Denetleme Nerede?

Konu, 'Tekneden Balık Avcılığı' kısmında erdemyılmaz tarafından paylaşıldı.

  1. Çok haklısınız baba..
    Hem ki Türkiye'nin önde gelen bir haber grubunun yaptığı bu asparagas haber hiç yakışmayacak bir davranıştır.
    Ast Üst ilişkisini zedelemeden bu şikayetimizi hangi bölüme yapmamızda yarar var acaba bize bu yönde yardımcı olurmusunuz.
     
  2. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    İstihbarat(Haber) Müdürlüğü'ne
    Genel Yayın Yönetmenine.
    Şimdi ünvanlar da öyle karışık oldu ki,
    Haber Genel Müdürü :p bile var.
    Genel Müdür, adı üstünde Genel Müdür'dür.
    Haber Genel Müdürü neyin nesidir:confused:
    Okumadığım için Hürriyet'te son durum nedir bilmiyorum.
    Paramla bu aldatmacıları desteklemek istemiyorum.:mad:
     
  3. Mehmet PEKMEZCİ

    Mehmet PEKMEZCİ

    Mesajlar:
    736
    Şehir:
    İzmir
    Favori Kamış:
    olta
    Bu konuda Serdar'a katılıyorum. Aslında konunun özünü çok iyi yakalamış.

    Bir konunun ayrımını iyi yapmak lazım. İş ekmek parası işi değil. Ekmek parası için çalışıyoruz hepimiz. Ama ekmek parası kazanırken suç sayılan bir faaliyette bulunamayız. Kurallara uymak zorundayız öyle değil mi? Ben enkazda bulduğum bir değerli eşyayı polis ve halktan bir kişi nezaretinde bir tutanakla güvenlik kuvvetine teslim etmek zorundaysam balıkçıda avladığı balığın avlanmasını belirleyen şartlara uymak zorundadır. Serdar bu konu da da güzel şeyler yazmış;

    Kimse ticari balıkçılık yapanların tamamının kurallara uyduğunu falan söylemesin. Mahir Amca'nın bahsettiği kişilerin başına gelende yine belki aynı limana tekne bağladıkları diğer balıkçı arkadaşlarının yüzündendir. Bizim yüzümüzden değil. Mahir Amca'nın haklı olduğu konu ise bilerek şikayette bulunmak gerektiğidir. Sahil güvenliği arayıp "ırıp yapan bir tekne var" dediğimde karşımdaki kişi "siz ırıpın nasıl birşey olduğunu biliyormusunuz?" diye soruyor bende ayrıntılı olarak tarif ediyorum. Karşımdaki insana açık bir nokta bırakmıyorum.

    Mahir Amca iyi niyetini ve vermek istediğin mesajını anlıyorum. Ama İzmir Körfezinde balık bolluğu yaşanırken dışardan gelen balıkçı teknelerinin doluşmasından sonra balık miktarının nasıl düştüğünü sanırım söylememe gerek yok. Örneğin Güzelbahçe'de yerli balıkçılar Erdek'lidir. Ama Marmara ve Karadenizden gelen "balıkçı"lar yerleşip balık avlamaya başladıktan sonra ibre herzaman aşağıyı göstermiştir. Şimdi bu insanlar Bodrum'a göz dikmiş durumdalar. Doğası kalmadığı gibi yakın bir zamanda balığıda kalmayacak Bodrum'un bundan emin olabilirsiniz. Fakat bunun gerçekleşmesinde bilinçsiz ve çılgınca avlananların suçu yok da denebilir. Onları o şekilde avlattıranlarda yani onlar gelmeden önce avcılık yapanlarda suç. Hatta engelleyecekleri yere o kural tanımayan insanların yöntemlerini kullanmaya başlamaları daha bir yadırgatıcı ve düşündürücü.

    Düzgün avlanan ticari balıkçı yok mu. Belki bahsettiğiniz insanlar haricinde kalmamıştır. Ama o insanlar daha çok şikayet edilecekler bundan emin olabilirsiniz. Fakat dediğiniz gibi alınları açık. Biraz zaman kaybedecekler o kadar. Bahsettiğiniz insanlar kaçak avlanan tanıdıklarını da ihbar etmek zorunda olduklarını unutmamalıdırlar. Onları şikayet etmedikleri sürece kendileride şikayet edilmeye devam edeceklerdir. Kimbilir onlardan önce kaç tekne oraya gelip uygun olmayan şekilde avlanmıştır. Bence birçok tekne gelmiştir.

    Bu işin çözümü yine balıkçı esnafı içinde bitecek. Bunun başka yolu olmadığını düşünüyorum. Balıkçıya sordum (sanırım geçen yazdı) zıpkınla vurulmuş küçük lahozları neden satıyorsun diye. Onları ben kooperatiften aldım dedi. O satıyorsa ben neden satmayayım. Konunu özü burada işte. Denetleme kısmını geçtim. Bunun olmadığı konusunda zaten hemfikiriz. Ha lahoz kunusunda şikayette bulundum mu evet bulundum. Ama açıkcası arkasını takip etmedim. Belkide takip etmediğim tek şikayetimde budur.

    Daha önce de belirtmiştim. Durumun bu hale gelmesindeki en önemli faktör insan. Bizim insanımız. Kaçak avlanan da kaçak avlananı denetleyende, cezayı verecek olanda, cezayı yiyecek olanda bizim insanımız. Durumun bu hale gelmesinde kim sorumlu. Bizim insanımız. Çözüm.....?

    Umuyorum ki bazı şeyler düzelecek bu ülkede. Birey olarak üzerime düşeni yaptığımı düşünüyorum. Ticari balıkçıların bu ülkenin özkaynaklarını ve henüz iki yaşını doldurmuş oğlumun geleceğini çaldığını düşünüyorum. Böyle düşünmem için yeterli sebebim var. Kurallara uygun avlanan elinde belgesi olan bir avuç insanın var olması buzdağının görünmeyen kısmının varlığını inkar etmemi gerektirmiyor. Çünkü o bahsettiğimiz bir avuç insanın da bu talanı durdurmak için birşey yapmadığını düşünüyorum. Ben kurallara uyuyorum uymayandan bana ne demeye hakkı yok kimsenin. Uyuyorsan başkalarını da uyduracaksın. Teknesini kaçak avlanan bir gırgırın, ağ göz açıklığı uygun olmayan bir trolün olduğu limana bağlayarak hiç birşey yapmadan evine gidipte evdekilere ekmek getirdim demeye kimsenin hakkı yok. Kendi çocuklarını geleceğini çalan insanlarla aynı ortamı paylaşan aynı denize açılan ve ben kurallara uyuyorum aha belgem diyen insanında diğerlerinden farkı yok benim için.
     
  4. skoylu

    skoylu Serdar KÖYLÜ

    Mesajlar:
    7.941
    Şehir:
    GEBZE
    Favori Kamış:
    Olta, başkası olmaz..
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
    Pek saygıdeğer hocam, biraz yanlış anlattım herhalde.. Denetçiler güzellik uykusunda, profesyoneller ise uyanıklık sevdasında olduğu sürece sorun olacak. Evet, şikayetimiz geçersiz olabilir. Orada pembe karides değil gırgır kullanıyor olmaları da çok çok büyük ihtimaldir. Ama biz şikayet etmediğimiz zaman, birisi gelip, rutin olarak, onların gırgır kullandıklarını, trol atmadıklarını, ağların mevzuata uygun olduğunu, yakalanan balıkların nizami olduğunu filan kontrol ediyor mu?

    İşte mesele burada.. Otelin birinde sünnet yemeği var. Menüde levrek.. Adam açıyor yanımda telefonu balıkçıya diyor ki: "Yakalanırsan cezan filan bana ait, sen bana şu kadar levrek getir, ötesine karışma..." Ötekide yakalanmayacağını zaten biliyor, kim denetleyecek, gelip bakacak? Meselesi biraz daha para kopartmak.. Geçenlerde balıkçılar kendi arasında konuşuyor, adam balıkçı teknesi ile kaçak mazot getiriyormuş.. Umrunda mı yarın denizde balık kalmayacakmış? Balık biterse mazot çeker..

    İşte vahim olan şey bu.. Denetlenmiş olmak, kurallara uyan için çok daha iyidir. Bu iş mezatta gitmiyor mu? Adam kural, yasak dinlemeyecek, senle haksız rekabet yapacak..

    Geçen yıl, gecenin ikisi. Galata köprüsündeyiz. Galata/unkapanı arasına çinekop/lüfer, resmen yatak yapmaya başlamıştı. İşte o gece gırgırın biri daldı, başladı çevirmeye.. Açtık hemen telefonu, nasıl olduysa 20dk sonra damladılar tepesine.. Neyse, o günü kurtardık.. Ama ertesi günü, zırrr telefon.. Adam ana avrat düz gitti resmen, sen beni niye şikayet ediyorsunda, erkeksen gel şuraya da.. İşte böyle bir vakada geçti başımızdan. Adamlar hem suçlu, hem güçlü..

    Benim düşünceme göre, bu "kötü adamlar" azınlık.. Ama ziyanları çok büyük. Bunları bir şekilde baskılamamız lazım. Greenpeace gibi mi olalım? Ne bileyim, ağlarına çapa takıp müzmahal mi edelim? Bunlar tasvip edebileceğimiz davranışlar değil.. Bunların düzgünce denetlenmesini sağlamaktır yapacağımız en ve tek doğru olan şey.

    Doğru dürüst işini yapan ve gönlümüzde bizim gibi bir amatörden farkı olmayan insan değil asla hedefimiz. Ama o insanın da şunu anlaması gerekiyor. Denetleniyor olmak kötü bir şey değil. Nasıl ki yolda trafik çevirip kağıtları göster diyorsa, bu da öyle bir şey.. Bana sorarsanız, buna en öncelikle sahip çıkması ve sevinmesi gerekenler onlar. Gönül isterdi ki, onlar bir kaç ekip oluştursun, bir otodenetim mekanizması kursun.. Çünkü, çürük elmalar bilfiil onların ekmeğinden çalıyor..

    TV'de gösteriyor geçenlerde.. Ellerinde cetvel, balıkların boyunu ölçüyorlar.. Erdeme bir soralım, Sarayburnunda akıntı kesip cascavlak kaldığımız gece, getirdiğin yemlik istavritin içindeki yapraklar nasıldı? Evet, biz bir şekilde balıkçıdan balık alıyoruz. Yem olarak, yemek için vs. ve gözlerimizle görüyoruz.. Torik orkinos filan değil, bildiğimiz orkinos hocam.. O küçük akdeniz orkinoslarının karın - göğüs arasında siyah lekeler olur. Bilhassa dikkat ettim, sonrası dişlerimi sıkabildim sadece.. Bir sebeple ölmüş herhalde, çiftliğe götürmemişler. Aslında daha küçüklerinin saman altından çiftliklere gittiğini bilmeyen var mı? Ha, siz benden daha iyi hatırlarsınız, saros'ta yuva yapan orkinosların başına ne geldiğini.

    Mesele bu. Balıkçılar bir otokontrole sahip değiller. Kendileri önce kendilerini kontrol etmiyorlar ki, fırsatını buldukları anda allah yarattı demiyorlar.. Kendileri diğerlerini de kontrol etmiyor. Denetleyecek olan kurumda yok. Asli görevi başka işler olan kurumlara yüklenmiş bir angarya halindeler. Sahlil güvenlik adam kaçıranlarla mı uğraşacak, balıkçıyla mı? İmkanı ne, kabiliyeti ne? Hal böyle olunca, elden başka şey gelmiyor..

    Eee, bu admalar oraya gır gır atıyorduysa? Helali hoş olsun, allah bereketlerini artırsın. Ama biliyoruz ki, kimse onların teknelerine bakıp, ne işi var bu trolün burda demeyecek. Geçen yıl boğazda trolcüleri yakalatmadı mı arkadaşlar? Orda derinliğin 10m'den fazla olduğunu biz bilmeyeceğiz. Balıkçı bilecek. Biz şikayet edeceğiz, adam denetlenecek, fırsat bu fırsattır babında... Adam nizami çalışıyorsa, ne yapacak sahil güvenlik? En fazla teşekkür edip ayrılacak.. Bunu yapmıyorsa, sahil güvenliği adam edecek olanda gene biziz, balıkçılar ile birlikte. Eğer balıkçı, gır gırı çevirmeden önce, derinliğe bir şekilde bakıp, bu iş burda olmaz, yaparsak papazı buluruz demiyorsa, bu iş olmaz.. Balıkçı en azından sahildeki gözlerden tırstığı için kendini kontrol etmesini öğrenecek..