- Şehir
- İstanbul Halkalı
- Favori Kamış
- Alba Star Matador 3.90 Surf
- Favori Makina
- Alba Star Millenium 70
- En iyi avı
- Kaçan balık büyük olmuştu
- İsim
- Fatih
Sevgili dostlar, abilerim, kardeşlerim,
Foruma üye olalı 2 ayı geçti, ancak tanışmak için yazmak bugüne nasip oldu.
30 yaşındayım, İstanbul Halkalı'da ikamet etmekteyim. Aslen Tokatlıyım ve anne tarafından Kayseriliyim...
Balık sevdası aslında ufak yaşlarda akvaryum kurma zamanlarıma kadar uzanmaktadır. Kasımpaşa'da doğdum ve büyüdüm. Ailecek balığın, denizin hayatımızda her zaman özel bir yeri olmuştur...
İlk balık tutma deneyimim liseye giderken yazın memlekete gittiğimde oradaki akrabalarımla Kızılırmakta tatlı su balığı avı idi, gerçi çok farklı bir avdı, suya girip elleriyle tutuyorlardı ve kenara atıyorlardı, benim görevim de onları yakalayıp kovaya koymaktı
Sonra ilk üniversite yıllarında Bursa'da arkadaşlarla haftasonları Mudanya'ya balığa gitmeye başladık. İlk olta setimi o zaman satın almıştım. Uygun fiyatlı basit bir kamış-makina setiydi. Ama bize çok balık zevki yaşattı... Genelde bayatlamış Hamsi ile yemli olarak Kefal balığına atıyorduk... Yavru kefalleri tuttuğumuz da çok olmuş, daha yeni yeni farkına varıyorum. Ancak avlakta ileri atıp sabrettiğinizde baba kefaller de alınabiliyordu... Bazı zamanlarda da çapariyle İstavrit aldığımız oluyordu...
Sonra İstanbul'a döndüğümde bir kaç defa Galata Köprüsü, Bebek Akıntı Burnu taraflarında 1-2 denemem oldu... Ancak İstanbul'da balık tutmanın ne kadar zor olduğunu düşünüp iş güç yoğunluğu nedeniyle de bir müddet ara vermişliğim var... Gerçekten Mudanya'ya göre veya herhangi bir kıyı kasabasına göre balığa gitmek balık tutmak İstanbul'da gerçekten çok zor bir iş... Eğer meraya yakın değilseniz, trafik, zaman, para...vb. baya bir çaba sarf etmeniz gerekiyor... Tabii buna değen avlar da olmuyor değil gördüğüm kadarıyla...
Gelelim günümüze... Bursa'da birlikte ava gittiğimiz arkadaşlarımın da çoğu İstanbul'dalar, onlarla yeniden balığa gitmeye karar verdik ve birer tane surf kamış-makina aldık... ve başladık... hızlı da başladık...
mera denemeleri, boğazda bir çok farklı mera, yeşilköy, avcılar, samatya... araştırmalar, bilgi paylaşımları, forum takibi, istoç çıkarmaları...vb.
hedef balığımız tabii ki boğazın incisi lüfer... ama her av balık olsun olmasın bir zevk, stres atma, muhabbet, çay ve deniz havası...
bugüne kadar bir lüfer tutamadık, gerçi sezon da pek iyi değilmiş zaten umarım kısmet olur... geçen hafta istavrite doyduk 2-3 kilo irili ufaklı istavrit aldık... boş avlardan sonra bize baya iyi geldi doğrusu...
bu süreçte forum olarak balikavi.net forumunu takip ettik ve ediyoruz... değerli üstadlarımızdan abilerimizden, kardeşlerimizden çok şey öğrendik, tecrübe sürecimizi sayenizde hızlandırdık... burada tecrübelerini paylaşan yol gösteren raporlarıyla umut aşılayan tüm dostlara gönülden teşekkür ediyoruz...
Foruma üye olalı 2 ayı geçti, ancak tanışmak için yazmak bugüne nasip oldu.
30 yaşındayım, İstanbul Halkalı'da ikamet etmekteyim. Aslen Tokatlıyım ve anne tarafından Kayseriliyim...
Balık sevdası aslında ufak yaşlarda akvaryum kurma zamanlarıma kadar uzanmaktadır. Kasımpaşa'da doğdum ve büyüdüm. Ailecek balığın, denizin hayatımızda her zaman özel bir yeri olmuştur...
İlk balık tutma deneyimim liseye giderken yazın memlekete gittiğimde oradaki akrabalarımla Kızılırmakta tatlı su balığı avı idi, gerçi çok farklı bir avdı, suya girip elleriyle tutuyorlardı ve kenara atıyorlardı, benim görevim de onları yakalayıp kovaya koymaktı
Sonra ilk üniversite yıllarında Bursa'da arkadaşlarla haftasonları Mudanya'ya balığa gitmeye başladık. İlk olta setimi o zaman satın almıştım. Uygun fiyatlı basit bir kamış-makina setiydi. Ama bize çok balık zevki yaşattı... Genelde bayatlamış Hamsi ile yemli olarak Kefal balığına atıyorduk... Yavru kefalleri tuttuğumuz da çok olmuş, daha yeni yeni farkına varıyorum. Ancak avlakta ileri atıp sabrettiğinizde baba kefaller de alınabiliyordu... Bazı zamanlarda da çapariyle İstavrit aldığımız oluyordu...
Sonra İstanbul'a döndüğümde bir kaç defa Galata Köprüsü, Bebek Akıntı Burnu taraflarında 1-2 denemem oldu... Ancak İstanbul'da balık tutmanın ne kadar zor olduğunu düşünüp iş güç yoğunluğu nedeniyle de bir müddet ara vermişliğim var... Gerçekten Mudanya'ya göre veya herhangi bir kıyı kasabasına göre balığa gitmek balık tutmak İstanbul'da gerçekten çok zor bir iş... Eğer meraya yakın değilseniz, trafik, zaman, para...vb. baya bir çaba sarf etmeniz gerekiyor... Tabii buna değen avlar da olmuyor değil gördüğüm kadarıyla...
Gelelim günümüze... Bursa'da birlikte ava gittiğimiz arkadaşlarımın da çoğu İstanbul'dalar, onlarla yeniden balığa gitmeye karar verdik ve birer tane surf kamış-makina aldık... ve başladık... hızlı da başladık...
mera denemeleri, boğazda bir çok farklı mera, yeşilköy, avcılar, samatya... araştırmalar, bilgi paylaşımları, forum takibi, istoç çıkarmaları...vb.
hedef balığımız tabii ki boğazın incisi lüfer... ama her av balık olsun olmasın bir zevk, stres atma, muhabbet, çay ve deniz havası...
bugüne kadar bir lüfer tutamadık, gerçi sezon da pek iyi değilmiş zaten umarım kısmet olur... geçen hafta istavrite doyduk 2-3 kilo irili ufaklı istavrit aldık... boş avlardan sonra bize baya iyi geldi doğrusu...
bu süreçte forum olarak balikavi.net forumunu takip ettik ve ediyoruz... değerli üstadlarımızdan abilerimizden, kardeşlerimizden çok şey öğrendik, tecrübe sürecimizi sayenizde hızlandırdık... burada tecrübelerini paylaşan yol gösteren raporlarıyla umut aşılayan tüm dostlara gönülden teşekkür ediyoruz...