Haftasonu Ören'e gelen arkadaşımla iki gece sabahlamak üzere balığa çıktık. İki günün keyfini anlatmak oldukça güç ama balık serüvenimizi paylaşmak isterim
İlk gün (cumartesi), arkadaşımın geliş haberi üzerine İskele mahallesindeki balık avı malzemeleri ve yemleri satan dükkana gidip boru kurdu ve kalamar aldım. Mamun ve sülünez o gün gelmemişti.
Balıkavı için üç avlak yerimiz vardı:
1. İskele'deki marinanin içi
2. Ören'deki tahta iskele
3. Öğretmenler mahallesi sahili
Saat 23:00'de Ören'de olan arkadaşımla ilk olarak tahta iskeleye gittik. İskele oldukça kalabalıktı ve buradan avlanmayı unutarak marinaya doğru yol aldık. Kısa mendireğin fenerden 3-4 metre gerisinde, boru kurdu takılı şamandıralı oltalarımızı saldık (orada dip kayalık olduğu ve iki kere takım koparttığım için artık akıllandım

) . Gecenin karanlığında şamandıraları görebilmek için de tepelerine fosforlu ışığımızı da yerleştirdik ve beklemeye başladık. Fenerin tam önünden de bizden başka iki kişi avlanıyordu.
Bekle bekle, dalgaların sallandırması dışında bizim şamadıralarda tık yok.
Derken yanımızda avlanan kişilerde bir hareket, bir curcuna koptu. Takımları bırakıp biz de onlara doğru koştuk.
Adamlar, tavuk göğsü ve dip oltası ile (nasıl dibe takmadılar anlamadım) kocaman bir levrek aldılar. Arkadaşımla şaşkın şaşkın birbirimize bakınıp, bize buradan kısmet yok diyerek üçüncü ve son avlağımıza gitmeye karar verdik.
Üçüncü avlakta oltlarımızı ve yemlerimizi hazırladık. İkimizde birer kasnak vardı bir tane de kamışımız. Kasnaklarda 4 numara bronz iğne ve 7 numara beyaz iğneli takımları karışık kullandık. Daha doğrusu arkadaşım hep 4 numara bronzu tercih etti, ben ikisini kasnak ve kamışta değiştirmeli kullandım.
Oltalarımızı suya atmamızla ilk vuruşlarımızı aldık. Ben arkadaşımı 7 numara ile avlanmaya ikna etmeye ve ona takım hazırlamaya başlamıştım ki ilk mırmırımızı arkadaşım tuttu. Hemen metreyi çıkartıp ölçtük. Evet 15 cm üzerindeydi alabilirdik

Bizi bir keyif aldı ki sormayın gitsin.
Ya nasıl aldın dememe kalmadı bir tane de ben tuttum. Benimki arkadaşımınkinden bir iki santim daha büyüktü.

Derken birkaç mırmır daha geldi ama bunlar alınmayacak kadar küçüktü. Büyüyüp de gelmelerini söyleyerek geri saldık. Saat 02:00'den sonra vuruşlar azaldı ve 03:00'den sonra oltalarımızda tık yoktu...
Derken saat 5'e doğru arkadaşım çipura olmaya aday bir lidaki yakaladı.
Ben hala mırmırdan gidiyordum... Bu arada biri hariç tüm balıkları 7 numara iğneli takımlarla aldık

Deniz yine balık yapmaya başlamıştı...
Ama kötü haber!!! Yemimiz bitti. Tam da balıkların gelmeye başladığı saatte olacak iş miydi bu

Elimizde birkaç mırmır ve lidaki ile elinden oyuncağı alınmış çoçuklar gibi mutsuz bir halde saat 7'ye doğru toparlandık ve yeniden yem almak üzere İskeleye doğru yola koyulduk.
Tabi ikinci hüsran: yemciler daha dükkan açmamışlardı.
Saat 9'a kadar beklememiz gerekiyordu ve o saatten sonra da sabah suyundan eser kalmayacaktı. Hevesimiz kursağımızda kaldı.
Biz de daha fazla yem alarak bir gece daha sabahlamaya karar verdik. O günü uykusuz ve yem peşinde geçirdik.
İkinci geceye tam tekmil hazırdık. Boru kurdu, mamun, sülünez, kalamar her türlü yemimiz vardı. Balıklara açık büfe yapacaktık

Tabi bütün bu yemlerin yanında bir de deli gibi esmeye başlayan rüzgarımız vardı.
Pazar günü gün batmadan avlağımızdaki yerimizi aldık. Güneş bize veda ederken bir kaç vuruşla birlikte bir iki küçük mırmır geldi, geri saldık. Saat 9 gibi kaydadeğer bir mırmır geldi ama rüzgar bize rahat vermiyordu. Yine de azimle elimizde kasnaklar, önümüzde kuma saplanmış, ucunda zili takılı kamışımızla beklemeye devam ettik. Yok allah yok... Bir küçük vuruş bile yok. Yemleri nasıl attıysak öyle geri alıyoruz
Bir gece önce balık vardı ama yemimiz kalmamıştı. Bu gece ise bir dolu yemimiz vardı ama balık yoktu. Adaletin bu mu deniz diye isyan ettik.
Saat 3'e doğru, iki günlük uykusuzluğa, balısızlığa ve rüzgarın sersemleştirmesine dayanamayarak toparlandık ve iki günlük balık maceramız böylece sona erdi...
Bu avdan aldığım bir de ders oldu: her ne kadar sirküler 15 cm üzerini tutmamıza izin verse de 18 cm altındaki mırmırı almak pek anlamlı değil... Sonradan insanın vicdanı sızlıyor...
Benim vicdani sirkülerim mırmır, karagöz, çipura gibi balıklar için artık en az 18 cm diyor.
Herkese bol balıklı ve erken bitmeyen yemli avlar dilerim...
