volex21
Well-Known Member
- Şehir
- İzmir
- Favori Kamış
- Okuma V System 2.40 Lineaeffe Spirit Surf 3.90 (fiyat performans 9/10)
- Favori Makina
- Spro Red Arc 20'lik (Fiyat/Performans : 8/10)
- En iyi avı
- Levrek (57 cm - 2.100 gr ) Sargoz (700 GR kadar) Palamut (40 cm üzeri), Lüfer 40 cm, Çipura 950 gr
- İsim
- Volkan
18 Aralık 2015, verdim izin dilekçemi doğru Bergama. İzini alış sebebim ben veya annanesi ve babannesi oğlana bakarken hanımımın ders çalışması. Sözde hanıma yardım. Ancak benim için mükemmel bir zaman levrek için. Avlakta çok vakit geçiremesem de sabah akşam yoklayabilirim. Hava da mevsime göre süper.
Bergamaya gittiğimizin 2. günü. Cumartesi Serhat abi balığa gitmeye niyetli. Hafta içi avlanamıyor. İşleri yoğun yıl sonu dolayısıyla. Bense levrek için istekli değilim. Biliyorum ki avlaklar tıka basa adam dolu. Özellikle geçen hafta levrek çıkan avlakta çok adam vardır.
O yüzden istemeden de olsa Serhat abiyi kırmayıp ava çıkıyoruz ve kimsenin gitmediği bir mekan seçiyoruz. Tam biz çıkarken Serhat abinin kardeşi Serdar da bize katılıyor. İş yerinden bir çalışanını da alıyoruz. Olduk 4 kişi.
İyiki kimsenin olmadığı mekana gidiyoruz.
Yolda öğreniyorum ki 2 kişi daha bize katılacak.
Avlağa vardığımızda 6 kişiyiz. Zaten hafta sonu avcılığını sevmiyorum. Birde 6 kişi aynı yerde levrek avcılığı için çok fazla. Serhat abi en ustamız. Sonra ben fena değilim. Diğerleri pek levrekçi değil. Ne ışık ne ses disiplinine pek uyna yok. 2 kişi zaten yemli atıyor. Gittiğimiz noktada çok fazlayız ve her adam atış açısını düşürüyor. İstediğin sessizlikte istediğin açıya çalışamıyoruz. 15 – 20 derecelik atış aralığına sürekli tekrar eden atışlar yapıyorsun bir müddet sonra can sıkıcı da olmaya başlıyor. İlk yarım saat sonunda Serhat abi bir ispendek çekiyor. Bir çakan levrek dışında pek te aksiyon olmuyor.
Çayımızı demleyip, pikniğimizi yapıp, sabah suyuna popüler bir muhite geçiyoruz.
Maaşallah avlak araba dolu, nereye park edeceğimi bile sapıtıyorum. Bu yoğunluk 3-5 gün sürse değnekçiler peydahlanacak. Zor bela bir köşeye sıkışıyoruz. Avlak ana baba günü. Atış yapmaya yeltenmiyoruz bile ki zaten atış yapacak bir durum yok. Millet 10 derecelik açılarda tekrar eden atışlar yapıyor ve şanslı kişi levreği çekiyor. Tabi o kalabalığa levrek yaklaşırsa. Bir 500 metre yürüyüp ağıza gidiyorum. Kimseler yok. Yarım saatlik atışlar sonunda gün ağarıyor. Geçen küçük bir kayık laf atıyor:
- Rastgelsin. Varmı bişeyler.
- Yok ustam.
- İçerde varmı?
- Ben görmedim.
- Akşam suyunda 9 tane almışlar oradan.
El selamıyla geçip gidiyorlar. Bayram yerine geri dönüyorum. Serhat abi arabanın içinde kestiriyor. Güneş yeni yeni parlıyor. Ayaz ve çiğ üstüme işlerken Serhat abi arabanın içinde uyumaya çalışıyor.
En azından avlağı, su seviyesini falan gördüm diyerek avunuyorum. Bizim taraftaki avcılar şikayetçi. Yok ay batsın, yok güneş doğsun dedik bi cacık tutamadık diye serzenişteler. Geceden beri atanlarda skor 3-4 levrek. Karşı kıyıdakiler de gider ayak birbirlerine levrek gösteriyorlar. Gururla avlaktan ayrılırken 2 kiloluk levreğini gösteren adam pek bi mutlu.
Faal olarak sabah suyunda atış yapan adam sayısı 20.
*******************************************************************************
Pazar gününü dinlenerek geçirip, p.tesi sabahına levrekte olmayı planlıyorum.
2. Av : Yukarıdaki av benim için hedef av olmadığından piknik psikolojiyle gittiğimden avdan saymıyorum. Asıl hedef avlarım hafta içi.
P.tesi kurduğum saat 04:40'ta acı acı çalıyor. Hızlı hızlı kapatıp, tatlı tatlı uyumaya devam ediyorum.
Sabah suyuna nasıl gitmedim diye hayıflanarak akşamı zor ediyorum.
Hafta sonu bayram yerine dönen avlaktayım. Bergama'dan Cüneytle beraber bir araba daha var.
Faal olarak atış yapan Cüneyt var. Arkadaşı onu izliyor.
- Nasıl varmı bişeyler.
C : Yok yok. Napıyon, nasılsın.
- İyi valla
C : Ne atıyon?
- Silikon.
C: Hangisi?
- Berkley.
- Sen?
C: Bende spro atıyom.
- Ha, o da çok güzel.
- Hadi rastgelsin.
Gün batıyor, yavaştan. Devam eden atışlar gecenin sessizliğini bozuyor. Kamış sesleri vışşşşttt vışşştt derken adeta levreklere çağrı yapıyor. Karşıya 2 avcı daha gelmesiyle karşılıkla kıyılarda 4 kişi atışlara devam ediyoruz. Bizim olduğumuz tarafta arabada olanların çıkmaya niyeti yok. Akşamdan gelip, sabah suyunu mu bekliyorlar tam kavrayamadım ama bizim için iyi. Çıkarlarsa atış alanımız daralacak.
Saat 18:30 civarları suda bir hareket, Cüneyt'in kamış eğiliyor. Biraz geri gidip, biraz makinayla çekerek sığ sularda balığı çıkartıyor. 1 kiloluk bir balık. Balığı sahteden kurtarıp çantasına koyarken benim makina ağırlaşıyor. Ritmik vuruşlar. Ohhh bee, işte bu.
Geldiğime değdi doğrusu.
- Yardım edeyim mi Volkan?
- Yok yok, alırım.
Misinanın yüzüklere sürterek çıkardığı çığlık, balığın sonunu ilan eder gibi. Çok keyifli bir an.
Sığ suda sakince balığı kıyılatıyorum. Yaklaşık 1 kilo kadar. Tahminen 850 – 900 gr'da. Cüneyt'in balığından 1 tık küçük. Cüneyt, gösterme balığı dese de bizdeki hareketlenme, arabada bekleyenlere uyarı olup, çıkıyorlar arabadan ve yanımıza yerleşiyorlar. Atış açımız düşerken, tarayabildiğimiz alan da kısıtlanıyor.
Cüneyt yer değiştiriyor. 10 atış kadar sonra benim balıktan 1 tık küçük bir balık daha çıkartıyor yeni yerinde.
Biraz daha devam eden av sonucunda yanımdan ayrılıyor. Bende o gittikten yarım saat sonra, bir balık tatmin ettiğinden eve dönüyorum.
******************************************************************************
3. Av : Gene saati 04:40'a kurup, saat 16:00'da evden tek başıma çıkıyorum.
Sabah suyuna gitmek hiç nasip olmayacak sanırım. hihi
Gene aynı avlaktayım. Bu sefer kimse yok. Karşı kıyıda da 1 kişi var. Demek ki dün kalanlar bişey alamamışlar. Alsalar burada daha fazla insan olurdu. Kötüye işaret ama insan olmaması iyi.
Bir saatlik atışlar sonrasında envayi çeşit silikonu avlağa taktırıyorum. Benim tarafa bir arabanın gelmesiyle avlakta 3 kişi oluyoruz ama atış yapan yalnızca 1'i olduğundan pekte sorun olmuyor. Güneş devrildikten 45 dakika sonra gene bir balık oltamı yokluyor. Belli ki pek istediğim boyda değil. Rahatça çekiyorum. 30-35 cm arası bir balık. Canım da sıkılıyor tanıdık olmadığından avlakta durmaya niyetim olmadığından bu balığı da alıyorum ve biraz avlaktaki Bölcekli arkadaşla sohbet edip dönüşe geçiyorum. Hafta içi 2 hedef av, 2 balık.
Benim için çok başarılı bir oran. Her ne kadar balıklar beklediğim kadar iri olmasalar da.
Son avda görüşmek üzere.
Keyifli avlarınız olsun.
Bergamaya gittiğimizin 2. günü. Cumartesi Serhat abi balığa gitmeye niyetli. Hafta içi avlanamıyor. İşleri yoğun yıl sonu dolayısıyla. Bense levrek için istekli değilim. Biliyorum ki avlaklar tıka basa adam dolu. Özellikle geçen hafta levrek çıkan avlakta çok adam vardır.
O yüzden istemeden de olsa Serhat abiyi kırmayıp ava çıkıyoruz ve kimsenin gitmediği bir mekan seçiyoruz. Tam biz çıkarken Serhat abinin kardeşi Serdar da bize katılıyor. İş yerinden bir çalışanını da alıyoruz. Olduk 4 kişi.
Çayımızı demleyip, pikniğimizi yapıp, sabah suyuna popüler bir muhite geçiyoruz.
Maaşallah avlak araba dolu, nereye park edeceğimi bile sapıtıyorum. Bu yoğunluk 3-5 gün sürse değnekçiler peydahlanacak. Zor bela bir köşeye sıkışıyoruz. Avlak ana baba günü. Atış yapmaya yeltenmiyoruz bile ki zaten atış yapacak bir durum yok. Millet 10 derecelik açılarda tekrar eden atışlar yapıyor ve şanslı kişi levreği çekiyor. Tabi o kalabalığa levrek yaklaşırsa. Bir 500 metre yürüyüp ağıza gidiyorum. Kimseler yok. Yarım saatlik atışlar sonunda gün ağarıyor. Geçen küçük bir kayık laf atıyor:
- Rastgelsin. Varmı bişeyler.
- Yok ustam.
- İçerde varmı?
- Ben görmedim.
- Akşam suyunda 9 tane almışlar oradan.
El selamıyla geçip gidiyorlar. Bayram yerine geri dönüyorum. Serhat abi arabanın içinde kestiriyor. Güneş yeni yeni parlıyor. Ayaz ve çiğ üstüme işlerken Serhat abi arabanın içinde uyumaya çalışıyor.
En azından avlağı, su seviyesini falan gördüm diyerek avunuyorum. Bizim taraftaki avcılar şikayetçi. Yok ay batsın, yok güneş doğsun dedik bi cacık tutamadık diye serzenişteler. Geceden beri atanlarda skor 3-4 levrek. Karşı kıyıdakiler de gider ayak birbirlerine levrek gösteriyorlar. Gururla avlaktan ayrılırken 2 kiloluk levreğini gösteren adam pek bi mutlu.
*******************************************************************************
Pazar gününü dinlenerek geçirip, p.tesi sabahına levrekte olmayı planlıyorum.
2. Av : Yukarıdaki av benim için hedef av olmadığından piknik psikolojiyle gittiğimden avdan saymıyorum. Asıl hedef avlarım hafta içi.
P.tesi kurduğum saat 04:40'ta acı acı çalıyor. Hızlı hızlı kapatıp, tatlı tatlı uyumaya devam ediyorum.
Sabah suyuna nasıl gitmedim diye hayıflanarak akşamı zor ediyorum.
Hafta sonu bayram yerine dönen avlaktayım. Bergama'dan Cüneytle beraber bir araba daha var.
Faal olarak atış yapan Cüneyt var. Arkadaşı onu izliyor.
- Nasıl varmı bişeyler.
C : Yok yok. Napıyon, nasılsın.
- İyi valla
C : Ne atıyon?
- Silikon.
C: Hangisi?
- Berkley.
- Sen?
C: Bende spro atıyom.
- Ha, o da çok güzel.
- Hadi rastgelsin.
Gün batıyor, yavaştan. Devam eden atışlar gecenin sessizliğini bozuyor. Kamış sesleri vışşşşttt vışşştt derken adeta levreklere çağrı yapıyor. Karşıya 2 avcı daha gelmesiyle karşılıkla kıyılarda 4 kişi atışlara devam ediyoruz. Bizim olduğumuz tarafta arabada olanların çıkmaya niyeti yok. Akşamdan gelip, sabah suyunu mu bekliyorlar tam kavrayamadım ama bizim için iyi. Çıkarlarsa atış alanımız daralacak.
Saat 18:30 civarları suda bir hareket, Cüneyt'in kamış eğiliyor. Biraz geri gidip, biraz makinayla çekerek sığ sularda balığı çıkartıyor. 1 kiloluk bir balık. Balığı sahteden kurtarıp çantasına koyarken benim makina ağırlaşıyor. Ritmik vuruşlar. Ohhh bee, işte bu.
- Yardım edeyim mi Volkan?
- Yok yok, alırım.
Misinanın yüzüklere sürterek çıkardığı çığlık, balığın sonunu ilan eder gibi. Çok keyifli bir an.
Sığ suda sakince balığı kıyılatıyorum. Yaklaşık 1 kilo kadar. Tahminen 850 – 900 gr'da. Cüneyt'in balığından 1 tık küçük. Cüneyt, gösterme balığı dese de bizdeki hareketlenme, arabada bekleyenlere uyarı olup, çıkıyorlar arabadan ve yanımıza yerleşiyorlar. Atış açımız düşerken, tarayabildiğimiz alan da kısıtlanıyor.
Cüneyt yer değiştiriyor. 10 atış kadar sonra benim balıktan 1 tık küçük bir balık daha çıkartıyor yeni yerinde.
Biraz daha devam eden av sonucunda yanımdan ayrılıyor. Bende o gittikten yarım saat sonra, bir balık tatmin ettiğinden eve dönüyorum.
******************************************************************************
3. Av : Gene saati 04:40'a kurup, saat 16:00'da evden tek başıma çıkıyorum.
Gene aynı avlaktayım. Bu sefer kimse yok. Karşı kıyıda da 1 kişi var. Demek ki dün kalanlar bişey alamamışlar. Alsalar burada daha fazla insan olurdu. Kötüye işaret ama insan olmaması iyi.
Bir saatlik atışlar sonrasında envayi çeşit silikonu avlağa taktırıyorum. Benim tarafa bir arabanın gelmesiyle avlakta 3 kişi oluyoruz ama atış yapan yalnızca 1'i olduğundan pekte sorun olmuyor. Güneş devrildikten 45 dakika sonra gene bir balık oltamı yokluyor. Belli ki pek istediğim boyda değil. Rahatça çekiyorum. 30-35 cm arası bir balık. Canım da sıkılıyor tanıdık olmadığından avlakta durmaya niyetim olmadığından bu balığı da alıyorum ve biraz avlaktaki Bölcekli arkadaşla sohbet edip dönüşe geçiyorum. Hafta içi 2 hedef av, 2 balık.
Son avda görüşmek üzere.
Keyifli avlarınız olsun.