Merhaba arkadaşlar,
Yaklaşık 1 Aydır formu takip eden amatör kıyı avcısıyım. Her ne kadar çoğu zaman başarılı avlar yapamasam da saatlerce beklemek, denizi seyretmek, diğer balıkçıların heyecanını izlemek, hele ki oltamdaki kıpırtıyı hissetmek çok hoşuma gidiyor.
İlk avımı bundan yaklaşık 20 Yıl önce, İzmirde sahilde yürürken yanından geçtiğim balıkçının yakaladığı balığın hemen ayaklarımın önüne sıçramasıyla ilgim arttı. Merak ve çocuklukla her halde onlara göre garip olan sorular sordum ki biraz terslenir gibi yanıtlar aldım. Sustum... Balıkçıları saatlerce izledim; Derken balıkçılardan birinin oltasına çok eskilerden suda kalmış bir misina takıldı. O misinayı oltasından kurtardı ve söylenerek fırlatıp kenara attı; Düğüm olmuş misina üzerinde bir tane paslı iğne vardı. Kurşun yoktu. Diğer balıkçılardan utanarak misinayı alıp oradan uzaklaştım. Daha sakin bir yerde etraftan topladığım misina parçalarıyla birleştirerek normal ip bağlama düğümleriyle bağladım. İğne zaten bağlıydı. Kimselerin olmadığı alana gidip misinamın ucuna yine yerde bulduğum büyük bir çiviyi bağladım. Tek sıkıntım yemdi... Balıkçılar solucan gibi birşeyler kullanıyorlardı. 5Metre yakınımdaki parkı kazıp solucan çıkarmayı düşünüyordum ki yanımdaki koca bir sineği fark ettim. 3-5 Deneme sonra sineği yakalayarak iğneye yerleştirdim ve taş atar gibi el oltamı denize yolladım. Acaba balık gelirse nasıl anlayacağım diye düşünürken bir baktım elimdeki misina gidiyor. Ben çektikce o daha da çıldırıyor. Sudan çıkartığım bir karışlık, adını sonradan öğrendiğim isparoz,ispari denilen karagözün bir türü... O gün bu gündür bu sevda sürer gider...
Yaklaşık 1 Aydır formu takip eden amatör kıyı avcısıyım. Her ne kadar çoğu zaman başarılı avlar yapamasam da saatlerce beklemek, denizi seyretmek, diğer balıkçıların heyecanını izlemek, hele ki oltamdaki kıpırtıyı hissetmek çok hoşuma gidiyor.
İlk avımı bundan yaklaşık 20 Yıl önce, İzmirde sahilde yürürken yanından geçtiğim balıkçının yakaladığı balığın hemen ayaklarımın önüne sıçramasıyla ilgim arttı. Merak ve çocuklukla her halde onlara göre garip olan sorular sordum ki biraz terslenir gibi yanıtlar aldım. Sustum... Balıkçıları saatlerce izledim; Derken balıkçılardan birinin oltasına çok eskilerden suda kalmış bir misina takıldı. O misinayı oltasından kurtardı ve söylenerek fırlatıp kenara attı; Düğüm olmuş misina üzerinde bir tane paslı iğne vardı. Kurşun yoktu. Diğer balıkçılardan utanarak misinayı alıp oradan uzaklaştım. Daha sakin bir yerde etraftan topladığım misina parçalarıyla birleştirerek normal ip bağlama düğümleriyle bağladım. İğne zaten bağlıydı. Kimselerin olmadığı alana gidip misinamın ucuna yine yerde bulduğum büyük bir çiviyi bağladım. Tek sıkıntım yemdi... Balıkçılar solucan gibi birşeyler kullanıyorlardı. 5Metre yakınımdaki parkı kazıp solucan çıkarmayı düşünüyordum ki yanımdaki koca bir sineği fark ettim. 3-5 Deneme sonra sineği yakalayarak iğneye yerleştirdim ve taş atar gibi el oltamı denize yolladım. Acaba balık gelirse nasıl anlayacağım diye düşünürken bir baktım elimdeki misina gidiyor. Ben çektikce o daha da çıldırıyor. Sudan çıkartığım bir karışlık, adını sonradan öğrendiğim isparoz,ispari denilen karagözün bir türü... O gün bu gündür bu sevda sürer gider...