1 Hafta tatil yapmak amacıyla Ayvalık sarımsaklı da 3 yıldızlı bir motele gittik . Daha otele girmeden , içimizde virüs var ya , ben çocuğa süt filan alayım diye soluğu çarşıda aldım . Yana yakıla yem arıyorum . Tam takım gelmişim de yem taze olsun diye son dakikaya bıraktım . Ara tara 1 saat sonra bir arabanın bagajında kurutulmuş boru kurdu satan birini buldum . Kurtlar tam kurumamış leş gibi kokuyordu ama yapacak birşey yoktu aldım 2 paket. Neyse efendim Yerleşelim , yemek yiyelim filan derken saat gecenin 10'u oldu . Hotelin havuz kenarında Fatih ürek kılıklı bir şarkıcı bişiler söylüyor , millet de alkışlıyordu . Bizim çocuk kendine arkadaş bulmuş parkta oynarken , hanıma da 1 paket çekirdek rüşvet verip aradan sıyrıldım . Zaten Hotel hemen deniz kenarında olduğu için yoğun gürültülü oynak müzik eşliğinde vira bismillah çekerek oltayı salladım . Tık yok . Bekledim . Topladım , yem aynen duruyor , yem değiştirdim yine salladım...
Yaklaşık 1 saat bekledim , tık bile yok . Moralim bozuldu hotele döndüm .
Ertesi sabah erkenden kalkıp yine vira bismillah . Yine tık yok . 1 saat daha bekledim , tek bir vuruş bile alamayınca moralim bozuldu , kalan yemleri denize attım hotele döndüm . Dönerken de noktayı koydum , ya burda tek bir balık bile yok ya da bu kokmuş kurtlar balıkların bile midesini bulandırdı .
Neyse öğlene doğru bir yat gezisine yazıldık , yanıma da küçük bir el oltası aldım , kibrit kutusundan biraz büyükçe . Maksat bizim ufaklığa da virüs bulaştırmak . Şarkı türkü filan derken yemekler geldi , barbun yapmışlar öğle yemeğinde , bu arada yemeği yerken küçük bir ada kenarında mola verdi , dip görünüyordu belki 3-4 metre . Kanım kaynadı mekana , bizim oğlan da uyuyorken bir olta atayım dedim . Bu arada şöyle düşünün , tahta masa , karşılıklı oturuyoruz sıra halinde 4+4 ben hemen kenardayım . Barbundan küçük bir parça alıp taktım iğneye yavaş yavaş saldım suya .Daha dibe girer girmez olta başladı titremeye , zaten dandik olta misina kopmasın diye yavaş yavaş çektim bi de baktım karagöz
çaktırmadan iğneden çıkarıp masaya bıraktım . Masanın ortasında zıplayan balığı görünce millet baya bi ürktü , kayınpeder nerden geldi bu ya dedi , ben de galiba bunu iyi pişirmemişler hala kıpırdıyo dedim . Tabi olta attığımı filan kimse görmeyince uzun süre anlam veremediler . Ben de gariban karagözü saldım tekneden aşağı , son sürat daldı dibe . Oltayı bi daha attım , bu sefer ekmek ucu taktım , tabi ben heyecanlanıp oltayı çekerken yakalandım bizimkilere " burda bari balık düşünme " fırçalarını takmayarak çekmeye devam ettim . Bu arada daha önce görmediğim bir balık tuttum , birisine sordum o da bilemedi , izmarit gibi ama daha ince bir balıktı . Bir iki kere daha salladım oltayı her seferinde iner inmez karagöz ispari ot balığı geldi anında . Demekki bizim mekanda ve yemde iş yokmuş dedim kendi kendime . Malesef daha sonraki denemelerimde debişiler tutamayınca vazgeçtim balık tutmaktan , tatilin keyfini çıkardım . Şu bir gerçek , tekne olmayınca insan balık tutamıyor . Olta balıkçılığı için ya boğaza gideceksin ya böyle derin kayalık mendirek filan bulacaksın . Herkese iy avlar dilerim
Yaklaşık 1 saat bekledim , tık bile yok . Moralim bozuldu hotele döndüm .
Ertesi sabah erkenden kalkıp yine vira bismillah . Yine tık yok . 1 saat daha bekledim , tek bir vuruş bile alamayınca moralim bozuldu , kalan yemleri denize attım hotele döndüm . Dönerken de noktayı koydum , ya burda tek bir balık bile yok ya da bu kokmuş kurtlar balıkların bile midesini bulandırdı .
Neyse öğlene doğru bir yat gezisine yazıldık , yanıma da küçük bir el oltası aldım , kibrit kutusundan biraz büyükçe . Maksat bizim ufaklığa da virüs bulaştırmak . Şarkı türkü filan derken yemekler geldi , barbun yapmışlar öğle yemeğinde , bu arada yemeği yerken küçük bir ada kenarında mola verdi , dip görünüyordu belki 3-4 metre . Kanım kaynadı mekana , bizim oğlan da uyuyorken bir olta atayım dedim . Bu arada şöyle düşünün , tahta masa , karşılıklı oturuyoruz sıra halinde 4+4 ben hemen kenardayım . Barbundan küçük bir parça alıp taktım iğneye yavaş yavaş saldım suya .Daha dibe girer girmez olta başladı titremeye , zaten dandik olta misina kopmasın diye yavaş yavaş çektim bi de baktım karagöz