- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Sportex SeaStar 2,70 80-100 atarlı
- Favori Makina
- Penn Sargus 3000
- En iyi avı
- Sudak 92 cm 8,5 kg
- İsim
- Ergiz Esen
28 Ekim akşamı turşu gibi eve gelip bir de sabah 05.30'a kadar maillerimi okudum ve yanıtladım, üç gündür bir toplantıdan öbürüne sektiğim için hiç bakamamıştım. Nasılsa 29 Ekim kabak gibi yatacam dinlenirim diyordum. Ama ne oldu? Abim (kayınbiraderim) sabah (veya öğlen
) 11.00 gibi arayıp "haydi balığa" dedi!
Kahvaltıyı filan boşverip alelacele takımları topladım, giyindim ve hanımın hazırladığı sandviçle termosu kapıp ufaklıkları da öpüp aşağıya abimle oğlunun beni bekledikleri arabaya gittim. Abimin Yeşilköy'de bağlı bir yelkenlisi var, onunla Yeşilköy açıklarında avlanacaktık.
Palamarı çözüp tornistanla yerimizden çıktık, pruvamızı Sivriada'ya çevirip kaşık çekmeye başladık. Ama kaşıkta bereket göremeyip tekrar kıyıya yaklaştık ve çapariye döndük. 1. dubanın açığında çapariden de hayır gelmeyince Florya'daki akvaryumun iskelesinin açığına gelip izmarite atmaya başladık. İşte keyfimizin geldiği an da bu oldu. İrili ufaklı oldukça fazla izmarit tuttuk. Neşe kaynağımız da hep geriye attığımız halde inatla oltaya gelen küçük kırlangıçlar oldu. Abimin oğlu da bir tane tutunca iki yakışıklının fotoğrafını çekmeden edemedim.
Akşam olup hava kararmaya yüz tuttuğunda izmarit kesti, biz de bolca mevcut olan izmaritlerden yaprak kesip lüfere attık. Benim oltaya attıktan 3 dk. sonra bir balık vurdu, tasmayı atıp çekmeye başladım. Ama maalesef tam tekneye alacakken düştü. Buna sanırım kamışım fiber olması nedeniyle tasmanın tam etkili olamaması neden oldu. Bir de kurşun 100 gr idi, akıntı çok azdı. 50 veya 75 gr kurşun koysaydım tasmaya daha az engel olabilirdi.
Neyse biraz daha devam ettik ama ikinci bir vuruştan sonra hiç vuruş alamadık. 19.30 gibi geri dönüşe geçtik. Açıkta biraz da üşümüştük doğrusu. Dönüş yolu hoş sohbetle geçti. İşte abimle oğlunun fotoğrafı :
Herkese keyifli avlar dilerim.
Rasgele
Kahvaltıyı filan boşverip alelacele takımları topladım, giyindim ve hanımın hazırladığı sandviçle termosu kapıp ufaklıkları da öpüp aşağıya abimle oğlunun beni bekledikleri arabaya gittim. Abimin Yeşilköy'de bağlı bir yelkenlisi var, onunla Yeşilköy açıklarında avlanacaktık.
Palamarı çözüp tornistanla yerimizden çıktık, pruvamızı Sivriada'ya çevirip kaşık çekmeye başladık. Ama kaşıkta bereket göremeyip tekrar kıyıya yaklaştık ve çapariye döndük. 1. dubanın açığında çapariden de hayır gelmeyince Florya'daki akvaryumun iskelesinin açığına gelip izmarite atmaya başladık. İşte keyfimizin geldiği an da bu oldu. İrili ufaklı oldukça fazla izmarit tuttuk. Neşe kaynağımız da hep geriye attığımız halde inatla oltaya gelen küçük kırlangıçlar oldu. Abimin oğlu da bir tane tutunca iki yakışıklının fotoğrafını çekmeden edemedim.
Akşam olup hava kararmaya yüz tuttuğunda izmarit kesti, biz de bolca mevcut olan izmaritlerden yaprak kesip lüfere attık. Benim oltaya attıktan 3 dk. sonra bir balık vurdu, tasmayı atıp çekmeye başladım. Ama maalesef tam tekneye alacakken düştü. Buna sanırım kamışım fiber olması nedeniyle tasmanın tam etkili olamaması neden oldu. Bir de kurşun 100 gr idi, akıntı çok azdı. 50 veya 75 gr kurşun koysaydım tasmaya daha az engel olabilirdi.
Neyse biraz daha devam ettik ama ikinci bir vuruştan sonra hiç vuruş alamadık. 19.30 gibi geri dönüşe geçtik. Açıkta biraz da üşümüştük doğrusu. Dönüş yolu hoş sohbetle geçti. İşte abimle oğlunun fotoğrafı :
Herkese keyifli avlar dilerim.
Rasgele