skoylu
Well-Known Member
- Şehir
- GEBZE
- Favori Kamış
- Olta, başkası olmaz..
- En iyi avı
- Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
- İsim
- Serdar KÖYLÜ
Balıkta o kadar çok etken var ki hangisinin daha fazla tutmaya vesile olduğunu bulmak nasıl olacak, balık var mı merada var, başka avcılar var mı var, herkes balık tutuyor mu tutuyorsa senin özel takımın hiç özel değil, sen herkesten çok tutuyorsan, takımın iyi olabilir, yemin iyi olabilir, yemi düzgün takmış olabilirsin, oltanı tam balığın üzerine denk getirmiş olabilirsin, kısmetin çok olabilir (ki galiba Serdar bunu çok önemsemiyor, aslında çok büyük etkendir.) ee daha da sayılabilir, şimdi hangisi etkili, yani asıl etken?
Sanırım devamlılık bu problemi bir nebze çözer, yani her zaman sen çok tutuyorsan bir fazlan var demektir, o fazla, takım da olabilir, yem de, el de, kısmet de.
Ne bileyim doğrusunu Allah bilir.
Balık tutuyorsan kafanı yorma tut gitsin.Takımın mükemmel olmuş, yemi bozuk takarsan aşağıda fırıldak gibi döner, nasihat alırsın. vs. vs.
Üstadım, çok haklı yorumlar bunlar.
Fakat şöyle bir şey var. Eğer ona göre takım yaparsan, yemi hemen hemen nasıl takarsan tak, dönmez. Takımın bunu engelleyebiliyor olur. Mesela bu:
Bu 10 mil hıza kadar yemi döndürmez. Dönemez yem, ne kadar alelade takılmış olursa olsun. Üstelik, yeme aksiyon verir, canlıymış gibi dalgalanmasını sağlar.
Sevgili Abim, dün balığa gittim. Yem filan almadım, tuan olur yada tutarım diye. 5 - 6 kişi var yanımda. Canlı gümüşle zarganaya uğraşıyorlar. Bense kenarda birinin bırakıp gittiği midyelerle zarganaya baktım. onlar 0 çekerken, ben ortalam 2 atışta bir zargana tuttum. Onlarda bend emidye takacağım" dedi, yem değiştirdi. Hatta biri canlı çekirge topladı geldi vs. ama sonuç gene değişmedi.
Bu bir kerelik bir olay değil. Vakit geçireyim diye öylesine izmarite atıyorum Arnavutköy'de. Bir müddet sonra yanımdaki çocuk babasına diyor, "Baba baba, amca bizle bir gelse, bir kamyon tutacakmış herhalde şimdiye". Bakıyorum, 1 saat olmuş olmamış, 2 kg'dan fazla izmarit olmuş. tüm sahili toplasan 1 kg yok diğerlerinde.
Bunun gibi örnekler çoktur. Kanıksadım artık. O yüzden diyorum, olmayan balığı tutarım ben ancak.
Takım, gerçekten fark yaratır. Ustalığınızı artırır. Ama takım derken takım bir takımdır, buna ustası da dahilidir.
Tüm mesele, olayı nasip, kısmet vs. ye bağlamayıp, enden tutamıyorum demek, balık yok diyerek kabahati ona yüklemek.
Ama mesela. Dün zarganaları kestik lüfere attık ve havamızı aldık, yok bir tık bile. Olsa ne değişecek, zira yemlere hani ve mezgit yapışıyor hemen. En kral takımın olsa, dipte harami olunca yapacak bir şey yok.
Ama ustalık orada devreye giriyor. Bu mezgit o açıkta ve bu zamanda olmaz o merada. Hanilerde gitmiş olmalıydı. Demekki dipten geçen yok ama dibi besleyen bir şey var. Üşendim, şamandıralı su üstü bir şey yapsam, zargana topuna kuyrukaltı taksam, eminim bir kaç lüferi doldururdum çantaya. Ama diyorum ya, üşendim, zor geldi uğraşmak. Öyle oyalandım.
Ustalık, meranın özelliği bilip, oradaki emzgite bakarak lüferin -varsa- nerde olacağını bulmaktır. Ustalık, fırtınada bebek koyuna tekneyi düzgünce bağlayıp, batırmadna, alabora olmadan yılbaşının soğuğunda kofanayı istifleyip sokağa çıkma yasağı başlamadan dönmektir.
Ustalık başka bir şey Mahir abi. Bunlar, takım, misina şu bu teknoloji. Teknoloji hayatı kolaylaştırmak için vardır, mesela istavirtten zargana performansı almak için. Nasıl?
İşte resimdeki takımın varlık sebebi bu. İstavridin derisi aşağıya bakar, zargananın yukarıya. Balık dibe yapışık değilse, tepeden bakarsa, istavridin kesik karın altını ve iğneleri görür. Zargana da ise parlak derisini.
O takım, küre gibi şey bunu sağlar. Ama yemin dengesini hacamat ettiği için dönecektir. Ve o şeyde bu dönmeyi engelleyecek düzeneğe sahip. Yoksa balık tutmaz.
Ama en süper teknolojide olsa, sen balığın olacağı yeri bilmiyorsan, hiç bir anlamı olmaz, boşa emek olur sadece.