- Şehir
- BANDIRMA===>İstanbul
- İsim
- Murat
Değerli forum üyeleri herkese selamlar,
Bayram tatili için gittiğim memleketim Bandırma'da günlerce ve o günlerin büyük bir kısmında ava çıkma şansına sahip oldum. Bandırma'dan gelen minekop haberleri, geçen haftalarda yaptığım kısa ziyaretlerde aldığım ve saldığım ufak minekoplar, kaçırdığımız diğer minekoplar derken artık iyice bilenmiştim
Bütün hazırlıklarım tamamdı. Geriye sadece o yakışıklıyı almak kalmıştı. Sabahın ilk ışıklarından hava kararıncaya kadar kamıştan gözümü ayırmadan bekledim. Şahidim Mustafa abi ve Bülent abi artık bu çocuğu psikoloğa götürmenin vakti geldi demeye bile başlamışlardı
Ciddi anlamda bu iş emek, sabır ve zaman isteyen bir iş. Çünkü meradaki kum balıklarının yemleri bitirmesi maksimum 1 dakika sürüyor. Bunda bir abartı yoktur. Gerçekten ya balığın kafasına atıyorsunuz ve balığı alıyorsunuz ya da kum balıkları ya da arada istavritlerle boğuşmak zorunda kalıyorsunuz. Günlerce uğraştım, her dakika yemledim. Bol bol istavrit, arada mırmırları, bolca kum balığı, bir iki tane ufak minekop çekip saldım ama bunların hiçbirini raporlamak içimden gelmedi...
Dün sabahın erken saatlerinde (saat 06:00) avlakta yerimi aldım. Bayram nedeniyle kimsecikler yoktu. Her ihtimale karşı kepçemi yanımda hazır bulundurup, takımımı suyla buluşturdum. Atar atmaz başlayan ufak balık istilası beni tekrardan karamsarlığa süreklemeye başlamıştı. Bu yaklaşık 3 saat 15 dakika daha sürdü ve saat 09:15 sıralarında oltayı atar atmaz aldığım ufak bir vuruşa şüpheli gözlerle bakarken ardından gelen sert vuruş ve işte beklediğim balık bu!!! Kalama ayarım günlerdir hazırdı. Tekrardan kontrol edip mücadeleye başladım. 1 saat önce gelen bir diğer balıkçı abime kepçeyi almasını söyledim. Bu arada 10 dakika öncesi devriye gezerken merak edip yanımıza gelen polislerde telefondan video çekmeye başladılar. Uzun sürenin verdiği stres inanılmazdı ve kaçırma ihtimalinin verdiği tedirginlikle mücadeleyi sürdürdüm. Bu benim ilk iri minekopum değildi ama daha önce tuttuklarımdan çok daha iri olduğu kesindi. İlk hedefim balığı açıkta yormaktı ve bunu başardım. Normalden biraz daha hafif bir kalama ayarıyla yaklaşık 14 dakika süren mücadele ve işte balığım artık kepçenin içindeydi. Takımı bir kenara bırakıp alnından öptüm. Etrafındakilerin manyak mı bu bakışları altında zafer benimdi
Bu güzellikten sonra geriye ne günlerin yorgunluğu ne başka birşey kalmıştı. Çünkü saldığım onca yavru balığın, doğaya olan saygımın karşılığını almıştım.
Balık yaklaşık 3.650 gr. geldi. Bu benim bugüne kadarki en iri minekopum. İstanbula dönüşü yaptım ancak aklım hala orada ve abilerden gelecek raporlarda
Biliyorumki orada bunun kat kat büyükleri geziyor. Ve bir gün daha da büyüğünü bulacağım.
Bu arada benim kahrımı çeken, her fırsatta bana eşlik eden Mustafa abim ve Bülent abime çok teşekkür ederim. Onlar gerek davranışları, gerek duyarlılıklarıyla gerçek bir doğa ve insan dostları...
Kamış: Shimano alivio 4.20 m.
Makina: Shimano ultegra 5500
Misina: yo-zuri mirage 0.35
İğne: owner mutu circle hook
Yem: Mustafa abinin taze sülünezleri




Bayram tatili için gittiğim memleketim Bandırma'da günlerce ve o günlerin büyük bir kısmında ava çıkma şansına sahip oldum. Bandırma'dan gelen minekop haberleri, geçen haftalarda yaptığım kısa ziyaretlerde aldığım ve saldığım ufak minekoplar, kaçırdığımız diğer minekoplar derken artık iyice bilenmiştim
Dün sabahın erken saatlerinde (saat 06:00) avlakta yerimi aldım. Bayram nedeniyle kimsecikler yoktu. Her ihtimale karşı kepçemi yanımda hazır bulundurup, takımımı suyla buluşturdum. Atar atmaz başlayan ufak balık istilası beni tekrardan karamsarlığa süreklemeye başlamıştı. Bu yaklaşık 3 saat 15 dakika daha sürdü ve saat 09:15 sıralarında oltayı atar atmaz aldığım ufak bir vuruşa şüpheli gözlerle bakarken ardından gelen sert vuruş ve işte beklediğim balık bu!!! Kalama ayarım günlerdir hazırdı. Tekrardan kontrol edip mücadeleye başladım. 1 saat önce gelen bir diğer balıkçı abime kepçeyi almasını söyledim. Bu arada 10 dakika öncesi devriye gezerken merak edip yanımıza gelen polislerde telefondan video çekmeye başladılar. Uzun sürenin verdiği stres inanılmazdı ve kaçırma ihtimalinin verdiği tedirginlikle mücadeleyi sürdürdüm. Bu benim ilk iri minekopum değildi ama daha önce tuttuklarımdan çok daha iri olduğu kesindi. İlk hedefim balığı açıkta yormaktı ve bunu başardım. Normalden biraz daha hafif bir kalama ayarıyla yaklaşık 14 dakika süren mücadele ve işte balığım artık kepçenin içindeydi. Takımı bir kenara bırakıp alnından öptüm. Etrafındakilerin manyak mı bu bakışları altında zafer benimdi
Balık yaklaşık 3.650 gr. geldi. Bu benim bugüne kadarki en iri minekopum. İstanbula dönüşü yaptım ancak aklım hala orada ve abilerden gelecek raporlarda
Bu arada benim kahrımı çeken, her fırsatta bana eşlik eden Mustafa abim ve Bülent abime çok teşekkür ederim. Onlar gerek davranışları, gerek duyarlılıklarıyla gerçek bir doğa ve insan dostları...
Kamış: Shimano alivio 4.20 m.
Makina: Shimano ultegra 5500
Misina: yo-zuri mirage 0.35
İğne: owner mutu circle hook
Yem: Mustafa abinin taze sülünezleri



