Bir iddia var; deniyor ki, boğazda lüfere yemleme olmaz, çünkü dehşetengiz akıntı var.
Bir zamanlarda bir iddia daha vardı: Havadan ağırız, uçamayız. Ama bugün uçmayı kanıksadık, aya bile gittik.
Olmaz diyerek kestirip atmak, bir nimeti ayakla itmek demektir. Olacaksa, nasıl olacak, bunu iyice araştırmadan düşünmeden, başka yollar denemeden böyle yapmak insanı aya çıkaran ruhuna terstir.
O nedenle, biraz düşünmek lazım. Boğazda yemleme nasıl yapılmalı?
Elimizde olanlar şunlar:
İlk balık kilyos taşlarında patlar ve arkasından Kilyos taşı ve rumeli fener taşında güzergahını izler. aşağı doğru garipçe büyükdere ve direkt olarak yeniköyü bulur bu güzergah üzerinde bolca av verir.
Eğer anadoludan akmaya başladıysa ki genel rotası budur. O zaman eşek adası üzerinden kendini Umuryeri taşlıklarında bulur. Orada İlk balık tutulmaya başlanır Boğaz içinde. fakat burda artık o denli yüzerki. burda bulunan istavrit ve izmaritin arkasından yürüdüğü için İzmarit ana yemi olmuştur. Burada umuryerinde İzmarit gancur ve istavrit hele hele şakşak yem çok iş yapar. O rotadan devam ederek. askeriyenin önünden paşabahçe koyuna çok az bir kısmı yayılır paşabahçe ada üstünde çok az bir miktarda av verir Anck eylül sonlarına doğru gece yemlisi ile bolca lüfe yakalanırdı eskinden.
Ancak Umuryerinden geçen lüferler kanal sularıyla beraber direkt olarak mobil önünden Yeniköye ulaşır. yeniköyden sora ise avrupa kıyılarından harekete
Sarayburnuna kadar yürür. artık meranın içerisine girmiştir. ve en hareketli yem önünde zargana bulunmaktadır. ve bu hareket insafsızca saldırarak av arar.
Bu bilgi gayet güvenilir bir bilgi, bilse bilse alico bilir zaten. Ama bu bilgi değil, bir gözlem, bir veri. Bu veriyi önce bir iyi analiz etmek lazım.
Satır arasında ilginç bilgiler var. Örneğin, balık umuryeri'nden sonra çıkıyor, küt kendini yeniköy'e atıyor. Arada "oyalanmıyor".
Öncelikle, ben çok lüfer seyrettim. Ama dibe kamera indirip, ama yüzeyden, hiç lüferlerin elinde bir harita filan görmedim. O kadar deniz dibi filmi filan izledik. Sağa sola dikilmiş işaret levhaları, üzerinde, "Yeniköy" yazan sağa oklar filan da yok.
O zaman bu balık nasıl biliyor yeniköy'e gelmeyi? Lüferin umuryerinden çıkınca, yeniköye gitmek gibi bir fikri, bir niyeti olmayacağı açık. Lüfer, şu mekana gidelim diyerek yola çıkmıyor. Bir şeyler onu o tarafa gitmeye yönlendiriyor. Yeniköy'e varana kadar bir şeyler durma devam derken, yeniköy'de tamam burada oyalan diyor.
Öncelikle yapmamız gereken şey bu gizemi çözmek. Neden balık umuryerinden yeniköye kadar 3 km'lik alanda oyalanmayıp, burada oyalanıyor? Burada bulduğu şey ne acaba, başında oyalanıp av veriyor?
Balık bu 3 km yolu nerden, nasıl katediyor?
Bunu sayılan diğer avlaklar içinde yapabiliriz elbette. Buralarda aşağı kaya yengeçleri ile yukarı kaya yengeçleri arası futbol maçlarını izlemek yada karides balesinin matinesine katılmak için kalmadıkları muhakkak. Neden oyalanacaklar, yiyecek bir şey buldular da ondan. Bunun başka bir anlamı olamaz herhalde.
O halde, eğer biz lüferin nereden gittiğini bulursak, bu güzergahı lüfere gösteren etmeni, akıntı vs. neyse bulursak, bu bilgiyi kullanıp doğru bir yemleme ile lüferi bu meraların dışında da oyalanmaya zorlayıp, avantamızı alabiliriz.
Elbette bunu iyi düşünmek lazım. Bir çekicimiz oldu diye, illa her şeyi çivi niyetine görmek zorunda değiliz. Zaten -mesela- Yeniköy'de balık doğal olarak yemleniyor, neden bir de biz yemleme yapacağız diye uğraşalım? Bu konuda bir karar vermek gerekiyor, ki bu size kalmış.
Benim aklımda buna dair bir takım varsayımlar mevcut. Ama bunların doğru olduklarını iddia edemem, test etmek, doğrulamak gerekiyor.
Şimdi haritayı açın bakın. İşte harita:
http://img100.imageshack.us/img100/315/2921istanbulbogazi.jpg
Çok kocaman olduğu için, resim olarak eklemiyorum. Şimdi bakalım, ilk durak kilyos. Haritada yok, yada ben göremedim. İnelim, inelim, kıyıları takip edin. Mavi bölge, 10m'den düşük derinlik. Turkuaz rengi ise, 20m'den düşük derinlik. Beyaz 20m ve yukarısı derinlik.
Takip edin, bakın ve görün: Umuryerinde derinlik, 20m civarındadır. Oradan yeniköye doğru gidin, nerde biraz oyalanırmış, paşabahçe'de. Orada de derinlik 20m civarında. Bakıyoruz, bakıyoruz, yeniköy'e geliyoruz, derinlik gene 20m civarı. Gidin, Sarayburnu'na kadar, lüferin en bol av verdiği yerlerde derinliği genel olarak 20m civarı olarak bulursunuz.
Biraz harita okumaya aşina gözler şunu hemen farkedecektir. Lüferin oyalandığı yerler, dipteki 20m civarı derinlik olan düzlükler. Peki lüferin neden 20m civarı düzlük saplantısı var olaki? Bilemeyiz, ama tahmin edebiliriz. Bu boğazın suyuna bakarsak, allta tuzlu, yoğun ve 14 C sıcaklıkta, oksijeni az akdeniz suyu, üstünde de karadenizden gelen, az tuzlu, besin ve oksijen zengini bir su kütlesi görürüz. İkisi 20m civarında bir haloklin oluşturur. 20m derinlikte, birden su ortamı ani ve sert bir değişim gösterir.
Şimdi siz lüfersiniz, lay lay lom yüze yüze gidiyorsunuz, sıcacık 20 derece, tuzu az, gözleri yakmayan formüllü suda, biraz dalıyorsunuz, ki güdüleriniz size dibe bak, tekri filan bulursun şeklinde dürtüyor, amanin, o da ne, "buz gibi" soğuk zehir gibi tuzlu akdeniz suyu, aman aman uzak olsun diyorsunuz ve bu katmanın üstünden boğazı katediyorsunuz. Dibe doğru gittikçe akdeniz suyu size yukarı, yukarda gittikçede nefis ziyafet sofrası dipte diyen güdüleriniz aşağı itiyor, sizde 20m seviyesinde bu iki etmen nedeniyle kalıp, gidiyor, gidiyorsunuz. Ve cenneti buluyorsunuz, 20m derinlikte, şahane dip toprağı.. Kıt'a dur, yayılma posizyonu al, yayılmaya başla.. İşte o nedenle, o kadar yerde bir şey olmazken, umuryerinde lüfer birden gökten zembille inmiş gibi görünüveriyor. Orada biraz talim yapıyor, gene güdüleri ile 20m derinliği takip ederek paşabahçe civarına ulaşıyor. Ama burada geniş düzlükler yok bu derinlikte. Ufak tümsekler var. O nedenle burada çok fazla oylanamıyor ve doğruca yeniköy'e.. Sanmıyorum hespide burnunu yeniköye diksin. Bir kısmı anadolu kıyısından akıp, bir kısmı suyun ortasından süzülüp aşağılara iniyor, bir kısmı ise karşılayıp yeniköydeki diğer düzlüğe gelip orad gene yayılmaya başlıyor, dibi buldu, hemde su sıcak, tuz da yok, bundan iyisi şamda kayısı.
Bu varsayım, bir kaç tutarlı veriye dayanıyor, en başta Alico'dan öğrendiğimiz. Bazı itirazlar olacaktır. Öncelikle, lüfer 20m derinlik çizgisini takip ederek gider dediğimizde, iyide biz lüferi 35 metrede tututoruz, 6m'de tutuyoruz denecektir. Lüfer bu derinliklerdeki sularda da güzelce yaşayabilecek bir canlı. Buralara inmeyecek, çıkmayacak diye bir şey olmaz bu nedenle. dib seviyesini takip edip bu derinliklere, rahat rahat inip çıkabilir. Özellikle önünde bir koku izi, bir yem sürüsü vs. varsa.
Kısaca, bu bilgi, lüferin 20m derinlikte seyahat ettiğini izah için bir bilgi. Makul seviyede tutarlı. Ve şunu unutmayalım, 20m dediğimiz, takribi derinlik, 18 ... 22 m arası bir kuşak gibi değerlendirmek doğru olacaktır.
Bu bilgi, ki bir teori bile değildir. Bir varsayım olarak, bize şöyle bir imkan sağlar. Eğer biz bilinen avlakların dışında lüferi arıyorsak, 20m'den sığ yerlere bakacağız. Lüferin geçiş yolu olan yeniköy - umuryeri arası gibi yerlerde ise, suyun ortasına, 20m derinliğe bakacağız.
Bu fikir, bize yemleme yapmak için anlamlı bir dayanak noktası sunar. Eğer karaköy önlerindeki 30 - 40m arası derinlik ve nispi az akıntılı olan bölgede, gidip dipte lüfere yemleme yaparsak, netice almamız pek mümkün olmayacaktır. Ama aynı yerde, bir şekilde 20m civarı derinliğe yemleme yapabilirsek, oradan geçen lüferleri çekebilecek bir koku izi oluşturma imkanımız olabilir.
Suyun ortasına yemleme yapmak pek çok açıdan güç bir mesele. Hele güçlü akıntı olan bu bölgede.
Öncelikle, bu tür pelajikler için yemleme bir avuç yemi aşan bir şeydir. Kilolar ile başlamak gerekir. 5 kg hamsi, makul bir başlangıç noktasıdır. Gidip, yem olarak aldığımız yarım kilo hamsinin yarısını kadın çorabına tıkıştırmak gibi beyhude bir eylemle denizin ortasına yemleme yapamazsınız.
Sorun, bu 5 kg'luk yemi, lüferi ürkütmeden suyun ortasına koyabilmektir. Bu amaçla en iyi yöntem, hidrodinamiği düzgün, füze gibi bir şey yapmak olacaktır. Aklıma gelen, sağda solda bulunabilen saydam PVC ambalaj boruları. PET şişelerin etrafı halkalıdır, buralar çok sürükleme yaratır, işimizi görmez. Bu borulardan ince bir tanesi, bir ucu sivri olacak şekilde kullanılabilir. Düzgün bir kanatçık yapılır, ağırlık merkeziyle dengelenip, yatay durması sağlanırsa, görünürlüğü çok az olacak, lüferi daha az ürkütecektir. 4-5 kg'luk bir kurşun bağlanır. biraz ötesine de bu düzenek. İçine bolca yem doldurulur. 20m derinliğe bırakılır. Gerisini akıntı halleder.
Sorun, bunu yapmaya değer mi? Öncelikle bunu yaparsak netice alırmıyız, bu bir muamma. Şimdi hemen pek çokları hiç bir halta yaramaz diyecek, peşinen reddeceklerdir. Bu, buradan gelebilecek olası avantajıda, yani bir şansı peşinen reddetmek demektir. Eğer bu şansı kullanmayı düşünüyorsak, önce gidip bunu denemeliyiz. Deneriz bakarız, neticesini görmeye çalışırız. Yeterli test yapınca bir duruma bakarız. Deriz ki, bunun hiç bir halta faydası yok. Yada şöyle şöyle bir faydası var. Buna göre, devamında bu yemleme stilini kullanıp kullanmamaya kararı, balıkçılara bırakabiliriz.
Ben, peşinen böyle bir şeyi reddetmem. Denemek lazım, amaca hizmet edecek şekilde, geliştirmek lazım.
Ama benim gözümden bakınca, boğazda yemleme olmaz gibi bir manzara görünmüyor. Akıntı yemi götürecek gibi bir kaygı, aynı zamanda, yemin etken maddesinide geniş bir alana, hızla yayacak bir avantaj demek. Hangisinin galabe çalacağını deneyip görmek lazım, en mantıklısı bu..