dalışlardaki ilginç olaylar

Konu, 'Zıpkınla Balık Avcılığı' kısmında ibrunal tarafından paylaşıldı.

  1. ibrunal

    ibrunal

    Mesajlar:
    13
    Şehir:
    çanakkale
    Favori Kamış:
    zıpkın
    En İyi Avı:
    12 kg mığrı
    elbette zıpkıncı pek çok dostumuzun da başından geçmiş kimi zaman kızgınlıkla kimi zaman tebessümle anılan olaylar vardır ben iki tanesini paylaşmak istedim:
    1998 senesinde babamla birlikte avcumuzun içi gibi bildiğimiz bir merada ava başladık.kayaları kontrol ediyoruz.hani görüş açısının biraz dışında bir alan vardır yarı görür yarı görmezsin işte o alanda ava başladığımızdan beri(yaklaşık 45 dk) bir şey görür gibi oluyorum.dikkat kesilip bakıyorum bir şey yok.bir süre daha bu şekilde devam eden olay babamın bir eşkina vurmasıyla sonuca ulaştı.avın başından beri gördüğümü zannettiğim şey gercekten varmış.babam kayanın altında eşkinayı almaya çalışırken o gördüğüm şey de kayanın altına yani babamın yanına daldı yaklaşık 15 kg lık bir mığrıydı.işte o anda ömür boyu unutamayacağım bir manzara çıktı karşıma.babam kayanın altından mığrıyla be
    raber çıktı mığrının burnuna bir tokat attı ve önceden vurmuş olduğu sargozlardan birini telden çıkarıp ona verdi.mığrı biraz daha yanımızda dolanıp kayboldu.mola verdiğimizde babam:'2 senedir besliyorum hala yüzsüz' dedi.be
    nim için apayrı bir dersti bu.
    2001 yazında kıyıdan yaklaşık 1 km uzakta dolanıyorum.kulağıma bir vızıltı sesi gelmeye başladı.bir zıpkıncı bilir ki bu vızıltı yaklaşan bir teknenin motor sesidir
    derhal kafamı kaldırıp sağa sola bakındım hiç bir şey yok.kafamı suya soktum ses devam ediyor.yine çıkıp baktım yine yok.3.dalışımda sesi yanımda hissedi
    yordum bir daha baktım ve gördüm.bir zodiac bot son sürat üstüme geliyordu saniyeler içinde daldım ve pervane yaklaşık 1 metre üstümden geçti.bu da bir ders oldu ama ilki kadar keyifli değildi.
     
  2. comman_sense

    comman_sense batu baburşah

    Yaş:
    35
    Mesajlar:
    61
    Şehir:
    adana/karataş
    En İyi Avı:
    levrek,ahtapot,çipura
    çok güzeldi dostum bu anılarını bizimle paylaşman çok hoş teşekkürler farklı paylaşımlarınıda bekliyoruz
     
  3. ibrunal

    ibrunal

    Mesajlar:
    13
    Şehir:
    çanakkale
    Favori Kamış:
    zıpkın
    En İyi Avı:
    12 kg mığrı
    teşekkürler

    sağolun.elbette sizler de yaşamışsınızdır,sizlerden de beklerim.
     
  4. Onur GÜNER

    Onur GÜNER

    Mesajlar:
    280
    Şehir:
    Akdeniz'den
    Favori Kamış:
    malzeme
    Bu yaşananların her zıpkıncının başına gelebileceği gibi yeni başlayan arkadaşların çok dikkatli okumasını öneriyorum...
    Tam olarak hatırlayamıyorum ama 2000 veya 2001 yılı. Ben acemi bir zıpkıcı, balık peşinde akşam yemeğinin benim tarafımdan güzel bir balık ziyafetine dönüşmesi için uğraşıyorum. Yer Alanya. Öğlen avkti ve hava hayli sıcak. Üzerimde 5 mm elbise, bunaltıcı bir hava ve belimde bir kaç balık.
    Altımda milyonlarca ton su. Bense onun altında ezilen bir küçücük bir nokta. Derinler taşlık. Kaçışan balıklar ve iştahlı bir avcı. İşte birinci hata. Asla hırs yok. Herkez kısmetini yer. Taşlar daha da net görülüyor. Evet sargozlar taşların arasına kaçtı ve...................
    Dalıyorum. Elimde 75 lik eski bir zıpkın. Makara yok. İniyorum iniyorum ve taşlar iyice yaklaştı. Nefesim yerinde. Artık taşlıktayım. Derinlik öyle fazla değil 6 - 7 metre. Ama o gün için zor derinlik (ölmek için kolay) Balıklar oyukların içinde telaşlı telaşlı kaçışıyor. Acaba hangisi akşam ızgaranın üzerinde diye düşünürken. Evet tam önümde. Basıyorum tetiğe ! Eminim vuruldu ama şişde kayanın en uzak köşesindeki yerini çoktan aldı. Balık şişte. Şiş kayada takılı...Garanti yerden vuruldu, ama benim yukarı çıkacağım garanti mi ??? Bırakıyorum zıpkını. Yukarıya doğru çıkıyor. Tabii bende ama oda ne. Bişeyler ters gidiyor. Çıkamıyorum. Madde iki: dur-düşün-uygula !!! Hemen duruma bakıyorum ve şiş ile zıpkın arasındaki kalın ve sağlam ipin belimdeki balık teline takıldığını görüyorum. Saniyeler sanki yıllar. Çabalıyorum ama nafile. Yüzeye en fazla iki metre var. Ama .....................
    Madde üç: Bıçaksız dalmayın !!! Herşeyinizi unutun ama avlanırken bıçağınızı unutmayın. Bıçapınızı her zaman aynı yere takın ve taktığınız yere alışın. Düşünmeden eliniz gidecektir ki hayat kurtarır. Vakit geçmek bilmiyor. Yukarısı hayat, yukarısı özgürlük ama varamıyorum, erişemiyorum hayata. O an elim istemsizce bıçağımıma gidiyor ve kesiyorum ipi. Çıkıyorum yüzeye. Kendime gelmek için karaya yüzüyor ve bi süre dinleniyorum. Dersler çıkarıyorum bundan. Dersler çıkarmalıyız hepimiz...
    Madde dört: Belimize taktığımız balık teli. U şeklinde değil. Belimzi saracak ve kemeri çıkardığımız zaman dizgininde çıkacağı şekilde olmalıdır. Tel veya metalden olmamalı ve kesilebilir cinsten olmalıdır. Unutmayın :
    HİÇBİR BALIK BİZDEN DEĞERLİ DEĞİLDİR............
     
  5. ibrunal

    ibrunal

    Mesajlar:
    13
    Şehir:
    çanakkale
    Favori Kamış:
    zıpkın
    En İyi Avı:
    12 kg mığrı
    soğukkanlı olabilmek

    değerli dostlar
    onur bey in de yazısında belirttiği ve zıpkıncılığa gönül vermiş herkesin başına gelebilecek bu olay;denizin altında tecrübenin ve soğukkanlı kalbilmenin önemini açıkca gösteriyor.aslında yaptığımız her av bilinmeyen pek çok süprizi
    beraberinde getirmekte,bunlara karşı uyanık ve hazır olabilmek hayati önem taşımakta.bu aşamaya gelebilmek ise belli bir tecrübe seviyesinden sonra gerçekleşmektedir.unutmayalım ki yaşanılan anıların hepsi mutlu sonla bitmez.
    onur bey in vesilesiyle bir konuyu tekrarlamak istiyorum:zıpkınla serbest dalışa gönül vermiş ve yeni başlamış dostlar asla yalnız ava çıkmayın,ekipmanınızı uygun seçin ve (küçücük bir çakı dahi olsa) asla bıçaksız dalış yapmayın.
    mutlu,keyifli ve sağlıklı dalışlar;bereketli avlar
     
  6. Huseyin Alp Arslan

    Huseyin Alp Arslan Huseyin Alp Arslan

    Yaş:
    54
    Mesajlar:
    3.370
    Şehir:
    Auckland/Yeni Zealanda
    Favori Kamış:
    olta ve oltadan baska hic bir sey
    En İyi Avı:
    22 kg Kingfish
    Genclik iste..

    Sanirim 86'ydi. Gokceada'da daliyorum. Oyle tatile gitmisim. Yabancisi oldugum bir yer.Yalnizim. Ogrencilik , para aslanin agzinda. Zaten o zamanlarda boyle dalgic elbiselerini birakin almayi satildigi yeri bile goremezdiniz. Buyuk konusmayayim...En azindan benim bilgim disindaydi. Ciplak daliyorum.elimde tas alti zipkini. Basit bir agirlik kemeri. Bir de karanlik oyuklar icin fener. Paleti, gozlugu, snorkeli saymama gerek yok. Neyse. Bir koydan girdim, basladim orasi senin burasi benim kolacan ede ede geliyorum. Amacim tas altinda saglam bir balikla karsilasmak. Ancak isin aslini soylemek gerekirse oyle zipkincilikta bildigim aman aman bir sey de yok. Hersey orda daha once dalmis arkadaslarin soyledigini takip etmekten ibaret. Farkinda olmadan kiyidan bayagi acilmisim.Ancak derinlik hala maksimum 10 m ve bu derinlige rahatlikla dalabiliyorum. Suda asagi yukari 1.5 saat gecirmisim. Hafif hafif cenem zangirdamaya baslamis. Donme zamani. O ne ....Anamlar. Hayatimda gordugum ilk ve en buyuk orfoz, kapkara yatmis acikliga, taslarin uzerine. Goz goze geliyoruz.Baba ben bunun neresine zipkin atayim. Nerdeyse Akbankin parklara bahcelere sahile koydugu uc kisilik oturaklar kadar namussuz. Soyle boynunu kira kira kalkiyor yerinden , uzerime dogru zarif kuyruklarla akiyor. Dilim duracak. Buyulenmisim. Anliyorum hayvanin tasiyla arasina girmisim. Yanimdan siyrilarak tasina giriyor. Dokunamiyorum tetige..Korkudan mi, saygidan mi? Bilmiyorum.. Ya kim buna zipkin atabilir ki? Atsan da ne yazar.Kim bunu bu kurdan kadar zipkinla cikarabilir ki? Ben degil... Majestik bir anin buyusu bana dusen ... Kendinden gecmis gozlerle ardindan daliyorum. Girdigi magranin agzina uzaniyorum. Kocaman bir kovuk. Ama ne karanlik. Fenerin dugmesine basiyorum. ...Basiyorum????Basiyorum!!!Basiyorum...!@$#!!! Calismiyor. Bir kez daha o yigidi goremeyicegimi bilerek topukluyorum su yuzune. Ilk defa o an ne kadar kiyidan uzaklasmis oldugumu, ruzgarin ciktigini , suyun bayagi dalgalandigini farkediyorum. Gercekten usudugumu hissediyorum. Az onceki meditasyonik dus yerini korkuya birakiyor. Dalgalar kiyidaki kayaliklarda patliyor.Kumluk bir yere yuzecek takatim yok. Ilerde yekpare su ile ayni seviyede aciga uzanan bir kaya parcasi goruyorum. Bittigi yerde , kiyi ile arasi duvar. Ama oteki olasi yerlerle karsilastirinca en uygun yer gorunuyor. En azindan dalga araliginda ayagimi basip sudan siyrilip ayaga kalkabilecegim bir yer. Son takatimle kiyiya yuzuyorum. Dalgalarin kiyida patlayis genligini bin bir, bin iki, bin uc diye sayiyorum. Iki dalga arasinda kayanin uzerinde en fazla on saniye kalabilirim. Fenerin ipini bilegime dugumluyorum ,paletleri cikariyorum zipkinin ipini agizlarindan gecirerek bagliyorum. Zipkin ,paletler, fener sol elimde kayaya vuran dalganin ardindan atiyorum kendimi yek pare tas parcasinin uzerine. Zaten suda saatlerce yuzmekten kordinasyonum bozulmus , yalpaliyarak ikinci dalganin gelmesine firsat vermeden ziplamak istiyorum kayanin bittigi duvar gibi kayaligin uzerine. Tam kayanin uzerinden kiyiya zipliyacagim...Bir anda attigim adimin altindan yer cekiliyor. O ne? Kayanin kiyiyla kesistigi yerde insan genisliginde bir oyuk var. Kuyuya dustum anlayacaginiz.Sular dolmus gormeye imkan yok. Boynuma kadar sulara gomulmusum, onum yar olmus simdi. Caresizlikle ardima bakiyorum. Dev bir dalga boynunu uzerime kiriyor. Uzerime boca olan sulardan kafami onumdeki kayaya vurmamak icin ellerimi butun gucumle onumdeki kayaya destek yapiyorum. Hic bir dusunce korku yok.Artik teslim olmusum. Sonum bu. Saniyelerde gecen bu dusunceler arasinda dalga kafamdan asagi olanca gucuyle bindiriyor. Maskem boynumda simdi. Ama mucizevi bir sey oluyor. Bir top mermisi gibi oyuga giran tazyikli suyla delikten cikiyorum. Sag elim nerden bulduysa onumdeki yekpere tasin tutunulabilecek bir ucuna parmaklarimi kilitliyor. O tek el, beni kayanin ardina nerdeyse firlatiyor. Butun malzemem sol elime bagliyken. Bu mucize degil de ne? Duyguyu anlatamam. Her tarafim paramparca. Siyrilmis ,kaniyorum. Kendime kufurler ediyorum. Bir daha dalmak mi, yalniz buralara gelmek mi? Tovbeler ediyorum..
    Yalniz icten ice o kadar mutluyum ki... Yasiyorum babalar...Yasiyorum.
    Ertesi gun o yaralarla , o unutulmus tovbelerle girdigim suda guzel bir lufer vuruyorum. Manyalik degil de ne bu?.. Eyy guzel Allahim(CC) beni o gun bagisladigin icin sana ve verdigin her seye sukurler olsun...
     
    Son düzenleme: 15 Mayıs 2007
  7. SahEmre

    SahEmre Emre

    Mesajlar:
    2.481
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Okuma Salina 4.20 Salina 100-200 - Lineaeffe Extreme Cast 4.40 180gr. - Okuma V-System 240 10-40g
    Favori Makine:
    Ryobi Proskyer Nose Power - Shakespeare Mach 1 XT
    En İyi Avı:
    Küçük beyaz; 7 cm. Kuzey batı Antartika Sığlıkları..
    Çok güzel anılar bunlar her ne kadar ölümcül olsada.
    Bende zaman zaman dalıyorum, yeni yeni geliştirmeye başlayacağım kendimi ve bu okuduğum yaşanmış tecrübeler bana yol gösterecek.
     
  8. alperalg

    alperalg

    Mesajlar:
    122
    Heyecanı birebir yaşattınız bana da valla. Zaten korkuyordum dalmaya şimdi iyice...:eek: Denizin üstünde veya kenarında kalmaya devam etmeye karar verdim. :)
     
  9. ibrunal

    ibrunal

    Mesajlar:
    13
    Şehir:
    çanakkale
    Favori Kamış:
    zıpkın
    En İyi Avı:
    12 kg mığrı
    amacımız sizleri korkutmak yada bu zevkli uğraştan soğutmak değil kesinlikle.
    sadece bir zıpkıncının başından geçen ve her an geçebilecek olayları size aksettirmek.yeni başlayacaklara birer uyarı;başlamış ama belli bir tecrübe seviyesine ulaşacak olanlara ise unutulmaması gereken nasihatlerdir.
    zorluklar onlarla nasıl başa çıkılacağını öğreninceye kadar zorluktur.
    mutlu,keyifli ve sağlıklı dalışlar;bereketli avlar.
     
  10. Onur GÜNER

    Onur GÜNER

    Mesajlar:
    280
    Şehir:
    Akdeniz'den
    Favori Kamış:
    malzeme
    İbrahim çok doğru söylüyor. Bu anılar ve tecrübeler, örnek alınması, sers çıkarılması gereken birikimler. Korkmaya gerek yok. Emin ol büyük şehirde yaşamada çok daha riskli...
     
  11. alperalg

    alperalg

    Mesajlar:
    122
    Aslında çoçukken en sevdiğim şey dalmaktı. Yüzmekten bir zevk almıyorum amaç olmayınca zaten. Denizin dibi benim için de bir harikalar dünyası. Orda bütün dünyayı unutuyor insan. Tüm dertlerini, sıkıntılarını, faturaları, kavgacı insanları. Siz ve deniz tek başınıza.. Heralde denizi sevmek asıl böyle bir şey olsa gerek. Karşıdan bakmakla olmaz gel bir de içinde yaşa(yerse)... :)
    Ben bu güzelliklere ve hayallere dalıp donma tehlikesi geçirince biraz korktum dalmaktan. Sonra da bir daha bir fırsat yaratıp bir daha kendimi mavinin içine atmak zor geldi heralde.
    Sizi çok takdir ediyorum! Eminim ki bir yerden sonra balık vurmak değil dalmak asıl amaç oluyor sizler için!
    Ama ben heralde bundan sonra size kıyıdan ya da tekneden bakacağım:)
    Dalan arkadaşların ise elini sıkıp gözlerinden öpüp tebrik edeceğim :)
     
    Son düzenleme: 16 Mayıs 2007