SPOT BALIK, 'Hayata olta at!' SPOT BALIK, 'Hayata olta at!'
Cengiz Balıkçılık

Anilarda Palamut

Konu, 'Av Hikayeleri' kısmında REİS tarafından paylaşıldı.

  1. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    73
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Boğaz'da ilk palamutlar görülmüş, haydi hayırlısı olsun.
    Ben de size bir eski palamut hikayesi getirdim.
    Buyurun
    .....
    www.balikta.com 'dan alıntıdır.
    .....
    Konu: Anılarda palamut
    Gönderim Zamanı: 25-Şubat-2006 Saat 18:48


    Ben tarihten bir yaprak acayım,nostalji olsun.Bir de ibret alalım, nereden nereye geldik,niçin denizlerimizi kirlettik,balıklarımızı tükettik diye.

    Yılını hatırlamıyorum,1970-80 arası olmalı.İstanbul'da Paşabahçe ile Çubuklu arasında yemli palamut tutuluyor.Ama karadan ulaşmak ne mümkün.Ancak sandallarla tutulabiliyor.Neyse ki bizim sandalımız var ve babamla(Allah rahmet eylesin) kıraça yemlerimizi alıp ,Anadoluhisarı'ndan kalkıp gidiyoruz.

    ''Kıraçaları alıp'' derken yanılmayalım, bu iki kelime bir günümüzü alıyor.Palamut boğazı doldurmus,Deli Dumrul gibi gecenden bir, gecmeyenden iki can alıyor.Zavallı kıraçalar da (İstavrit yok) kayıkhane diplerinde, .kıyıda bağlı teknelerin karina gölgelerinde 10-15'li gruplar halinde saklanmış, canlarını kurtarmaya çalışıyor.

    Bu durumda yapılacak tek şey var,alacaksın eline kepçeyi,Boğaz kıyılarında dolaş babam dolaş,hangi kuytuda kıraça varsa, salla kepçeyi, ne çıkarsa bahtına.şakası yok, bir kıraça eşittir bir palamut.

    Balık 33 kulaçta, sarmısak zokaya tak bir bütün kıraça,at denize, bekle de o akıntıda batsın taa 33 kulaca kadar.Ama sabır nerede, neredeyse oltayı elimizle iteceğiz, habire denize sağıp duruyoruz.Sonunda bizim zoka yerine ulaşıyor,tak , balık kafasında, gözünü sevdiğimin palamutu, cam gibi kıraçayı görür görmez,hemen zokayı kapıp başlıyor yukarı dogru kaldırmaya,olta bosalıyor elimizde, acele edip çalınırsan gitti palamut.Daha önemlisi yem gitti.Dedik ya yem karaborsa.Neyse ezberledik artık,palamut yemi önce yukarı kaldırır sonra aşağı basar,ağırlığını hissettin mi var gücünle çalınacaksın.Ondan sonra çek babam çek,33 kulaçtan bir gelişi var ki mübareğin,dostlar başına.

    Bir günde iki olta 80 çift yakaladığımızı hatırlıyorum.

    Neyse bizim birer ikişer yakaladığımız kıraçalar çabucak tükendi.Herkes balık çekiyor.Bizde yem kalmadı.Durup baksan olmaz,bırakıp gitsen hiç olmaz, rahmetli babam- Dur oğlum dedi.Ben şimdi sana yem bulurum.

    Hemen palamutlardan birini alıp parmağıyla galsamalarının arasından barsağını çıkardı.çiğerlerini ve diğer yumuşak yerlerini atıp kursağını güzelce yıkayıp temizledi.Gözünüzün önüne getirin,parmak gibi uzun, son derece sağlam, lastik gibi birşey.Onu benim zokaya taktı,-Haydi sen başla diye denize attı.Sonra aynısından bir yem de kendisine.

    Babama çok güveniyorum ama içimde yine de bir merak, acaba palamut,kendi barsağını yiyecek mi diye.Neyse merakım fazla sürmedi.Zoka yerine varır varmaz, küt palamut kafasında.İşin iyi tarafı kıraçayla bir yem bir balık demekti,barsağı ise kesemiyor.Mübarek sanki kaşık,sanki suni yem.At-çek.Barsak aşağı,palamut yukarı.

    Derken etrafımızdaki sandallar bizim yem takmadan habire balık çekişimizi farkettiler.Tabii pür dikkat bizi gözlemeye başladılar.sonra içlerinden en uyanık! olan biri,anladı! işin püf noktasını ve arkadaşlarına bağırdı -Ulan herifler naylon çorapla tutuyorlar be balığı.

    Ne kadar gülmüştük.Hala hatırlıyorum.

    Daha böyle ne hatıralarım var ama,hatırladıkça,içim acıyor.Nerede hani, lükslerle gece yemli lüfer avcılığı,nerede o palamutlar,ya toriklere ne oldu,hani o sandalın küpeştesine ayağımı dayayarak çektiğim torikler.Ben mi bitirdim onları,yoksa boğazdan geçen devasa gemiler mi,belki Tuna'dan gelen zehirler,kimbilir belki tohumları kurutan troller,ya da trolleri aratmayan, acık deniz için krediyle yapılıp sonra boğazda avlanan 60 metrelik gırgırlar.

    Yok yok,benim duyarsızlığım bitirdi hepsini.

    İçim acıyor dostlar,içim acıyor.


    balıkçı
    Yönetici
     
  2. Sponsor

  3. GÜRKAN

    GÜRKAN

    Mesajlar:
    55
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta,Tüfek
    En İyi Avı:
    Sazan 1,3 kg
    Mahir baba mükemmel paylaşım için teşekkürler...Senin söylediklerini ve yazdıklarını hep kulağıma küpe yapıyorum, çünkü ileride lazım olabilir,amma nasihatlerine uyabilirsek....Sağol,eline sağlık...
     
  4. atesh

    atesh

    Mesajlar:
    91
    Şehir:
    İstanbul / Küçükçekmece
    Favori Kamış:
    Olta bazen zıpkın
    En İyi Avı:
    ?
    çok güzeldi...

    diğer anıları da isteriz:)
     
  5. John Dory

    John Dory Emre

    Mesajlar:
    632
    Şehir:
    istanbul - bodrum
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz 70 cl, İstanbul Boğazı
    Çok güzel bir hikaye gerçekten. Bize aktardığınız için teşekkür ederiz Reis usta.
    Aslına bakarsanız hala herşey bitmiş değil, çok sık olmasa da halen çocuklarımıza anlatacak avlar çıkıyor. Ama giderek azalarak... Bir önlem alınmazsa maalesef onlar da kalmayacak.
     
  6. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    73
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Dostlar,

    İyi görüşleriniz için teşekkür ederim.
    Ümidimizi hiç kaybetmeyelim.
    Hayat devam ediyor ve kaybolduğunu sandığımız değerler bir gün çıkageliyor.
    O günlerdeki palamut yemlisi yok belki ama baksanıza geçen yıldan beri palamut nasıl yüz güldürüyor.
    İnşallah bu sene de güzel balık olur.
     
  7. smyrna

    smyrna Sevil Kurtoğlu

    Yaş:
    51
    Mesajlar:
    7.771
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    olta
    En İyi Avı:
    olacak inşallah
    Ağzınıza sağlık Reis amca :) Ben o yıllarda balık avına çıkmasamda boğaza gidip avlananları izliyordum.:) Olta balıkçılarının sattığı palamutları alıp yiyiyorduk.Ve o kadar ucuzdu ki, insanlar adeta kapışıyorlardı :)