N@mık
senior member
- Yaş
- 56
- Şehir
- Batı Akdeniz
- Favori Kamış
- Bilgi, Deneyim, Emek, Sabır ve Nasib
- En iyi avı
- Kocaman bir hayaldi kaçan
İş dolayısıyla 20 gündür Marmaris Yalancıboğaz’ daydım. İlk keşif gezilerimde burayı incelemiş hazırlıklarımı yapıp balığa zaman ayırmak üzere gitmiştim.
Haritada Datça’ da kıyıya çok yakın 100mt’den 500 mt’lere inen derinlikler bulmuştum. Amacım burada derin su denemekti. İlk işim Datça’ya gidip buraya en yakın liman ve barınaktan nasıl ulaşabileceğimi nerede ne şartlarla tekne bulacağımı araştırdım. Ama olmadı. Davulun sesi haritadan gözüktüğü gibi değilmiş. Balık malzemelerinin kırtasiyelerde satıldığını teknelerinse pek balık turuna çıkmak niyetinde olmadıklarını öğrenip geri döndüm.
Sırada Akyaka’da Akyaya sırtı çekmek vardı ama o da olmadı.
Ama kendi mesleğimle de ilgili olarak Nail Çakırhan’ın ön ayak olduğu Akyaka Evlerinin ahşap mimarisine de hayran kaldım.
Açılış günü yıkılan ve yeniden yapılan Azmak köprüsünü de hiç beğenmedim.
Ama Akyaka’da Balık ekmek yemek daha bir keyifli.
Marmaris’te kafama göre tekne ve tekneci aradım onda da başarılı olmadım. Balıkçı tekneleri genelde parakatla iştikal edip yakaladıkları lagos ve sinoları iyi fiyatlardan turistik teknelere satmakla meşkuldüler. Taş üstü veya kerteriz bilmeyen turistik turlarsa zaten benlik değildi. Gerçi kişi başı yalnızca 100 Eur gibi makul fiyattan mırmır lapa ketezesine çıkıp sinek iğne takılı kötekleriyle ve tam donanımlı Alba 80 gr atarlı kamışlarıyla tanıtım resimlerdeki 50kg lık kılıç ve 6 kg lık sinoların çekildiğini söyleseler de ben adamların günahını alıp inanmadım
Neyse ki benden önce oraya gitmiş elektrik taşeronu arkadaşlarımın, sinek iğne ve 0,20 misinayla 1,5 kg bir sino ve bir kg lık bir mercan almaları beni sevindiriyordu. Hemen daha önceden hazırlayıp geldiğim iskele tertibatımı kurup “Onlar onu aldıysa ben bu iskeleden Ohoooo” derken ilk 5 dakika içinde havyarı karnından taşmış bir gariban geldi ve “bu gün pazar tatildeyim” deyip geri saldım.
Sonra ki 4 gün sudan hiç çıkmayan, iş aralarında kontrole gittiğim oltalarının yemleri bile bozulmamıştı..? Ketezeden bir şey çıkmayacaktı. Fantezilere de zaman vardı zaten.
Daha sonra otel personelinden bilgi toplayıp 30 mt kadar sağ tarafta kayaların olduğunu ve oradan lagos vurduklarını öğrendim ve oltanın birini 400 gr kurşun ve sırtı kamışıyla oraya fırlatmaya başladım. Gergin ve eğimli duran ipe 1,5 mt lik bir kösteğin ucuna ince ve büyük bir iğne ve akşam üstü keyif avı yapan çalışanların avladığı gupeslerden canlı canlı takarak. Kılipsli bir fırdöndü ile iliştirip aynı klipse birde küçük fırdöndülü kurşun takıp saldım. Canlı yem yavaş yavaş, eğim ve kilipsteki kurşunun ağırlığıyla aşağıya doğru gidiyordu( Asansör sistemi)
Defalarca denemiş olamama, oltanın ve yemin orada gecelerce durmasına rağmen bu da sonuç vermemişti.
Namık ağabeylerinin foyası yavaş yavaş meydana çıkıyordu ve hemen bir şeyler yapmalıydım.
Haritada Datça’ da kıyıya çok yakın 100mt’den 500 mt’lere inen derinlikler bulmuştum. Amacım burada derin su denemekti. İlk işim Datça’ya gidip buraya en yakın liman ve barınaktan nasıl ulaşabileceğimi nerede ne şartlarla tekne bulacağımı araştırdım. Ama olmadı. Davulun sesi haritadan gözüktüğü gibi değilmiş. Balık malzemelerinin kırtasiyelerde satıldığını teknelerinse pek balık turuna çıkmak niyetinde olmadıklarını öğrenip geri döndüm.
Sırada Akyaka’da Akyaya sırtı çekmek vardı ama o da olmadı.
Ama kendi mesleğimle de ilgili olarak Nail Çakırhan’ın ön ayak olduğu Akyaka Evlerinin ahşap mimarisine de hayran kaldım.
Açılış günü yıkılan ve yeniden yapılan Azmak köprüsünü de hiç beğenmedim.
Ama Akyaka’da Balık ekmek yemek daha bir keyifli.
Marmaris’te kafama göre tekne ve tekneci aradım onda da başarılı olmadım. Balıkçı tekneleri genelde parakatla iştikal edip yakaladıkları lagos ve sinoları iyi fiyatlardan turistik teknelere satmakla meşkuldüler. Taş üstü veya kerteriz bilmeyen turistik turlarsa zaten benlik değildi. Gerçi kişi başı yalnızca 100 Eur gibi makul fiyattan mırmır lapa ketezesine çıkıp sinek iğne takılı kötekleriyle ve tam donanımlı Alba 80 gr atarlı kamışlarıyla tanıtım resimlerdeki 50kg lık kılıç ve 6 kg lık sinoların çekildiğini söyleseler de ben adamların günahını alıp inanmadım
Neyse ki benden önce oraya gitmiş elektrik taşeronu arkadaşlarımın, sinek iğne ve 0,20 misinayla 1,5 kg bir sino ve bir kg lık bir mercan almaları beni sevindiriyordu. Hemen daha önceden hazırlayıp geldiğim iskele tertibatımı kurup “Onlar onu aldıysa ben bu iskeleden Ohoooo” derken ilk 5 dakika içinde havyarı karnından taşmış bir gariban geldi ve “bu gün pazar tatildeyim” deyip geri saldım.
Sonra ki 4 gün sudan hiç çıkmayan, iş aralarında kontrole gittiğim oltalarının yemleri bile bozulmamıştı..? Ketezeden bir şey çıkmayacaktı. Fantezilere de zaman vardı zaten.
Daha sonra otel personelinden bilgi toplayıp 30 mt kadar sağ tarafta kayaların olduğunu ve oradan lagos vurduklarını öğrendim ve oltanın birini 400 gr kurşun ve sırtı kamışıyla oraya fırlatmaya başladım. Gergin ve eğimli duran ipe 1,5 mt lik bir kösteğin ucuna ince ve büyük bir iğne ve akşam üstü keyif avı yapan çalışanların avladığı gupeslerden canlı canlı takarak. Kılipsli bir fırdöndü ile iliştirip aynı klipse birde küçük fırdöndülü kurşun takıp saldım. Canlı yem yavaş yavaş, eğim ve kilipsteki kurşunun ağırlığıyla aşağıya doğru gidiyordu( Asansör sistemi)
Defalarca denemiş olamama, oltanın ve yemin orada gecelerce durmasına rağmen bu da sonuç vermemişti.
Namık ağabeylerinin foyası yavaş yavaş meydana çıkıyordu ve hemen bir şeyler yapmalıydım.
Son düzenleme: