2. Gün:
Yer: Artur Koyu (Gömeç yakınları)
Hava Sıcaklığı: 24°C
Rüzgar: 2 km/s (değişik yönlerden)
Su sıcaklığı: 19 °C
Derinlik: 40-45 m
Yem: Sülünez
Takımlar: 0.4 ana beden, 0.35 florokarbon köstek, 3 ve 4 numara bronz, 6 numara beyaz iğne, 3'lü dip olta
İkinci gün daha erken bir saatte (sabah suyunu kaçırmamak için) Bülent hocanın çipura avlağı dediği Artur açıklarına doğru yola çıktık. Bir gün önceki başarılı kaptanlığımın ardından Bülent hoca demir alır almaz dümeni bana verdi. Bir saat 20 dakika süren yolculuğumuz boyunca tekneyi ben kulandım. Yok yok, benim kesin kaptanlık belgesi almam gerek. Tekne kullanmak çok ama çok keyifli.
Yeni avlağımıza ulaşınca demir attık ve teknedeki dünkü yerlerimizi alıp oltalarımızı atmaya başladık. Bu kez de ilk balık orta boylarda bir kupa olarak bana geldi. Bülent hoca karşı atağa geçip mercanını aldı. Ben durur muyum, o kıskançlıkla çok geçmeden ben de bir mercan tuttum. Öğlen saatlerine kadar avımız güzel bir şekilde devam etti. Öğlene doğru balık vuruşları azalınca ve karnımız da acıkınca ben ekmek arası bir şeyler hazırlamaya kamaraya giriyordum ki, benim kasnak yine yerinden fırlayıp hızla boşalmaya başladı. Bir gün öncesinin tecrübesiyle gelenin kim olduğunu biliyordumbu benim delişmen uskumruydu, hem de dünkünden bile büyüktü. Balığı çekerken annemin bir gün önceki uskumruyu gördüğünde keşke bir tane daha tutsaydın demesi geldi aklıma. Annemin siparişi tamamlanmış, ikinci uskumru da tutulmuştu
Gün yine mercan ve kupa tutup, çipura alamamaya hayıflanmakla geçti. Oltaya sürekli kupa gelmesine artık bozulmaya başlamış, kupa geldikçe “üff yine mi sen” demeye başlamıştım. Bülent hoca beni uyardı: “Balık avında ilk kural: balıkları küçümsemek ve şımarmak yok. Deniz kısmetini küstürüverir”. Dediği de oldu. Bir süre sonra benim oltalara kimse gelmez oldu. Bir daha hiçbir balığa yine mi sen demeyeceğim…
Neyse ki denizin bana küslüğü uzun sürmedi. Bir süre sonra yeniden nimetlerini sunmaya başladı. Ama biz ciddi bir stratejik hata yapmış ve yeterli miktarda yem almamıştıkYemlerimiz bitince tuttuğumuz kupaların küçüklerini yem yaptık ama onlara da gelen olmadı. Kısmetimiz bu kadarmış deyip demir aldık ve marinaya doğru yola koyulduk.
Bunlar da ikinci günün hasılatı: üstte 12 adet mercan, bir alt sıra sırf kupa en alt sırada ve yatayda duranlarla toplam 34 kupa, 1 adet iri sardalye, 1 adet istavrit ve 1 adet de uskumru bulunuyor
Fotoğraflar cep telefonuyla çekildiği için oldukça küçük. Manuel makinemde de pozlar var ancak onları henüz tab ettiremedim. Onları konuya daha sonra ekleyeceğim. Gözlerinize verdiğim rahatsızlıktan ötürü özür dilerim.
Hakan arkadaşım, güzel cümlelerin ve bir o kadar da güzel duyguların için çok teşekkür ederim. Keşke edebiyat alanında babam kadar başarılı olabilsem, daha ne isterim.![]()
Tuttuğum balıkları abartmayın, hem onların sizin raporlarınızda verilen bilgilerle tutulduğunu da unutmayın Bilen bilir, ben bu foruma üye olduğumda eline doğru dürüst olta almamış, balıktan ve balıkçılıktan yana oldukça bilgisiz biriydim (hala da çok şey bildiğim söylenemez). Sizlerin paylaşımları ile neyi nasıl yapmam gerektiğini öğrendim. O nedenle bence balığın 3'ü 5'i olmaz. Önemli olan deneyim ve bu deneyimin paylaşımı. Bana balık ve balıkçılıkla ilgili bildiklerimi öğreten herkese çok teşekkür ederim.![]()
Valla bunları abartmaya ne hacet,zaten kendilerini gosteriyorlar..
Maşallah Maşallah..Tu tu tu tuuuu...



