Sabah sabah açtım malzeme çantamı ufak ufak düzenliyordum. Aslında düzenlemek değilde hepimizin sevdiği gibi malzemelerimle oynuyordum
5 yaşındaki kızım geldi yanıma ve her zamanki gibi "Baba bu ne? Şuna bakabilirmiyim?" gibi hiç bitmeyen sorular sormaya başladı. Aslında bu halini çok seviyorum.Bütün tamir,av ve balık malzemelerimin isimlerini tek tek bilen bir kızımın olmasından daha güzel ne var
Derken "Bak sana ilginç birşey göstereyim" deyip çaparilerimi sardığım kırık köpük parçalarını metal bir kaba koydum ve üzerine tiner döküp erittim. Turuncu mavi pembe köpükler erirken kızımda şaşkınlıkla bakıyordu. O çirkin köpüklerden miniminnacık oyun hamurları elde etmiştik
İşte o an kızımın gözleri yine parladı. Bir solukta kurduğu cümleyi size aktarmak istedim.Kendi sordu kendi cevapladı:
"Babaaaaa
(Böyle uzatmasına bayılıyorum) Balık ne yer ? Solucan
Bak bundan solucan yapsana. İçindenden ip
geçirip iğne tak
Balık solucanı yemeye gelince !!! Tık. Hem tahtayla balık yapacağına bundan birsürü eritip yapabilirsin."
Hemen iki solucan yaptım
Aynen kızımın dediği gibi içinden iğneyi de geçirdim. Kuruduğunda solucan çıkmayacak kadar sertti. Üstelik hamuruna sazan çeken spreylerdende ekleyebilirdim. Kızımın fikri teorik olarak işe yaramıştı. Pratiği denemek lazım ama benim için önemli olan 5 yaşındaki kızımdan çıkan bu fikirdi. Çelik telli hırsızlı lüfer takımıyla da güzel rapalalar yapabilirdim. Belki bir ısırıkta lüfer bunu paramparça edebilirdi ama içindeki çelik tel sayesinde kaçması zordu. Öğleden sonra da rapalayı deneyeceğim. Maalesef fotoğraf paylaşamıyorum çünkü makinem bozuk. Saygılar.
"Babaaaaa
Hemen iki solucan yaptım