37/2 Amatör Sirkülerde Değişim.

Konu, 'Tebliğler' kısmında Tarık ERSAL tarafından paylaşıldı.

  1. Tarık ERSAL

    Tarık ERSAL Tarık ERSAL

    Yaş:
    59
    Mesajlar:
    624
    Şehir:
    ANKARA
    En İyi Avı:
    YANGELE BALIKÇI MODU :-))
    Sevgili arkadaşlar.

    Özellikle 37/2 Amatör Balık Avcılığı sirkülerinde yer alan iç sularımızdaki Tamamen ve Kısmen yasaklar konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün (KKGM) yeni bir yapılanma gereği hissettiğini, 1 ay önce Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne (DKMPGM) kendilerince önerilerek daha önce yasaklanmış alanların gözden geçirilmesini KKGM'ye bilgi aktarmasını istediğini yazarak, bence güzel bir haber vereyim.

    37/2 sirkülerde özellikle Alabalık avcılarının ilk bakışta dikkatini çeken Yasaklanan iç suların 500 ü geçtiğidir. KKGM ilgili birimleri bu kaynaklardan büyük bir kısmının zaman içinde yasaklanmasını isteyen ve daha sonra unutan DKMPGM'den bu alanları tekrar gözden geçirerek tekrar derlemesini ve gerekçeli olarak bilgi vermesini istemiştir. Ayrıca kaynağından X km. ye kadar şeklinde ifade edilip, avcı tarafından uyumun hemen hemen imkansız olduğu yasaklarında fiziki kerterizlerle belirlenmesi istenmiş olup, 2007 Ocak ayında alınan bilgiler doğrultusunda 37/2 sirküler revizyon görecektir.

    5 sene önce başlayan Amatör Sirküler yapısındaki değişimler serisinin devam etmesi, ülkemiz kaynakları ve avcılarına yakışır bir görünüme kavuşması dileğimle.

    RASTGELSİN
     
  2. evet abi takip etmek lazım ...

    ocak ayında kesin değişecekmi yoksa

    gözden geçirilip uyğun görülmez ise kalacakmı?
     
  3. Tarık ERSAL

    Tarık ERSAL Tarık ERSAL

    Yaş:
    59
    Mesajlar:
    624
    Şehir:
    ANKARA
    En İyi Avı:
    YANGELE BALIKÇI MODU :-))
    OLACAĞINA İNANCIM

    Ümit ve sabır, avcının sermayesi. Tabii ki ümit, sabrı destekleyen, besleyen olmazsa olmaz bir duygu. Biz amatör balık avcıları her ava bir ümit ile gider, umduğumuzu bulamadığımız günlerde bile oltanın kancasız ama bizi avlamış olan ucunda sabırla bekleriz. Oltanın diğer ucunun dolduğunu hissetmektir hedeflenen. Bu yüzden de selamımız ortaktır, RASTGELSİN veya RASTGELE temennisi ile selamlaşırız, hepinizin bildiği gibi.

    RASTGELSİN arkadaşlar.

    Hani bazen “Anlatılmaz, yaşanması lazım” diyerek açıklamaya çalışırız bazı duygularımızı, yaşadıklarımızı. Ben elimden geldiğince bir çoğumuzun yaşadığını, hissettiğini bildiğim, tüm ülkemizi ilgilendiren bir konuyu anlatmak, hayallerimizde canlanmasını sağlamak, örnekler vererek sanal da olsa yaşatmak istedim bu yazımda.

    Dilimize, daha doğrusu halk diline bir kelime, bir kavram sıkça girer oldu. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK. Amatör Balık Avcıları olarak bizlerin bu hobisinde, hatta bazılarımızın yaşam tarzında hep yer alması gereken, ama yeni yeni dillendirmeye başladığımız SÜRDÜRÜLEBİLİR AVCILIK. Avcılığın sürdürülebilir olmasını sağlamanın sadece devlete bırakılmaması gerektiğine inandığım, faydalanan olarak, bu canım ülkenin bir ferdi olarak naçizane kafa yorduğum, araştırdığım, müdahil olmaya çalıştığım bir konu sürdürülebilir avcılığın sağlanması. Doğrusunu isterseniz bence pek kolay bir işte değil bunu sağlamak. Ümit ederim ki, büyüklerimizden dinlediğimiz av hikayelerini kendi yaşayabildiklerimiz ile birlikte, bir sonraki nesle anlatmaktan başka, bulunduğumuz durumun hep birlikte farkına varır ve gerekeni yaparız. Ümit ederim ki, avcılığımızı sürdürebiliriz.

    Konu avlaklarımızın geleceği, avlaklarda uygulanması gerekli kuralların derlenmesi sırasında yaşananlar ve tabii ki ortaya çıkan sonuç. Aktaracaklarım sadece yaşadıklarım, bildiklerimle sınırlı. Yani sadece bir amatör olta balıkçısı gözüyle aktarmaya başlayayım düşündüklerimi, saptadıklarımı.

    Konuya ülkemizdeki denizler ve iç sularımızda amatör amaçlı su ürünleri avcılığını düzenleyen sirkülerlerin 1. maddesinden, amaç bölümünden alıntı yaparak gireceğim.
    Denizlerimizde ve iç sularımızdaki doğal yaşam alanlarının korunması, buralarda bulunan su ürünleri kaynaklarımızdan amatörce yararlanılması ve sorumlu ve sürdürülebilir avcılık için amatör balıkçılığın belirli kurallar çerçevesinde yapılmasını sağlamak amacıyla, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve buna ait Su Ürünleri Yönetmeliğinin 6. maddesi gereğince ………… tarihleri arasında geçerli olmak üzere Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yasak, sınırlama ve yükümlülükler getirilir. Bu yasak, sınırlama ve yükümlülüklere uyum ne kadar denetlenebilmekte sorusunun cevabı ayrıca mutlaka araştırılmalı. Ben bu konuya hiç değinmeden, sadece belirlenenler ve yayınlananlarla sınırlı olarak yazmaya devam edeceğim. Bence her sene, hatta gerekli görüldüğü her an, bilimsel verilerin analizi ile kurallar konmalı yer geldiğinde yine bu veriler ışığında değişebilmeli. Sonuca ulaşabilmek, sürdürülebilir kılmak için Üniversitelerimizin Su Ürünleri Fakültelerinin Sirküler Toplantılarına katılımı mutlaka sağlanmalı.

    Bunlar sağlanmazsa ne olur? Neler oldu örnekleri ile destekleyerek yaşadıklarım ve tespit ettiklerimle aktarayım.

    Günümüzden 6 sene kadar önce bir grup amatör olta balıkçısı Amatör Balık Avcılığı Sirküleri üzerine görüşlerini iletmek üzere yetkili Bakanlığın ilgili birimleri ile temasa geçti. Bu gönüllü insanlar yaptıkları araştırmalar ve düşüncelerini yetkili birimlere aktardı. Karşılıklı güven, birlikte çalışma isteği ve oldukça özverili çalışmalar sonucunda bazı kuralları balık avcılığı yarışması şartnamesi özelliğinde olan, bazı maddeleri amatörü hep potansiyel zararlı gibi ele alan ve yine bazı maddeleri diğerleri ile çelişen, hatta Ticari Sirküler ile uyumsuz olan Amatör Balık Avcılığı sirküleri bence olabildiğince çağdaş bir görümüme kavuştu. Örnek vermek gerekirse, ki gerekiyor, ana başlıklarıyla hemen aktarayım.

    • İç sularımızda Amatör Balık Avcısının gün batımından sonra kurallar dahilinde avlanması engellenmekteyken, yani amatör balıkçı potansiyel suçlu olarak görülürken, bu kural değiştirilerek “İç sularda özel avlanma izni gerekmeyen yerler haricinde, gün içinde av saati sınırlaması yoktur.” Maddesi sirkülere alındı.
    • Denizlerimizde Amatör Balık Avcılığı için konulan tarih aralığı kısıtlaması denizlerimizde yapılan amatör avcılığın stoklar üzerindeki etkisi göz önüne alınacak boyutlarda olmaması nedeniyle tamamen kaldırıldı.
    • Bir oltada iki iğne veya iki oltada birer iğne ile avlanılması şeklinde konulan, bence ancak yarışma kuralı olabilecek madde değiştirilerek “Bir amatör en fazla 4 olta takımı ile avlanabilir. Olta başına iğne sayısı 6 adedi geçemez. (Denizlerde çapari hariç)” Şeklinde değiştirildi.
    • Balık avlanma boylarında geçen ölçülerin Ticari Sirküler ile aynı olması sağlandı.
    • İç sularda konulan zaman yasakları 4 coğrafi bölgeye ayrılarak, ısı farklılıklarına göre düzenlendi.
    • İç sularımızda ne yazık ki bilinçsizce yaygınlaşan ekolojik açıdan zararlı ve potansiyel zararlı balık türleri tanımlandı, gerekçeleri ile sınırlamalar ve serbestlikler getirildi.
    • İç sularımıza ve denizlerimize bir virüs gibi bulaşan TIRIVIRI’ nın kullanımı tamamen yasaklandı.
    • Yemlik balıklar ve yakalanabilmeleri için usuller tanımlandı.
    • Şimdilik hiçbir hukuki dayanağı olmayan Amatör Balıkçı Belgesinin alınması ve bulundurulmasının zorunlu olmadığı kayıt altına alındı.

    Bunların hepsi bir kısım amatör balık avcısı tarafından SÜRDÜRÜLEBİLİR AVCILIK adına talep edildi. Doğru ve yanlışlarını ayrıca tartışmak mümkün. Ancak yapılan değişiklikler için Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü ilgili çalışanlarına teşekkür etmeden de geçemeyeceğim.

    Yukarıda ana başlıklarıyla saydığım ve detayını sayarsam oldukça uzun sürecek bir kısım değişikliğin diğer ülkelerdeki örnekleri ile kıyaslanması sonrası bence Amatör Balık Avcılığı sirküleri avcı tarafından saygı gören, olabildiğince uygulanabilir bir yapıya kavuştu. Aman yanlış anlaşılma olmasın. Bence ve olabildiğince. Biliyorum ki daha iyisi, hatta en doğrusu için daha çok yolumuz var.

    Şöyle ki; 1 Eylül 2006 tarihinde yürürlüğe giren 37/2 sirkülerde yer alan, iç sularımızda, özellikle derelerimizdeki avcılığın düzenlendiği Avcılığın Tamamen ve Kısmen Yasaklandığı tablolarda bir garip değişiklik hemen göze çarptı. 5 Haziran 2006 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünde yapılan, benimde AV & DOĞA Dergisi adına katıldığım 37/2 numaralı Su Ürünleri Sirküler Toplantısında, Çevre ve Orman Bakanlığı yetkililerince, sadece balıklandırdığımız iç sulara yasak önereceğiz denmesine rağmen yasaklanan dere sayısının 350 yi geçtiği görüldü. İç sularımızda derelerimiz için konulan yasakların özellikle Doğal Alabalıklarımızı korumak ve yayılım alanlarını genişletmek amacıyla uygulandığını düşünerek ben soruyorum. Acaba ülkemizde koruma altına alınması gereken kaç derede doğal alabalık mevcuttur ve mutlaka koruma altına alınması gerekir? Daha basitçe soracak olursam. Yasaktan nasibini almayan doğal ala avlayacak dere kaldı mı? Desem.

    Sorulara devam ederek, bunca sene korunan derelerimizdeki gelişim izlenmiş midir, izlendiyse sonucu nedir? Desem. Bu sorulara cevap verilmediği sürece inancın azalacağı yönünde endişeli olduğumu yazsam.

    Bence bu sorularımın cevabını vermesi gereken Su Ürünleri Fakültelerimiz, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü ile Çevre ve Orman Bakanlığı ilgili birimleridir. Cevap verilmese bile el ele vermesi gerekenleri bir arada, uyum içinde çalışır görmek nasip olur umarım.

    Hepimizin bildiği gibi doğa ile ilgili konularda yasaklamak ile denetlemek ülkemizde pek örtüşmemekte. Var olan kadrolarla denetlemenin zorluğu da düşünülerek yasaklardaki haklılığın ve gerekliliğin yetkili birimlerce net olarak ortaya konması, avcıyı ikna etmeye çalışması gerekirken, tam tersine salt yasaklamanın tek çare olacağı sanılarak yasak alanlar olabildiğince abartılmakta. Senelerdir yasaklanan bazı derelerimizde değil doğal alabalık kurbağa bile yaşamaz hale gelmişse, hatta adı kalıp, kendisi kuruyan derelerimiz yasaklar içinde geçiyorsa, bu husus inancı tamamen köreltmekte, inancın azalması diğer kurallara uyumu da törpülemektedir.

    Bir başka örneği de denizlerimizden vermek istiyorum. Bir sezon önceki 36/2 Amatör Balık Avcılığı Sirküleri çizelge 7 de Avlanması Yasak Olan Türleri içerisinde yer alan Eşkina, (Mavruşgil) yani Latince adıyla Sciaena umbra biz amatör balıkçıların da isteği ile yasak listesinden çıkartıldı. Yasaklanması veya yasaklamadan vazgeçilmesi ayrı bir bilimsel tartışma konusu olacak yönüne değinemeden (ben bir garip amatörüm demiştim) bir başka garipliğe dikkat çekmek istiyorum. Korunması gerektiğine olan inançla Ticari ve Amatör sirkülerler ile 1 Eylül 2004 – 31 Ağustos 2006 tarihleri arasında avcılığı yasaklanarak korunan Eşkina yeni sirkülerde yasağı kalkmış olarak, ama diğer türler kapsamında, yani boy sınırı olmaksızın ava açılmıştır. Yani bir önceki sezonda korunması gereken bir tür olması gerekçesiyle avı yasaklanan Eşkina önümüzdeki sezon boy limiti bile olmaksızın sadece 5 kg/gün tahdidi ile ava açılmıştır. Gerekçesi araştırılınca daha çarpıcı bir sonuç elde edilmekte. Eşkinanın üreme özelliği kazandığı boy sınırı bilinmemektedir. Sizler ne düşüneceksiniz bilmem ama, bana çok garip geldi.

    Yukarıda saydığım örnekler ile vurgulamak istediğimi tek cümle ile toparlayacak olursam, Sürdürülebilir avcılık için SÜRDÜRÜLEBİLİR İNANÇ ve ÇABA gereklidir.
    Ben kurallara uymak, uyduğum kuralların bilimsel verilerle desteklendiğini görmek, kısmet olursa torunlarımla birlikte avlanmak istiyorum. Çok bir şey istediğimi de sanmıyorum. Bir vatandaş olarak sanırım hakkım olanı istiyorum.


    RASTGELSİN

    Tarık ERSAL
    15.09.2006

    2006 EYLÜL Ayı Av&Doğa Dergisinde yayınlanmıştır.
     
  4. Tarık ERSAL

    Tarık ERSAL Tarık ERSAL

    Yaş:
    59
    Mesajlar:
    624
    Şehir:
    ANKARA
    En İyi Avı:
    YANGELE BALIKÇI MODU :-))
    OLACAĞINA KATLANARAK ARTAN İNANCIM

    Gerçekten sevip de korumadığımız, korumak istemediğimiz bir varlık var mıdır? Düşünemiyorum böyle bir şey. ​


    Geçen ayki yazıma “Ümit ve sabır, avcının sermayesi. Tabii ki ümit, sabrı destekleyen, besleyen, avcılıkta olmazsa olmaz bir duygu.” Cümlesiyle başlayıp, “Sürdürülebilir avcılık için SÜRDÜRÜLEBİLİR İNANÇ ve ÇABA gereklidir.” Diyerek bitirmiştim. Tabii ki bence !

    Ekim ayının ilk haftası edindiğim bilgiler ve aldığım haberlerle amatör sirkülerlerin özellikle alabalık avcısını kısıtlayan, yasak belirten kararlarının daha net, araştırmaya dayalı bilgilerle düzenleneceğine dair inancım katlanarak arttı.

    Sirkülerde Avlanmanın Tamamen Yasaklandığı İç Sular (Ek-1) ile Avlanmanın Kısmen Yasaklandığı İç Sular (Ek-2) tablolarında yer alan kısıtlamaların ve garipliklerin bu sene içinde ele alınacağı, 2007 yılı başlarında tekrar düzenleneceği bilgisini KKGM’den alınca, geçen ayki yazımın devamı olan bu yazı doğal olarak ortaya çıktı.

    Alabalık avına sevdalıyım. Kara sevda değil, ala sevda bu. Bilen bilir, bu benekli sevda tuttu mu bırakmıyor. O beni bırakmadığı ve sağlığım elverdiği sürece de bu sevda sürecek.

    Ara sıra sorular soruyorum. Cevap veren olsa da, olmasa da. Bir soruyu da kendim sorup, kendim cevaplayayım.
    Gerçekten sevip de korumadığımız, korumak istemediğimiz bir varlık var mıdır? Düşünemiyorum böyle bir şey.
    Sorumlu ve Sürdürülebilir Avcılıkta bence sevdanın yanında koruma da illaki olmalı. Ama lafta değil. Kuru kuruya yasaklamayla hiç değil.

    Naçizane olarak benim gözüme çarpan karışıklığın giderilmesinin gerekli olduğu yetkililerce fark edilmiş durumda. Telefonla olsun, yüz yüze olsun görüştüğüm yetkililerden edindiğim izlenimlere göre KKGM’de DKMPGM’de yanlışı görüyor, farkındalar. Ancak, farkında olunan basit konu, çözümüne gönüllü arar durumda. Yani top ortada.

    Zaman içerisinde sirkülerlerde KKGM’nin DKMPGM’den, üniversitelerimizden, kendi taşra teşkilatlarından, Valiliklerden ve Kaymakamlıklardan aldığı bilgiler doğrultusunda kısmen veya tamamen yasaklanması önerilen iç sularımız üst üste birikmiş, hatta listelerden taşmış durumda. Bir derenin, çayın, gölün veya göletin yasaklanması saydığım kuruluşlardan biri tarafından istendi ve bu iç suyumuz Ek-1 veya Ek-2 de listelere girdiyse, bazılarının çıkışı hemen hemen yok gibi. Yasaklanan iç sularımızdan bazıları ava açılmış, bazıları tekrar kapatılmış. Ancak iyi bakılınca görünen o ki, ava yasaklandıktan sonra unutulan bir çok iç suyumuz halen yasaklar içerisinde sırıtıyor. Kesinlikle gerekçeli yasaklamalara, kısıtlamalara karşı veya önyargılı falan değilim. Yeter ki bir gerekçesi olsun, bu uygulama iyi veya kötü bir sonuç versin. Yasaklanması ile birlikte korunsun, amaçlanan her ne ise gelişimi, getirisi izlensin, sonucu değerlendirilsin.

    Bir örnek verince derdimi daha iyi aktaracağımı sanıyorum. Herkesçe bilinen bir alan olduğu için de Yedigöller’den örnek vereceğim. Yedigöller’in günümüzde 6 gölünün kaldığını, Kuru Gölün toprak kayması nedeniyle seneler önce, ne yazık ki yok olduğunu eski Yedigöller’i gezen, gören, avlayanlarımız bilir. Zaman zaman gelen sel sularının doldurduğu Kuru Göl epey önceleri yok oldu. Zaten bilindiği gibi, Yedigöller’in tamamı büyük bir toprak hareketi sonucu ortaya çıkmış göller dizisidir. Birazda o zamanki yetkili insanların öpülesi elleri değince bu harika görüntüye kavuşmuşlar. Diyelim ki Kuru Göl tabiat ananın isteğiyle doğdu ve daha sonra da öldü. Her göl gibi, ancak pek genç yaşta. Ama gelin görün ki, Kuru Göl yok olmasına oldu da, yerine bir Küçük Göl çıktı. Bilmem farkında mısınız?

    Ve bu olmayan göl 2002-2004 dönemi Amatör Balık Avcılığı Sirküleri 35/2 ile amatör avcılığa tamamen yasaklandı. Küçük Göl için yasaklama 35/2 de başlamış ve sonra gelen 36/2 (2004-2006) ve 37/2 de (2006-2008) de olmayan bu göl için yasak devam etmektedir.

    Bu bildik ve tek bir örnek. Geçen yazımda da aktardığım gibi ne yazık ki, belki de bir zamanlar haklı gerekçelerle yasaklanan bir çok iç suyumuz yasaklanarak korunduğu halde, içerisinde değil alabalık, kurbağalar ve semenderler hariç canlı kalmamıştır. Hatta kurumuş durumdadır. Aşağıdaki resimlerde (burada veremedim. Resim eklemeyi öğrenmeye çalışıyorum:) ) görünen Akgöl ve İnatlı Çayında da olduğu gibi. Bu harika doğanın içindeki sularda, gerçek sahibinin artık yaşamadığı, ama yasaklı olmaya devam eden güzellikler ne yazık ki oldukça fazla.

    37/2 (2006-2008) Amatör Balık Avcılığı Sirküler Toplantısında DKMPGM yetkilileri kendi kuruluşlarınca doğal alabalıklarla balıklandırıldığı veya balıklandırılması planlandığı için avcılığa tamamen yasaklanmak üzere, Türkiye genelinde 25 adet göl/gölet ve 40 adet dere/çay olmak üzere, 65 adet iç suyumuzun ismini verdiler. Bunlardan bazıları zaten yasaktı. Eklenenlerde tamamen yasaklar listesine girdi. Bu arada hatırlatmadan geçmeyeyim, tamamen yasak iç sular içinde geçen Yedigöller’in olmayan Kuru Gölü DKMPGM’nün listesinde de yok. Bu gariplik hariç, buraya kadar işleyiş normal gibi görünüyor.

    İyide, şu anda geçerli olan 37/2 de tamamen yasaklı 168 adet göl/gölet, 189 adet (kolları hariç) dere/çay var. Dahası, kısmen yasaklı olarak ayrıca 143 adet (kolları hariç) dere/çay var.
    Yani tam 500 adet iç suyumuz ya tamamen, ya da kısmen yasaklanmış durumda. Bunların büyük bir çoğunluğu da DKMPGM’nün talebi ile listeye girmiş. Ne kadar korunmuş iç suları olan bir memlekette yaşıyormuşuz, değil mi?

    Şimdi geliyoruz vereceğim haberin özüne.
    DKMPGM yetkilileri bu yanlışı, kendilerinin sorumlu olduğu ve organize ettiği Merkez Av Komisyonuna sağlanan veriler gibi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının da kendi taşra teşkilatının yapacağı ön çalışmalarla hazırlanması gerektiğini düşünmekte. Yani bu konuda komisyonlar kurularak, her seferinde gözden geçirilen ve merkeze gönderilen önerilerin değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekteler.

    Tarım ve Köyişleri Bakanlığı KKGM yetkilileri ise, vaktiyle bu 500 iç suyumuzun yasaklanmasını isteyenlerden bu isteklerin geçerli olup olmadığının tekrar gözden geçirilmesi ve kendilerine bilgi verilmesi gerektiği görüşünde. Yasaklanmayı isteyenin yasaklandıktan sonra geçen süreçte elde ettiğine bakıp, değerlendirerek bilgi aktarması istenecek.

    Ayrıca, kaynağından falanca kilometreye kadar şeklinde verilen, avcı tarafından tam olarak belirlenmesi imkansız olan kısmen yasak dere/çay sınırlarının mutlaka fiziki kerterizler ile verilmesi istenecek.

    Evet, top gerçekten ortada. Bakalım sorunu kim veya kimler çözecek?
    “Çözülebilecek mi?” Sorusunu değil sormak, aklımda bile geçirmek istemiyorum. Ama şeytan dürttü işte, yine de yazdım.

    Benim bu durumda, Amatör Balık Avcısı olarak 3 temennim var.
    İlki bu gözden geçirme işini her kim, ya da kimler yaparsa yapsın, gerçekten bakarak gözden geçirmesi. Yasaklamaların belli kriterlere dayandırılarak belirlenmesi. Bir derede var olan popülasyon bilinmeden yasaklanmaması. Belirlenmiş bir yüzdenin altına düşmüş ise yasaklanması. Yasaklandıysa, geçen süre zarfında ne artış olmuş, gözlemlenmesi. Mesela, atıyorum, 1996 da yasaklanan bir derenin yasağı 10 senedir devam ediyorsa, nedeni ve bu sürede elde edilen sonuç mutlaka saptanmalı, kayıt altına alınmalı ve mümkünse açıklanmalı. 10 senede neler olmaz ki? Bir bebek bile delikanlı oluyor bu sürede.

    İkincisi ise kara avcılığı için uygulanan MAK kararlarında da olduğu gibi, bir iç suyun iki sezondan fazla yasaklanması için gerekçeli olarak yasağın devamı istenebilmeli ve bu gerekçe açıklanmalı.
    Üçüncü temenni olarak, bir ilin sınırları içerisinde yer alan iç suların yarısından fazlasına, çok zorunlu ve açıklanabilir gerekçesi olmadan yasaklama getirilmemeli diyorum. Örnek olarak ilk bakışta göze çarpan Rize ve Erzurum illerimize 37/2 sirkülerden bakınca anlayacaksınız. Günümüzde Rize için 30 dere ve çay, Erzurum için 31 dere ve çay tamamen ya da kısmen yasaklı durumda. Bu iki ilimiz sınırları içinde doğal alabalık olup ta yasaklı olmayan dere ve çay kaldı mı acaba? Ayrıca, bu örnekleri çoğaltmak ta mümkün.

    Bunlar sadece amatör bir balıkçı olarak benim gözüme çarpan, halledilmesi için hayalleyip yorumladığım, kendimce uygulanabilir gördüğüm bazı detaylar ve temenniler. Aman yanlış anlaşılmasın, kimsenin işine karışmak değil amacım.

    Ben sevdamın peşindeyim sadece.
    Ne yapayım?
    Ülkemin benekli şeytanlarına abayı yakmışım, onların cazibesine kapılarak.
    Dedim ya, kara değilse de, ala sevda bu.
    Bir çok arkadaşım gibi, tutuldum bir kere.


    RASTGELSİN

    Tarık ERSAL
    10.10.2006
    2006 EKİM Ayı Av&Doğa Dergisinde yayınlanmıştır.
     
  5. Tarık ERSAL

    Tarık ERSAL Tarık ERSAL

    Yaş:
    59
    Mesajlar:
    624
    Şehir:
    ANKARA
    En İyi Avı:
    YANGELE BALIKÇI MODU :-))
    Ben elimden geldiğince takip ediyorum.
    Sizleri de bu konular hakkında edindiğim bilgi, tecrübe ve değişim hakkında bilgilendirmeye çalışacağım.

    Saygılarımla.
     
  6. teşekkürler abi...
     
  7. simendifer

    simendifer Sennur

    Mesajlar:
    9.177
    Şehir:
    İstanbul
    Tarık bey hızlı geldi, hızlı devam ediyor :) Benim için beklenen bir durum, arkadaşlarım da yakında alışırlar :) Bilgiler için teşekkürler. Benim beklemediğim tek şey vardı, o da KKGM'nin yasaklanan iç sular hakkında gerekçe belirtilerek bilgi istemesi. Pasha bu konudaki hassasiyetimi iyi bilir, en yakındığım konulardan biriydi kaynak araştırma olmadan yasakların konulması ve hatta sirküler toplantısı yapıldıktan sonra bu konunun masaya yatırılıp yatırılmadığını da sormuştum. Sevinmedim desem yalan olur ancak, gerekçelerin de uydurma olmadığı konusunda yine de şüphelerim olacak. Sanırım bunda KKGM'nin önceki çalışmalarının biraz etkisi var. Bekleyip göreceğiz, bakalım bizleri neler bekliyor. Daha büyük sürprizlerle karşılaşmamayı diliyorum.
     
  8. Tarık ERSAL

    Tarık ERSAL Tarık ERSAL

    Yaş:
    59
    Mesajlar:
    624
    Şehir:
    ANKARA
    En İyi Avı:
    YANGELE BALIKÇI MODU :-))
    Sevgili Sennur Hanım.

    Bilindiği gibi bu konuda Devlet imkanları var olsa da, Amatörlerin sesi anlaşılır ve ikna eter tarzda çıkmadığı sürece kaderimizi yaşayacağız. Bir süre sonra da anılarımızla baş başa kalabiliriz. Ancak sizinde takip ettiğiniz gibi KKGM yetkilileri Kurucu Genel Sekreteri ve şu an üyesi olduğum RASTGELE-DER ile birlikte yürüttüğü çalışmalarda bizlerin (amatörlerin) av ve kaynağa bakış açımızı gördü, ikna oldu ve ellerinden gelen düzenlemeleri inanarak yaptı. Yazılarımda da belirttiğim gibi daha alınacak çooook yolumuz var. Bunun içinde devamlılık şart.
    Ben KKGM'nin de DKMPGM'nün de AB MEVZUAT UYUM DURUMU konusunda faaliyetlerini takip etmekte fayda görüyorum.
    REF: http://www.tarim.gov.tr/AB_Tarim/AB_mevzuat/balikcilik.htm

    İnanın bu ilgi alanı, hatta bazılarımız için hayat tarzı haline gelmiş olan Amatör Balık Avcılığı konusunda internet ortamında yazıp, kendi içimizde tartıştıklarımızı uygun bir formatta yetkililerin önüne koysak çok daha fazla mesafeler katedip, Avcılığın da, avladığımızın da SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ konusunda harikalar yaratabiliriz. Bunu başaran ülkelerin geçmişi bizler gibi o ülke vatandaşlarının (avcılarının) katılımı ile olabiliyor.

    Bizde de olacak.

    Yeterki bizler birlik olalım. Yaptıklarımızda eleştirilecek bir yön olmasın. Son 5 yıl içinde gerçekleşenler bence bunun ispatı.

    Son diyeceğim; Hep onların sürpriz yapmasına alıştığımızdan bizlerinde beklentileri bırakıp faal olmamız olmazsa olmaz bir şart.

    LAYIK OLDUĞUMUZ ŞEKİLDE YÖNETİLMEK bizim hakkımız.
     
  9. simendifer

    simendifer Sennur

    Mesajlar:
    9.177
    Şehir:
    İstanbul
    Konuları takip ediyorum, hatta pasha başta olmak üzere bazı arkadaşlarım da sağolsunlar kaçırdığım konular olursa bilgi veriyorlar. Birlik olmak konusunda kesinlikle size katılıyorum, ki bu tip çalışmalarımız da oldu. Diğer konuları da incelemeye vakit bulduğunuzda bunun farkına varacaksınız zaten. Hatta bahsettiğimiz konuyla ilgili olarak KKGM'ye pek çok dilekçe gönderildi site üyeleri tarafından ve işe yarayacak mı diye de üzerinde epey düşünüldü. Ama yarıyormuş demek ki... Henüz yeni olduğunuzdan inceleyemediniz, farkındayım. Bu arada her türlü girişim için hazır olduğumuzu belirtmek isterim... :)
     
  10. DeadPOX

    DeadPOX

    Mesajlar:
    110
    Şehir:
    Ankara
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Kaçanlar
    Sennur abla bu konuda Ortak haraket edilebilir. Demek istediğimi anlmaşsındır.

    Belli bişiler hazırlandıktan sonra 2 koldan topluluk olarak yapılacak müracaat daha etkili olur kanaatindeyim.
     
  11. simendifer

    simendifer Sennur

    Mesajlar:
    9.177
    Şehir:
    İstanbul
    Elbette, neden olmasın... Dediğim gibi her türlü girişime katkıda bulunmaya hazırız ;)
     
  12. Tarık ERSAL

    Tarık ERSAL Tarık ERSAL

    Yaş:
    59
    Mesajlar:
    624
    Şehir:
    ANKARA
    En İyi Avı:
    YANGELE BALIKÇI MODU :-))
    Arkadaşlar, aman yanlış anlaşılma olmasın. Ben bu ortamda hiç bir grubu, derneği veya herhangi bir oluşumu temsilen bulunmuyorum.
    Sadece Amatör bir Olta Balıkçısı olarak aranızdayım.
    Bu tür yanlış bir anlamaya meydan vermemek adına da nick name kullanmadan Adım ve Soyadımla üyeniz oldum.

    El ele vererek, Amatör Balıkçılar olarak layık olduğumuz yere gelmek dileğimle.
     
  13. zarganacı34

    zarganacı34 önder

    Yaş:
    42
    Mesajlar:
    518
    Şehir:
    istanbul
    Favori Kamış:
    lineaeffe s-curve kamış+Okuma synex 660 makina, Lineaeffe fire spin trabucco makina
    En İyi Avı:
    Levrek
    Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Sizi dergiden tanıyorum. Ayrı bir dergi olarak çıkacaktı balıkçılıkla ilgili ek bu konuda bir gelişme var mı???
     
  14. turna

    turna

    Mesajlar:
    709
    Tarık çabaların için sonsuz teşekkürler,
     
  15. Tarık ERSAL

    Tarık ERSAL Tarık ERSAL

    Yaş:
    59
    Mesajlar:
    624
    Şehir:
    ANKARA
    En İyi Avı:
    YANGELE BALIKÇI MODU :-))
    Önder bey,
    Ana dergiye ek olarak Balık&Doğa adıyla 4 ay yayınlandı. İlgi yetersizliği, getirdiği ek masraf ve diğer bazı nedenlerle şimdilik vazgeçildi. Şu anda da bildiğiniz gibi balık avcılığı konusu dergisi içerisinde yayınlanmaya devam ediyor.
     
  16. zarganacı34

    zarganacı34 önder

    Yaş:
    42
    Mesajlar:
    518
    Şehir:
    istanbul
    Favori Kamış:
    lineaeffe s-curve kamış+Okuma synex 660 makina, Lineaeffe fire spin trabucco makina
    En İyi Avı:
    Levrek
    Tamam teşekkür ederim. Ben de elimden geldiği kadar takip etmeye çalıştım.