Kalama???

Konu, 'Makineler' kısmında ilhanmania tarafından paylaşıldı.

  1. skoylu

    skoylu Serdar KÖYLÜ

    Mesajlar:
    7.941
    Şehir:
    GEBZE
    Favori Kamış:
    Olta, başkası olmaz..
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
    Bunun sebebi, kalama konusunun bu topikte biraz eksik, yanlış vs. anlatılmış olmasıdır.

    Öncelikle elinizde ne var? Bir iğne, misina, kamış, makine ve siz. Bu bir zincir oluşturur. Bu zincirin kopma noktası neresidir? Elbette ki en zayıf halkası.

    Bu zayıf halka iğnede olabilir, sizde olabilirsiniz, adamı denize uçuran çok balık gördüm şahsen.

    Şimdi buradaki mesele nedir? Bir şeyin bir dayanma mukavemeti vardır. Siz veya misina, her ne olursa olsun. Bu mukavemeti aşacak yük uygularsanız, o şey kopar, kırılır vs. bir şey olur. Bunun iyi tarafı şudur, eğer bu mukavemeti aşmazsanız, o şey de hiç bir zaman kopmaz, en azından yük altında, yük sebebiyle.

    İşte kalama bunu sağlar. Bu iğne - misina - kamış - makine - balıkçı zincirinin kaldırabileceği yükten fazlası uygulanması durumunda bu yükü misinayı boşaltarak karşılar. Böylece zinciriniz kopmaz.

    Bu noktada kalamanın avantajı, karşıdaki yük uygulayana zincirin maksimum mukavemeti kadar gücü sürekli uygulayabiliyor olmasıdır. Elinizle bunu yapamazsınız. Teorik olarak yapabilsenizde, kesik parmaklar vs. ile başbaşa kalırsınız, pek mümkün olmaz. Üstelik el ile dayanabilecek tam yükü sağlamakta pek mümkün değildir. Çok usta olanlar belki makine kalamasına yakın randıman verebilir ama bu bir amatör balıkçı için kolay iş değildir.

    Şimdi sanırım kalama ne işe yarıyor anlaşılmıştır. Toparlarsak, kalama, iğnede balıkçıya kadar olan zincire hiç bir zaman kaldırabileceğinden fazla yük uygulanmamasını sağlıyor. Aynı zamanda bu zincire yük uygulayanın da sürekli bu maksimum yük altında kalmasını sağlıyor.

    Bunu şöyle ifade edelim. 1 kg yükü kaldırabilir misiniz? Elbette di mi? Peki bu yükü kaç metre taşıyabilirsiniz? Ne olacak, sabahtan akşama günler ve geceler boyu taşırsınız, sizi etkilemez.

    Peki 10kg olursa? 1 saat mi? 5 saat mi? 12 saat mi? Fiziğinize bağlı elbette.Peki 50 kg olursa? Ya 100kg?

    Siz balığa böyle bir sürekli yük uygulamakla, işte bu etkiyi sağlarsınız. Balık cüssesi, gücü vs. oranında bu yüke belli bir müddet dayanacaktır. Yük ne kadar fazlaysa o kadar az sürecektir bu dayanma durumu. İşte kalama, balığa o zincirin kaldırabileceği en büyük gücü uygulayabilmenizi sağlar.

    Eğer kalama çok gevşekse, balığa çok az yük biner. Balık bunu tıpkı 1 kg'yu taşıdığınız gibi umursamaz, onu etkilemez. Eğer çok sıkıysa, bu kez balığın uyguladığı zinciri koparacak gücün üzerindeki kuvvette de misina boşaltmaz ve sonuçta zincir kopar; ama iğne açılır, ama misina kopar, ama siz denize uçarsınız, bu ayrı mesele.

    Bu noktada takımlar iki klasmana ayrılır:

    * Hafif takım (Light Tackle) : Bu takımlarda, takımın çekeri her zaman sizin çekerinizden düşüktür. Kısaca, balığı size getirmekteki sorun, sizden sonraki zincir halkalarının zafiyetidir. Düşünmeniz gerekn bu zinciri korumak ve balığı zincirin öbür ucunda tutabilmektir.

    * Ağır takım (Heavy Tackle): Bu takımlarda aradaki zincir balık için problem değildir, yeterince güçlüdür. Sorun sizsiniz. Bu tip takımlarda zayıf halka avcıdır. Takım balık ile sizi aynı ringte tutan bir malzemedir sadece. Bir tarafta balık, diğer tarafta siz varsınız. Güreş başlar, kim güçlüyse o kazanır.

    Hafif takımlarda, kalama ayarı yapılırken iğneden makineye kadar zincirin en zayıf halkası tespit edilir ve onun dayanma gücünü aşmayacak şekilde kalama ayarlanır. Bunun en iyi yolu, takımın bir örneğini yapmak, iğneden bri yaylı teraziye bağlayıp çekmektir. Kaç kiloda koptu misina, iğne açıldı, fırdöndü su koyverdi bakılır. Diyelim ki 5 kg. Emniyet payı olarak, normal, uzayabilen misinalar için %10, örgü dyneema gibi uzamayanlar için %30 pay bırakılır. Normal misina için 4.5 kg, örgü için 3.5 kg mesela örneğimiz için.

    Makineden gelen misina tekrar yaylı teraziye bağlanır. Çekilir, çekilir, bu değer görülünce, kalama yavaş yavaş gevşetilir. Bir yerde makine açacak misina salmaya başlayacaktır. İşte bu yükte kalama gevşetme bırakılır. Böylece, bu dayanma kuvvetini asla aşamaz balık.

    Ağır takımlarda ise, ayar tecrübeye bağlıdır. Böyle pratik bir yolu yoktur. Çünkü burada güreş tutulacaktır. Bu güreş yerine göre saatler sürebilir. Kaç kiloluk yüke, kaç saat dayanabileceğiniz, sizin bilebileceğiniz bir husustur ancak. Buna göre kalama ayarı yapılır ve hatta makinede buna göre seçilir en başından. Ağır takım için olan makinelerde diğerleri gibi bir kalama olmaz. Bunlar bazen fix kalamalı olurlar, ayar yapılmaz. Bazıları, kalama için ayrı diskler vs. satarlar, verirler. Farklı bir disk takarak farklı bir kalama ayarı yapmış olursunuz.

    Bu, türlerin özelliklerine göre kalama davranışını belirleme meselesidir. Eşkina gibi yemi açıp taşın altına kaçacak balık için, takımın getireceği asli unsur bu sorunun karşılanmasıdır. Bu nedenle eşkinadan daha güçlü takım yapmanız elzem olur. Ve bu takım mesela 8 kg çekebilir, siz kalamayı mesela 7kg'ya ayarlarsınız olur biter. Eşkina vurunca, 7kg veremez genelde. böylece taşına altına kaçamaz. Eğer daha fazla kuvvet verirse, kalama devreye girer, balığı zorlar, taşın altına girmesiniz güçleştirir. Ama genede girerse? Peki kalama olmasaydı? Zaten takım o vurunca öyle güçlü kopup gitmeyecek miydi? Şu anda en azından elinizde öbür ucunda balık olan bir takım kaldı, eğer kalama olmasa, bu da olmayacaktı, doğru mu?

    Bazı balıklar, ki aslında pek çok balık bunu yapar, farklı davranış gösterir. Yemi alır, eğer yük hissederse geri bırakır. Bilhassa bırakmalı avlarda, yani yem atıp beklediğiniz avlarda bu bir sorundur, pek çok avın hissedilmeden kaçmasına sebep olur. At-çekte bu sorun pek olmaz, zira balık atlar atlamaz, siz çekmeye devam ediyor olursunuz, tasmayı yada asıl tasma için imkan sağlayacak olan iğnenin ucunun damağa batmasını sağlamış olursunuz. Üstelik hissettiğiniz anda, süratle tasmayı vurma şansınız yüksektir.

    Bu durumu önlemek için baitrunner denen, bazıların çift kalama vs. dediği makineler kullanılır. Bunlar, makarayı boşa alır. Böylece balık yemi alınca, ağırlık hissetmez. Siz baitrunneri kapatınca, makara sabitlenir ve iş kalamaya kalır.

    Balıkçılıkta, kesin %100, ak ve kara gibi net olan tek husus şudur: İnce takım avcı takımdır. Takımı inceltebilmenin de tek yolu, ama elle, ama makineyle, kalamayı etkili kullanmaktır. Eğer takımları ince, görünmez, yemi kasmaz, akıntıyı alıp balon yapmaz şekilde yaparsanız, balık yok denen yerdede balığı tutarsınız. Ve o ince takımla daha büyük balığı alabilmenin tek yolu, kalama verebilmektir, ama elle, ama makineyle. Tek fark, makinede bunun daha kolay olmasıdır, o kadar.

    Bir bilgi olarak ekleyeyim. Çapari ve/veya 3-4 köstekli takımlarda kalama genelde fayda etmez. Eğer iki kösteğe de balık gelirse, biri diğerine zıt çekip, köstekleri kolayca koparabilirler. Bu gibi takımların tek ilacı, misinalarını olas beklenen her avı taşıyacak, dayanacak kadar kalın, sağlam yapmaktır.
     
  2. eskina_man

    eskina_man Murat

    Yaş:
    48
    Mesajlar:
    2.399
    Şehir:
    İstanbul
    En İyi Avı:
    canlı bırakma yaptım, hala bekliyorum.
    Serdar Abi,

    Açıklayıcı bilgiler için teşekkür ederim.
    Biraz deneme yapmam gerekiyor bu konu üzerinde
     
  3. karayel

    karayel Yakup ERDEM

    Yaş:
    55
    Mesajlar:
    2.068
    Şehir:
    Sinop
    Favori Kamış:
    şeytan otası
    En İyi Avı:
    kaya balığı (1.5 gram) :)
    Şu çift kalama ayarlı makinenin (Bazıları bait runner diyor ya :)) nasıl çalıştığını siz de anlamadıysanız kim anlar Serdar reis.:)
    Onu kimse kapatmıyor, makinanın kolunu 1/8 (ya da her neyse) tur çevridiğinizde (ya da takımı elinize aldığınız anda desek te olur) kendisi kapanıyor.

    Zaten Off shore ve deep sea avcısının bir bataklık balığı olan sazanın takımlarını anlaması beklememek lazım :):D

    Hürmetler...

     
  4. 56562

    56562 xxx xxxxx

    Mesajlar:
    1.145
    Şehir:
    Apapa
    Değerli arkadaşlar;

    Uzun tanımına uygun yada fotoğraflı mesajlara cevap verirken, " ALINTI " yerine doğrudan " CEVAP YAZ " seçeneğini kullanmanızı rica ederiz.
     
  5. skoylu

    skoylu Serdar KÖYLÜ

    Mesajlar:
    7.941
    Şehir:
    GEBZE
    Favori Kamış:
    Olta, başkası olmaz..
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
    Yakup hocam, bazı makineler o şekilde. Bazıları ise değil, elle mandaldan kapatmak gerekiyor. Bende 2-3 tane var bunlardan, bir tanesi ancak mandaldan kapanıyor :(

    Örneğin, Emblem Pro için click'n run denen bir makara kapağı var. Bu mandallı, mandalı yatırmadıkça, kalama devreye girmiyor. Örneğin Mitchell Freerunner'lerde mandal hiç yok. Makaranın tepesinden basıyorsunuz, baitrunner devrede. Ancak sarmaya başlayınca geri çıkıyor. biz hackledik, makarayı geri çekince devreden çıktığını keşfettik, o ayrı bir konu.

    Her durumda, kalamanın devreye girmesi için bir şeyler yapmanız gerekiyor, ama kolu çevirip, ama mandalı kapatıp.

    baitrunner / çift kalama meselesi ise şöyle bir mesele. Bazı makineler çift kalamalı oluyor, ama bu "baitrunner" değil. Bunlarda, bir strike, yani vuruş kalaması, birde asıl kalama oluyor. Bu, makarayı boşa çıkarmaktan farklı bir şey. Tasmayı atabilmek için bazen daha zayıf, bazen daha güçlü kalama gerekiyor, bilhassa ağır takımlarda. Bu amaca yönelik bir mekanizması olan bilhassa çıkrıklar oluyor. Genelde tek bir kalama varken, bir mandal vs. ile bu kalamanın ayarı değiştiriliyor. Örneğin Shimano Tiagra'lar bu şekilde çift kalamalı makineler. Bunlar aynı zamanda makarayı boşa alıp "baitrunner" olarakta çalışabiliyor. Bazı spin makinelerde ise, baitrunner olmamasına rağmen, hem önde, hem arkadan kalama mevcut olabiliyor.

    Baitrunner, aslen, makarayı boşa alan sistem demek. Çok hafif bir makara freni var olsada, bu kalama görevini görmek için değil.

    Dual Drag ise birinin gidip bu isimle bir patent almış olması yüzünden, makinenin üzerine yazmakta sorun oluyor.

    Aslında konuyu son derece yüzeysel ele aldım. Örneğin, ciddi uzak atışlar filan yapıyorsanız, bu atışlarla da büyük balıklar yakalama planınız varsa, işin rengi bir hayli değişir. Teraziyi taktınız, ayarladınız kalamayı 5kg olarak.. Biraz misina boşaldı, makara çapı değişti. Çıkrık, kaldıraç, palanga vs. kaideleri gereğince sizin kalama bu kez çıkar 6-7 kg'ya. Misina sarımının çapı yarıya düşünce kalama kuvvetide iki misli artar. Bunu hesap etmeyen pek çok balıkçı, matematik ve fiziğin faydalı bilimler olduğunu tecrübe etmiştir.

    Bunun gibi püf noktaları var ama, karnım açtı, yemek vaktiydi, yazıda bayacak kadar uzamıştı. O nedenle bu detaylara girmek zor geldi, dedim bir parmak basan olursa, merak eden olursa, izah ederiz.
     
    Son düzenleme: 25 Eylül 2009
  6. ALİCO

    ALİCO AliCo

    Mesajlar:
    5.206
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    D.A.M El oltası
    Favori Makine:
    0,33 beden FC
    En İyi Avı:
    Herhalde Toriklerdir. Kofanalarda olabilir.ispendek 13,8 kg, Kırlangıçlar.vs.vs.
    Kaloma nasıl verilir:

    Kaloma her balığa verilmez. kaloma verilecek balıklar sınıflandırılması şöyledir:
    Hırçın balıkların hiçbirine kaloma verilmez. Örneğin lüfer kalomasız direkt çekmelisiniz. dip balıklarının hepsinde kaloma verilebilir. levrekte kaloma bolca verilir.

    Fakat bizler kaloma vereceksek eğer takımı bastıktan sonra ilk işimiz kurşunluğu kesmektir. ve arkasından tekrar salarız beden patlamasın diye yoksa kurşun takılır beden patlar.

    önce kurşundan kurtulmak şarttır. Kısaca dişli balıklar kalomaya gelmez
     
    Son düzenleme: 25 Eylül 2009
  7. karayel

    karayel Yakup ERDEM

    Yaş:
    55
    Mesajlar:
    2.068
    Şehir:
    Sinop
    Favori Kamış:
    şeytan otası
    En İyi Avı:
    kaya balığı (1.5 gram) :)
    Öncelikle afiyet şeker olsun.
    Vallahi siz üşenmeden yazacaksınız da biz okumaktan mı kaçacağız. Elinize kolunuza sağlık. Sayenizde elimize alıp incelemediğimiz bir sürü malzemenin özelliklerini öğreniyoruz. Her bilginin bir alıcısı vardır, bizim gibi sesli tepki veren de olur, bir roman huşusuyla okuyup arşivine kaldıran da. Zaten bu inanç olmasa insanda cevap verme, yazma hevesi de kalmaz sanırım. Tekrar teşekkürler.

    Ben biraz espriyle ele aldım fakat, düz marka (alba veya samurai) 0.15-0.18 mm misinayla 3.5 kg üstünde bir levreği alabilmenin tek yolu bahsettiğiniz gibi zincirin niteliğini bilmek ve bu niteliklere uygun kalama ayarı yapmakla mümkün olabildi. İster mekanik isterse hissi (elimizle verdiğimiz) olarak kalama ayarlıyalım, büyük balık - ince takım ikilisinin ayrılmaz parçası kalamadır.

    İşin okuma bölümünden sıkılan arkadaşlar için mümkün olduğunca hafif bir uslupla olaya yaklaştığım için, misinayı örnek verdim ve elimdeki beş-altı, yakın arkadaşlarımdaki 5-6 toplasan hepsi 10 çeşit makinedeki tecrübelerimle birşeyler açıklamaya çalıştım.

    Çift kalama çeşitlerini de burada sayenizde hem biz okuduk hem de forumun arşivine kazandırmış olduk.

    Genelde kalama ayarımı misinaya asılıp gerginlik hissine göre yaparım.

    İnce takım kullanmayı seven, ama malzemelerini balıktan sonra temizlemeyi çok sevmeyen biri olarak, misina arasında yada makara üzerine yapışmış bir balık pulunun bütün düzeni bozduğunu da iyi bilirim.
    Bu nedenle aldığımdan çok fazla kaçırdığım balık vardır. Maalesef tecrübe çok pahalı bir yemek. Ama öğrenmenin ve değişme/gelişmenin de sonu yok.
     
  8. karayel

    karayel Yakup ERDEM

    Yaş:
    55
    Mesajlar:
    2.068
    Şehir:
    Sinop
    Favori Kamış:
    şeytan otası
    En İyi Avı:
    kaya balığı (1.5 gram) :)
    Aynen dediğiniz gibi; Balığın kancayı yutmadığını varsayarak ve boşluk verip ikinci yudumunda dişlerle köstek bir araya gelmemesi için bu şart.

    Fakat dikkat ederdseniz Serdar beyin üzerinde durduğu zincir halkalarından kanca+köstek ikilisinin lüfere göre zayıf olmasına dayanarak "dişli balıklarda kaloma verilmez" diyoruz.

    Çelik köstek ve benzeri aksesuarlar kullanarak o zincir halkasını sağlamlaştırıp, yükü ikinci olası zayıf halka olan bedene indirdiğimizde kaloma vermenin bir mahsuru olmaz sanıyorum.

    Geleneksel olarak kalın takım kullanıp standart misina köstek uzun olta kullandığımızda hızlı ve düzenli çekmek şart.

     
  9. eskina_man

    eskina_man Murat

    Yaş:
    48
    Mesajlar:
    2.399
    Şehir:
    İstanbul
    En İyi Avı:
    canlı bırakma yaptım, hala bekliyorum.
    Ne güzel bir konu kafama takılmış,

    Yakup abi, Serdar abi sevgili Aliço' dan güzel bilgiler geldi teşekkürler, Herkesin ayrı bir deneyimi, tecrübesi veya hatasını paylaşmasıyla eksik halkalar bir bir yerine oturuyor,

    Atalar ne güzel demiş; "BİR ELİN NESİ VAR, İKİ ELİN SESİ VAR"

    Allahtan çok değişik çeşit ve marka makinem yokta denemesi kolay olacak, sonuçlar dan sizleri haberdar ederim,

    Saygılar
     
  10. skoylu

    skoylu Serdar KÖYLÜ

    Mesajlar:
    7.941
    Şehir:
    GEBZE
    Favori Kamış:
    Olta, başkası olmaz..
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
    Sevgili Alico, şurayı bir izlersen:

    http://www.videospin.it/giants.mpg

    Kofana yada sırtıkara neyse, nasıl kalama verildiğini görürsün. Bilhassa makineye yakın çekim olan yerlerde dikkat edersen, makaranın bol bol döndüğünü görebilirsin.

    Büyük balıkları ince takımla tutmanın başka bir yolu yok. Kalın takım yaparsın, dibe inmez, uzağa gitmez, balık tırsar, vurmaz.

    Tekrar söyleyeyim, elle bunun gibi bir balığa kalama yapabilmek gerçekten zordur, imkansız denebilir. Kamış + makine olmadan buna kalkışmak balığı kaçırmanın en basit yolu olacaktır. O nedenle el oltası kullanacak olana, seni dinlemesini şiddet ve hararetle tavsiye ederim. Kalın misina, kalın iğne vs. takacak, ona gelen balığı tutacaksın. Yada kamış, makine ve ince misina, ince/küçük iğne ile daha çok balığı tavlayacaksın.
     
  11. ALİCO

    ALİCO AliCo

    Mesajlar:
    5.206
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    D.A.M El oltası
    Favori Makine:
    0,33 beden FC
    En İyi Avı:
    Herhalde Toriklerdir. Kofanalarda olabilir.ispendek 13,8 kg, Kırlangıçlar.vs.vs.
    Üstadım lüfer tutmak için yol basit.
    iğneler üzerinde halka vs vs olması ise takımı hantallaştırır biz dikkat ederseniz. takımlarımızda halka ve 3 lü fırdöndü bile kullanmıyoruz o kasayı baştan aşağı 3 tane 0,45 misinayı örmek suretıyle uzun olta kasası yapıyoruz. sebebi ise halka fırdöndü ne kadar çok teferruat o kadar çok takımın ezilmesi dolanması bükülmesi ve zaman kaybı denizde bir takımın dolanması demek = 20 dakikaya bir bedenin kopması demek =30 dakika. takımlarda teferruat olmamalı. çok basit. bir lüfer takımı:

    0,70 el oltası arkasına kurşunluk ve bir fırdöndü. arkasına 0,45 0,50 cm kadar. bir fırdondü daha. arkasına 0,35 beden kofanamı geldi de çekmem dedi. torikmı atladıda ben gelmem yukarı dedi. demez. yoksa. bu kadar teferruat bu kadar uğraşı boş.

    Biz gagalık iğnesini oynar iğneyi dahi 0,35 beden üstüne 0,35 misina ile oynar yapıyoruz bağlarken. kısaca herşeyi kendinle özdeşleştirme 2 ucunuda yakarız misina salmaz kendını.

    Geçen gün avımızda lüfer gagalığa atladı ve yakalandı. aykırı dedim ne geliyor. bas bas takımı geldi. aldık içeri gagalıkta.

    sonuç: her zaman ince takım diyoruz ya. el oltalığı hep kalın olmalı su tutmaması için çoğu insan tersini bilir. beden hep ince ve çekerli olmalı iğne bağlarken esas iş burda yemin dönmemesi adına hantal biyik düğümler değil iğne ile beraber hareket serbestisi olacak düzenekler şart bizlere.

    Kamışta derseniz. kamıştada kaloma vermemek şarttır.

    ilk tasma. ben her zaman ilk tasmayı atarım. ve arkasından 1 kulaç çeker ikinci tasmayı atarım buna yol tasması denir ve bırakmaz asla.
     
  12. ALİCO

    ALİCO AliCo

    Mesajlar:
    5.206
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    D.A.M El oltası
    Favori Makine:
    0,33 beden FC
    En İyi Avı:
    Herhalde Toriklerdir. Kofanalarda olabilir.ispendek 13,8 kg, Kırlangıçlar.vs.vs.
    Sevgili serdar ben genele yazıyorum senden alıntı vs yaparak yazmıyorum video vs izlemekte isemıyorum. benım işim balık tutmak dedım ya oltacıyım ben. Kamışta kaloma verırım Lüfer alırım diyen kimse çıkamaz. olamz boyle birşey
     
  13. ALİCO

    ALİCO AliCo

    Mesajlar:
    5.206
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    D.A.M El oltası
    Favori Makine:
    0,33 beden FC
    En İyi Avı:
    Herhalde Toriklerdir. Kofanalarda olabilir.ispendek 13,8 kg, Kırlangıçlar.vs.vs.
    Yine bu son avlardan birinde av yapıyorum av yeri o kadar sığlık bir yerki. bedeni uzun tutmak daha mantıklı diye düşündüm ve bedeni 7,5 kulaç yaptım. yanı 2*7,5=15 metre kadar. en enteresanı. sounder 35 mt gosteriyor. benım ttakım 5,5 metreden geçiyor normal uzantısıyla beraber. ve her geçişte bir balık geliyor. bir balık geldi. o benı ben onu çekıyoruz. o kadar sağlam bir atlayış beden uzun ya. tam 15-20 metre uzaktan suyun üstüne fırladı. havadayken ben daha devam edıyoruz çekmeye balık havada yukarı fırlamış ben hala hadava çekiyorum düzelterek aldım kendisini. bir parça boşlasan yuruyup gidecek hareketi ağız havada açık iğne sağ yan yanakta ilk kalomada boşlayacak kesin. o çekti ben çektım derken fena değildi balık buda kaloma ustune 1 haftalık bir anı. bedenın uzunluğu neden dersenız gece tekneyı 5-5,5 metreye demirlemiştim. altımdan o kadar lüfer aktıkı gece sormayın o yuzden yemın arkasından bu kadar derinlikten yuruyordu.....
     
  14. skoylu

    skoylu Serdar KÖYLÜ

    Mesajlar:
    7.941
    Şehir:
    GEBZE
    Favori Kamış:
    Olta, başkası olmaz..
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
    Yakup hocam, affına sığınarak bir gözlemi mi ve tespitimi aktarayım.

    Lüfer'in ağzı boyunun 6'da biri. Ve yemi bütün yutmaya çalışmayıp kesip attığı için çok zaman (her zaman değil) genelde yutak öncesi bir yerlerden çeneden filan yakalanmış olarak gelir. Bu durumda, iğnenin saplanacağı en derin notka ile dişler arası, lüferin boyunun 1/6'sından daha fazla olamaz. Elbette bu "pek çok durumda" demek, %100 demek değil.

    Bu nedenle, eğer iğnenin dirsek ucundan lüfer boyunun 1/6'sı kadar kösteğe doğru gidersek, bu bölgenin dişlere dayanıklı olması elzemdir. Mesela, çelik tel olmalıdır, kalın misina olmalıdır, iğne bedeni uzun, aberdeen filan gib olmalıdır, dişler burayı kesemesin.

    Lüfer takımı ise, kabaca 30 cm boy diyorsak, bu iğnenin dirseğinden itibaren en az 5 cm'lik bölgenin çelik tel, kalın misina vs olması gerektiği demek. Bu optimum bölüm olacaktır, garanti olsun deniyorsa, mesela mide derinliği olan boyun 1/2'sine kadar bu kısım uzatılabilir, yani 30 cm lüfer için 15 cm.

    Dişe dayanıklı bölgenin bu kadar olması yeterlidir aslında. Gerek kalın misina, gerek çelik tel vs. yemin görünüşünü bozar, balığı ürkütür. Bu nedenle ne kadar azsa, o kadar iyi.

    Ama lüfer örneği için bir diğer sorun var. Lüfer sürü ile dolaşır. Sizin yeminizi çoğu zaman bir kaç lüfer birden görür. Biri erken davranır yemi kapar. Pek çok durumda siz çekerken o lüfer ve ağzındaki yarım yemin peşinde o diğerleri de yer alır. Eğer siz bir an boşluk verirseniz, ağzında iğne olan lüfer kafa atar(sa), misina boşluk alır, sallanır ve arkadaki lüferler bunun bir şey sanır. Bu elbette teori, ama bu gözümle gördüğüm bir şey, hemde defaten. Sanırım arkadaki, etraftaki lüferler, o salınan misinayı yarısı ısırılmış yemin ön tarafı filan sanıyor.

    Bu durumda, arkadaki lüfer, ok gibi, evet ok gibi, bu ne sürat dedirtecek şekilde, dosdoğru ağzında iğne olan balığın ağzının tam önüne dalıyor. Eğer burası misinaysa, hiç şansı yok, çünkü lüferin jilet gibi dişleri doğrudan misinaya dalmış oluyor. Sonuçta, msinayı kesen lüferler, araklarını dönüp halay çekerek uzaklaşıp gidiyorlar.

    İşte bu nedenle, lüferde boşluk vermemek çok kritik bir olay. Eğer boşluk verirsek, civardaki bir lüfere kesilecek misina göstermiş oluyoruz.

    Bunu elle sağlamak, hele hem kalama verip hemde boşluk bırakmamak cidden güç bir iş. ama düzgün bir kamış varsa, bir süspansiyon görevi görüp, son derece başarılı şekilde misinayı boşluksuz tutabiliyor. Ama buna güvenmek, lüferi hafife almak olacaktır, kamış işi kolaylar fakat gene boşluğu sürekli gözetmek size kalır. Fakat en azından artık sadece boşluğu gözetirsiniz, kalama ile uğraşmazsınız.

    Genelde, lüferin boşluk bulunca bedene/kösteğe atlayıp keseceği kabul ediliyor. Bu açıklama sonuçta bir şeyi değiştirmiyor. Sonuç olarak öyle yada böyle köstek/beden elden gidiyor, boşluk verince. Fakat, lüferin o fırlaması ile beraberki kurşun gibi hızını düşününce, lüferin önünden onun yetişemeyeceği hızda misina çekebilecek bir yiğidi anaların doğurmuş olabileceğini sanmıyorum. Yakalanan balık bir şekilde misinayı gözüne kestirseydi, onu yakalaması ve kesmesi hiç mesele olmazdı.
     
  15. skoylu

    skoylu Serdar KÖYLÜ

    Mesajlar:
    7.941
    Şehir:
    GEBZE
    Favori Kamış:
    Olta, başkası olmaz..
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
    :) :) :)

    Biz sana adamın nasıl kamışla ve kalama ile koca lüferi çektiğini gösteriyoruz, sen diyorsun olmaz böyle şey :) Adam filmini çekmiş koymuş, ne diyeyim ben daha?
     
  16. ALİCO

    ALİCO AliCo

    Mesajlar:
    5.206
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    D.A.M El oltası
    Favori Makine:
    0,33 beden FC
    En İyi Avı:
    Herhalde Toriklerdir. Kofanalarda olabilir.ispendek 13,8 kg, Kırlangıçlar.vs.vs.
    Adam çekıyor dıyorsun sen hiç çektınmı kalomalı lüfer yada burdakı arkadaşlardan birisi onu de bana.
     
  17. skoylu

    skoylu Serdar KÖYLÜ

    Mesajlar:
    7.941
    Şehir:
    GEBZE
    Favori Kamış:
    Olta, başkası olmaz..
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
    Çok. ama sen şimdi resim de resim dersin, onu göstersen gene öyle değil dersin.

    Benim lüfer işinde en kalın misinam 0.28 Cabelas Florocarbon misina. 8 lb, yani 3.5 kg çekeri var diyor. Lüfer koparamıyor gerçi ama bazen kofana zorlayınca kalamanın uykudan uyandığı oluyor.

    Fakat...

    Evet Alico, bu öyle şuradan birinin kamışı alıp ucuna 0.28 zayıf bir misina takıp makineyide kalama ayarı yaptıktan sonra sular seller gibi lüfer filan ne bulursa çekeceği anlamına gelmiyor. Bu ayrı bir şey. Ama işin teorisi, teknik tarafı bu. Bundan ötesi tecrübe, ustalıkla olacak iş.

    Geçen cumartesi mesela, kamışı durduğu yerden alıp denize götüren bir şey oldu. 0.20 misina vardı takımda, geç kaldığımız, kamışı kurtarmak için yatar pozisyonda olduğumuz vs. için takımı kestirdik gitti. Öyle kağıtta yazanı motamot yapınca bu iş otomatiğe bağlanmıyor elbette.
     
  18. ALİCO

    ALİCO AliCo

    Mesajlar:
    5.206
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    D.A.M El oltası
    Favori Makine:
    0,33 beden FC
    En İyi Avı:
    Herhalde Toriklerdir. Kofanalarda olabilir.ispendek 13,8 kg, Kırlangıçlar.vs.vs.
    Evet boyle dıyeceksın ınsanlara doğru şeylerı anlatacaksın. yoksa sana özel takımları anlatırsan burda bende mecburen palavra diyorum. Teorisi bu dersen anlamam teknik tarafı dersen onuda anlamam.

    3,5 kg çekerli misina dıyorsun hala bana arkadaşım benım 0,35 misinam 15kg850 gram çekıyor. neyın derdındesın. lüfer bu çinekop değil. zaten iri bir balığın dalışı bu kilogramdan çok çok fazla. biraz daha düşün ve çeker ayarlarını iyi belirle. hangi ustalık hangi tecrübe serdar bunu bana bi anlatsana Senmı Ustasın. müthiş tecrübenle ahkama devam edıyorsun. Benım çıraklarımdan en ufağı senden fazla lüfer tutmuştur herhalde.

    Ayrıca lüfer takımımı kesmesin dıyorsan ben bir konuşayım onlarla kesmesınler senın oltalarını..

    PS: Serdar balığa gidiyorum birazdan bana şans dile olurmu?
     
  19. skoylu

    skoylu Serdar KÖYLÜ

    Mesajlar:
    7.941
    Şehir:
    GEBZE
    Favori Kamış:
    Olta, başkası olmaz..
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
    Sanmam bir lüfer en fazla 2-2.5 kg kadar çekebiliyor tahminimce. Ama bunun önemi yok çok fazla. Benim kalama hemen her zaman 2.5 kg'ya ayarlıdır, daha fazlasıyla çekerse, misianyı boşaltır, biraz sonra da yorulur kendisi geri gelir.

    Öncelikle konumuz, "Kalama nedir, ne iştir?" Bende bu konu çerçevesinde kalmaya çalışıyorum. Bu temel bilgiyi edinen, gidip bir kaç lüfer kaçırır vs. belki ama belli bir av tecrübesine vs. sahipse, sahip olursa, o zaman bu bilgiler ona fayda edecektir zaten otomatikman.

    Balıkçıcın balığı hissedebilmesi lazım. Kamışı (yada el oltasını) elince alınca, kumda mı, taşda mı, süzülüyor mu, dibe mi yatıyor, vuran balık ne, şu anda yemi ne kadar aldı, tırtıklıyor mu, nasıl bir şey, yüklenirse kopar mı vs. hepsini anlaması lazım. Bu da ancak balık tuta tua gelişecek bir şey. Elbette bunları %100 anlamak imkanı olmayacaktır. Ama balıkçı o tecrübeyi edinince kendine güvenmeye başlar. Böylece çabuk ve bir hayli isabetli kararlar verebilir. Bu da, balığpı boşlaması gereken yerde zorlamasını, zorlaması gereken yerde boşlamamasını sağlar. İnsan tecrübesiz olunca, doğru yerde/zamanda doğru kararlar veremez, bu yazı okumakla filan edinilmez.
     
  20. skoylu

    skoylu Serdar KÖYLÜ

    Mesajlar:
    7.941
    Şehir:
    GEBZE
    Favori Kamış:
    Olta, başkası olmaz..
    En İyi Avı:
    Büyük beyaz; 7 mt. Güney Afrika Açıkları..
    Evet, neyin derdindeyiz: İnce takım derdindeyiz.

    Bizim derdimiz balık yemimize atlayınca onu kancaya geçirememek veya yukarı çekememek değil Alico. Bizim derdimiz balığın bizim yemimize gelmemesi. Biizm sen kadar bol vaktimiz, kocaman mazot tankı olan teknemiz filan yok. Bunu belki bin kere söylettin bana.

    Bizim derdimiz, 3 saat karayoluyla, 5 araça değişip gittiğimiz Sarayburnu'nda (mesela) bir taş bulup hasbel kader dikilebilmişsek, oradan geçen balığın nazına tahammül edemeyecek oluşumuz, işte hepsi bu.

    Balık naz etmesin, yeme atlasın, ötesi kolay, biz onu nasılsa çekeriz, kalamayla filan bir şekilde.