15 Nisan 2007 Silivri Raporu

Konu, 'Zıpkınla Balık Avcılığı' kısmında ulas tarafından paylaşıldı.

  1. Erken kalkmalıyım diye erken uyuyayım demiştim ya, muhabbet, tekir, gırgır, şamata derken başım yastığa değdiğinde göz ucuyla saate baktım, üç buçuk…

    Sabah yine de bir şevkle erkenden kalktım. Gün henüz doğmuş. Hava çok serin. Balkondan denize şöyle bir bakayım istedim, hatta buyurun beraber bakalım;
    [​IMG]
    Bakmakla kalmayın, tıklayıp büyütebilirsiniz de!

    Teknedeki abi bekçimiz, ağlarını topluyor. Bulutlar da pek bir hoş görünüyor, değil mi? İndim yanına, heyhat telefonumu almamışım, yoksa karidesin jumbosu nasıl olurmuş size de gösterecektim. “Yenmez bunlar” diye atmaya yeltendi ki “Aman” dedim, dur hele… Ağı temizlemeye başladık, karidesler bana, mercan, ispari ve 2 büyükçe dil Bekçimize…

    Bakmayın bekçimiz dediğime, yan sitenin bekçisi ya yılların verdiği bir tanış, sahiplenme duygusu…

    Temizlik, kahvaltı derken bir de maillerime bakayım istedim, msn’de siteden Deniz ile karşılaşıp biraz sohbet ettik. Bir taraftan da elbisemi giyiniyorum.
    Denizle vedalaşıp zıpkını gözlüğü paleti aldığım gibi doğru kıyıya… Güneş açmış, ne güzel!

    Şimdi bakacağınız kareleri Cote D’azur’da çekmedim, hayır hayır Antalya da değil… Bildiğiniz Marmara ;)
    Hey Maşallah!

    Kumları saymak ister misiniz?
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Eh, telefonu artık ufaklıklardan birine bırakmanın zamanı geldi.
    “Kaan, gel bakayım buraya”
    Telefon artık emin (!) ellerde, haydi bakalım, bu kez zıpkınım da elimde olduğuna göre,
    “Ya kısmet”

    Su hala çok soğuk Marmara için. Çanakkale bile bu kadar üşütmüyor insanı. İlk 100 metrede sadece bir deniz anası, bolca kum balığı bir de rina… Nerede geçen seferki gümüşler, mırmırlar, karagözler ve o müthiş kalkan??? Zıpkınımı görünce mi korktunuz? Ben bulurum sizi ;)

    Ben karagöz, mercan, kalkan bakarken denizde bir küvet bir de lavabo gördüm ki insan işi olamaz. Az ilerisinde de bildiğiniz klozet… Tam takım banyo hazır yani. Üstelik derinlik te 12 metre var. Denize attılar desem, buraya kadar taşınmaz da sürüklenmez de… Tekneden düştü diyeceğim, hangi tekne… Balıklar galiba tuvalet eğitimi almaya karar vermişler… Bu arada amma açılmışım, biraz kıyılayayım. İn-çık, in-çık nereye kadar :rolleyes:

    Az önce gördüğüm, birazdan size de göstereceğim ayva çiçeklerinin etkisiyle içimden “Ayva çiçek açmış”ı mırıldanıyorken benim radarlar birden bire kuma odaklandı… İşte orada yatıyor… Hemen göz kararı şöyle bir tarttım… Ama söylemeyeceğim, gösteremedikten sonra şu kadardı bu kadardı demek hoşuma gitmiyor. Yine de şöyle bir ip ucu vereyim, bu kadar büyük bir meleği tezgahlarda bile görmedim…

    Yanına indim, zıpkınım hazır. Gez-Göz Arpacık, nişan al!
    Hooop! Dur bakalım…sakin ol. Neden mi, kahrolası hafızam yüzünden…
    Kalkan için av yasağı… Şeytan dürtüyor ama nafile… Bırak yatsın hayvan… Belki yine karşılaşırız Eylülde??

    Yine de dur ben şunu bir rahatsız edeyim bakalım. Yanına kadar indim. Kuma yattım.Tam karşımda, beni görüyor biliyorum, ben de onu görüyorum. Ama o benim onu görmediğimi sanıyor. En azından umut ediyor :)Kılı , pardon yüzgeçi kıpırdamıyor. Solungaçları bile… İkimiz de nefesimizi tutmuş birbirimize aşıkla maşuk misali bakıyoruz… Gözleri de ne güzelmiş :p

    Zıpkının ucuyla şöyle bir dürttüm kaçsın diye, yoksa beni de dürten bir şeytan var, neme lazım… :(
    Gidişi bile asildi… Hızla kaçmadı, yavaş yavaş süzüldü...
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 16 Nisan 2007
  2. Devamı,

    Haydi bakalım yola devam… İlerisi şıkır şıkır. Demek ki her zamanki seyircilerim olan gümüşler iş başında… Ama fazla hareketliler. Yani? Yani bir avci da o civarda… Durun oraya geliyorum, gümüşlerim ki onlar benim sessiz seyircilerimdir, onları rahatsız etmeyi ben o avcılara gösteririm!:mad:
    Derinlik yine 14 metre kadar ama dip çok çok net görünüyor. Gümüşler tam altımda bir o yana bir bu yana süzülüyorlar… Nedir bu şekerleri böylesine rahatsız eden şey?
    Merakla etrafıma bakınıyorum ama yok. Yok oğlu yok…
    Sonradan dank etti kafama, a benim saf oğlum şöyle orta suya bir in bakalım…
    İşte… Resmen çevirmişler sürüyü… Yoksa bunlar geçen seferkiler mi?? Evet evet geçen seferki levrek çetesi bunlar… Hem değilse bile bana ne ;) Şimdi seçim zamanı… Yanımıza da ala ala Yılmaz Deniz zıpkını almışız, tüh… Apnea olsaydı bunların hepsini ipe dizer, Onur Güler’e nazire yapardım… Gel de güven bu zıpkına, gel de bas tetiğe…..

    Geçen sefer bana “yenir mi acaba bu” der gibi bakan levreğe en çok benzeyenini izlemeye başladım. Gümüşlerin etrafında öyle bir dönüyorlar ki ben levreği bu kadar yırtıcı bilmezdim. Beni umursamadılar yine… Ama bu sefer boş değilim. Ben indikçe onlar da iniyorlar…bir türlü levrekleri yanlayamıyorum.Yanlasam acımayacağım… Ama adamlar bir aşağı bir yukarı işlerini yapıyorlar.
    Baktım olacak gibi değil, biraz yüzeye çıkayım dedim. Derin bir nefes alıp tekrar aşağı inerken levreklerden biri, hem de o kafaya taktığım levrek (nereden mi biliyorum? Kuyruğunda bir leke var da oradan:p ) 3 metre kadar altımda… Yanına insem kaçacak, oradan vursam tüfek iyi değil, hepsi kaçışacak, her şey berbat olacak…
    Lanet olsun dedim. Olan olsun işte… Hem keskin nişancı değil misin sen? Boşuna mı taktılar o bröveleri sana?
    Ben böyle düşünürken balık da pozisyon değiştirmiş tabii, beni bekleyecek hali yok ya, üstlerinde akbaba gibi dönmeye başladım. İşte orada benimki… Ama yaklaşık 4 metre mesafe var. Bu kadarı Yılmaz Zıpkını için çok fazla… Tam üstündeyken yavaş yavaş inmeye başladım. fark ettim ki bu arada soluğum tükenmiş ama yapacak şey yok, operasyon başladı bir kere… Sabır…
    Sessizce 2 metre kadar daha sokuldum. Balığı üstten vurmaya çalışınca kalan 2 metre bile çok geliyor göze… Ama soluk da bitmiş, yapacak şey belli. Nişan al, evet, şimdi! Bas artık, bitti nefes!
    Tetiğe bastıktan sonra neler oldu diye aşağı bakmadan hızla yukarı palet çırptım…
    Derin bir nefes, insanın yüzüne vuran güneşin sıcağı.. Dünya varmış…
    Zıpkını çekiştirirken bir de ne göreyim??
    Öğlen yemeğim de şişin ucunda geliyor :D
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 16 Nisan 2007
  3. Son Bölüm :)

    Sezarın hakkını Sezara vermek gerek, demek ki Yılmaz diye küçümsediğim zıpkın da hem o mesafeden hem üstten, hem de levrek alabiliyormuş...

    Hemen kıyıla bakalım Ulaş, yoruldun zaten… Kıyı da ne uzakmış bitmek bilmedi…
    Bu arada öğle yemeğime bakıyorum, kötü vurulmuş, fazla can çekişmedi en azından. 35 cm civarında sanırım.

    Balıklar sevgiden anlar mı bilemiyorum ama her avıma yaptığım gibi kıyıya çıkana kadar bir taraftan da parmaklarımla sevdim levreği… Belki canını teslim ederken daha rahat hisseder diye… Bu yüzden kendime avcı diyemiyorum bir türlü. Ya da bizi aslanlardan kaplanlardan ayıran en önemli özelliğimiz bu… İnsanız ve duygularımız var. Ama keyif için de olsa eski güdülerimizle “avcı” olabiliyoruz. Üstelik avcılığı da genellikle “zevk” için yapıyoruz. Paradoks mu? Evet… Evrim sürecimiz halen devam ediyor demek oluyor bu aslında…

    Neyse kıyıya vardık, Kaan nerelerde? Hani telefon?
    Hamdi’ye ne göstereceğim şimdi? İşte orada velet, “Kaan, telefonu getirir misin?

    Bizim eve götürmüş...
    Hemen eve o zaman…
    Kimse de yok, kendi kendimi çekeceğim…
    Önce denizi levreğime son bir kez göstereyim:
    [​IMG]

    Boyu mu? Hay hay, buyrun beraber ölçelim;
    [​IMG]
    Eh Marmara için fena sayılmaz!

    Bu da geçen hafta yapamadığım, içimde kalan şeyi bu sefer yaptığımın resmidir; arka plandaki ayva çiçeklerine ayrıca dikkatinizi çekerim, denizde içimden mırıldandığım türkünün esin kaynaklarıdır kendileri:
    [​IMG]

    Yemek hazır, haydi sofraya;
    [​IMG]
    Garnisi az oldu ama ne yapalım, dönüş gününe kalanlar biraz domates, biraz da kırmızı biber... Buna da şükür...

    Yanında bir de tekir…. Afiyet oldu valla

    Peki ya yemekten sonra?? Hazır mangal da yanıyorken bir çaresine bakalım şunun veeee;

    [​IMG]

    En köpüklüsünden Türk kahvesi….

    Son olarak İstanbul Baharından birkaç güzel kare ile yazımızı sonlandıralım…
    [​IMG]

    Pembenin güzelliğine bakar mısınız?:
    [​IMG]

    [​IMG]

    Dünyanın en narin çiçeği bile olsa dikenlerin arasında nasıl da güzelce açmış, gururlu ve vakur bir bakış atıyor dünyaya;
    [​IMG]

    Hamdi, resimler özellikle sana, geçen hafta "resim isterük" diyordun ya hani.

    Bahar çiçekleri mi, onlar da benden tüm üyelerimize….

    Sevgiyle kalın… Şansınız bol, kısmetiniz açık olsun….

    Ulaş
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 16 Nisan 2007
  4. Hay ağzına
    Hayy eline sağlık
    ama en heycanlı yerde kesin bee kardeşim yapılırmı şimdi bu
     
  5. :) Yapılmaz değil mi hocam :)Gerisi geliyordu, mesajları eklerken siz benden önce davranmışsınız :)
     
  6. lady2407

    lady2407

    Mesajlar:
    422
    Şehir:
    İzmir
    İşte ben yaşamak diye buna derim süpermiş.Canım çekmedi desem yalan olur.
     
  7. korni

    korni koral

    Mesajlar:
    7.546
    Şehir:
    istanbul
    Favori Kamış:
    olta
    En İyi Avı:
    55 kg trakya kıvırcığı
    mükemmel anlatım mükemmel resimler çok güzel bir av ağzına eline nefesine sağlık teşekkürler
     
  8. Acele ettim galiba...
    Ama kusuruma bakma
    Olmaz böyle bişey
    O anlatımın yok mu adamı sabırsızlandırıyor.

    Nefesine sağlık kardeşim.

    Birde şu yazdıklarına bittim " Balıklar sevgiden anlar mı bilemiyorum ama her avıma yaptığım gibi kıyıya çıkana kadar bir taraftan da parmaklarımla sevdim levreği… Belki canını teslim ederken daha rahat hisseder diye… "

    Eeee bir dahaki raporun ne zaman..
    Vallahi billahi dört değil ondöt göz ile bekliyorum.
    Sevgi ve Dostlukla kal kardeşim...:)

    Not...
    Nisan ayı yarışmasına girmesen bile kalben sen birincisin...
     
  9. diren

    diren Diren

    Yaş:
    49
    Mesajlar:
    3.321
    Şehir:
    İstanbul ama daha çok Kocaeli
    Favori Kamış:
    şeker kamışı
    En İyi Avı:
    Hayallerim, aşkım ve çipuram.
    Keyifle okudum her satırını Ulaş
    Eline yüreğine sağlık... :)
    Ama şu mangal olayı hiç olmamış kardeş. Gideni var, gidemeyeni var, yapanı var, benim gibi yalananı var... :eek:
     
  10. Teşekkürler hocam, bir keyif aldım ki aldığım keyfi sizlere de yansıtabildiysem ne mutlu bana :)
     
  11. işte ben hepimiz adına yaptım yedim :)
    kendim için yaptıysam namerdim :p
     
  12. diren

    diren Diren

    Yaş:
    49
    Mesajlar:
    3.321
    Şehir:
    İstanbul ama daha çok Kocaeli
    Favori Kamış:
    şeker kamışı
    En İyi Avı:
    Hayallerim, aşkım ve çipuram.
    Bana ne yaaa, bir dahakine ben de geleyim, noooluuur :eek:
    Hem telefonunu tutacak birini kıyıda her zaman bulamayabilirsin, yanında götürmende yarar var :p :D
     
  13. Mutluluğun mutluluğumuzdur kardeşim....:)
     
  14. Diren istediğin zaman buyur, ne demek :)

    Dediğin gibi telefonu emanet edecek birileri şart :)
     
  15. POYRAZPINAR

    POYRAZPINAR

    Yaş:
    46
    Mesajlar:
    171
    Şehir:
    İZMİR-KARABURUN-ÜÇKUYULAR
    Favori Kamış:
    OLTA,SIRTI
    En İyi Avı:
    2 KG SİNARİT
    vayyy:)
    olay budur işte:)
    ellerine sağlık...........
     
  16. MGB

    MGB GOKHAN

    Yaş:
    41
    Mesajlar:
    986
    Şehir:
    AYT - DUBAI
    Favori Kamış:
    Kamış olta, yapay yemler, sırtıyı pek severim :) ...
    En İyi Avı:
    Umarım yakında İRİ bir LEVREK :)
    Ulaş bir çırpıda okudum yazını, ellerine sağlık...

    Eee yiğidi öldürür, hakkını verirsin artık :D Yılmaz olayı....
     
  17. Teşekkür ederim, beğendiğinize sevindim yazıyı :)
    Verdim hakkını zıpkının :)
    Hatta çıktıktan sonra da bir ihtimam gördü ki zıpkınım anlatamam, normalde öylesine bir köşeye koyduğum zıpkını bu sefer kuruladım, mekanizmasını yağladım öyle kaldırdım :)
     
  18. Eeee yiğidi öldür hakkını ye.........demi
     
  19. aynen öyle üstadım :D
    Bizim için söylemiş atalarımız değil mi :D
     
  20. Mükemmel bir anlatım ,mükemmel bir rapor olmuş:)

    Tebrikler Ulaş kardeş;)

    Şansın bol olsun inşallah,rastgele:)