- Şehir
- Bursa/İstanbul
- Favori Kamış
- Cormoran Bull Fighter 2.10
- Favori Makina
- Okuma Avenger AV30
- En iyi avı
- Yayın (8 kg)
- İsim
- Ruşen
Tarih: 19.11.2012
Yer: İstanbul Boğazı
Av Saati: 22.00-23.30
Kullanılan Takım: Klasik iki iğneli mantarlı lüfer takımı
Yem: İstavrit Fileto
Geçtiğimiz yaz Bursa'da olumlu sonuçlar aldığım kıyı avları sebebiyle bol bol balığa gittiğimden okul döneminin başlaması balık avı tutkumun kış döneminde de aktif kalmasını sağladı.
Bu, İstanbul'daki beşinci yılım. Bu sürede, gerek deniz avcılığına yabancı olmam, gerek İstanbul'un kalabalığı ve güvenlik sorunu sebebiyle yalnız üçüncü yılımda gündüz saatlerinde bir kaç kez balığa gitmiş, istavrit ve kefal harici balık avlayamamıştım.
Bu yıl başkaydı. Forumda, otobüste, sokakta her yerde lüfer bolluğundan söz ediliyordu. Sırf ''beş yıl İstanbul'da kaldım da bir lüfer avlayamadım'' demeyeyim diye kendime ucuz yollu bir takım aldım.
Dün akşam balıkçıdan yarım kilo istavrit alıp attım kendimi İstanbul kıyılarına. Önce akıntı olmayan bir yere gittim. 1,5 saat bekledim tek vuruş yok. Baktım etrafımdakiler toparlanıyor. Ben de toparlandım, dönüyorum. Yemleri de atmadım yurdun kedilerine götürüyorum
Dönerken kıyıda olta atanları gördüm. Bekledim biraz, baktım biri güzel bir sarıkanat aldı. Ondan sonra bir hareket. Herkes art arda çekmeye başladı balıkları. Hemen açtım oltamı taktım 115 gr kurşunu yemledim takımı 50 metre kadar attım. Takım henüz dibe inmeden akıntıyla kıyıya doğru sürüklenirken bir vuruş hissettim ve ilk balığı aldım. Sonraki atışımda takımlar karışmasın diye yanlarından 20 metre uzaklaştığım balıkçıların takımlarını karıştırdım malesef
115 gr yetmiyordu, üstüne 60 grlık delikli kurşun ekledim. Daha yakına attım. 20-25 metre kadar. Akıntı o kadar fazla ki kamışın ucu eğik, vuruşları çoğu zaman hissetmiyor. Atıyorum 5 dakika bekleyip çekiyorum. İlk atışlarım neredeyse hiç boş gelmedi, 6 tanesini kıyıya aldım, bir kaç tane de yolda kaçırdım. Sonrasında bir kaç boş çekişten sonra otobüse yetişmek için avı sonlandırdım.
Bunlar da balıklar:
Kardeşimin evine geldim balıklardan bir tanesini mikrodalga fırında, ızgara modunda pişirdim. Çok güzel oldu.
Zordu, zahmetliydi ama keyifliydi. Ha bir de kendim tuttuğumdan herhalde çok lezzetliydi.
Yer: İstanbul Boğazı
Av Saati: 22.00-23.30
Kullanılan Takım: Klasik iki iğneli mantarlı lüfer takımı
Yem: İstavrit Fileto
Geçtiğimiz yaz Bursa'da olumlu sonuçlar aldığım kıyı avları sebebiyle bol bol balığa gittiğimden okul döneminin başlaması balık avı tutkumun kış döneminde de aktif kalmasını sağladı.
Bu, İstanbul'daki beşinci yılım. Bu sürede, gerek deniz avcılığına yabancı olmam, gerek İstanbul'un kalabalığı ve güvenlik sorunu sebebiyle yalnız üçüncü yılımda gündüz saatlerinde bir kaç kez balığa gitmiş, istavrit ve kefal harici balık avlayamamıştım.
Bu yıl başkaydı. Forumda, otobüste, sokakta her yerde lüfer bolluğundan söz ediliyordu. Sırf ''beş yıl İstanbul'da kaldım da bir lüfer avlayamadım'' demeyeyim diye kendime ucuz yollu bir takım aldım.
Dün akşam balıkçıdan yarım kilo istavrit alıp attım kendimi İstanbul kıyılarına. Önce akıntı olmayan bir yere gittim. 1,5 saat bekledim tek vuruş yok. Baktım etrafımdakiler toparlanıyor. Ben de toparlandım, dönüyorum. Yemleri de atmadım yurdun kedilerine götürüyorum
Dönerken kıyıda olta atanları gördüm. Bekledim biraz, baktım biri güzel bir sarıkanat aldı. Ondan sonra bir hareket. Herkes art arda çekmeye başladı balıkları. Hemen açtım oltamı taktım 115 gr kurşunu yemledim takımı 50 metre kadar attım. Takım henüz dibe inmeden akıntıyla kıyıya doğru sürüklenirken bir vuruş hissettim ve ilk balığı aldım. Sonraki atışımda takımlar karışmasın diye yanlarından 20 metre uzaklaştığım balıkçıların takımlarını karıştırdım malesef
Bunlar da balıklar:
Kardeşimin evine geldim balıklardan bir tanesini mikrodalga fırında, ızgara modunda pişirdim. Çok güzel oldu.
Zordu, zahmetliydi ama keyifliydi. Ha bir de kendim tuttuğumdan herhalde çok lezzetliydi.