Bu kadar tartışmaya birkaç kelam da ben etmek isterim. Ustalarımız kadar engin bir tecrübeye sahip olmasak da söyleyeceklerimiz elbet vardır.
Lüfere "kalama" verilir mi? Eğer klasik yöntemlerle avlanıyorsanız. Düz uzun pala kanca, mantarlı ya da değil... kesinlikle verilmez. Verilirse ne olur? Lüferin ağız yapısı diğer birçok balığın aksine daha narindir. Tasmaladığınızda balık iğneye binmişse de iğnenin tasmalanması ve çekilmesi neticesinde battığı yeri az da olsa genişletmiş demektir. Yani iğnenin çıkabilmesi için gerekli olan boşluk iğne yuvasında oluşmuş demektir. Dolayısı ile boşluk (ya da kalama) verdiğinizde düz kancanızın boşluktan kolaylıkla çıkması muhtemeldir. Ama bu demek değildir ki her kalama verildiğinde balık kurtulacaktır. Sadece kaçma ihtimali artacaktır.
Peki Kalama verilmediğinde nasıl çekilmelidir? Öyle "har har" da değil. Burada ustalık devreye giriyor. Bir önceki paragrafta dediğim gibi narin bir ağız yapısına sahip olduğundan ağzını yırtmamak çok önemlidir. Zaten Lüferin özellikle spin takımlarla avcılığı sırasında suyun üstünde attığı taklalar sonucunda ağzının yırtılarak kurtulması sıklıkla meydana gelen bir durumdur. Bunu bir çoğu boşluk vermeden olduğunu zanneder. Mümkün olduğu kadar balığı zorlamadan ve boşluğa mahal vermeden yavaş bir şekilde çekilmedilir. Bu sırada kamış hareketleri ile misinanın gerginliği sağlanmalıdır. Böylelikle mutlu sona ulaşılacaktır.
Durumu aslında en iyi elle zoka kullananlar kavrayacaklardır. Zoka ile avcılık bana göre en zevklisi ve en çok tecrübe gerektirenidir. Lüfer zokaya bindiğinde o misinanın gerginliğini sağlayamaz ve çekim ritmini kaçırırsanız yine balığın kurtulma ihtimali artacaktır.
Circle iğnelerle durum nasıldır bilemiyorum. Tecrübe etmedim. Ama Alico Ağabeyimizin de belirttiği gibi bu kadar asil bir balık biraz da saygıyı hak ediyor. Bu uğraşı vermek ve ona kesinlikle bir kaçma şansı tanımak Amatör bir avcının bana göre boynunun borcudur. Aynı zamanda bu şekilde yapılan avcılık daha da zevkli hale dönüşecektir. Circle iğnelerin balığı kaçırmayacağı doğrudur ama bence düz uzun pala iğnelerle balığı zokalama şansı daha fazla. Circle iğne düz iğneye göre zımbalamalarda daha çok ıskalayacaktır.
Öncelikle, kalama meselesi. Lüfer diyoruz. Bu eti budu olsun 1 kg olmayan bir balık. Kalama vermeye filan gerek olmaz buna. Haa, kofana olur, sırtıkara olur o başka. Zaten makina kullanırken, hiç bir zaman kalama kafadan sıkılı kullanılmaz. Kalama, misina, iğne vs. herneyse en zayıf olan şey, onun dayanabileceği limite ulaşmadan kalama salacak şekilde makine ayarlı olmalıdır, her zaman, her avda.
Kalama isteyen bir balık gelirse, zaten ayarlı olan kalama işini zaten görecektir otomatik olarak.
Gelelim iğne meselesine. Bizim iğnelerde ilk mesele, damak. Damak bilinenin aksine, yakalanan balığı değil, yemi iğnede tutmaya yarar. Özellikle lüfer gibi sert çeneli bir balıkta bu özellik daha çok öne çıkar. Bizim iğnelerin damağı büyük genelde. Bu damak hayvanın dudağına saplanacak, bunun için sağlam bir tasma koymanız lazım bir. Bu damak o sağlam tasmayla çok sert şekilde kemik gibi olan lüferin çenesine girecek, orayı kıracak, kocaman bir yırtık açacak bu iki. Sonuçta bu damak oradan kolayca geri çıkabilecektir, çünkü damağın geçmesi için haddinden fazla delik açılmıştır çenede.
Şimdi bizim mevcut iğnelere bir bakalım. Dirsekleri gayet düzgün bir çember gibi. Ve sapları çok uzun. Bu yapı, canlı yemleri canlı tutmak için idealdir. Canlı yeme takarken onu çok az hırpalar o kavisli dirsek. Peki çenesi son derece güçlü olan balığın alt çenesine bu iğne saplanınca, balıkta ağzını güçlüce sıkınca, üst dişleri nereye denk gelir? Elbette iğnenin ortasına. O anda balığın Yukarı ve geri hamle yaptığını düşünün. Otomatikman bu çok rahat giren iğne, aynı rahatlıkta balığın ağzından çıkmaz mı? Zira uzun pala sapı, kaldıraç gibi davranır, balığın alt çenesinden destek alıp, ucu yerinden çıkmaya zorlar.
Bu hareketi çupra filan da yapar, lüferde. Çupra bilhassa, çeneyi öyle sağlam sıkar ki, iğneyi kırar gider böyle yaparak. Lüfer ise, iğneden kurtulur. O yüzden bunlar için, böyle uzun saplı iğneler balığı tutmakta çok başarılı değildir. İşte vurduda alamadık, yem kestirdik vs. hikayelerinin çoğu, bu uzun pala iğne kullanma inadımızdan kaynaklanır.
Kısa pala iğnede iğnenin dışarıda kalan kısmı bu hareketi yaptıracak kadar boyda değildir, bu bir. İkincisi, iğnenin kısa pala olması otomatikman onu bu işte daha başarılı kılmaz. Ama dirseği çember gibi olmayan, keskin kıvrımlı iğnelerde, çene tam kıvrım noktasına oturur. Balık ne tarafa fişeklesede iğneden kolay kolay kurtulamaz. Sapı kısa olduğundan, iğne genelde ağzın içinde kalır. Dahası, o dirsek şekli nedeniyle, balık ısırdığı anda iğnenin ucu çeneye döner, tasmalamak daha kolay olur, çoğu zaman gerekmez bile.
Bilen bilir, rezistans teliyle yaparım takımları. Lüferin ağzından takımı çkardığımda, o telin nasıl eciş bücüş, ağlanacak hale geldiğini görseydiniz, uzun pala iğnenin neden kolayca lüferi bırakabileceğini anlamak zor olmazdı.
Ama siz balığa o ters fişeklemeyi yaptırmayacak usturupla çekerseniz, elbette bu bir sorun olmaz. Diğer yandan, yemin aksiyon yapması için, iğnenin, takımın hafif olması elzem. İnce kısa pala iğne, haliyle daha hafif takım olacaktır. Arayı rezistans teliyle yaparsınız, hem sağlam, hem olabilecek en hafif takım olur. Umi tanago ve keiryular, çok ince telden iğnelerdir. toplam ağırlık, normal iğnenin biri kadar ancak tutar. Ki bunu teraziyle ölçüp biçmiş biri olarak söylüyorum. Mesela:
O iğneyi öyle açtığı halde kurtulamayan şey ayrı mesele. Ama bazen takımı hafifletmek için, böyle iğnelere mantar desteği yaptığımız oluyor. Bu kadar önemli o hafiflik. Bu mantar o iğneyi yüzdüremiyor elbette, ama baya hafifletiyor.
Pek çoğu, bunları kör teori olarak yazdığımızı düşünüyor. Ama tüm bunlar defaten test edilmiş, pratikte neyin ne olduğu, defalarca görülmüş şeyler.
Birde şu var, bu çok karıştırılıyor. Balıkçılık iki türlüdür. Birisi "Still Fishing". Yani durağan balıkçılık. Yani yemin durduğu, hareket etmediği durum. Birde "trolling" yani yemin sürekli çekildiği balıkçılık.
Durağan balıkçılık bilhassa kıyıda uygulanan yöntem. Yada tekneyi demirleyip yapılan şey. Bu noktada geçerli olan daha iyi durumlar, hareketli balıkçılıkta tam tersi oluyor. Mesela, uzun olta için kullandığımız o tam boy zargana, durağan balıkçılıkta hiç fayda etmiyor, en azından çok akıntılı bir yer değilse.
Hareketli balıkçılıkta etkili olan bazı çözümler, durağan balıkçılıkta tersine dezavantaj olabiliyor. Bu da çok unutuluyor, çok karıştırılıyor. Örneğin, durağan balıkçılıkta en iyi neticeyi, ucu kıvrık olan iğneler verirken, hareketli balıkçılıkta tam tersine, ucu düz iğneler iyi netice veriyor. Benzer şekilde, yukardaki gibi çapraz iğneler durağan balıkçılıkta çok faydalı olabilirken, hareketli balıkçılıkta başa bela oluveriyor. İki tür balıkçılığı ayrı ayrı düşünmek lazım.