıktan sonra Serhat abinin ve benim pilim bitiyor. Biz arabaya uyumaya çekilirken, cama vuran yağmur damlaları ninni gibi geliyor.
İçim geçmiş, bayılmışım....
- Volkaaaa kaaaa kaaaaa nnnnnnn.....
Gözümü açmaya çalışıyorum, camlar buğu.
Buğuların içinde yeşil fosforun hareketi ve gayet zayıf bir zil sesi ki.... tekrar dalıyorum.
Volkaaaaaaaa......... ka.............. ka...........nnnnnnn....
Arabanın ön kapısı açılıyor.
Soğuk havanın içeri girmesiyle biraz kendime geliyorum.
Arabanın arka kapısını açıp, arabadan düşüyorum.
Bu inmek olmasa gerek.
- Levrek mi?
Kafa lambaları ışığı altında, uzaktan balığı görüyorum.
- Levrek levrek.
- Hangi olta?
- Senin olta.
Bakıyorum, pasionun ilk levreği. Daha doğrusu ispendeği.
- Kim çekti?
Ben çektim, diyor Serdar?
- İlk levreğin demi?
- Yok ya senin takım yakaladı.
- Yok yok, sana yazalım bunu. Sen çekmesen, kaçardı belki.
Hem levrek zehirini damarlara vermek lazımdı.
Serdar'a yazdık bu ispendeği. 2 çatal boyundan biraz küçük.
1 çatal 21,5 cm olduğuna göre 38 cm'lerde bir dişi ve şaşırtıcı şekilde havyarlı.
Demek ki bizim bölgede 38 cm'lik balıklarda havyar tutabiliyorlar.
Benim için faydalı bir deneyim olmuştu.
Bir balık çıkınca uykum da kaçtı. Mendavur balık ne bana yazıldı, ne de beni uyuttu.
Sabaha kadar da bizi dikti avlakta. 
Yem tazelemekle geçen av sonucunda başka da balık çıkmamıştı. Bölgede avlananlardan da duyduğumuza göre 1 kilo civarlarında 1 balık daha çıkmıştı bölgeden.
Maaşallah, İzmir'de bir ben tutuyorum bu levreği. :laughing: :laughing:
Bu sene ne kadar havyarlı balık varsa hepsini tutmuş, huzura ermiştim !!!
Daha keyifli avlarınız, havyarsız balıklarınız olsun.


Saat : 00:30
Yemli Levrek Avı
Takımlar :
2,80 – 3,20 metre kamışlar.
30'luk ve 40'lık makinalar.
100 – 150 gr aralığında kurşunlar.
Klasik 3'lü takım
Yem : Can çekişen mamun.
Yakalanan : 38 cm havyarlı dişi (1 adet)
Avlanan : 3 kişi
Av Süresi : 01:00 – 07:00 (6 saat)
Rüzgar : Güney (Ortalama : 20 – 21 km hız)
Çalkantı : Beklentiden düşük.
Serhat abilerden çıkıyoruz.
- Abi bugün gerçekten balığa gidecekmisin? Yarın gitsek, çok uykusuzum.
- Ben yarın çalışacam, ilçe dışına gidecem, bugün mutlaka gidecem. Geleceksen çabuk karar ver.
Haftanın yorgunluğu, gözümden uyku akıyor. Rüzgar güneyli. 24 km hızlarda ama sabaha kadar düşecek 18 km'lere.
C.tesi günü daha şiddetli. Aslen c.tesi günü hem daha dinç olacam hem de şartlar daha uygun olacak ama tek başıma avlanacağım.
O yüzden karar veriyorum. Tamam abi giyinip geliyorum. Ev halkını eve bırakıp, hemen çıkıyorum. Abi yemciyi arıyor.
- Biz geliyoruz abi, dükkandasın demi?
- Yok yemi kapının önüne çıkardım, istediğiniz kadar alın.
20 dakika sonra yemcinin önündeyiz saat 01:00. Dükkan kapalı, kapının önünde orta boy bir kutu, üzerinde gazete kapalı.
Gazateyi açmamızla her balıkçının gözlerini ışıldatacak irilikte mamunlar. Yarısı ölü, yarısı ölmek üzere ama gene de beklentimizden yukarıda bir durum. Bu boy mamunlar pek sık görülmüyor.
İlçe içinde dalga boyu çok düşük levreğe göre.
3 bardak mamunumuzu alıp, güneye bakan sahile doğru hareketleniyoruz.
Avlağın bir bölümünde 2 araba var, diğer tarafa geçiyoruz kimse yok. Hava ılıman ama yağmur çiselemekte.
Tam levrek havası ama dalga boyu levreğe göre biraz düşük. Yine de üçlü klasik takımları mamunla yemleyip atıyoruz. Önce Serhat abi ve kardeşi takımları kurarken ben halen nokta tespiti yapmaya çalışıyorum. Ben nereye atış yapacağımı kararlaştırmışken Serhat abi ilk levrek vuruşunu alıyor ama maalesef ki kıyıya yakın atılmış tekne şamandırasına dolaşan misina sayesinde balığı kaçırıyorlar.
İlerleyen saatlerde yemleri ara ara tazeliyoruz. Kullandığımız ağırlık 100 – 150 gr aralığında. Görüyorum ki yemleri kafa kısımları yenmiş, demek avlakta şu an levrek yok, diğer balıklar yemleri bozmakta.
Avlakta 2 saat çalıştıktan sonra Serhat abinin ve benim pilim bitiyor. Biz arabaya uyumaya çekilirken, cama vuran yağmur damlaları ninni gibi geliyor.
İçim geçmiş, bayılmışım....
- Volkaaaa kaaaa kaaaaa nnnnnnn.....
Gözümü açmaya çalışıyorum, camlar buğu.
Buğuların içinde yeşil fosforun hareketi ve gayet zayıf bir zil sesi ki.... tekrar dalıyorum.
Volkaaaaaaaa......... ka.............. ka...........nnnnnnn....
Arabanın ön kapısı açılıyor.
Soğuk havanın içeri girmesiyle biraz kendime geliyorum.
Arabanın arka kapısını açıp, arabadan düşüyorum.
- Levrek mi?
Kafa lambaları ışığı altında, uzaktan balığı görüyorum.
- Levrek levrek.
- Hangi olta?
- Senin olta.
Bakıyorum, pasionun ilk levreği. Daha doğrusu ispendeği.
- Kim çekti?
Ben çektim, diyor Serdar?
- İlk levreğin demi?
- Yok ya senin takım yakaladı.
- Yok yok, sana yazalım bunu. Sen çekmesen, kaçardı belki.
Hem levrek zehirini damarlara vermek lazımdı.
1 çatal 21,5 cm olduğuna göre 38 cm'lerde bir dişi ve şaşırtıcı şekilde havyarlı.
Demek ki bizim bölgede 38 cm'lik balıklarda havyar tutabiliyorlar.
Benim için faydalı bir deneyim olmuştu.
Bir balık çıkınca uykum da kaçtı. Mendavur balık ne bana yazıldı, ne de beni uyuttu.
Yem tazelemekle geçen av sonucunda başka da balık çıkmamıştı. Bölgede avlananlardan da duyduğumuza göre 1 kilo civarlarında 1 balık daha çıkmıştı bölgeden.
Maaşallah, İzmir'de bir ben tutuyorum bu levreği. :laughing: :laughing:
Bu sene ne kadar havyarlı balık varsa hepsini tutmuş, huzura ermiştim !!!
Daha keyifli avlarınız, havyarsız balıklarınız olsun.

