- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Sportex SeaStar 2,70 80-100 atarlı
- Favori Makina
- Penn Sargus 3000
- En iyi avı
- Sudak 92 cm 8,5 kg
- İsim
- Ergiz Esen
Uzun zamandır İstanbul civarında iri tatlısu levreği avlamaya çalışıyorum. Artık ben mi beceremiyorum, hep gittiğim Büyükçekmece'de malum bir nokta dışında levrek mi kalmadı, yoksa hava sıcaktı hava soğuktu sabah geç kaldımdı akşam erken kaçtımdı her ne olduysa bir türlü muradıma eremediydim.
30 Ağustos Zafer Bayramı'nı önden bayrağımızı penceremize asıp kutladıktan sonra, sabah (bana göre) erken bir saatte yola çıktım. Hep duyduğum ama ilk defa gideceğim bir avlağı hedeflemiştim, yoğun yol inşaatları nedeniyle bulması biraz zaman aldı. Nihayet vardığımda avlak çok kalabalıktı ama herkes yemli ve israil sazanına atıyordu. Bana nedense pek sokulmadılar, kendi aralarında turnaya takıldığım yolunda yorumlar yaptı civarımdaki arkadaşlar
Yeteri kadar süre avlakta kalıp güneşin beynimi kaynatmasına ramak kala "gidip başka yere bakayım" dedim, değil balık tutmak bütün meps, kaşık, silikon ve rapala cephaneliğimi kullanmama rağmen bir tane vuruş bile alamamıştım
Ayrılıp yolun beni götürdüğü yere gitmeye karar verdim, kıyıyı izleyerek toz toprak içinde yola koyuldum. Aklımda da levreğin tercih ettiği girintili çıkıntılı, çukurlu tepeli dip yapıları vardı. Nihayet bir yerde çevresine göre az daha dik bir kıyı profili bulup bu suda da böyle devam eder diye kıyıya indim. yolda gördüğüm bir yemciden de toprak solucanı almıştım, ne olur ne olmaz diye. Emprovize 2 iğneli bir dip oltası yapıp yarım solucan takarak attım, bir gözle oltayı keserken diğer yandan da meps, kaşık ve silikonla değişmeli at-çek yapıyordum. Oltaya gelen vuruşlarla bir-iki kayabalığı alıp küfrederek geri attım. Son kalan en büyük üç solucandan birini içgüdüsel bir hareketle bütün olarak iğnelerden birine taktım, diğerine gene yarım düştü. Oltayı tekrar sya atıp silikon at-çeke konsantre oldum.
Birden göz ucuyla yemli oltanın ufaktan yürüyüp gittiğini gördüm, birşeyler almış götürüyordu oltayı. Ahanda irisinden israil sazanı geldi dedim ve çekmeye başladım. O da ne? Balığın kafa vuruşları net ve sertti, israil sazanı gibi softi değildi. Hayırdır inşallah derken balık ilk hoplamasını yaptı - amanın kocaman bir levrek! Kıyıdaki otlara dolanmadan almak için ufak manevralardan sonra nihayet levreği kenara aldımreeling
Yaklaşık 30 cm çok güzel bir balıktı. Maalesef iğneyi derin yutmuş, çıkarırken zorlandım ama becerdim ve suya sokup kuyruğundan tutarak ileri geri hareket ettirip solungaçlarından su geçmesini, yani biraz kendine gelmesini sağladım, canlanıp kendi kaçana kadar da buna devam ettim. 2-3 dakikada canlanıp sert bir kuyruk vuruşuyla en yakın otluğubn en derinine kaçtı
Neden almadım? Tam filetoluk boydu oysa. Açıkçası söyleyeyim kıyamadım. Dört kişiye yetecek balık tutacak kadar zamanım kalmamıştı. Ayrıca böyle anaç bir balığı öldürüp yeni tatlısu levrekleri üretme şansını engellemek de istemedim. Bir dahaki sefere, yeterince balık yakalarsam tatlısu levreğinin tadına mutlaka bakacağım:hungry:
Rasgele
30 Ağustos Zafer Bayramı'nı önden bayrağımızı penceremize asıp kutladıktan sonra, sabah (bana göre) erken bir saatte yola çıktım. Hep duyduğum ama ilk defa gideceğim bir avlağı hedeflemiştim, yoğun yol inşaatları nedeniyle bulması biraz zaman aldı. Nihayet vardığımda avlak çok kalabalıktı ama herkes yemli ve israil sazanına atıyordu. Bana nedense pek sokulmadılar, kendi aralarında turnaya takıldığım yolunda yorumlar yaptı civarımdaki arkadaşlar
Yeteri kadar süre avlakta kalıp güneşin beynimi kaynatmasına ramak kala "gidip başka yere bakayım" dedim, değil balık tutmak bütün meps, kaşık, silikon ve rapala cephaneliğimi kullanmama rağmen bir tane vuruş bile alamamıştım
Ayrılıp yolun beni götürdüğü yere gitmeye karar verdim, kıyıyı izleyerek toz toprak içinde yola koyuldum. Aklımda da levreğin tercih ettiği girintili çıkıntılı, çukurlu tepeli dip yapıları vardı. Nihayet bir yerde çevresine göre az daha dik bir kıyı profili bulup bu suda da böyle devam eder diye kıyıya indim. yolda gördüğüm bir yemciden de toprak solucanı almıştım, ne olur ne olmaz diye. Emprovize 2 iğneli bir dip oltası yapıp yarım solucan takarak attım, bir gözle oltayı keserken diğer yandan da meps, kaşık ve silikonla değişmeli at-çek yapıyordum. Oltaya gelen vuruşlarla bir-iki kayabalığı alıp küfrederek geri attım. Son kalan en büyük üç solucandan birini içgüdüsel bir hareketle bütün olarak iğnelerden birine taktım, diğerine gene yarım düştü. Oltayı tekrar sya atıp silikon at-çeke konsantre oldum.
Birden göz ucuyla yemli oltanın ufaktan yürüyüp gittiğini gördüm, birşeyler almış götürüyordu oltayı. Ahanda irisinden israil sazanı geldi dedim ve çekmeye başladım. O da ne? Balığın kafa vuruşları net ve sertti, israil sazanı gibi softi değildi. Hayırdır inşallah derken balık ilk hoplamasını yaptı - amanın kocaman bir levrek! Kıyıdaki otlara dolanmadan almak için ufak manevralardan sonra nihayet levreği kenara aldımreeling
Yaklaşık 30 cm çok güzel bir balıktı. Maalesef iğneyi derin yutmuş, çıkarırken zorlandım ama becerdim ve suya sokup kuyruğundan tutarak ileri geri hareket ettirip solungaçlarından su geçmesini, yani biraz kendine gelmesini sağladım, canlanıp kendi kaçana kadar da buna devam ettim. 2-3 dakikada canlanıp sert bir kuyruk vuruşuyla en yakın otluğubn en derinine kaçtı
Neden almadım? Tam filetoluk boydu oysa. Açıkçası söyleyeyim kıyamadım. Dört kişiye yetecek balık tutacak kadar zamanım kalmamıştı. Ayrıca böyle anaç bir balığı öldürüp yeni tatlısu levrekleri üretme şansını engellemek de istemedim. Bir dahaki sefere, yeterince balık yakalarsam tatlısu levreğinin tadına mutlaka bakacağım:hungry:
Rasgele