Serdar abi,
şimdiye kadar onlarca düşük kalite, 7-8 tane kaliteli kamış kırdım. Kopartığım şokların misinaların haddi hesabı yok. Yalnış anlama betona falan vurmadan sadece atış sırasında oluyor bunlar. Tabi bu kadar hasar ciddi tecrübe sağlıyor. Şu an ki atış tekniğim ile en uzak mesafeye atabiliyorum. Bu sıralar denemelerin daha ince örgüler ile, 0,20-0,19-0,15 sonra 0,12 ve 0,10mm leri test edicem. Benim için önemli tek şey Tarabya'da ki ikinci derin bölgeye atmak, normal bir atış ile (100mye kadar) 38 metre derinliğe ulaşılabiliyor ama benim hedefim 60 metreler. Kefeliköyde yemlenen balığın aşağı inme yolu.
Hmmm kamisa yeterli esnemeyi saglayacak zamani vermek ok de son paragrafi anlayamadim ben. Kisa atmakla fazla baligin durumu nedir?
Boğaz'da kısa atmak kraça tutmaktır abi

:laughing:
Uzak atmak asli hedef olunca bazı şeyler karıştırılıyor demekki.
Balığın 35m altına indiği yerlerin sayısı bir kaç tanedir boğazda. Nedir, nedendir, nasıl iştir, bir bakalım..
Boğazda en yukarda, karadenize akan nehirlerden filan gelen çok tatlı su bulunur ki bu su 2 kulaç kadardır. Bunun altında gene karadenizden gelen azıcık daha tuzlu ama genelde tatlı bir su kütlesi bulunur ki bunun derinliği 18-20m civarında biter. O noktada bir termoklin oluşur ve altında sıcaklığ 14 C'de sabit olan bol besinli, az oksijenli çanakkale'den giren akdeniz yüzey suyu bulunur. Bu suyun derinliği boğazda genel olarak 18 kulaca kadardır. Yani 32m. Bunun altında ise akdenizden gelen oksijensiz, soğuk ve şu krıgınlara neden olan bir su tabakası daha bulunur.
Bu üç temel tabaka, cetvelle çizmiş gibi değildir, akıntıların vs. çakıştığı yerlerde, havaya vs. göre yer karışır, yer yer birbirinin altına üstüen geçerler dururlar.
İşte boğazda balık bu kütlelerin birleşim yerlerinde bulunur, sıklıkla. Lüfer meralarına bakın, hemen hepsi 18m'den sığdır. Zira lüfer tuzlu suyu sevmez. Palamut vs. örneğin, 18 kulaçta, yani 32m de olur, yüzeyde değilse. Marmarayı balık bulucuyla gezin, derniliğin 35m gösterdiği yerde şak balık yazmaya başlar dipte.
Teknik olarak, bu arakatların karayla birleştiği yerler, balıklar için toplanma bölgesidir.
Yani, balık arıyorsanız, derinlik 12-15 m civarı olan, max 18m olan, yada max 35m olan yerlere bakmalısınız. Peki başka yerlerde balık olmaz mı? Olur elbette. Daha derinde olan balıklar, o ortadaki katmanın daha dibe inebildiği akıntı koşullarını sağlayan noktalardır. birisi işte, ikinci köprünün altındadır. Burada 55 - 70m derinlikten kışın lüfergiller, palamut, istavrit filan alabilirsiniz.
Bu bir kaç noktanın dışında, balığı ya 13m dernilikte, yada 32m derinlikte aramalısınız.
İşte ceyhun kardeşimiz, uzağa atıp, 100m sonraya ulaşır, 38m'ye indirir takımı ve o bahsettiğimiz balığın giremediği suya ulaşır. Oradna balık çıkmaz kolay kolay. Ama biraz daha kısa atabilir, kurşunu 32 - 25m ye indirebilirse, oradan patır patır balığı toplar.
Görüldüğü gibi her zaman daha derin, daha çok balık demek değildir. Boğazda balık tutanların bilhassa aklında olması gereken şey, su üstü 2-3 kulaç, 7 kulaç ve 18 kulaçtır. Balık ya su üsütndedir, ya 7 kulaçtadır, ya da 18 kulaçta. Diğer yerlerde gelip geçen sürüler, istavrit vs. ve peşindeki oyalanmayan balıklar olacaktır.
Görüldüğü gibi ,uzak atıp 38m ye inince tutamayabilirsiniz ama az daha kısa atıp 35 metrede balığı alabilirsiniz bolca.
Kısaca, uzak atış her zaman daha çok balık anlamına gelmez.
Bahse konu noktayı tam bilmiyorum, tarabya büyü bir sahil. 60m'de bir şey var mıdır, pek fikrim yok. Ama şundan bir pay çıkarın. Gırgırcılar kafayı tavana vurdular 24m lafını duyunca. Eskiden 11m idi, gayet rahattılar. Eğer balık, daha derinde olsa, neden bu temaşa olsundu ki? Ellerindeki ağlar 500m derindne balık çekebiliyor, sorun olmaz onlara pek.
Balığın en bol olduğu yer, derinliğin 24m kadar olan kesim olduğu bariz. Hal böyleyken 50m'ye ulaşmaya çalışmanın pek anlamı yok. Teknecilere bakın, hepsi sığlığa kümelenir hep, farkettiniz mi?