Atar tabi, öyle böyle değil.
İnsanlar herkesi kendi gibi sanır. Ama iyi, ama kötü farketmez. İyi adam, herkesi iyi sanır, güvenir, emanet eder, paylaşır. Kötü adam, herkesi kötü sanır, kimseye güvenmez, herkesten kötülük geleceğini sanır, herkesi düşman kabul eder.
Aynı şekilde, herkes, başkalarının ne yapıp ne yapamayacağını kendi becerikliliğine göre kabul eder. Ortalama 80 kilo olsak, desek kaç kilo kaldırıyorsunuz, birisi çıkıp 160 kg kaldırırım, burun kıvırırlar, çünkü kendileri 100kg'yu zor kaldırıyordur.
Velakin bugün 77kg erkeklerde 200 kg'yu kaldıran insanlar var. Nasıl yapıyor adam, gitmiş, işin usulünü öğrenmiş, antrenman yapmış, çalışmış, uğraşmış, kaldırıyor işte. Kimmiş bunlar diyen açıp halter müsabakalarını izleyebilir.
İşte bir mesele budur. Pek çokları, herkesi kendi gibi çapsız, beceriksiz, kendini geliştirmekten aciz sanır. Onlara sorarsanız, 245m atış yapmakta, 200kg'yu yerden kaldırmakta imkansızdır.
Bu şekilde, kendisini geliştirmeyi bilmeyen tiplerden olunca, elbette ki bunun ceremesini sadece kendisi çeker şahıs.
Olması gereken, "abovvv, şu kadar mı, yok, olmaz öyle şey..." falan diyerek kendi aciz ve kifayetsiz kabiliyetini yüceltmek değil, gidip bu nasıl yapılıyor diyerek üstüne düşmek, kendisini geliştirip o kabiliyetin de üzerine çıkmaktır.
Ama biz bunu göremeyiz, görmek istemeyiz, kendi zafiyetimizi yok sayıp, başkalarının ilerlemesini karalamakla kendimizi avuturuz.