nicholai hel
Üye
- Şehir
- Antalya
- İsim
- Aykut
Selam sevgili dostlar.
Bugünkü bir gazete haberi ile haberdar olduğum bir balık üzerinde kısa bir araştırma yaptım. Öncelikle bu haberi okumanızı öneririm.
Evet sayıları her gün artan Kızıldeniz göçmenlerimizden tespit edilebilen 46. ve sonuncusu. Chanidae familyasına ait bir tür, hatta bu familyanın tek türü ve bilimsel ismi Chanos Chanos. İngilizce'de "Milkfish" olarak geçiyor ve Türkçe'de "Süt Balığı" olarak birebir çevrim yapılarak isimlendirilmiş. Yine de birçok balık ismini direk Latince'den Türkçeleştirdiğimize göre bu türe de koyacağımız ismin "Çanoz" gibi birşey olması muhtemeldir.
Kızıldeniz'den ülkemiz sularına geldiğini belirtmiştik. O zaman bir de bu balığın dünyadaki dağılımını görelim.
Göçebe yaşayan bir balık ve şu geniş dağılımını da görünce aslında ülkemiz sularına gelmiş olmasına pek şaşmamak gerek. Atlas Okyanusu dışında hemen hemen tüm tropik ve yarı tropik sularda dağılımını görebiliyoruz.
Simetrik uzun yapılı vücudu ve dikkat çekici çatallı kuyruk yapısı ile tanınıyor.
Yukarıdaki haberde açıklamalarda bulunan Dr. Mehmet Gökoğlu başka bir kaynakta bu balık türünün Filipinler'de yaygın olarak yetiştirilen bir tür olduğunu vurguluyor. Filipinler halkının en fazla tükettiği balıklar arasında bulunan süt balığının etinin çok lezzetli olduğunu belirterek, “Süt balığının bu büyüklüğe ulaşması, balığın Doğu Akdeniz'de de yetiştirilebileceğinin işareti olabilir, Türkiye'de yetiştirilebilir demek için bazı araştırmalar yapılması gerekiyor ama Akdeniz'de bu boyda yaşayabiliyor olması, Akdeniz'de yetiştirilmesi için bize umut verdi. Balık tatlı su ağızlarına girip çıkabilen bir tür. Kıyıya yakın 30 metre derinliğe kadar olan bölgelerde yetiştiriliyor” diyor.
Güzel bir av gibi görünüyor değil mi? :hungry:
Ama benim gibi hemen aklına sahte ile atçek ya da sürütme gelen arkadaşlar için kötü bir haber var. Balığımız öyle göründüğü gibi avcı bir tür değil. Üstelik dişleri bile yok. Ana besin kaynağı alg ve çeşitli yosunlar.
Tabii her balık gibi bu sırada karşısına çıkan küçük kabuklular, karides, kurtlar, larvalar, balık yumurtası, gibi değerli besinlere hayır demiyor.
Balığın ilginç özellikleri var. En güzeli kıyıya yakın yaşaması, bazı kaynaklarda 0-15 mt arasında yaşadığı belirtilmiş. Yani kefal gibi, levrek gibi kıyıları tarıyor. Tercih ettiği belirli bir derinliği yok. Zaten sığ sularda yaşadığı için dipte, orta suda, yüzeyde bulunabiliyor. Boyu maksimum 180 cm olarak belirtilmiş. Maksimum ulaştığı ağırlığı birçok kaynakta 16 kg olarak belirtilmiş.
Balığın bir diğer ilginç özelliği tatlısulara da girmesi. Sadece tuzlu suda yumurta üretebilmesine karşın yumurtalarını derelere girerek bırakıyor. Yavruları yaşamlarının ilk bölümünü dere ve hatta yakın göllerde geçiriyorlar. Daha sonra sürüler halinde denize ulaşarak burada olgunlaşıyor ve hayatlarına devam ediyorlar.
Tercih ettiği su ısısı 20 C ve üzeri. Bu da demek oluyor ki bizim sularımızda güney sahillerinde ve yazın görebileceğiz. Kışın büyük olasılıkla tekrar Kuzey Afrika kıyılarına dönecekler.
Peki avı nasıl yapılır?
Elimizde henüz ağla yakalanmış tek bir örneği bulunduğu için net bir tarif vermek çok zor.
Henüz kısa internet araştırmamda da, üretimini en ince detayına kadar bulmama rağmen avcılığı konusunda kayda değer bir bilgiye rastlamadım. Yalnız şöyle fotoğraflar var.
Seyşellerde yakalanmış çok güzel bir balık. Takıma bakarsak fly ile yakalanmış gibi görünüyor.
Bunlar da Mozambik'de zıpkınla avlananlar, biri 17 diğeri 13 kg.
Ve bu da genelde Akya'lar için görmeye alışık olduğumuz pozlardan.
Zıpkınla avlanmış çok güzel bir trofe.
Koos Jordaan, avladığı bu balıkla ilgili 25 kg olduğu bilgisini vermiş. Maksimum 16 oluyor denmişti ama, neyse.
Üçün beşin lafını yapmayalım, sonuç olarak çok güzel bir av. Tebriklerimizi göndeririz.
Küresel ısınmanın dünyamızı değiştirmesiyle ekvatoral kuşak genişliyor. Biz de Kızıldeniz, Süveyş Kanalı sağolsun(?!) bu tür balıkların her gün bir yenisiyle karşılaşmaya devam ediyoruz. Bu elbette ekosistemlerimiz için üzücü ve yıpratıcı. Sonuç olarak endemik olmayan her canlı, yerel düzen için önemli bir tehdittir.
Fakat en azından bu balık, Katil yosun Caulerpa, Balon balığı gibi illetlere nazaran biraz daha keyifli olacak gibi görünüyor.
Ne dersiniz?
Herkese Saygılar, Sevgiler...
Bugünkü bir gazete haberi ile haberdar olduğum bir balık üzerinde kısa bir araştırma yaptım. Öncelikle bu haberi okumanızı öneririm.
Evet sayıları her gün artan Kızıldeniz göçmenlerimizden tespit edilebilen 46. ve sonuncusu. Chanidae familyasına ait bir tür, hatta bu familyanın tek türü ve bilimsel ismi Chanos Chanos. İngilizce'de "Milkfish" olarak geçiyor ve Türkçe'de "Süt Balığı" olarak birebir çevrim yapılarak isimlendirilmiş. Yine de birçok balık ismini direk Latince'den Türkçeleştirdiğimize göre bu türe de koyacağımız ismin "Çanoz" gibi birşey olması muhtemeldir.
Kızıldeniz'den ülkemiz sularına geldiğini belirtmiştik. O zaman bir de bu balığın dünyadaki dağılımını görelim.
Göçebe yaşayan bir balık ve şu geniş dağılımını da görünce aslında ülkemiz sularına gelmiş olmasına pek şaşmamak gerek. Atlas Okyanusu dışında hemen hemen tüm tropik ve yarı tropik sularda dağılımını görebiliyoruz.
Simetrik uzun yapılı vücudu ve dikkat çekici çatallı kuyruk yapısı ile tanınıyor.
Yukarıdaki haberde açıklamalarda bulunan Dr. Mehmet Gökoğlu başka bir kaynakta bu balık türünün Filipinler'de yaygın olarak yetiştirilen bir tür olduğunu vurguluyor. Filipinler halkının en fazla tükettiği balıklar arasında bulunan süt balığının etinin çok lezzetli olduğunu belirterek, “Süt balığının bu büyüklüğe ulaşması, balığın Doğu Akdeniz'de de yetiştirilebileceğinin işareti olabilir, Türkiye'de yetiştirilebilir demek için bazı araştırmalar yapılması gerekiyor ama Akdeniz'de bu boyda yaşayabiliyor olması, Akdeniz'de yetiştirilmesi için bize umut verdi. Balık tatlı su ağızlarına girip çıkabilen bir tür. Kıyıya yakın 30 metre derinliğe kadar olan bölgelerde yetiştiriliyor” diyor.
Güzel bir av gibi görünüyor değil mi? :hungry:
Ama benim gibi hemen aklına sahte ile atçek ya da sürütme gelen arkadaşlar için kötü bir haber var. Balığımız öyle göründüğü gibi avcı bir tür değil. Üstelik dişleri bile yok. Ana besin kaynağı alg ve çeşitli yosunlar.
Balığın ilginç özellikleri var. En güzeli kıyıya yakın yaşaması, bazı kaynaklarda 0-15 mt arasında yaşadığı belirtilmiş. Yani kefal gibi, levrek gibi kıyıları tarıyor. Tercih ettiği belirli bir derinliği yok. Zaten sığ sularda yaşadığı için dipte, orta suda, yüzeyde bulunabiliyor. Boyu maksimum 180 cm olarak belirtilmiş. Maksimum ulaştığı ağırlığı birçok kaynakta 16 kg olarak belirtilmiş.
Balığın bir diğer ilginç özelliği tatlısulara da girmesi. Sadece tuzlu suda yumurta üretebilmesine karşın yumurtalarını derelere girerek bırakıyor. Yavruları yaşamlarının ilk bölümünü dere ve hatta yakın göllerde geçiriyorlar. Daha sonra sürüler halinde denize ulaşarak burada olgunlaşıyor ve hayatlarına devam ediyorlar.
Tercih ettiği su ısısı 20 C ve üzeri. Bu da demek oluyor ki bizim sularımızda güney sahillerinde ve yazın görebileceğiz. Kışın büyük olasılıkla tekrar Kuzey Afrika kıyılarına dönecekler.
Peki avı nasıl yapılır?
Elimizde henüz ağla yakalanmış tek bir örneği bulunduğu için net bir tarif vermek çok zor.
Henüz kısa internet araştırmamda da, üretimini en ince detayına kadar bulmama rağmen avcılığı konusunda kayda değer bir bilgiye rastlamadım. Yalnız şöyle fotoğraflar var.
Seyşellerde yakalanmış çok güzel bir balık. Takıma bakarsak fly ile yakalanmış gibi görünüyor.
Bunlar da Mozambik'de zıpkınla avlananlar, biri 17 diğeri 13 kg.
Ve bu da genelde Akya'lar için görmeye alışık olduğumuz pozlardan.
Zıpkınla avlanmış çok güzel bir trofe.
Koos Jordaan, avladığı bu balıkla ilgili 25 kg olduğu bilgisini vermiş. Maksimum 16 oluyor denmişti ama, neyse.
Küresel ısınmanın dünyamızı değiştirmesiyle ekvatoral kuşak genişliyor. Biz de Kızıldeniz, Süveyş Kanalı sağolsun(?!) bu tür balıkların her gün bir yenisiyle karşılaşmaya devam ediyoruz. Bu elbette ekosistemlerimiz için üzücü ve yıpratıcı. Sonuç olarak endemik olmayan her canlı, yerel düzen için önemli bir tehdittir.
Fakat en azından bu balık, Katil yosun Caulerpa, Balon balığı gibi illetlere nazaran biraz daha keyifli olacak gibi görünüyor.
Ne dersiniz?
Herkese Saygılar, Sevgiler...