Bu avımızda yakalanmış olan farklı deniz canlıları hakkında bilgiler.
OCTOPUS VULGARİS- ADİ AHTAPOT
Vücut bir torba şeklindeki mantosu ile oval biçimdedir. Dışta bir kabuk olmadığı gibi, bir iç iskeleti de yoktur. Gövdeden belirgin şekilde ayrılan kafa bölümünde çepeçevre sıralanmış sekiz adet koldan yan tarafa gelenler, karın ve sırt tarafta yer alanlardan daha uzundurlar. Kolların uzunluğu gövdeye oranla 4-5 kere daha fazladır. Üreme mevsiminde erkek fertlerin sağ taraftaki üçüncü kolu, üreme (kopulasyon) organı olarak farklılaşır. Erkek fert üreme organına dönüşen bu kolu ile dişinin manto boşluğuna bir paket halinde spermlerini bırakır. Üreme yumurta ile olur. Dişinin manto boşluğunda gelişen yumurtalar jelatinimsi bir ipliğe bağlı olarak yosunlar, dal parçaları gibi cisimlere bağlanarak bırakılır. Yumurtlama bizim sularımızda Mart'tan Ekim'e kadar olan uzun sürede gerçekleşir.

Şekil 2. Kendisini korumaya almış bir Adi Ahtapot Octopus vulgaris.
Uç tarafa doğru birer kamçı gibi incelen kolların alt yüzeyinde. iki sıra halinde sıralanmış vantuzlar yer alır ki, bu octopus genusunun karakteristik özelliğidir. Ahtapot'un vücut rengi derideki pigment hücreleri (kromotoforlar) nin durumuna göre sarımsı-griden, şarap kırmızısına kadar değişik renkler sergiler. Kromotoforlardaki bu değişiklikler, hayvanın korku, irkilme, savunma ve hücum iç güdüsüne, başka bir deyimle de o andaki haleti ruhiyesine bağlıdır.
Türkiye sularında rastlanan adi ahtapotlar kolları ile birlikte en fazla 90-110 cm kadar olabilirler. Genellikle , 50-70 cm arasındadır.
Ahtapotlar kaya oyukları, gemi batıkları, denize atılmış künk ve testi gibi oyuk maddeler içersinde yaşarlar. Bu oyukların önüne yığdıkları salyangoz kabukları,çakıl ve yosunlar ile kendilerine adeta bir kale oluştururlar. Ahtapotun vücudu yassılaşıp uzayabildiğinden, incecik taş yarıklarından dahi kolayca geçebilir. Genellikle sığ sularda bulunur , yengeç ve salyangozlarla, nadiren de balıklarla beslenirler.
Adi ahtapot başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede sevilerek yenen ticari değeri yüksek bir deniz ürünüdür. Genellikle kıyıdan zıpkın, özel yapılmış sepetler ve dip trolü ile avlanırlar. Çok lezzetli olmakla birlikte eti çok sert olduğundan pişirilmeden önce iyice dövülmesi, sirke veya şarapta bırakılarak etin yumuşatılması gereklidir.
Alıntı: TÜRKİYE SULARINDA YAŞAYAN KAFADANBACAKLILAR.
BÖLÜM I. AHTAPOT TÜRLERİ.
İlham ARTÜZ, Levent ARTÜZ
ANTENLİ MERCAN:
Bazı kaynaklarda bu türlere farklı isimler verilmiştir.
Örneğin Bilim Teknik Tür Listesinde;
Genelde Trança olarak bilinen
Pagrus caeruleostictus türüne
Yalançı Trança,
Antenli sinarit'e de
Trança denmiştir.
Türkçe ismin bu kadar karışması normaldir. Her zaman bu sorunla karşılaşıyoruz. Bu nedenle bilimsel isim kullanmadan bir balıktan bahsetmiyoruz.
Tanımlamadaki zorluğun genç D. gibbosus (antenli sinarit) bireyleriyle P. caeruleostictus (Trança) bireylerinin birbirine benzetilmesinden kaynaklandığı varsayılarak en alttaki metin yazılmıştır.
TRANÇA ve ANTENLİ (TELLİ) SİNARİT sırt yüzgeçlerinin ilk bir kaç ışını oldukça uzunluklarıyla meşhur iki önemli balık türüdür.
Trançanın eski bilimsel adı
Sparus erhenbergii olup günümüzde
Pagrus caeruleostictus şeklinin kullanımı tercih edilmektedir.
Pagrus mercan demektir, fakat Türkçemizde özel bir isim olan Trança ile adlandırılmıştır. B
elki bazıları bu nedenle trançaya antenli mercan da diyor olabilir.
İngilizcede mavi benekli mercan ifadesinin karşılığı olarak Bluespotted seabream ismi verilmiştir.
Doğru isimlendirmeyle Antenli yada Telli Sinarit ise sinarit olmayı hakedecek şekilde
Dentex gibbosus bilimsel ismine sahiptir.
Genç antenli sinaritler farklı, yaşlılar farklı görünür.
Balık yaşlandıkça başının üzerinde bir kambur yada ibik oluşmaktadır. Ayrıca uzun olan 3. sırt yüzgeci dikenleri kısalarak normal bir hal almaktadır.
Sanıyorum genç antenli sinarit bireyleriyle Trança karıştırılmaktadır.
Oysa; yukarıdaki çizimde görüldüğü gibi sırt yüzgecinin sonundaki siyah nokta ve bedeni üzerinde mavi benekler bulunmamasıyla trançadan ayrılır.
Sırt yüzgeci sonundaki koyu renkli benek
Antenli sinarit gençlerinde yüzgecin bedene birleştiği yerde beden üzerindeyken
Trançada yüzgecin üzerindedir.
Bilgehan Sarp Usta'dan alıntı.
=======================
Trança (
Pagrus caeruleostictus)
Mercan ailesinin sularımızdaki en büyük örneğidir. Ege ve Akdeniz'e özgü türdür Marmara ve Karadenizde bulunmaz dense yeridir. Trança, antenli mercan, altınkaş yerel isimleri ile bilinir.
Sık sık sinarit bahsinde anlatılan Dentex gibbosus da trança olarak anılır ve bu balık yalancı trança diye tanıtılır. Ben daha fazla bu balığı trança olarak duyduğumdan bu şekilde anlatıyorum.
Yabancıların da iyi bildikleri bu balığa bluespotted seabream (İng.), bluepointed porgy, goldenhead porgy (ABD), stiktofagri (Yun.) isimlerini vermişlerdir. Rengi sırt ve yanlarda pembe, karında beyazdır. Vücudunda genelde karnın üst tarafında kalmak kaydı ile sırttan kuyruğa doğru mavi benekler bulunur. Kafası büyük gözleri iridir. Ağzı küçük, çeneleri çok kuvvetlidir. Erkeklerin başında bir tümsek bulunur. Yüzgeçleri çok gelişmiştir ve vücudu ile aynı renktedir. Sırt yüzgecinin 3,4 ve 5nci ışınları uzamış balığa antenli mercan denmesine neden olmuştur. Yan yüzgeci büyük ve oyukludur. Göçmen balıktır yaşadığı tüm sularda göçler yapar. Yazları havanın ısınması ile Ege sahillerinde görülürken kışın hava serinleyince güneye Kuzey Afrika kıyılarına sokulur. Üremeleri hariç genelde derin sularda bulunurlar yetişkinlere 200 metre derinlikler de sık rastlanırken gençleri daha sığlıklarda bulunur. Genelde kayalık, taşlık gibi sert zeminli diplerde bulunur. Herşey yiyicidir, eklembacaklıları severek yer bu arada küçük balıklarda menüsünde bulunur. İki yaşında cinsel olgunluğa erişirler, hermafrodittirler. İri balıktır 1 metre ve daha fazla büyür 10 kiloluklarına sık rastlanır. Türkiye sularında 20-25 kiloluklarından da bahsedilmektedir ama ben görmedim, şimdilerde de bu kadar büyük balıkların bulunacağını da sanmıyorum. Eti çok lezzetlidir. Trança şiş Ege'nin meşhur yemeklerindendir, gözü bile lezzetlidir ve emerek yenilmektedir. Sayıca az olduğundan ekonomik değeri ülkemizde daha çok yöreseldir.
==============*===============
Alıntı : Yakup Erdem (Karayel)