volex21
Well-Known Member
- Şehir
- İzmir
- Favori Kamış
- Okuma V System 2.40 Lineaeffe Spirit Surf 3.90 (fiyat performans 9/10)
- Favori Makina
- Spro Red Arc 20'lik (Fiyat/Performans : 8/10)
- En iyi avı
- Levrek (57 cm - 2.100 gr ) Sargoz (700 GR kadar) Palamut (40 cm üzeri), Lüfer 40 cm, Çipura 950 gr
- İsim
- Volkan
Cuma günü mesai öğlen bitti, doğru eve. Evden eşyayı yüklediğimiz gibi ver elini Bergama.
Eşimin abisiyle balığa gidelim mi gitmeyelim mi diye düşünürken, birden kendimi içliklerimi giyerken buldum. Heh dedim, demekki gidiyoruz. Tüm şuursuzluğuma rağmen izin günlerimdeki atçek avlarım beynime kazınmış
.
Akarsuya pahalı sahte atılmayacak
Saat 01.00 gibi (gece) avlaktayız. (Canımı yakmayan avlak)
Gene de canımı yakmadı diye boş bulunmak olmaz, sahtelerimi çok beğenip birkaç tane hatıra olsun diye alıkoyabilir
Neyse saat 01:15 gibi başladık atçek yapmaya. Serhat abim strike pro 0.60 m. dalarlı atıyo, ben pelican nitro 13 cm lik beyaz atıyorum.
Zifiri karanlık diye ve büyük olduğu için bu seçimi yaptım, hem pahalı bir sahte de değil.
4. atışımda Abimin sahtesi benim misinaya takıldı. Abim onu kurtarırken, bir vuruş aldım.
Sarma falan yapmıyordum öylece duruyordum. Vuruş çok zayıftı küçük birşey olduğu belliydi. Hiç tepki vermedim. Dedim gene 5-10 santimlik bir kefal takıldı
Serhat abim sahtesini misinamdan kurtardı, başladım çekmeye misinamı. Balık ucunda belli ama küçük birşey. Neyse hiç zorlamadan çıkardım balığı. Nehire arkamızı döndük kafa lambasını çaktık balık levrek.
20 cm'lik levrek yakalamıştık daha önceki avdan, bu ondan büyüktü. Lakin 25 cm'i geçmeyeceği çok açıktı.
Başladım düşünmeye salayımmı alayımmı, salayımmı alayımmı diye diye.
Dedim ki bu ilk atçek avım, limit üzeri de e250 cep telefonum o karanlıkta foto da çekmez. Dedim ki evdekilere göstermem lazım bunu.
Sonuçta balığı alıkoydum. Sonra birkaç atış sonra benim pelican nitro sizlere ömür.
Benden daha hızlı olan Serhat abim Strike proyu benden 5 dk. önce halletmiş. Deniz tarafına gidelim mi dedi? Lakin pahalı sahteleri akarsuya atmayacağımı biliyor.
Bir 500 metre yürüyerek deniz kıyısına ulaştık. Ben Maxrap fg 11 cm, Serhat abim Daiwa Seabass Hunter 3 11 cm. taktı.
Başladık atçeke. Rapala klipsi büyük olduğundan mıdır nedir, sahtelerimiz tabana sürte sürte geldi. Çokta sığ değil deniz. (Klips takmamaya karar vermek üzereyim)
Neyse bir saat kadar tık yok, sonra birden Serhat abi aldım dedi.
Ben o an heyecanla makinayı toplayıp doğru yanına koştum. Amanınnnn o ne öyle kamış yamılmış, kaloma çırrrrr çırrrr ötüyo. Serhat abi çok büyük Volkan, çok büyük diyo. Işığı denize tuttum ama bişey gözükmüyor. Biraz çekiyoruz balık daha fazla çekiyo. Sanki çok biliyormuş gibim akıl veriyorum:
-Kamışı zorlama abi, acele etme, yor biraz.
Serhat abi gireyim mi denize dedi, yok abi girme biraz yor o kıyılar zaten.
Balık sahil tarafını doğru bi 50 metre bizi sürükledi. En sonunda bi 10 dakka sonra yorulmuş olacak ki biraz kıyıladı ve su üzerinde bir şapırtı.
Lakin bu levrek değil, daha bir dikkatli bakıyoruz ama anlayamıyoruz, dalga yardımıyla balık biraz daha kıyıladı ve son bir gayretle kuma oturttuk.
Böyle bir irilik ilk kez canlı olarak görüyorum. Öyle bir Vatoz daha önce hiç görmemiştim. Sahte kanadında, balığı denizden çıkartamıyoruz. Ayağımızda bot falan da yok. Kocaman balık fotograf falan çekemedim ama Kadir abinin yakaladığı vatozdan çok daha büyük. Onun yakaladığı 5.700 gr dı. Boyutlarını karşılaştırınca bu 7 - 8 kilo gibi, belki daha fazla. Bi 5 dk. daha uğraştık, sahte kendiliğinden kurtuldu. Balık sığda kumlarda çırpınıyo. Korkumuzdan denize de itemiyoruz.
Neyse balık 1,2 dk. içinde kendi çabasıyla denize dönmeyi başardı. Gözleri hala aklımda. Siz kim oluyorsunuz der gibi bakıyordu sanki idk
Sonra denizi bırakarak tekrar akarsu kenarına döndük. Su üstü sahteleri taktık. Ben elimde kamış, levrekleri ürkütmeyeyim diye kafa lambamı açmadan yokuştan aşağı inerken ayaklarımın yerden kesilmesi sonucu sırt üstü kendimi yerde buldum
Dirseklerimle biraz düşüş şiddetini azaltsamda halen sırt kaslarım hareket edince ağrıyor.
Bu haftalık bu kadar, zaten nezle veya grip oldum. C.tesi balığa gidemedim. Pazar İzmir'e dönerken yolumun üzerindeki bi avlağa uğradım. Mekanda kimseler yok. Deniz kudurmuş, bol köpüklü. Akşam suyu yapayım mı diye içimden geçirsem de giyim olarak çok zayıf olmam ve üzerimde yağmurluk olmaması artı zaten hasta olmam beni vazgeçirdi. Şimdi verimsiz ve kötü şartlarda av yaparsam, haftaya bayram tatilini yatakta geçirebileceğim aklıma gelince vazgeçerek denizin kokusunu içime çekip, uzun uzun merayı izleyip, yoluma devam ettim.
Haftaya daha iyi avlar yapabilirim umarım
Hepinize rastgelsin.
Eşimin abisiyle balığa gidelim mi gitmeyelim mi diye düşünürken, birden kendimi içliklerimi giyerken buldum. Heh dedim, demekki gidiyoruz. Tüm şuursuzluğuma rağmen izin günlerimdeki atçek avlarım beynime kazınmış
Akarsuya pahalı sahte atılmayacak
Saat 01.00 gibi (gece) avlaktayız. (Canımı yakmayan avlak)
Gene de canımı yakmadı diye boş bulunmak olmaz, sahtelerimi çok beğenip birkaç tane hatıra olsun diye alıkoyabilir
Neyse saat 01:15 gibi başladık atçek yapmaya. Serhat abim strike pro 0.60 m. dalarlı atıyo, ben pelican nitro 13 cm lik beyaz atıyorum.
Zifiri karanlık diye ve büyük olduğu için bu seçimi yaptım, hem pahalı bir sahte de değil.
4. atışımda Abimin sahtesi benim misinaya takıldı. Abim onu kurtarırken, bir vuruş aldım.
Sarma falan yapmıyordum öylece duruyordum. Vuruş çok zayıftı küçük birşey olduğu belliydi. Hiç tepki vermedim. Dedim gene 5-10 santimlik bir kefal takıldı
Serhat abim sahtesini misinamdan kurtardı, başladım çekmeye misinamı. Balık ucunda belli ama küçük birşey. Neyse hiç zorlamadan çıkardım balığı. Nehire arkamızı döndük kafa lambasını çaktık balık levrek.
20 cm'lik levrek yakalamıştık daha önceki avdan, bu ondan büyüktü. Lakin 25 cm'i geçmeyeceği çok açıktı.
Başladım düşünmeye salayımmı alayımmı, salayımmı alayımmı diye diye.
Dedim ki bu ilk atçek avım, limit üzeri de e250 cep telefonum o karanlıkta foto da çekmez. Dedim ki evdekilere göstermem lazım bunu.
Sonuçta balığı alıkoydum. Sonra birkaç atış sonra benim pelican nitro sizlere ömür.
Benden daha hızlı olan Serhat abim Strike proyu benden 5 dk. önce halletmiş. Deniz tarafına gidelim mi dedi? Lakin pahalı sahteleri akarsuya atmayacağımı biliyor.
Bir 500 metre yürüyerek deniz kıyısına ulaştık. Ben Maxrap fg 11 cm, Serhat abim Daiwa Seabass Hunter 3 11 cm. taktı.
Başladık atçeke. Rapala klipsi büyük olduğundan mıdır nedir, sahtelerimiz tabana sürte sürte geldi. Çokta sığ değil deniz. (Klips takmamaya karar vermek üzereyim)
Neyse bir saat kadar tık yok, sonra birden Serhat abi aldım dedi.
Ben o an heyecanla makinayı toplayıp doğru yanına koştum. Amanınnnn o ne öyle kamış yamılmış, kaloma çırrrrr çırrrr ötüyo. Serhat abi çok büyük Volkan, çok büyük diyo. Işığı denize tuttum ama bişey gözükmüyor. Biraz çekiyoruz balık daha fazla çekiyo. Sanki çok biliyormuş gibim akıl veriyorum:
-Kamışı zorlama abi, acele etme, yor biraz.
Serhat abi gireyim mi denize dedi, yok abi girme biraz yor o kıyılar zaten.
Balık sahil tarafını doğru bi 50 metre bizi sürükledi. En sonunda bi 10 dakka sonra yorulmuş olacak ki biraz kıyıladı ve su üzerinde bir şapırtı.
Lakin bu levrek değil, daha bir dikkatli bakıyoruz ama anlayamıyoruz, dalga yardımıyla balık biraz daha kıyıladı ve son bir gayretle kuma oturttuk.
Böyle bir irilik ilk kez canlı olarak görüyorum. Öyle bir Vatoz daha önce hiç görmemiştim. Sahte kanadında, balığı denizden çıkartamıyoruz. Ayağımızda bot falan da yok. Kocaman balık fotograf falan çekemedim ama Kadir abinin yakaladığı vatozdan çok daha büyük. Onun yakaladığı 5.700 gr dı. Boyutlarını karşılaştırınca bu 7 - 8 kilo gibi, belki daha fazla. Bi 5 dk. daha uğraştık, sahte kendiliğinden kurtuldu. Balık sığda kumlarda çırpınıyo. Korkumuzdan denize de itemiyoruz.
Neyse balık 1,2 dk. içinde kendi çabasıyla denize dönmeyi başardı. Gözleri hala aklımda. Siz kim oluyorsunuz der gibi bakıyordu sanki idk
Sonra denizi bırakarak tekrar akarsu kenarına döndük. Su üstü sahteleri taktık. Ben elimde kamış, levrekleri ürkütmeyeyim diye kafa lambamı açmadan yokuştan aşağı inerken ayaklarımın yerden kesilmesi sonucu sırt üstü kendimi yerde buldum
Dirseklerimle biraz düşüş şiddetini azaltsamda halen sırt kaslarım hareket edince ağrıyor.
Bu haftalık bu kadar, zaten nezle veya grip oldum. C.tesi balığa gidemedim. Pazar İzmir'e dönerken yolumun üzerindeki bi avlağa uğradım. Mekanda kimseler yok. Deniz kudurmuş, bol köpüklü. Akşam suyu yapayım mı diye içimden geçirsem de giyim olarak çok zayıf olmam ve üzerimde yağmurluk olmaması artı zaten hasta olmam beni vazgeçirdi. Şimdi verimsiz ve kötü şartlarda av yaparsam, haftaya bayram tatilini yatakta geçirebileceğim aklıma gelince vazgeçerek denizin kokusunu içime çekip, uzun uzun merayı izleyip, yoluma devam ettim.
Haftaya daha iyi avlar yapabilirim umarım
Hepinize rastgelsin.