Dulger Baligi ve Olta Balikciligi

Konu, 'Makaleler' kısmında Huseyin Alp Arslan tarafından paylaşıldı.

  1. Huseyin Alp Arslan

    Huseyin Alp Arslan Huseyin Alp Arslan

    Yaş:
    54
    Mesajlar:
    3.370
    Şehir:
    Auckland/Yeni Zealanda
    Favori Kamış:
    olta ve oltadan baska hic bir sey
    En İyi Avı:
    22 kg Kingfish
    [​IMG]

    Bilimsel Veriler

    Ulkemizde Peygamber Baligi olarak da taninan Dulger Baliginin bilimsel adi Zeus Faber olup, uluslararasi litaraturde John Dory olarak bilinir. Zeidae (Dories) ailesine ait olup, bu ailenin 18 uyesinden biri ve en meshurudur. (Zenopsis conchifera, Cyttus australis, Cyttus traverse, Allocyttus niger, Allocyttus verrucosus, Zeus capensis, Capromimus abbreviatus, Grammicolepis brachiusculus,Zenopsis nebulosa, Cyttus novaezealandiae, Zenion leptolepis, Selene vomer, Pseudocyttus maculates, Xenolepidichthys dalgleishi, Oreosoma atlanticum, Cyttopsis rosea, Neocyttus rhomboidalis, Zeus Faber)

    Kuzeyden Guneye, Amerika kitasi haric, Norvec kiyilarindan Guney Afrika ucuna,
    Gana kiyilarindan Yeni Zelanda'nin dogu kiyilarina kadar , Hint Okyanusu dahil
    tropik ve iliman sularda , cok genis bir dagilim alani vardir. Ulkemizin butun denizlerinde mevcuttur.

    Bilimsel kayitlarda boyu 90 cm'e, agirligi 8 kg erisebildigi kayitlidir.Azami 12 yil yasar. Nufusunu katlama orani 4.5-14 yil olup, bu oran diger pekcok balikla karsilastirilirsa dusuktur ancak soyu tehlikede bir balik degildir. Bunu genis yayilim alanina, dogal avcisinin azligina, dunya uzerinde ticari olarak direk hedeflenecek bir balik olmamasina borcludur. Cunku genelde baska baliklara uzatilan aglara rastlantisal olarak vurur. Bu durum onun yalniz yasayan bir balik olmasinin, suru kurmamasinin bir sonucudur. Ancak belirli bir balik surusunu hedefleyen pek cok Dulger ,birbirinden bagimsiz ayni mintikada olabilir.

    Ana besinini suru yapan , belirli bir bolgede yataklanmis kendinden kucuk baliklari avlamakla temin ederken, ayrica kafadan bacaklilar ve crustaceanlar (karides ve bu tur canlilar) da menusune arada girer. 1 ila 400 metre arasindaki derinliklerde bulunur ve deniz tabanina daima yakin yasar. Kis sonu, ilk bahar baslangici ureme mevsimidir.Ureme ergenligine 4 yasinda erisir.

    Ticari ve balikcilik acisindan, adi en lezzetli baliklar arsinda basa gurestiginden ve miktar avciliginin zorlugu nedeniyle cok degerli bir baliktir.

    Balikcilikta Sohreti

    Dulger Baligi mitlere konu olmustur. Bilimsel adinda bulunan "Faber" nalbant demektir ve bu dilimize dulger olarak yansimistir. Bu isimlendirmenin ardindaki hikaye, kafasindaki kemiklerin ors ve cekic gibi nalbant aletlerine benzetilmesidir.Sahsen bu hikayeyi bilip, bu baligin kafasini kaynatip kemiklerini incelediysem de, herhalde nalbantlikla alakamin hic olmamasi nedeniyle ben bir benzerlik bulamadim.(!)

    Dulgerle ilgili bir diger meshur hikaye ise bu baligin neden peygamber baligi lakabiyla anildigiyla ilgilidir. Efsaneye gore Isa Peygamberin havarilerinden, balikci Saint Peter'in bir kitlik zamaninda avdan eli bosdonecegi sirada, bir dulger baligi teknesine yaklasarak "beni yakala der". Baligi bas ve isaret parmagi vasitasiyla kavrayan Aziz Peter ona, "Bu gun bir sey yakaliyamadiysak bunda bizim bilmedigimiz bir keramet vardir. Hadi sen yasamaya devam et" der ve baligi salar. Bu hikayenin bir versiyonudur.Bir diger versiyonunda ise baligin bu ulu davranisi nedeniyle cok duygulanan Aziz Peter onu kutsayarak "Kiyamet kitliginda , soyun insanliga gida olsun, hadi simdi ozgurlugune git" diyerek bir kehanette bulunur. Bunlar ne kadar dogrudur ben bilmem ancak bu hikayelerin dogrultusunda Dulger baliginin iki yanindaki , gercekten bir parmak izini andiran damgasi, bugun bu baligin peygamber nisani olarak halk arasinda dillenir.

    Ancak Dulger Baligini ,insanlar icin Dulger Baligi yapan, bu mitler degil, bu baligin goruntusundeki esrarengizliginin ardina saklanmis inanilmaz lezzetidir . Her ne kadar kafasi cok buyuk olsada, bu baliktan lale seklinde, kemikten ayrildiginda her bir yuzden 3 yaprak, bembeyaz ,pamuk gibi et cikar. Arada soylemeliyim, boyle cok lezzetli baliklari soslarla, sebzelerle, cesnilerle karistirmak yaziktir, cunku dogal tadindan mahrum olur insan. Mumkun oldugunca Dulger baligini basit usullerle pisirmek en dogrusudur. Benim tarifim , laleleri hafif tuzlanmis Dulger Fletosunu, guzelce kalin galeta ununa banip, fletoyu tavaya koydugumuzda uzerine yag cikmiyacak miktarda, yakmadan guzelce kizdirilmis cicek yaginda , galeta unu bakir kirmizisina donene kadar kizartmanizdir. Icinin hafif oz suyuyla az pismis kalmasi, besin degerini ve lezzetini doruga tasir. Guzelce uzerinde gezdirilmis bir limon, yesil marul salatasi ve inceden , damla damla , dinlenmis bir pilavla yeme de yaninda yat..
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 22 Haziran 2007
  2. Huseyin Alp Arslan

    Huseyin Alp Arslan Huseyin Alp Arslan

    Yaş:
    54
    Mesajlar:
    3.370
    Şehir:
    Auckland/Yeni Zealanda
    Favori Kamış:
    olta ve oltadan baska hic bir sey
    En İyi Avı:
    22 kg Kingfish
    Dulger Baliginin Olta Balikciligi

    Dulger baligi tum dunyada olta balikciligi cok az bilinen, bu yuzden genelde
    hedeflenmeyen , baska baliklari yakalarken arada kazayla tutulan bir baliktir.
    Kazayla tutulmasi; ya oltanizda unuttugunuz veya cekmeye gec davrandiginiz yakalanmis (mesala bir izmarit veya litrin) baliginiza dulgerin atlamasiyla veya ak yeminizin akan suyla yanak gostererek dulgeri, kirk yilda bir cekmesiyle mumkun olur. Dulger bir canli yem avcisidir. Bu seyreklige bakip kazayla takilmalar yuzunden Dulgerin cok zor yakalanan bir balik oldugunu dusunmeyiniz.Dogru olta ve assagida anlatacagim yontemlerle bu baligi er yada gec kesfedip, oltaciligini ozellikle tekneden, balikciliginizin siradan bir parcasi haline getirebilirsiniz.

    [​IMG]

    Sizleri "Uzun etme arkadas, sadede gel. Gelde bu balik nasil yakalanir anlayalim" derken hayalliyor gozlerim. Biraz daha sabrinizi istirham edecegim. Cunku bu baligi hedefleyen oltaciliga girmeden once Dulgerin nasil avini avladigindan bahsetmek ve oltamizin isleyisini bu yonde daha iyi anlamak icap ediyor.

    Dulger baligi yavas yuzmekle birlikte, mukemmel bir kamuflaj ustasi ve cok orjinal teknigiyle inanilmaz bir avcidir. Onden bakildiginda, su bizim "davul firinlarin tepsisi " buyuklugundeki bir Dulger, iki parmak cizgiye donusur.Yemin dipte yiginak yaptigi yerlerde, usuldan hayalet gibi volta atar. Hic caktirmadan avina yaklasir.Iki turlu teknigi vardir. Birincisi; hedefledigi baliga sezdirmeden neredeyse sifira kadar yaklasir ve aniden, sanki kagit gibi katlanmis agzi, nerdeyse kendi genisligince acilir ve cok yuksek bir emis yaratip baligin icinde bulundugu su kutlesinin icine ceker, hedef balikla birlikte agzina dolmasini saglar. Dulger galsemalarindan suyu disari atarken, yem de midenin yolunu tutar. Ikinci taktigi daha ilginctir. Bunu hareketli baliklara yapar. Gene hedefledigi baliga caktirmadan yaklasir. Sonra 45 derece yalpaliyarak hedef baligin altinda ve cevresinde konik bir duvarmiscasina cember atmaya baslar.
    Bu arada yukardan bakiyorsaniz goruntu, baligin yalpalamasiyla olusan cakintidan yansiyan isigin ortasinda , dulgerin yan yuzundeki parmak izi gibi kara noktanin goz gibi hedef baligin etrafinda donusudur.Sanirim bu donus zavalli yemin oryantasyonun bozuyor yada ne biliyim yem hipnotize oluyor. Sonra birden boynunu uzatip, agzini ne yapacagini sasirmis baliga dogru acar ve onu gene ayni yontemle kapar.

    Dulger bu taktikleri kullanabilmek icin her zaman suru halinde yem baliginin sakince yattigi, yemlendigi yerlerde olur. Yuzme gucu zayif oldugundan akintinin kuvvetli oldugu yerlerde avlanamaz. Bu yuzden suyu durgun avlaklari seciniz veya sular durdugunda bu cesit avciliga geciniz.Batik olan yerlerde, suyu durgun resiflerde, kayalik ve yosunluk yerlerde, midye veya balik uretme cifliklerinin etrafinda,derin suyu olan iskelelerin dibe sapli kaziklarinin arasinda, ozellikle yem bolsa dulgeri bulmak mumkundur. Ancak onerim bu balikciligi ozellikle izmarit, litrinoz mercan, iskatar, kupes gibi baliklari tutarken yapmanizdir. Pasif bir balikcilik olarak, teknenin bir kenarindan siz baska baligi tutarken diger kenarina bu oltayi kurup gelismeleri seyredin.(Lutfen sirkulere bu konuda basvurunuz, iki olta kullandiginiz icin bir kisinin ayni anda kullanabilecegi igne miktarini asmayiniz.)


    Simdi oltamiza gelelim. Oltamiz asagidaki linkte genis aciklamasi verilmis, adi
    benim bu sitede ki dip oltalariyla ilgili bir sunumuma paralel , saygi deger Yakup Ogretmenimiz tarafindan Turkce'mize kazandirilmis "Seyyar iskandilli melez olta" seklindedir.

    Linkimiz;
    http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=10172

    H.Alp Arslan'dan melez seyyar iskandilli olta
    Bu da bu oltayla ilgili Yakup (Karayel) ogretmenimin cizimi.​


    [​IMG]

    Bu oltada kursun bedenini, 1.3 m bagliyor, kostek bedenini ise 1 m yapiyoruz.
    Kullanacagimiz canli yemin buyuklugune gore ignemiz (igne canli yemi cok yormayacak buyuklukte olmalidir.) 2.0 - 4.0 arasi celik , kisa sapli, agzi genis turlerden olmali.( mercana kullanilan igneler tamamdir) Igneyi kostek bedeninin ucuna baglayin. Kostek bedenini 0.40-0.45 mm kalinlikta florakarbon misinadan secmenizde yarar vardir. Dulger ince misina secici degildir. Kalin misina kullanmamizdaki amacsa bu oltaya dulgerden ote cok saglam baska baliklarindan gelebilmesidir.(Fangri mercan, akya, sarikuyruk, sinarit)Bana neden bu uzunluklari kursun bedeninde ve kostek bedeninde tercih ediyorsun diye sorarsaniz size cevabim
    su aciklama olur; " Yem baligi yuzeye yonelse, azami dipten uzakligi 1.3+1 =2.3 m, asagi yonelse azami dibe yaklasacagi mesafe 30cm dir. Dipten 30cm ila 2.3 m arasi sadece dulger icin degil pek cok dip baligi icin mukemmel bir atak alanidir. Canli baliginiz bu sistemle devamli bu atak alninda stress ve kiskandirma sinyalleri verecek, baligi cekecektir."

    Kursununuzu akintinin ve canli yemin surukleyemiyecegi bir agirliktan seciniz.
    En saglam, 12-15 cm civarinda bir buyuklukte canli yeminizi (Izmarit, istavrit, ilerya,
    kupes vs) ensesinden ignenize ne baligi cok zedeleyecek, ne de ignenizi baligin derisini siyirip cikartacak zayifliga dusurtmeyecek sekilde takiniz. Canli yeminizi mumkun oldugunca cabuk denize salin. Oltanizi dibe indirirken agir agir canli yemi ana bedene dolamiyacak sekilde, kursunun agirligini hissederek koyverin. Dibi buldugunuzda misinanizi gerip, melez oltanin kostek firdondusunu, kursun firdondusune yaslayacak sekle getiriniz. Kamisinizin orta aksiyon bir tekne kamisi olmasinda fayda vardir.(gene dulgerden cok oteki baliklari dusunerek)

    Makinanizi akintinin ve yem baliginin kalama alamiyacagi, ancak oltaya atlayan balik asildiginda rahatlikla kalama verebilecek, cok dusuk bir rezistans ayarinda birakin. Yeminiz dipteyken igne ensesinde oldugu icin devamli karin gosterecek, arada fisekleyip kostek boyunca donecek, yorulup kendini birakacak, tekrar dinlenip ayni olaylari tekrar edecektir. Bu muthis bir kiskandirma yaratir.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 27 Aralık 2007
  3. Huseyin Alp Arslan

    Huseyin Alp Arslan Huseyin Alp Arslan

    Yaş:
    54
    Mesajlar:
    3.370
    Şehir:
    Auckland/Yeni Zealanda
    Favori Kamış:
    olta ve oltadan baska hic bir sey
    En İyi Avı:
    22 kg Kingfish
    Dulger Baligi Avlarken Karsilasilan Problemler ve Cozumler

    Dulger oltaya yapistiginda melez oltaniz kursunun yukunu cok fazla anabedene vermeden kalama salmaya baslayacaktir. Bu baligin kolaylikla yeme hakim olmasina ve mekani terketmeye davranabilmesine neden olur. Bu oltanin mukemmelliyeti,
    1-Hem yemi kostekli oltadaki gibi istendigi anda, dibe yatirmadan istenen yukseklikte tutmaya yaramasi,
    2-Hem de seyyar iskandilli yatirma oltalar gibi ve hatta ondan daha iyi* kalama verirken kursunu pek kaldirmadan , misinanin firdondu icinden puruzsuz akmasina olanak verebilmesidir..(*Cunku seyyar iskandilli yatirma oltalarda, kursun anabeden uzerinde oldugu icin balik atladiginda, kursunun butun agirligini hissetmemesine imkan yoktur.Akma kursun kanalinin uzunlugu nedeniyle cok sikintili olur.)Boylece rezistans ayari dusuk makaranizdan misina akmaya baslayinca, bu sizi baligin geldigine uyandiracaktir. Kamisi sakince elinize aliniz. Dulgere bir bes metre gitmesine izin veriniz. Kesinlikle calinmadan , kamisinizi nazikce yukleyip suzdurerek baligi oltaniza takiniz. Calinmamamizin sebebi baligin agiz genisligi ve agzin kemikli olmasi nedeniyle , calinmalarda cok yuksek oranda kusma veya agizdan yemin takilmadan firlamasi hadisesinin olusudur.Dulger yemine israrci bir baliktir.Cogu zaman kazayla geldigi oltalarda agzina igne girmedigi halde, yeme sikica sarilmis oldugu icin tekneye alinmistir. Bu yuzden ayni sekilde cok defa da son anda agzini acip tingir mingir oltadan kurtuldugu da olur.Yakalaninca cok savaskan bir balik olmadigindan tekneye getirilmesi cok kolaydir ancak cok ucuzca kaybedilmesi de o kadar kolaydir. Yalniz melez oltada bahsettigimiz teknik, baligin yemini galsemalarinin ardina tasimasina
    ve burdan yakalanmasina firsat verir. Inanin sabit kostekli oltalara ve ani tasmalarla kullanilan tekniklerle karsilastirildiginda bu yontem neredeyse firesizdir. Melez oltanin bir baska yarari bu balikcilikta kursun agirligini baliga yuklemeden kalama vermesi boylece sizi baliga uyarirken baligi oltaya uyandirmamasidir. Bir digeri ise canli yeme buyuk dogallik kazandirmasidir. Son olarak soyleyecegim; her zaman tedbiri elden birakmadan kupesteye gelen baligi kepceyle iceri almak evladir.

    [​IMG][/URL][/IMG]

    Dulger baliginin bir diger avciligida yukarda ifade edilen tarzda ki avlaklarda
    jig denilen, dibi agirlikli, boyu 10cm'i gecmeyen parlak boyali seyirtmelerle yoyo teknigi kullanilarak yapilan balikciligidir. Bu teknikte jig'e dip buldurduktan sonra, 30cm yukari cekilen kamis, sakince bir asagi bir yukari suzdurulur. Burda taklit edilen yarali bir baligin son cirpinislaridir. Jig sanki rahatsiz bir balik gibi gucunu toplayip ileri atilir , ancak takati kesilerek tekrar karninin gostere gostere dibe batmaya baslar. Canli yem kadar etkili olmamakla beraber, dulger dahil pek cok baligi yakalayacak bir yontemdir bu. Bu yontemde unutulmamasi gereken balik atladiginda calinmanin yapilmasidir. Ancak dulgerde daha once bahsettigimiz problemler nedeniyle calinmanin sonucu kimi zaman balik kaybi olarak kendini gosterecektir.

    Dulger Baligiyla Ilgili Anilarim

    [​IMG]

    Dulger baligiyla ilgili en ilginc anim, kiyidan mercan avlamaya gittigim bir sahilde,
    ellerine kucuk cakil taslari toplamis bir Maori (Yeni Zelanda yerlilerine verilen ad)kadininin, sahilde beline kadar suya girmis olarak gormemle basladi. Kendi noktama erismeye daha bayagi bir yol varken, kadinin bu hali ve birer birer elindeki kucuk taslari belirli noktalara atmasi bana Bogazda curum kepcelerine kiskis tasi vurarak istavrit, gumus veya caca gibi baliklarin yakalanmasini hatirlatti. Ortada kepce olmamasina ragmen merakla kadini izlemeye basladim. Bu nokta, med-cezirin hizla kendini cektigi bir plajdi. Kadin bir sure sonra kiyiya soktugu baligi gene kucuk taslarla med-cezirin yardimiyla artik yuzemiyecek bir siglikta kalmasina yol acti.Balik gayet guzel buyuklukte bir dulgerdi.O an anladim ki kadin sadece taslarla baligi med-cezirin su cikisina uyandirmadan mesgul ediyor. Zaten hizli yuzemeyen bu baligi belirli bir alanda ne delice urkuterek, ne de baliga dikkatini toplamasi icin firsat vererek tutuyor, bu arada med-cezir bosalarak sonu hazirliyordu. Sonradan bunun Maoriler arasinda yuz yillardir uygulanan bir yontem oldugunu ogrendim. Benzeri bir sekilde gel-gitin cok hizli ciktigi plajlarda her hangi bir mudahaleye gerek duymadan dulgerlerin hapis kaldigini ve Maorilerin bu tur yerleri bilip , gelgit saatlerine gore balik toplamaya geldigini ogrendim.Amator olta balikcisi oldugum icin beni bu yontem baglamamakla birlikte, ilginc ve anlatmaya deger oldugunu dusundum.

    Gene tekneden Hasan Baba adinda cok sevdigim, benden yasca bayagi buyuk bir dostumla iri mercana ciktigim bir gun, med-cezirin tepe saati geldi ve sular durdu. Bu baligin da kesmesine yol acti. 2 saat surecek bu bilinen durgunluk beni "Acaba bu arada baska bir baliga olta atabilirmiyim?" sorusuna cevap aratti. Epeydir dusundugum ancak uygulama firsati bulamadigim melez oltayla direk dulgeri hedefleyecek yukarda ifade ettigim oltayi yapmaya basladim. Ardindan Hasan Baba'nin saskin bakislari arasinda canli yem icin 10 kadar istavrit tutup, sallandirdim oltayi.Hasan Baba balik molasinin verdigi rehavetle gevsemis benimle sakalasiyordu. Ilk defa gordugu bu olta ve ozellikle durgun suda boyle agirca bir kursun kullanmam ona alay konusu oldu.Meshur piposundan nefes cekti, dumanin salarken biyik altindan gulup, muzipce "Koc gene ne haltlar cevireceksin bakayim" dedi. Denemek isterse ayni oltayi kendisine de baglayabilecegimi soyleyip oltami koyverdim. Hasan Babam, asli Girite dayanan zamaninda nargileyle sungercilik yapmis, eski bir dalgictir. Kulak zarlari derinle orselenmis eski bir tuzdur. Bu yuzden piposu kadar meshur bir inadi vardir. Az sonra ilk dulgeri taktim. Ben bile bu kadar kisa surede gelen baliga ve oltanin kismetine sasirmistim. Yeni Zelanda da bile bu baligi oltayla es kaza yakalamak disinda, gercekten hedefleyen cok az balikci vardir. Kismet dedim.Devam ettim. Ikinci el 10 dakka gecmedi ikinci balik. Derken uc. "Hasan Baba hadi yapayim oltani" diyorum , "yok ulen, bunun dordu olmaz, simdi ugrastirma beni. Bes oldu. Hala ayni cevap duruyor. O gun 2 saat icinde ard arda 9 dulger cikardim ki bu balikcilik "bu kadar yeter " diyerek bitti.Rakam bir daha hic bir zaman gormeyecegim bir kismet ve Yeni Zelanda standartlarinda bile inanilmazdi. Hasan Baba'nin 9 baliktan sonra "Cu@#nu kestirtme bana koc. Bu kitlikta bu baligi yakaladin ya, vallahi helal olsun" deyisini unutamam.

    Amator kelimesi kaynak olarak "merak" demektir aslinda. Merakli, acik goruslu durmaksizin deneyen, degisime karsi elastik bir kisilik, amator balikcinin gercek oltasidir. Sitede bir kac dostun, bu baligi es kaza veya bilemedigim bir yontemle ulkemizde oltayla yakaladigini gordum ve bu paylasimi hazirladim.

    Dulger baligi tekrar ifade etmek istiyorum, tamamen zararsiz, essiz lezzette ,olta balikcisinin dusu olabilecek kalitede bir baliktir. Eee elbette zafer boylesi sabir ve bu denemeden vazgecmeyenin olacaktir. Umarim paylasimim bu yolda faydali olur. Kanimca ulkemizde oltaciligi ve kendisi pek taninmayan bu essiz baligin, cok buyukleri var. Onlara ulasabilmek oyle dusunuldugu kadar kaf daginin ardinda degil. Burda bahsettigim olta, siz dostlarima herhangi bir baska baligi tutarken teknenin bir kosesine kurup, zamaninizi bu oltaya baglamadan, deneyebileceginiz, dulgerden baska pek cok odul (trofe) baligin kapisini size acabilecek bir yontemdir.

    Dulger baligiyla ilgili oltacilik anilariniz ,bolge analizleriniz, deneyimleriniz ve paylasimimla ilgili gorusleriniz ve yorumlarinizi bekler, herkese faydali olmasini dileyerek, saygilar sunarim.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 27 Aralık 2007
  4. osmanaltunel

    osmanaltunel

    Mesajlar:
    3.695
    Şehir:
    ANKARA / Gölbaşı
    Favori Kamış:
    olta
    En İyi Avı:
    Turna 140 cm. Gölbaşı
    Paylaşımın için teşekkürler değerli bilgiler.
     
  5. harun91

    harun91 harun

    Mesajlar:
    586
    Şehir:
    istanbul
    Favori Kamış:
    shakspeare odysse makina,alba lucky kamış, lineaffe oyster 4.20 ve diğerleri..
    En İyi Avı:
    İsrail sazan istavrit izmarit gelincik
    verdiğin bilgiler için teşekkür ederim Hüseyin abi :)
     
  6. mallaca

    mallaca Halil Barış Şengül

    Yaş:
    47
    Mesajlar:
    4.027
    Şehir:
    Bursa
    Favori Kamış:
    Makinalı kamış olta,her türlü el oltası,rapala
    En İyi Avı:
    Kiloluk mırmır,Kiloluk iskorpit
    Çok uğraşmışsın eline emeğine sağlık
     
  7. PAŞŞA

    PAŞŞA Remzi

    Yaş:
    48
    Mesajlar:
    962
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Vega Potenza Supercore,Lineaeffe Fury Caster
    Favori Makine:
    Daiwa Windcast Z 5000,Ryobi AP Power
    Hüseyin abi eline sağlık süper olmuş.Abi sen amatörsen biz neyiz? yada profosyonel kim?
     
  8. Huseyin Alp Arslan

    Huseyin Alp Arslan Huseyin Alp Arslan

    Yaş:
    54
    Mesajlar:
    3.370
    Şehir:
    Auckland/Yeni Zealanda
    Favori Kamış:
    olta ve oltadan baska hic bir sey
    En İyi Avı:
    22 kg Kingfish
    Cok tesekkur ederim dostlar, degerli yorumlariniz icin... Insaallah faydali olur, insaallah"ben dulgeri bu mintikada buldum, bahsettiginiz oltayla tuttum" diyen dostlar olur.
    Bizde mutlu oluruz.
     
  9. kalamar avcısı

    kalamar avcısı

    Mesajlar:
    17
    Şehir:
    İST.
    Favori Kamış:
    Kamış
    En İyi Avı:
    Dülger(Peygamber)
    İki sene evvel İzmir Mordoğanda Dülger balığı yakalamıştık.Aynen dediğiniz gibi kazara tuttuk. Üstelik iki hafta arayla yakaladık. İlk hafta yakaladığımızda tecrübemiz olmadığı için öldürmedik. Çok korkunç sesler çıkardı.Ertesi hafta tutartutmaz öldürdük. Eti çok lezzetli.Bu balıkla ilgili Sait Faik ABASIYANIK'ın çok güzel bir öyküsü var.

    Dülger Balığının Ölümü / Sait Faik Abasıyanık

    Hepsinin gözleri güzeldir. Hepsinin canlıyken pulları kadın elbiselerine, kadın kulaklarına, kadın göğüslerine takılmağa değer. Nedir o elmaslar, yakutlar, akikler, zümrütler, şunlar bunlar?...

    Mümkün olsaydı da balolara canlı balık sırtlarının yanar döner renkleriyle gidebilselerdi bayanlar; balıkçılar milyon, balıklar şan ü şeref kazanırdı. Ne yazık ki soluverir ölür ölmez, öyle ki, büzülmüş böceklere döner balık sırtının pırıltıları. Benim, size ölümünü hikâye edeceğim balığın öyle parıltılı, yanar döner pulları yoktur. Pulu da yoktur ya zavallının. Hafifçe, belirsiz bir yeşil renkle esmerdir. Balıkların en çirkinidir. Kocaman, dişsiz, ak ve şeffaf naylondan bir ağzı vardır: Sudan çıkar çıkmaz bir karış açılır. Açılır da bir daha kapanmaz.

    Vücudu kirlice, esmer renkte demiş miydim?

    Rum balıkçıların hrisopsaros -Hristos balığı- dedikleri bu balık, vaktiyle korkunç bir deniz canavarı imiş. İsa doğmadan evvel, Akdeniz'de dehşet salmış. Bir Finikeli denize düşmeye görsün! Devirdiği Kartacalı çektirmesinin, Beni İsrail balıkçı kayığının sayısı sayılamamış. Keser, biçer; doğrar, mahmuzlar; takar, yırtar; kopararır atar; çeker, parçalarmış. Akdeniz'in en gözü pek; insandan, hayvandan, fırtınadan, yıldırımdan, belâdan, işkenceden yılmaz korsanı, dülger balığının adından bembeyaz kesilirmiş.

    İsa, günlerden bir gün, deniz kenarında gezinirken sandallarını büyük bir korkuyla bırakıp kaçan balıkçılar görmüş. "Ne oluyorsunuz?" diye sorunca balıkçılara; "Aman" demişler balıkçılar, "elâman! Elâman bu canavardan! Sandalımızı kırdı, arkadaşlarımızı parçaladı. Hepsinden kötüsü, balık tutamaz olduk, açlıktan kırılırız."

    İsa, yalınayak, başı kabak, dülger balıklarının yüzlercesinin kaynaştığı denize doğru yürümüş. En kocamanını, uzun parmaklı elleriyle tutup sudan çıkarmış. İki elinin başparmağı arasında sımsıkı tutmuş, eğilmiş, kulağına bir şeyler söylemiş...

    O gün bu gündür dülger balığı, denizlerin görünüşü pek dehşetli, fakat huyu pek uysal, pek zavallı bir yaratığıdır. Birçok yerlerinde çiviye, kesere, eğriye, kerpetene, destereye, eğeye benzer çıkıntıları, kemikle kılçık arası dikenleri vardır. Dülger balığı adı ona bunlardan ötürü takılmış olmalı.

    Bütün bu alat ü edavatın dört yanını, şeffaf naylondan diyebileceğimiz işlemeli bir zar çevirmiştir. Kuyruğa doğru bu incecik zar azıcık kalınlaşır, rengi koyulaşır, bir balık kuyruğunun biçimini alır.

    Oltaya tutuldu muydu dünyasına, sulara küsüverir. Nasıl bir korku içine düşer kimbilir? Onun için dünya bomboştur artık. Oltadan kurtulsa da fayda yoktur. Suyun yüzüne yamyassı serilir. Kocaman gözleriyle insana mahzun mahzun bakar durur. Sandala aldığınız zaman dakikalarca onun sesini işitirsiniz. Ya, sesini! Bir o, bir de kırlangıç balığı sandalda ölünceye kadar ikide bir feryada benzer, soluğa benzer acı bir ses çıkarır. İnce zardan ağzını bir kere ağlara vurmasın, küstüğünün resmidir dülger balığının.

    Bir gün, balıkçı kahvesinin önündeki; yarısı kırmızı, yarısı beyaz çiçek açan akasyanın dalına asılmış bir dülger balığı gördüm. Rengi denizden çıktığı zamandı. Yalnız aletlerinin etrafını çeviren incecik, ipekten bile yumuşak zarları titreyip duruyordu. Böyle bir oynama hiç görmemiştim. Evet, bu bir oyundu. Bir görünmez iç rüzgârının oyunuydu. Vücutta, görünüşte hiçbir titreme yoktu. Yalnız bu zarlar zevkli bir ürperişle tatlı tatlı titriyorlardı. İlk bakışta insana zevkli, eğlenceli bir şeymiş gibi gelen bu titreme, hakikatte bir ölüm dansıydı. Sanki dülger balığının ruhu, rüzgâr rüzgâr, bu incecik zarlardan çıkıp gidiyordu; bir dirhem kalmamışcasına.

    Hani bazı yaz günleri hiç rüzgâr yokken, deniz üstünde bir meneviş peydahlanır. İşte böyle bir cazip titremeydi bu. İnsanın içini zevkle, saadetle dolduruyordu. Ancak, balığın ölmek üzere olduğu düşünülürse, bu titremenin anlamı hafifçe acıya yorulabilirdi. Ama insan, yine de bu anlam’a almamağa çalışıyordu. Belki de bu, harikulâde tatlı bir ölümdür. Belki de balık, hâlâ suda, derinliklerde bulunduğunu sanıyordur. Karnı tok, sırtı pektir. Akşam olmuştur. Denizin dibinin kumları gıdıklayıcıdır. Altta, dişi yumurtaları, üstte erkek tohumları sallanıyor, sallanıyor, sallanıyordu. Vücudunu bir şehvet anı sarmıştır… Birdenbire dehşetli bir şey gördüm: Balık tuhaf bir şekilde, ağır ağır ağarmağa, rengini atmağa, hem de beyaz kesilmeğe giden bir hal almağa başlamıştı. Acaba bana mı öyle geliyor? Sahiden rengini mi atıyor? Demeğe, dikkatli bakmağa lüzum kalmadan, yanılmadığımı anladım.

    Kenarları süsleyen zarların oyunu çabuklaşmağa, balik da, git gide, saniyeden saniyeye pek belli bir halde beyazlaşmağa başladı. İçimde dülger balığının yüreğini dolduran korkuyu duydum. Bu, hepimizin bildiği bir korku idi: Ölüm korkusu.

    Artık her seyi anlamıştı. Denizlerin dibi âlemi bitmişti.. Ne akıntılara yassı vücudunu bırakmak, ne karanlık sulara, koyu yeşil yosunlara gömülmek… Ne sabahları birdenbire, yukarılardan derinlere inen, serin aydınlıkta uyanıvermek, günün mavi ve yeşil oyunları içinde kuyruk oynatmak, habbeler çıkarmak, yüze doğru fırlamak… Ne yosunlara, canlı yosunlara yatmak, ne akıntılarla âletlerini yakamozlara takarak yıkanmak, yıkanmak vardı. Her şey bitmişti:

    Dülger balığının ölüm hali uzun sürüyor. Sanki balık su hava dediğimiz gaz suya alışmağa çalışmaktadır. Hani biraz dişini sıksa, alışması mümkündür gibime geldi.

    Bu iki saat süren ölüm halini, dört saate, dört saati sekiz saate, sekiz saati yirmi dörde çıkardık mıydı; dülger balığını aramızda bir işle uğraşırken görüvereceğiz sanıyorum.

    Onu atmosferimize, suyumuza alıştırdığımız gün, bayramlar edeceğiz. Elimize görünüsü dehşetli, korkunç, çirkin ama, aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız. Şaşıracak, önce katlanacak. Onu şair, küskün, anlaşılmayan biri yapacağız. Bir gün hassaslığını, ertesi gün sevgisini, üçüncü gün korkaklığını, sükûnunu kötüleyecek, canından bezdireceğiz. İçinde ne kadar güzel şey varsa hepsini, birer birer söküp atacak. Acı acı sırıtarak İsa’nın tuttuğu belinin ortasındaki parmak izi yerlerini, mahmuzları, kerpeteni, eğesi, testeresi ve baltasıyla kazıyacak. İlk çağlardaki canavar halini bulacak.

    Bir kere suyumuza alışmağa görsün. Onu canavar haline getirmek için hiç bir firsatı kaçırmayacağız.
     
  10. Huseyin Alp Arslan

    Huseyin Alp Arslan Huseyin Alp Arslan

    Yaş:
    54
    Mesajlar:
    3.370
    Şehir:
    Auckland/Yeni Zealanda
    Favori Kamış:
    olta ve oltadan baska hic bir sey
    En İyi Avı:
    22 kg Kingfish
    Esra Hanim degirli katkiniz icin cok tesekkur ederim. Cok ugrastigim bu paylasimima bir baska deger katmis oldunuz. Sait Faik Abasiyanik Turk Dilini
    deniz ve balik gibi essiz bir duyguyla butunlestirip Edebiyatimiza ve Insanimiza
    yepyeni bir boyut acdi. Umudum Amator Olta Balikciligi askiyla yasayan kendim dahil hepimizin, oltayla kapisini actigimiz bu buyude , yaraticiligimizi ve sinirsiz ruhumuzu kesfedebilmemiz, daha buyuk tatlara onu tasiyabilmemizdir. Tipki
    Sait Faik gibi. Tipki Hemingway gibi... Amator Olta balikciliginin tinselliginde
    bunu basarmak icin gereksinim duydugumuz butun malzeme var.
    Tekrar bu essiz katkiniz icin size tesekkur ederim.Gorusmek dilegiyle...
     
  11. 56561

    56561 Yücel

    Yaş:
    46
    Mesajlar:
    2.535
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Daiwa Sensor Red Surf 4.00, Daiwa Procaster Samfish 2.10
    Favori Makine:
    Shimano Catana 4000FA, Ryobi Ecuisma 8000vi
    En İyi Avı:
    10.5 kg rus kefali, 5.250 Levrek, 1573gr kofana
    İşte büyük balıkları avlamayı istemememin nedeni yukarıda açık şekilde yazılmış.Ufak balıklar nispeten çabuk ölüyor.Ama büyük balıklar farklı, sanki herbirinin farklı bir karakteri oluyor, yıllarca o suda yaşamış tecrübeler edinmiş bir balık.Diğer balıklarda böyle hissetmiyorum, ama sanki ruhu var, acı çekiyor, bir an balığın gözlerinde bana bakan kendimi görürüm o an, oltanın ucundaki balık oluveririm, balığın hayatı benim gözlerimin önünden geçer.İşte bu amatör balıkçıyla balıkçı arasındaki fark diye düşünüyorum.Bizde balıkçılık balığı tekneye çekene kadar...Sonrada arkasından bakıp gülümseriz o balık evine dönerken...
     
  12. Bir konu bu kadar güzel mi yazılır? ellerinize ve emeğinize sağlık.:)
     
  13. MobidikAbi

    MobidikAbi

    Mesajlar:
    19
    Bilgiler için teşekkürler ama acaba özellikle nerelerde bulunur bu balık, ben yakın zamanda Ayvalık'a gideceğim, orada olur mu? Hangi yeme gelir vs.

    Bu arada Sait Faik'in hikayesinde anlattığı aslında kendisidir.
     
  14. 56561

    56561 Yücel

    Yaş:
    46
    Mesajlar:
    2.535
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Daiwa Sensor Red Surf 4.00, Daiwa Procaster Samfish 2.10
    Favori Makine:
    Shimano Catana 4000FA, Ryobi Ecuisma 8000vi
    En İyi Avı:
    10.5 kg rus kefali, 5.250 Levrek, 1573gr kofana
    Ayvalıkda mamun al çipura yap derim,cunda adası taraflarında ufak kumluklar var kaya aralarında oralarda güzel dil balığı yapıyo, dil her yeme geliyo 12 numara 4 iğneli basit dip oltasını dipten çekerek rahatlıkla alıyor,hatta oltayı ayağının dibine kadar takip edecek kadar da inatçı.Çipurayı sabah dene olmadı dil balığına takıl akşama ziyafetin hazır
     
  15. MobidikAbi

    MobidikAbi

    Mesajlar:
    19
    Teşekkürler. Aklımda tutacağım bunu.
     
  16. izzetbey

    izzetbey

    Mesajlar:
    982
    Şehir:
    Trabzon
    Favori Kamış:
    olta
    En İyi Avı:
    3,5kg Mığrı -700gr Somon-145gr Barbun-380gr Kötek-400gr Çupra
    Sevgili Hüseyin Bey elinize kolunuza sağlık,çok güzel bir paylaşım olmuş.Teşekkürler...
     
  17. turkkan74

    turkkan74 Efkan

    Mesajlar:
    82
    Şehir:
    mersin
    Favori Kamış:
    olta
    En İyi Avı:
    sapan 4.5kg...karakulak 500 gr... levrek 800 gr
    anlatım şahane

    gerçekten dülgerle ilgili bir destan aktarmış arkadaşlar... paylaşılan bilgiler için paylaşanlara sonsuz teşekkürler
     
  18. SahEmre

    SahEmre Emre

    Mesajlar:
    2.481
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Okuma Salina 4.20 Salina 100-200 - Lineaeffe Extreme Cast 4.40 180gr. - Okuma V-System 240 10-40g
    Favori Makine:
    Ryobi Proskyer Nose Power - Shakespeare Mach 1 XT
    En İyi Avı:
    Küçük beyaz; 7 cm. Kuzey batı Antartika Sığlıkları..
    Hüseyin abi uzun ığraşın için teşekkür ederim.
    Emeklerine sağlık.
     
  19. grandi

    grandi Hayati BAYDAR

    Mesajlar:
    106
    Şehir:
    ...
    Hüseyin kardeşim bir konu bu kadar güzel ve özenle anlatılır. Verdığın bilgilere çok teşekkür ederim. Selamlar, Saygılar.
     
  20. Samet Eryavuz

    Samet Eryavuz Samet Eryavuz

    Yaş:
    37
    Mesajlar:
    162
    Şehir:
    Ankara - İzmir
    Favori Kamış:
    Okuma V system 2.40 10-40
    Favori Makine:
    Okuma Ceymar Cy-40
    Huseyin Abi Ve Esra hanım gercekten emeginize saglık cok guzel bilgiler.