SPOT BALIK, 'Hayata olta at!' SPOT BALIK, 'Hayata olta at!'
Cengiz Balıkçılık

Bir deniz kirliliği hikayesi

Konu, 'Makaleler' kısmında Yakamoz tarafından paylaşıldı.

  1. Yakamoz

    Yakamoz MUSTAFA

    Mesajlar:
    879
    Şehir:
    İSTANBUL--TRABZON
    Favori Kamış:
    LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
    Favori Makine:
    OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
    En İyi Avı:
    DOSTLARIM
    Arkadaşlar bu olayın yorumunu sizlere bırakıyorum kalın sağlıcakla

    Haber: Çevre kanunundan doğan ve gemiler ile deniz araçlarına kesilecek olan para cezaları ilgi kanun uyarınca, kendi sorumluluk sahaları içerisinde Büyükşehir Belediyeleri tarafından kesilmektedir.Gemilerin işleyişi, kirliliği önleme donanımları, uluslar arası çevre ve denizcilik mevzuatı, MARPOL, IMO ve gemi kaynaklı kirletici maddeler konularında hiçbir bilgisi ve altyapısı olmayan belediyelere, gemilerden kestikleri cezalardan % 20 oranda pay verilmektedir.

    “Funda bismillah! 5 kilit güvertede aganta!”

    Tansel kaptan pırıl pırıl bir yaz günü, keyifle iskele kırlangıçta durmuş, elinde telsiz, baş taraf ile konuşuyor.

    Yer, büyük bir şehrimizin tersaneler bölgesi. Safir Denizciliğe ait 45 000 DWT kapasiteli dökme yük gemisi M/V SAFİR-M 7 günlük tamir ve havuz periyodunun ardından demir yerinde demir atıyor. Geminin tüm karine ve bordası yepyeni boya ile pırıl pırıl ışıldıyor.Son ufak tefek bakım işleri demir yerinde tamamlanacak ve bir iki güne kadar seyre kalkılacak..

    Gemi dizelleri bir haftalık sahil elektriği ardından henüz bir saat önce yeniden çalıştırılmış. Demirledikten sonra Baş mühendis 1 numaralı dizeli stop ediyor ve 3 numarayı devreye alıyor.

    Köprüüstünden inen kılavuz kaptanın ardından Tansel kaptan da kamarasına doğru hareketleniyor. O sırada 3. kaptan, rapor veriyor:

    “Süvari bey! Sancak taraftan bir motor üzerimize yaklaşıyor! ”

    Tansel kaptan ve zabit, dürbünlerle motora bakıyorlar.

    “Hımm. belediye çevre kontrol motoruymuş. Etrafı kontrol ediyorlar herhalde, neyse her tarafımız tertemiz, denizi kirletenler düşünsün...”

    Zavallı Tansel kaptan, kamarasına inerken kaderin kendisine ördüğü tuzaktan henüz habersizdir.

    Aradan 5 dakika kadar bir süre geçer. Kaptan kamarasının telefonu çalar. 3. kaptan köprüüstünden aramaktadır.

    “Süvari bey, çevre kontrol motoru bizim sancak tarafta gemiye yaslanmış duruyor, adamlar suda bir şeyler arıyor gibi bakıyorlar.İsterseniz bir bakın.”

    Gemi kaptanı dışarıya çıkar ve sancak taraftan aşağıya bakar. Kır saçlı, iriyarı, bıyıklı bir belediye zabıtası elinde bir cam şişe, suya ve geminin borda çıkışına doğru eğilip doğrulmaktadır. Suda herhangi bir kirlilik görüntüsü yoktur, ama yılların verdiği sorumluluk duygusu kaptanı bir anda harekete geçirir.

    “ Çarkçıbaşı ve 2. kaptana hemen haber ver, köprüüstüne gelsinler ! ”

    Biraz sonra başmühendis köprüüstündedir.

    “Buyrun süvari bey, beni istemişsiniz?”

    “Çarkçıbaşım bakıver, belediye zabıtaları eğilip eğilip borda çıkışına bakıyorlar, ne çıkışı burası?”

    “Başmühendis biraz eğilip aşağıda olan biteni inceler, daha sonra:

    “Dizel jeneratörlerin soğutma suyu çıkışı süvari bey. 5 dakika önce 3 numarayı devreye aldık.”

    “Çıkan su biraz sarımsı mı acaba, ne dersin ?”

    “Süvari bey, dizeller bir haftadır çalışmıyordu, soğutma devreleri de kuruydu.Belki devrede bir miktar pas vardır.Onun rengi olabilir.Ama sonuçta demir oksit zararlı bir şey değil her halde? Zaten suda da bir şey görülmüyor.”

    “Zararlı olsa tüm gelişmiş ülkeler balık yataklarında eski gemileri batırmazlardı.Ama burası Türkiye, sen yine de dikkatli ol.”

    “Süvari bey tertemiz deniz suyu çıkıyor, Kapalı devre sistem. Denizden geliyor, denize gidiyor. Bizim bir müdahelemiz yok ki. Merak etmeyin.”

    “İnşallah... hadi hayırlısı...”

    Az sonra motordaki zabıta, yukarıya doğru bakar ve seslenir. “ Hoop! Yukarıdan! Merdiveni indirin. Yukarı geleceğiz.”

    “Özgür kaptan, şu borda iskelesini verin de yukarı gelsinler.Ben kamaramdayım.”

    “Anlaşıldı süvari bey...” 1. zabit koşarak aşağı iner ve beş dakika sonra yanında zabıta ile geri gelir.

    “İyi günler kaptan. Tutanak tutacaktık da...”

    “Hoş geldiniz. hayrola?”

    "Deniz kirliliği tespit ettik.Geminizin altından kirli su akıyor.”

    “Anlamadım.Biraz evvel baktığınız yer dizellerin soğutma suyu çıkışı idi.Biz de baktık ama bir şey görülmüyor.Zaten su da temiz.”

    Zabıta, elindeki kavanozu kaptanın gözüne doğru yaklaştırır. “Bu ne peki?”

    Kavanozun içindeki su, çok hafif sarımsı tonlu şeffaf renktedir.Kavanozun dibinde toz halinde bir miktar pas zerreciği vardır.

    “Beyefendi, bu gemi bir haftadır havuzdaydı.Dizel daha yeni devreye alındı.çok hafif bir pas çıkışı olabilir.Sonuçta devreler çelik boru.Zaten toplasanız bir kova etmez.”

    “Kaptan, ben bilmem. Ben pis su bastın diyorsam basmışındır. Şimdi lütfen adınız”

    “Beyefendi, ben 35 yıldır denizlerde dolaşıyorum. Neyin pis su olduğunu bilmiyor muyum yani?”

    “Gemi sahibinin adı, Adresi? ”

    “Beyefendi MARPOL konvansiyonu, nelerin pis su sayıldığını tanımlamıştır. Siz bir hata yapıyorsunuz.”

    “Gemi özellikleri neydi ? çağırma işareti ?”

    “Zabıta bey, bu iş bizim mesleğimiz.Biz bu işin ilmini irfanını gördük, okuduk. Siz ne yapıyorsunuz?”

    “250 milyar cezayı ödeyince ne yaptığımı anlarsın kaptan efendi. Yargıça anlat derdini. Ben cezamı keserim.Mahkeme 2 sene sürer. Haklıysan 2 sene sonra paranı geri alırsın. Hadi kolay gelsin.”

    Zabıta aşağı doğru inerken Tansel kaptan suratı kıpkırmızı bir vaziyette koltuğuna çöker.

    “Çabuk şirketi bağlayın bana.Çabuk teknik müdürü arayın!”

    “Geldi süvari bey, Hüseyin gemiye çıkıyor!”

    Hüseyin, şirketin iş takip edici ve bitirici elemanıdır. Evrak, kumanya, tamir ve acentelik işlerinde koşturur, gereğini yapıp işleri olması gerektiği gibi götürür. Çoğu denizcilik şirketinde Hüseyin gibi bir eleman mutlaka bulunur.

    “Çabuk Hüseyin’e söyleyin, zabıtanın peşinden gitsin!”

    Hüseyin, alelacele durumu öğrenir ve zabıtanın peşinden çevre motoruna koşar. Motor az sonra geminin yanından ayrılır ve sahile doğru yönelir.

    Tansel kaptan bir saat sonra kalp spazmı geçirir ve hastaneye kaldırılır.

    Sonuçta ne olduğunu, buraya yazamıyorum. Ancak belirtilen ceza kesilmemiş, iş bitirici şirket elemanı olayı kapatmıştır. Burada anlatılan olay bir hikaye değil, yakın geçmişte oluşmuş gerçek bir olaydır. İsimler değiştirilmiştir. Ülkemizin her tarafında bunun gibi birçok olay olmuş ve olmaktadır. Bu işlemin gemiler hakkında hiçbir bilgisi olmayan görevlilere yaptırılması hem yapan hem maruz kalan açısından son derece vahimdir. Meclise sevk edilen yeni çevre yasası ile bu hatanın düzeltileceği umulmaktadır.

    KAYNAK: http://www.turkishpilots.org.tr
     
  2. Sponsor

  3. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    73
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Balıkçılık sirkülerinde de balıkların latince isimleri yanlış yazılmıştı.
    Ama bu bir hata sayılmaz tabii.
    Burası Türkiye, Türkçe adlar önemli,Latincesinden bize ne?:p
     
  4. smyrna

    smyrna Sevil Kurtoğlu

    Yaş:
    51
    Mesajlar:
    7.771
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    olta
    En İyi Avı:
    olacak inşallah
    Sevgili Yakamoz yine oldukça ironik bir konuya değinmişsin .Uzun uzadıya anlatmayacağım ama iki gün önce ,aynı olay, başka bir sebeple bizim başımızdan geçti .Teknenin belgeleri eksik diye bağlamaya kalktılar :confused: Aynen, eşimde neredeyse kalp krizi geçirecekti .Eşim ne olduğunu anlatıyor ama adam, bilgisizliğinden ısrarla, evrak istediğini söylüyor :) Neyse bizde gerekli yerlerle irtibata geçip durumu kurtardık :) Tabii ki sevindim ama ya tersi olup da biz haksız olsaydık ve tanıdıklarla işi çözmüş olsaydık durumu bir düşünün, hala nerelerdeyiz :confused: