25.03.2007 Riva Kalkan Avı Organizasyonu

Konu, 'Denizlerimizden Güncel Av Raporları' kısmında SahEmre tarafından paylaşıldı.

  1. SahEmre

    SahEmre Emre

    Mesajlar:
    2.481
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Okuma Salina 4.20 Salina 100-200 - Lineaeffe Extreme Cast 4.40 180gr. - Okuma V-System 240 10-40g
    Favori Makine:
    Ryobi Proskyer Nose Power - Shakespeare Mach 1 XT
    En İyi Avı:
    Küçük beyaz; 7 cm. Kuzey batı Antartika Sığlıkları..

    Tarih : 25 Mart 2007 3. Milenyum Pazar

    Saat : 07.00 – 21.00

    Yer: İstanbul – Riva Kumsalı (Karadeniz kıyısı)

    Katılımcılar :

    Admiral (Hüseyin)
    Hamdi (hamdi)
    Diren (Diren)
    REALGS (Birol)
    Serhatcenk (Serhat)
    Ulaş (Ulaş)
    Umurata (Umur Ata)
    Deniz_Onderoglu (Deniz)
    Yvvz (Yavuz)
    amd_athlon (Emre)


    Takım:
    Kalkan :2 yada 3 köstekli kösteklerde 1 – 2 - 0/1 - 0/2 - 0/4 iğnelerle donatılmış kalkan takımları.

    Levrek : Her türlü bırakma yem, silikon yem, sahte balık. 3 – 4 – 2 numara iğneler.

    Yemli balık : 8 numara delikli çaprak iğne, 3 köstekli dip takımı. Yem akyem, midye.

    Hava: Yağışsız, Balık Avlamaya müsait. Sabah saatlerinde kapalı gün içerisinde açık ve güneşli, Zaman zaman 19-20 derece.

    Rüzgar: Sabah saatlerinde çok hafif olmakla birlikte, öğleye doğru sıfıra inen akşama üzeri çok hafif bir tatlı esinti şekilde devam eden balık tutmaya elverişli bir rüzgar.

    Deniz: Sabah saatlerinde mutedil dalgalı, çoğu zaman köpüklü ve balık tutmaya yarı el verişli, ama öğlen saatleri ve akşam saatlerinde tamamen durgun, gayet balık tutmaya elverişli bir deniz.

    Yöre Halkı: Sıcakkanlı, misafirperver, kendi halinde.

    Ortam: Yakşalık 300 metre Halk plajı, plajın bittiği yer bir dere ağzı kenarları mendirek şeklinde kayalıklarla denize doğru uzatılmış, diğer tarafı ile bir kayalık burun ve kayalık burnun dibine kadar yürüyüş yolu yapımış, küçük bir faal olmayan cafe ve yanında organizasyon yapılmasına müsati olan genişçe yer taşıyla döşeli bir bölüm. Sahilin orta ve sol tarafı tamamen kumluk kıyında balık avcılığına uygun, yüzde 5’ lik son kısım ise kyalaık burunla birleştiğinden denize doğru sokulmuş kayalıklar mevcut ama burası çok küçük bir bölüm ve engelleyici değil.
     
  2. SahEmre

    SahEmre Emre

    Mesajlar:
    2.481
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Okuma Salina 4.20 Salina 100-200 - Lineaeffe Extreme Cast 4.40 180gr. - Okuma V-System 240 10-40g
    Favori Makine:
    Ryobi Proskyer Nose Power - Shakespeare Mach 1 XT
    En İyi Avı:
    Küçük beyaz; 7 cm. Kuzey batı Antartika Sığlıkları..
    Hikaye:

    Her şey birilerinin birbirini gaza getirmesiyle başladı. Hafta içi serin ve yağışlı giden havanın ardından hafta sonu havanın iyi olma ihtimali dışında bir şey düşünemiyorduk, en azından böyle olacağını hayal ediyorduk. Zaten yağışlıda olsa giderdik herhalde, çünkü oraya gidip oltayı atmak farz olmuştu.

    Kendi penceremden giren ışık, ve çıkanlar.

    Gece saat 4.00 hala foruma yazıyorum. Nasıl gelicem, kaçta kalkıcam, nerede buluşulacak, yetişebilecek miyim… Yatmam saat 04.30u buldum kalkmamda 05.30, bu bir saat bana ileride pahalıya mal olacaktı. Yattıktan kısa bi süre sonra telefonun önce acı acı titremesi sonrada uykumun derinliklerinden gelen incecik sesiyle uyandım. Zaten her şey hazırdı, çantam, kamışım, üstüm başım hepsi beni bekliyordu. Hemen 5 dakikalık bir operasyon ve 2 kıtım atıştırmadan sonra durakta aldım soluğu, otobüs benden önce gelmiş, klimasını çalıştırmış hazır ve nazır bir şekilde beni bekliyordu. 6.35 te hareket ettik Yeşilköy’ den, yaklaşık saat 07.15 gibi Ulaş ve Birol ağabeyle Cevizlibağ mevkiinde buluştuk. Şişli’ den Shell’ den Diren hanım alınacaktı, gittik. Benzinliğin karşısında bekleyen biri var ammmaa…

    Neyse önce benzini garantiye alalım dedik, daha sonra Birol abi taktı Balikavi.net şarkasını ve “Bir görüneyim şuna Dirense eğer şapkaya gelir” dedi. Gitti yolun karşısına dikildi ama Direnin buraya baktığı falan yokki, gözü ters tarafta bizi ters taraftan bekliyor. Birol abinin Diren Diiireen diye bağırması üzerine Diren bir anda Üzerimize koşmaya başladı. Ben korktum kaçtım. Neyse ipi Birol abi göğüsledi. Bu bölümde böyle sona erdi.

    Sıra geldi diğer araç komutanlarıyla buluşmaya. Buluşma yeri Kavacık Köprüsü kavşağı. Biz tabi en erken varan ekibiz. Ama gelen giden yok. Çıktık dışarı bekliyoruz, bu arada takım taklavat gösteriliyor diğer arkadaşlara bak bende bu var, sende şu var mı gibisinden. Akabinde bir telefon trafiği, bizi daha ileride köprüyü geçince bekliyorlarmış. Neyse devam ettik ve ekibi bulduk. Ata abi tek başına ayrı yoldan geliyormuş. Diğerleriyle birleştik ve Riva yoluna düştük.

    Yol çok uzun değil Kavacık’ tan 20- 25 dakika var yok. Vardık tabi, yalnız varır varmaz dere ağzında gördüğümüz yüzbinmilyon baloncuklu dalgalar bir anda hayallerimi yıkmaya yetti. İndik Riva köyü meydanına bir selam sabah muhabbet ettikten sonra Hüseyin ağabeynin tavsiyesi üzerine av yapılabilecek mekanları gezdik, manzara gayet güzel, etkileyici ama deniz bozuk ve dalgalı, döndük geri ilk gördüğümüz dere ağzına doğru atalım dedik ve çıkma kayalıkların ucuna yerleştik.

    Ha unutmadan, bazı arkadaşların (hamdi) gideceği yerin son noktasına kadar arabayla gitme arzusu, teknik bazı sorunlara yol açsa da sonuçta ekip çalışması ve sarf edilen bir miktar efor sonucunda bu sorunu da aşmasını bildik . Kuma saplanan arabamızı kurtarmanın verdiği zafer duygusyula, atık tam bir ekip olmuştuk.

    Yer biraz rahatsız, kayalıklar gelişi güzel dökülmüş. Neyse kurulduk. Bir yandan Denizin aldığı poğaçaları atıştırırken diğer yandan takımları hazırlamaya başladık. Hüseyin abi yine içinde yok yok tabir edilen envai çeşidin bulunduğu çantadan çıkardıkça çıkarıyor, hepinize takım hazırlayacağım, sana da var tabi, sende mi istiyorsun vs. derken ekibin yarısı orada oltaları yemleyip salladı.

    Yemler gümüş, istavrit, mezgit, kerevit, karides ne arasan var. Var oğlu var. Bir iki bekleyiş ve at çekten sonra hafif sıkılan ekibin imdadına alışveriş yapıp gelen Diren hanım ve Yavuz abi yetişti, Kalıp kalıp peynirler, domatesler, ekmekler, başladık Diren hanıma takılmaya “hani sandviçler”, tabiki tek tek hazırlandı. Benim sandviç sona kalsa da dona kalmadı bende yedim. Daha sonra Ata ağabeymiz, levrek için bir takım çabalara girişti, elindeki muhtelif sahtelerle dere ağzını ve içini yoklamaya koyuldu, bir ara kalamar sahtesi et çek yapıyordu, daha sonra baktım oltanın ucunda bir fare, faremi atladı buna falan derken anladım ki fare yem olarak takılmış yani silikon fare. İyi ki ilk anda fare geldi diye atlamamışım yoksa günün adamı olurdum diye geçirdim içimden sonradan.

    Yok yok burası rahatsız, kayalar müsaade etmiyor, yayılıp, rahat rahat uyumaya. Bu esnada gelip giden bir kaç meraklıdan, hayallerimizi bir kere daha yıkacak sözler duyuyoruz. “Burada bir şey alamazsınız, mevsimiz değil, lvrek çıkar oda bu tarafa girmez falanca tarafta çıkar” vs.

    Bir ara yanımıza gelenlerden bir ekip hemen kumsalın diğer tarafındaki beton bölümün, yanındaki kayalıklardan atıyorlardı. Ben ve Ulaş bi gidip bakalım dedik. Gittik. Onlarda kalkan için atıyorlar ama nafile. Bizde yeni geldik bilmiyoruz dediler. Sonra biz geri döndük ve o kısımda ortamın çok rahat olduğunu betondan geniş bir platform olduğunu ve mangal vs. sorunumuzu burada halledebileceğimizi, söyledik, tabi herkes dünden razı. Koyulduk yollara, ‘kalktı göç eyledi’ türküsünü mırıldanarak.

    Günün geri kalan kısmını geçireceğimiz alana ulaşmıştık. Yayıldık, bez afişimizi de açtık. Havada duruyor mu ne...

    Oltalar takımlar tekrar gözden geçirildi yemlendi, atıldı, kuma diklemesine çakıldı ve kendi haline bırakıldı. Bundan sonra işin muhabbet ve keyif kısmı da başlamıştı. Kimisi o kısımdaki kayalık bölgeye yemli atılması gerektiğini söylerken bende mangalımızı yakıp bir şeyler yedikten sonra avlak değiştirmemiz gerekebileceğine insanları ikna etmeye çalışıyordum. Çünkü gereken her şey tam ve hazır olmasına rağmen maalesef balıktan eser yoktu.

    Alışveriş için görevlendirilen ekip görevini yerine getirdikten sonra mangalı yaktık. Sucuklar, içecekler vs. Her şey şahane. Havada başladı mı yakmaya… Üstümdeki katları teker teker 5 dakika arayla çıkarmaya başladım, sabahın o kapalı havası yerini güneşe ve sıcağa bırakmıştı, denizde de dalgadan eser kalmamıştı. Ara sıra kontrol edilen oltalarla birlikte, ekip balıktan iyice soğumuştu, ve oltaları tamamen kendi haline bırakıp, mangal ve muhabbete yoğunlaşmıştı.

    Daha önce kalkan tecrübem hiç yoktu. Ama her şeyinde bir ilki var değil mi. Ben umutluydum mutlaka bir şeyle alacaktık. O kadar takım her takımda 2-3 köstek, denizde neredeyse 20 parça yaprak yem var. İllaki bir şeyler olacak.derkeeen. İçimden bir ses geldi sanki. Gittim kamışımız yanına (en sonda ufuk çizgisine en yakın olan kamış) bir tasmaladım. Ama kurşun gömülmüş sanki kuma. Dedimki hah bula bula koca kumluk alanda gittin bir yere taktın kurşunu, zaten başka kurşununda yok kaldın şimdi öyle. Bir daha tasmaladım, anlamadığım bir şey var, sanki makine sarıyor ama olta dibe takılmış. Nasıl olur böyle bir şey. Yoo takılmamış sarıyor. Ama çok ağır. Bu seferde dedim oğlum şu koca denizde taktın bi poşete getiriyorsun, Allah seni ne etmesin. Tabi İstanbul balıkçısıyız ya.. İllaki poşet bot falan gelecek. Böyle bir ağırlıktan falan haberimizyok, haberimiz olsa bile lüferden biliyoruz ama o da direnir kafa atar bu öyle değildi, safi yük. Keisn poşet yani başka bişey görmemişim ben daha önce böyle gelen.

    Ben 30 YTL’ ye aldığım ama sonradan internet satış fiyatının 25 YTL olduğunu öğrendiğim makinenin son dayanma derecesini zorlarken bir de baktım balıkla suyun yüzünde belirdi. İki köstekte birden kalkan var. Pardon kanlakcık. Ekiple aramda 60-70 metre mesafe var. Takımı elime aldım balıklar görünecek şekilde (zaten akside mümkün değil ya) ve heeeey, heeeey diye bir iki nara attım. O ana kadar muhabbetten sarhoş olmuş ekip bir anda 1 kova soğuk suyu başından aşağı yemişçesine, oturduğu yerden fırladı. Ben olara yaklaştıkça gözlerinin ne kadar büyüdüğünü görebiliyordum. Hem yaklaştığımdan dolayı büyüyorlardı hem de gözkapakları gitgide daha da çok açılıyordu.

    Bir anda flaşlar patlamaya başladı. Video fotoğraf makineleri, cep telefonları etrafımda dönüyor, beni meşhur etmek ve görüntülemek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Neyse balıklarla uğraşılmaya başlandı, hayvanlar çok ufak bir CD boyundalar neredeyse. Ama ağız o kadar büyük ki, 1 ve 2 numara iğneyi hiç zorluk çekmeden mideye kadar indirmiş. Çıkarmaya çalışsak ta nafile. Hüseyin ağabeyin tesellisi derdimize çare oldu. “ Bunları sökersek bunların organları falan dağılır, bence kösteklerden keselim bunlar bu iğneleri kusar mutlaka”. Zaten yapılacak başka bir şey de kalmamıştı. Kestik kösteklerden kısacık, ve hayvanları devlet töreni şeklinde kulaklarına da üfleyerek geldikleri yere geri gönderdik. “ Sen git deden gelsin.”
     
    Son düzenleme: 26 Mart 2007
  3. SahEmre

    SahEmre Emre

    Mesajlar:
    2.481
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Okuma Salina 4.20 Salina 100-200 - Lineaeffe Extreme Cast 4.40 180gr. - Okuma V-System 240 10-40g
    Favori Makine:
    Ryobi Proskyer Nose Power - Shakespeare Mach 1 XT
    En İyi Avı:
    Küçük beyaz; 7 cm. Kuzey batı Antartika Sığlıkları..
    Bu dakika daha sonra Kalkan avında milat olarak anılacaktı. O kendinden geçmiş güneşinde etkisiyle mayışmış ve muhabbete dalmış ekip bir anda avcı kesildi. Oltalar çekildi, takımlar yenilendi , yemler hazırlandı, atıldı pürdikkat. Aa o da ne Hamdi’ nin oltada da bir ağırlık var, bir CD kadar kalkanda Hamdi’ de. Hemen aynı muamele ve seramoni ona da uygulandı ve balık iade edildi. Bir anda tüm moraller yerine gelmişti. Avımız amacına ulaşmıştı. En azından av için doğru yerde olduğumuz anlamıştık. Serhat’ ın arabasından gelen ve ileride akü sıkıntısına yol açacak olan güzel müzik eşliğinde avımız devam ediyordu.

    Muhabbet iyice koyulaşmış aradan 1 saat geçmesine rağmen oltalar öylece yerinde duruyordu. Yavuz abinin de canı sıkılmış, kayalıkların üstünden levrek için at çek yapası gelmişti. Ama nafile kıyında ve kayanda yapılan tüm at çekler başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Ben bir oraya bir buraya dolanırken, havanında biraz esmeye başlaması ile birkaç saat önce teker teker çıkardığım üstümü yine aynı sırayla teker teker paşa paşa giyindim. Yavuz abi at çeke devam ediyor ve ekibin muhabbeti tüm hızıyla sürüyordu. Kendi kendime sessizce oltama doğru yürüdüm. Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm olta yok. Allah allah demin buraya dikmiştim. Sağa baktım benim olta değil, sola baktım benim olta değil. Yere baktım benim olta. Kumu kanırtmaya başlamış gidiyor. Gitti gidecek. Kalbimin Güm diye çarpışının yapmış olduğu kan basıncının etkisiyle oltaya yapışır yapışmaz tasmaya bastım. Bastık ama gelmiyorki, Daha doğrusu tasmayı takıma değil kamışa basabiliyorsunuz ancak. Kamış U oldu takımı gelmiyor. Neyse bir miktar uğraşıdan sonra takımı sarıyorum, ama bu sefer makine cidden sarmıyor. Bu arada bizimkilere baktım Hamdi benim kamışın durumu fark etmiş, bizimkiler ayaklamış, hepsi heyecanla bağırıp çağırıyor.

    Derken bir şey geldi gülle gibi ağır, kurşunu gördüm balık yok daha nerde bu balık nerede bu balık derken, kum rengi kamuflajıyla kalkanım canım cicim karşımda işte tepsi gibi. Balığı kaçırmamak için eğildim suya doğru elimle aldım kaldırdım. Fotoğraflık bir pozisyon aldıktan sonra bizimkilere doğru gitmeye başladım. Artık yürüyüşüm tamamen değişmişti, çünkü o kumsalı, kayalıkları Riva’ yı falan ben yaratmıştım.

    Yine fotoğraflar çekildi, ama bu sefer grubun tüm üyeleriyle askerlik fotoğrafı çektirdi kalkan arkadaşımız. Benim ümidim yoktu, sirkülere aykırıdır diyordum ki, Hemen cetvel geldi, Ölçüldü 37 cm.

    Sirküler diyor 40 cm. Hüseyin abi atıldı. Yüzde 5 küçük boylara izin verilir, dedi ve ava onay verdi. Paşamıza hemen kocaman bir kova hazırlandı, suyu dolduruldu ve yerine güzelce yatırıldı. Bana Ata abiden bir uyarı : “Daha büyüğünü tutma kova yok”

    Günün anlam ve önemi bir kat daha değerlenmişti. Sirkülere uygun bir kalkan çekmiştik, ve artık doğru yerde olduğumuzu iyice anlamıştık. Riva sahili bundan sonra alternatifler arasında her zaman yerini alacaktı.

    Daha sonra mangal takrar yandı, hava artık serindi, bu sefer kanatlar pişti yendi, ha bu arada kalan kerevitlerde bir güzel mideye indirildi. Çaylar , çorbalar, kolalar, rakılar, biralar derken güneş yavaş yavaş gitmiş yerini alaca karanlığa bırakmıştı. Takımlar çantalar toplanıyor, etraf güzelce temizleniyordu. En son kalan takımlarda bu arada toplandı. O da ne. Karanlığın içinden Birol abi sesleniyor: “Hamdii, Hamdiiii, balığın vaaar.” Hamdi gayet güzel marur bir şekilde ve diğer arkadaşlara nazire yaparcasına “yinemi geldi ya” gibisinden bişeyler söyledi. Bu arada bu küçücük bir CD boyu kadar kayvan tam 0/4 çelik iğneye geldi, inanması bile güç ama ağzı çok büyük bu hayvanın, sakın bu iğne büyük bunu yer mi falan demeyin, tecrübeyle sabit yer. Bu güzel balıkta geldiği yere temennilerle geri gönderildi.

    Bu arada da Serhat’ ın biten aküsü içi vurdurma çalışmaları başlamıştı. Birol abi direksiyonda bir ileri bir geri bir ileri bir geri. Sorduk soruşturduk, akü kablosu yok, sonra tekrar ileri geri derken Hüseyin abi, çıkın leyyn dedi. Oturdu direksiyona, itin leyyn dedi. İttik patır patır alacak belli, bir iki derken Vınnnnnnn. Çalıştı meret. Boşa al gaza bas şarj etsin.

    Artık hava tamamen kararmış, dönüş yoluna koyulma vakti de gelmişti. Herkesle teker teker öpüşüp, tokalaştıktan ve teşekkürler edildikten sonra, insanlar geldiklere arabalara yeniden bindiler ve bir av mecarasıda böylece sonra erdi.

    Ben böyle güzel bir gün yaşattıklarından ötürü tüm arkadaşlara teker teker teşekkür ederim.

    Kalkan ne mi oldu, henüz dolabın alt gözünde bekliyor, akşam babam kendisine gerekli özeni gösterecek annemde pişirip bize sunacak, sonra ne olur bilemem.

    Günün sonunda Hamdi kardeşim ve bendenizin, tuttuğu kalkanlar neticesinde, ekip içinde gayte güzel bir mevkiye oturması sebebiyle, bundan sonra kalkan avlamak için kurs görmek, ders almak, feyz almak, tecrübeleri paylaşmak amacıyla plan program dahilinde muhtelif derlesler, kurslar düzenlenecektir. Hamdi kardeşim kalkan takımları hazırlama kalkanın yattığı yeri bulma gibi konularda bilgilerini paylaşacak olup, bendeniz ise kalkan nasıl çekilir, yem nasıl takılır konusunda derslere iştirak edeceğim. Hani gidip te boş dönenlere duyurulur.

    Geldik en merak edilen bölüme. Resimler. Şu an resimler yok arkadaşlar. Resimleri kimin eklediğinin bence pek bir önemi yok elinde resim olan arkadaşlar lütfen resimlerinizi mesaja ekleyiniz. Benim cep telefonumda yaklaşık olarak 30 adet resim var, bloetoothum yanımda olmadığından ekleyemiyorum. Ama akşama hepsini teker teker ekleyeceğim.
     
  4. zodi

    zodi

    Yaş:
    50
    Mesajlar:
    353
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    sadece olta
    En İyi Avı:
    1.2 kg çipura. Kilo olarak ta 3 kişi 15 kg istavrit (tekneden)
    Hadi düşün yavaş yavaş ;) ;)
    Yeri biliyoruz. Gidenlerle de gün içerisinde canlı bağlantılarla konuştuk, Eee balık durumu nasıldı? ;)

    (tam mesajı yazdım hikaye gelmiş) :)
     
  5. babacakka

    babacakka Murat Turan

    Mesajlar:
    218
    Şehir:
    İZMİR
    Favori Kamış:
    OLTA,ZIPKIN
    En İyi Avı:
    YAYIN 12 kg,LEVREK (DENİZ)2-3 kg
    kıskanmadım dersem yalan olur.Güzel anlatımınız icin tesekkürler.
     
  6. zodi

    zodi

    Yaş:
    50
    Mesajlar:
    353
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    sadece olta
    En İyi Avı:
    1.2 kg çipura. Kilo olarak ta 3 kişi 15 kg istavrit (tekneden)
    Emre çok güzel anlatmışsın, tebrik ediyorum. Gelenlerin çoğunu da tanıdığım için tariflerini aynen görebiliyorum:)

    Tebrikler hepinize. Keşke Pazar günleri çalışmasaydım.
     
  7. SahEmre

    SahEmre Emre

    Mesajlar:
    2.481
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Okuma Salina 4.20 Salina 100-200 - Lineaeffe Extreme Cast 4.40 180gr. - Okuma V-System 240 10-40g
    Favori Makine:
    Ryobi Proskyer Nose Power - Shakespeare Mach 1 XT
    En İyi Avı:
    Küçük beyaz; 7 cm. Kuzey batı Antartika Sığlıkları..
    teşerkküler Murat bey, daırıs başınıza.

    Bir dahaki sefere Ali abi. Malum havalar iyi gidiyor artık önümüz yaz.

    Bence resimleri görn öyle karar verin, ama ben akşam eve gidince koyabileceğim en erken 7-8 de. Belki benden önce elindeki resimleri koyanlar olur.
     
  8. passion

    passion

    Mesajlar:
    1.117
    Şehir:
    izmir
    Favori Kamış:
    olta
    slm

    fotolar yokmu...?fotoları göremedim...
     
  9. SahEmre

    SahEmre Emre

    Mesajlar:
    2.481
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Okuma Salina 4.20 Salina 100-200 - Lineaeffe Extreme Cast 4.40 180gr. - Okuma V-System 240 10-40g
    Favori Makine:
    Ryobi Proskyer Nose Power - Shakespeare Mach 1 XT
    En İyi Avı:
    Küçük beyaz; 7 cm. Kuzey batı Antartika Sığlıkları..
    selam dostum.
    fotoları henüz ekleyemedim.
    Akşam evden ekleyeceğim ama benden önce ekleyecek olanlar olur, gün içind etahminimce.
     
  10. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Hikaye, gezi, dostluk, heyecan hepsi birbirinden güzel.
    Yalnııız, sirkülere aykırı av yapmaktan cezalısınız.:p

    40 cm. nin %5'i 2 cm eder, yani bir daha ölçün, balık 38 cm gelirse tamamdır.
    37 cm için ceza geliyor.:p
    Dikkat.

    He he heee! kıskandım, bozayım dedim fiyakanızı.:)
     
  11. Selam arkadaşlar

    Emre konuyu açma seçimim de ne kadar haklı olduğumu ispatlamış oldun.Bu kadar net ve güzel bir anlatım olamaz yani, öyle bir detay vermişsinki dünü tekrar yaşattın bana.

    Çok güzel, bilgi, sevgi ve paylaşım dolu bir gündü.Bütün arkadaşlarımı iştirakleri için tebrik ve teşekkür ederim.

    Yazılacak çok şey var,biraz kafamı toparlayayım döneceğim(Uyanamadım):D
     
  12. Abi kuyruk kısmında daha pay vardı, o opsiyonu gördüm onayladım..;)
     
  13. TuRKLoRD

    TuRKLoRD Polat

    Yaş:
    47
    Mesajlar:
    277
    Şehir:
    İzmir
    Favori Makine:
    Banax sx 5000
    Emre tebrikler kalkan için.

    Harika bir ekip oluşturmuşsunuz.Biz izmirlileri kıskandırdınız valla.anlatımın harika insanın canını çektiriyorsun...

    Bugün çalışmıyorum acaba kaçsammı güzelbahçeye :confused: :confused: :confused:
     
  14. owti

    owti

    Mesajlar:
    157
    super bir gun olmus valla ve hikayede muthis valla adas hapinizi tebrik ederim tek tek:):)ve simdiden afiyet olsun valla
     
  15. Mehmet PEKMEZCİ

    Mehmet PEKMEZCİ

    Mesajlar:
    736
    Şehir:
    İzmir
    Favori Kamış:
    olta
    Arkadaşlar önce yüreğinize sağlık. Herkez hoşandıysa zaten diyecek laf da olmaz. Devamını bekliyoruz.

    Abi hiç deneme. Güzelbahçe de bir halt yok.;)
     
  16. orcunhoca

    orcunhoca

    Mesajlar:
    1.054
    Şehir:
    istanbul/kuşadası
    Favori Kamış:
    olta
    En İyi Avı:
    şansa bir ahtapot 1 kg. babakalede 400 gr. karagöz,80-90 cm pala.
    süper olmuş valla. şansınız hep böyle olsun.
     
  17. TuRKLoRD

    TuRKLoRD Polat

    Yaş:
    47
    Mesajlar:
    277
    Şehir:
    İzmir
    Favori Makine:
    Banax sx 5000
    yakında başka gidecek yerimiz yokki be mehmet.sahil evlerine gidiyoruz orada hiç bişey yok.bari güzelbahçe liman ısparoz yapıyor bol bol.bazende mırmır ve barbun çekenler var.ben aldım bi kaç tane kayda değerdi...
     
  18. Eczacı

    Eczacı

    Mesajlar:
    3.057
    Şehir:
    Aydın
    Favori Kamış:
    olta
    Arkadaşlar şansınız ve dostluğunuz her zaman bakii olsun,harika bir hafta sonu geçirdiğiniz yazılanlardan belli oluyor zaten:) :) resimleride sabırsızlıkla bekliyoruz arkadaşlar..
     
  19. burman

    burman BURAK YILDIRIM

    Yaş:
    41
    Mesajlar:
    657
    Şehir:
    İSTANBUL
    Favori Kamış:
    Cormoran Bullfighter 10-30gr &Yozuri crystal minow C5.Quantum 3-8gr extralite
    En İyi Avı:
    En iyi avım ,en iyi avımdan daha büyük olacak.
    Keşke bende katılabılseydim ya.Elinize sağlık
     
  20. Cadayl

    Cadayl Aylin Özyurt

    Mesajlar:
    1.622
    Şehir:
    Ankara
    Favori Kamış:
    olta
    En İyi Avı:
    lepistes..
    Sanıyorum öğle saatlerinde Riva ekibinden rapor almak için telefon açtım. Hamdi ile görüştük, ses tonu ve geri plandan aldığım seslerden "Balık bahane, sohbet şahane" bir gün olacağını düşünmüştüm. Ancak sonuç güzel olmuş:)
    Tebrikler hepinize. Eminim çok keyifli geçmiştir gününüz..