Deniz kirliliği hakkında bilgi (Devamı)
Denizin Kirliliğine Sebep olan Etmenler
Günümüzde hızlı nüfus artışı ve endüstrinin gelişimi beraberinde doğanında hızlı bir şekilde kirletilmesi sonucunu doğurmaktadır.İnsan ve yaşadığı çevre arasındaki ilişkiler ekoloji biliminin araştırma konuları arasındadır.Ekoloji bilimi içinde doğadaki canlı varlıklar ile onların çevreleri arasındaki dengeyi doğrudan yada dolaylı etkileyen unsurlar incelenmektedir.İnsanlar sadece denizlerin ya da genel anlamda suların değil,soluduğu havanın, üzerinde yaşadığı toprağın da kirlenmesini de içine alan bir çevre kirliliği ile karşı karşıyadır.
Deniz kirlenmesini genel olarak suların kirlenmesi şeklinde değerlendirebiliriz.
Başlıca Kirlenme Sebepleri:
1. Tarımsal faaliyetlerin sonucu
2. Toprak erozyonundan(doğal kayma veya yapay olgular sonucu)
3. Bitkilerin çürümesinden kaynaklanan kirlenmeler
4. Hayvansal artıklar
5. Tarımsal mücadele ilaçlarından kirlenmeler
6. Endüstriden kaynaklanan kirlilikler
7. Kimyasal kirlilikler
8. Fizyolojik kirlilikler
9. Biyolojik kirlilikler
10.Atmosferik kirlenmeler
11.Zehirli varil veya tehlikeli atıkların gizli gizli gömülmesi veya atılmasından kaynaklanan kirlenmeler
12.Yerleşim alanlarından gelen kirlenmeler
13.Rüzgar tesiri ile taşınanlar
14.Ulaşım ile(toprak ve su-yeşil örtü kirlilikleri
15.Endüstri ve evsel atıkların(lağım),dere,göl,gölet ve yüzey sularına direkt bırakılması ile
16.Bulaşıcı hastalıklı iğne ve kan-irin torbalarının sulara atılması ile uzak mesafelere kirliliğin
taşınma olayı
17.Dış kaynaklı kirliliklerin sularla değişik yönlere yayılması
18.Katı çöplerin ham sulara bırakılması ile eriyik oksijen miktarlarının aşırı şekilde yok edilmesi ve suyun oksijensiz kalması sonucu gibi başlıklar halinde özetlemek mümkündür.
Denizin Kirlenmesine Yol Açan Kaynaklar
Su doğal durumda pek çok çözünmüş madde,parçacık ve canlı organizma içerir.Evlerde ve sanayide kullanılan suya çeşitli kimyasal maddeler de karışmıştır.Sulara karışan atıklar çok çeşitlilik gösterse de, başlıca inorganik bileşenleri şunlardır: Sodyum,kalsiyum,magnezyumklorür,nitrat,nitrikbikarbonat,sülfat,fosfat.Zararlı organik bileşikler ise çok çeşitlidir ve tümü bilinememektedir.Buna karşılık belirlenmiş olanları,böcek ilaçları,deterjanlar,fenollu maddeler ve karboksilli asitlerdir.Organik ve ısıl atıklar gibi çeşitli kirleticilerin zararlı etkileri doğal süreçlerle ortadan kalkabilir ya da azalabilir.
Suları kirleten etkenleri etki dereceleri ve önemlerine göre sıralayacak olursak ilk sırayı,evlerden,ticaret ve sanayi kuruluşlarından kaynaklanan kanalizasyon atıkları alır.Sulardaki organik atıkların başlıca kaynağı kanalizasyon sistemleridir. Su da çok büyük miktarlarda yoğunlaşmadıkları sürece bu maddeler ,bakteriler ve öteki organizmalar tarafından kararlı inorganik maddelere dönüştürülebilir. Bu kendi kendini arıtma süreci sudaki oksijenin yardımıyla gerçekleşir.Fakat, eğer organik madde miktarı çok fazlaysa , yeterli oksijen olmadan arıtım kötü kokulara yol açabilir.
Sanayiinin hızlı ilerlemesiyle bir dizi kirleticiler kanalizasyon atıklarını aşan sanayi atıkları ortaya çıkarmıştır.Özellikle, kağıt,kimya,petrol ve demir-çelik su kirliliğinde en önemli rol oynayan sanayilerdir.
Plastik üretiminde kullanılan poliklorodifenil,insan,hayvan ve bitki yaşamı için büyük tehlike oluşturmaktadır.Bu madde canlı hücrelerde birikip, besin zinciri içinde yoğunlaştığından, insana gelinceye kadar birikimi tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır.Tarım ilaçları, böcek öldürücüler ve kimyasal gübreler de suların kirlenmesinde etkilidirler.
Enerji santralleri de yoğunlaştırma/ soğutma amaçlı olarak doğal kaynaktan aldığı suyu sıcaklığı artmış olarak kaynağa geri boşaltır.Bu ısıl kirlenme sonucunda biyolojik ve kimyasal tepkimeler hızlanır ve çözülmüş oksijen miktarı hızla artar.Suyun sıcaklığı, balıkların yaşamasına olanak vermeyecek düzeye yükselebilir; bu durum , zararlı alglerin gelişmesine de ortam hazırlayarak besleyici madde artıkları , deterjan, kimyasal gübre ve insan atıkları gibi kirleticilerin etkisini çoğaltır. Sonuçta atık ısı göllerdeki ötrofikasyonu- fosfat kirliliğini- hızlandırır.
Su önemli bir taşıyıcıdır.Tarım artıkları ırmaklardaki kanalizasyon sularıyla ve sanayi artıklarıyla birleşirler.Bazı organik kirleticiler ırmak yatağına çökerek bir çamur örtüsü oluştururlar. Ancak artıkların çoğu , ırmak sularıyla göllere , sığ denizlere ve koylara taşınırlar. Söz konusu yörelerin en verimli sular olmasına karşılık, deniz akıntılarına açık olmayan alanlarda balıklar ve deniz canlıları büyük ölçüde zarar görürler.
Günümüzde insanoğlu derin denizleri bir çöplük olarak kullanmaktadır. Tankerlerin boyu ve hızı arttıkça yoğun deniz trafiği yüzünden kazalar sıklaşmakta, dolayısıyla kirlenme tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Denizaltında bulunan madenlerin işletmeye açılması, petrol kuyularının çalıştırılması, çeşitli bölgelere yeni kirlenme sorunları ortaya çıkmaktadır.Ulaşım kolaylığı bakımından petrol depolama tesisleri genellikle deniz kıyılarına ,limanlara yakın yerlere kurulmaktadır.Petrol arama kulelerindeki patlamalar da kıyılarda kirliliğe yol açabilmektedir.Tankerlerdeki ve petrol arama platformlarındaki kazalar,deniz yüzeyinde petrol örtülerinin oluşmasına neden olur.Böylece biyolojik özelliği değişen,olumsuz yönde etkilenen sularda canlı yaşam zarar görür.Denizlerin kirlenmesinde ve su canlılarının yaşamlarının tehdit altında olmasında petrol atıkları çok büyük öneme sahiptir.Bütün ham petrol ve türevleri deniz canlıları üzerinde zehirleyici etki gösterir.Tek hücreli bitkisel canlılar (fitoplanktonlar) çok hassastırlar.Çok düşük oranlardaki petrol bile onların ölümüne yol açmaktadır.Besin zincirinin ilk halkası olan bu canlıların ölümü bunları yiyerek yaşamını sürdüren ikinci halkadaki canlıların ve daha sonrada balıkların ölümlerine doğru gitmektedir.Atık petrolün oluşturduğu yağ tabakası da deniz kuşları için ölüm habercisidir.
Rafineriler gibi kimya sanayii kuruluşları , sıvı atıklarını doğrudan doğruya ırmaklara oradan da denizlere aktararak kirlenmeye yol açarlar( Türkiye’de Batman ve Kırıkkale Petrol Rafineleri dışında diğer bütün rafineriler deniz kıyısında kurulmuşlardır).Kırıkkale’ de bulunan Orta Anadolu Petrol Rafinerisi de Kızılırmak yakınındadır. Kıyıya yaklaşan petrol tankerlerinden kaza sonucu dökülen petrol kıyı sularını büyük ölçüde kirletir.
Denizlerdeki kirlenmenin en büyük etkenlerinden biri , sanayi atık ve artıkların genellikle hiçbir arıtma işleminden geçirilmeden ırmaklara boşaltılmasıdır.Irmakların sularında gübre, işlem görmüş ya da görmemiş kanalizasyon , azot veya fosfat bileşikleri gibi ağır ve zehirli kimyasal maddeler , kadmiyum , civa ve kurşun gibi zehirli metaller , maden yataklarının bu atıklarda bu maddelerin ne ölçüde zararlı olduğu tam bilinememekle birlikte , büyük miktarda civa içeren sulardan avlanan balık ve benzeri ürünleri yiyen kişilerde ölüm olaylarına ve sinir sisteminde kalıcı bozukluklara rastlanmaktadır.
Ayrıca , sudaki asılı parçacıklar , öteki maddeleri soğutarak bakteri gelişimine ve başta DDT gibi böcek öldürücüler olmak üzere , pek çok zararlı maddenin dip çamurlarında (sedimentlerde) çökelmesine yol açar.Bütün bunlar zehirli planktonların çoğalmasına ve deniz suyunda oksijen yüzdesinin tehlikeli oranda azalmasına yol açmaktadır.
Özetleyecek olursak;denizler evsel,tarımsal ve endistürüyel sebeplerle hızlı bir şekilde kirletilmektedir. Organik ve in organik atıkların oluşturduğu asılı tanecik tabakaları güneş ışığının derin sulara ulaşmasını engelleyerek canlıların yaşamasını tehlikeye düşürür.
KAYNAK:
http://www.bilgidunyasi.net/parasut/denizler.htm
BİLGİ: Denizlerimizi kirleten her türlü yabancı veya Türk bayraklı tekne,gemi,tanker vs. gördüğünüzde hemen SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞININ ALO 158 HATTINI ARAYABİLİRSİNİZ