- Yaş
- 64
- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Olta takımı
- Favori Makina
- Önemsiz birşey
- En iyi avı
- Kalkan 14 kg
- İsim
- Talip Girgin

“Silivri Belediyesi’nin sportif balıkçılığı kamuoyuna tanıtmak, amatörlük ruhunu geliştirmek, çevreye ve yaban hayatına karşı sorumlu bir şekilde yürürlükteki kanun tüzük ve yönetmeliklere uyulmasını sağlamak, yarışma heyecanı ile amatör olta balıkçılarını bir araya getirerek onları kaynaştırmak ve doğaya saygı amacıyla düzenlemiş olduğu ödüllü balık tutma yarışmasından haberdar olunca; hemen ilgili web sayfasından kayıt oldum.”
Daha önce liman da avlandığım için buranın yapısına uygun olta takımları hazırlıyordum. Tabi sağda ki fenerin dış kısmından, Tekirdağ yönüne doğru olta sallamış ve oradan birkaç çeşit balık tutmuşluğum vardır. Hatta daha önce yazdığım “ AB Bİİİ… Kaç Tana Balık Tuttun?” Hikâyem burada yaşanmıştır.
Şimdi, avlağımız kumluk bir alana sahip olduğu için yapacağım takımlar dipten gelmesi muhtemel olan kalkan, vatoz, pisi, rina gibi ağır dip balıklarının yanı sıra mırmır, levrek, karagöz, ispari, ispendek, izmarit ve kıyıladıkça trakunya, iskorpit, lapın, kırlangıç veya şaşırmış bir işkine balığını avlayacak nitelikte bir takım olmalıydı.
Burasının derinliği az olduğu için izin verilen beş iğneli bir çapari ile 20–25 gr. İstavrit peşinde koşmak tam bir hayalcilik olurdu. Diğer taraftan zaten çok uyanık olan kefal balığının, onlarca insanın gürültü yapacağı yerde av vermesi ise; ancak liman içinde büyümüş tecrübesiz küçük ilaryalar ile sınırlı olabilirdi.
Yarışmaya yaklaşık bir hafta vardı ve ben o heyecanı şimdiden yaşamaya başlamıştım. Yaklaşık 12 adet çeşitli marka ve model kamış ve makinelerimin en sağlam ve en yenilerini bu yarışma için hazırlıyordum. Gündüz avlanacağımız için tüm takımlarda görünmemesi ve hedeflenen balıkları çekebilmesi için takımın sağlam olması gerekiyordu.
Takımlarımı en uzaktaki balığın dikkatini çekecek parlak 75 ve 100 gr mavruka kurşun üzerine hazırlıyordum. Mavrukanın alt gözüne bağladığım 30–40 cm örme ip, 0.50 Fluorocarbon veya çelik telli kösteklere 0–3 Mustad iğne bağlamıştım. Mavrukanın diğer ucundaki beden içinde 0.50 Fluorocarbon misine kullandım. Köstekler ise 0.30 Fluorocarbon kullandım.
Burada maksat, balığın misinayı görmemesini sağlamaktı. Mavrukanın üst kısmına bağladığım iki iğnenin boyutları da farklıydı. OWNER 6 numara mırmır iğnesi başta olmak üzere yine Mustad 2 ile 7 numara arasında kısa ve uzun palalı olmak kaydıyla çeşitli takımlar yaptım.
Yarışma için hem tatlı suda hem denizde kullandığım on kilo kaldırmalı üç parçalı 3.60 surf LİNEA EFFE kamışlarımı, makine olarak ta Penn ve Daiwa marka makinelerimi kullanmaya karar verdim. Makine üzerinde ki misineler ise 0.33 mavi, 0,35 yeşil, 0.40 yedek sarı sağlam ağır çekerli misinalardı.
Yarışma için İzmir’den, kurt ve sülünes siparişi vermiştim ama miktar yetersiz olduğu için gönderemeyeceklerini söylediler. Sağlık olsun belki erken gidebilirsem Dayko ile Silivri’de dere ağızlarından kurt çıkarabilirdik. Tabi ben yarışmadan bir gün önce Silivri’ye geldim. yağmur vardı ve geç kalmıştım. Kurt işi olmadı yem olarak istavrit, sardalye ve teke kullanmaya karar verdik.
Dayko’dan, balık tutma yarışmasının liman içinde yapılacağını öğrenince hayal kırıklığı yaşadım. Oysa benim tüm hazırlıklarım liman dışı içindi. Liman içinde bu takımlarla ben hiçbir iş yapamazdım ve o gece alelacele iki mantarlı iki de klasik üç iğneli ince kefal takımı yaptım.
&&&&&&&&&
Yarınki yarışma için yemlik istavrit almak için Dayko ile balıkçıların bulunduğu yere limana gittik. Önce dikkatimi 40 cm altındaki kalkan balıkları çekti;
Balıkçıya sordum:
— Reis bu keyifsiz kalkanların cezası nedir?
—Yetmiş papel, Bey ağabey…
—Kasası mı?
—Yok, Bey ağabey kilosu…
(Oha, yuh be! Hem sirküler dışında, hem asgari ücretlinin maaşının 8,1 fiyatına! Tabi alacağımdan değil, yazacağımdan sordum maktulün fiyatını! Sirküler dışında hiçbir balığı almam kardeşim ben.)
—İstavritler de çok canlıymış ne kadar bunlar?
—Bey ağabey, tezgâhtakiler (mevtalar) 12 lira leğendekiler (canlı) 15 lira
— Yahu neden bunlar bu kadar pahalı?
—Pahalı olur mu ağabey, istavrit deyip geçme bunları yakalamak için tekneler taa fay hattına kadar gidiyor borumu bu? Bu tekneler su yakmıyor ya!
Maşallah dil pabuç kadar laf yetişir mi? Aldık yarım kilo, sardalyemiz de var nasıl olsa.
&&&&&&&&
Sabah erkenden kalktık ve gelirken teke süzdük, elimizde sırtımızda omzumuzdaki yüklerle yarışma alanına gidiyoruz. 06.30 da yarışma alanında olmamız söylenmişti. 06.15 te yarışmanın yapılacağı liman içindeydik. Tüm görevlilerin gelmesi ve yarışmanın başlaması 07.30 da olmuştu. Daha önceden belirlenen yerlere ve numaralara insanlar takımlarını açtı ve ya bismillah yarışma başladı.
İlk gelen 220 gr, gelin gibi süslü bir kırlangıç balığı oldu. Daha sonra peşi sıra bir tane 13, 1 tane 15, bir tane 17, bir tane 20 ve 28 cm (ilarya) kefal aldım.
Yarışma heyecanı sürerken tüm yerel gazeteci arkadaşlarımız oradaki insanların ne tuttuklarını kontrol ediyorlardı. Bir kişinin 650 gr vatoz tuttuğu haberi gelmişti. Onun dışında hatırı sayılan balık tutanın ben olduğumu söylüyorlardı. Altı balık ile baştan sona benim birinci olduğumu söyleyenlere “yapmayan bu kadar balık ile birinci mi olunur” dediğim de; Galata köprüsünde 340 gr ile birinci olan kişiyi bana hatırlatıyorlardı.
Bir ara 60 yaşlarında bir kişi yanıma gelip kovamdaki balıkları kontrol etti ve sessizce gitti. 65–70 yaşlarında fakat oldukça dinç başka bir yurdum insanı, yanıma geldi ve kulağıma eğildi “şuradaki adamlar (üç kişi) aynı kovaya balıklarını atıyorlar ama senden fazla tutmuş değiller, yine de sen işi sıkı tut bir iki tane daha yakalamaya bak o üç kişi senin rakibin” dedi.
Bu üç kişiden biri az önce yanıma gelen mavi rüzgârlıklı beyaz şapkalı adamdı! Ve benden 30 metre ileride karada ki, iki teknenin arasında bi başlarına avlanıyorlardı
Son ana kadar benim birinci olduğuma inanan sadece gazeteciler değildi tabi, orada bulunan görevli zabıtalar ve diğer yarışmacılar da vardı. Yarışma bitmeden sonucuna inanan kişiler gelip benimle defalarca resim çekildiler.
Balıkları en son sanırım biz tarttırdık. Dayko da üç tane balık tutmuştu biri 20 cm diğer ikisi daha küçük. Önce kırlangıç balığını tarttılar sonra kefalleri. Üç tane ilaryayı sirküler dışında olduğu için tartmadılar!
Tabi o arada ben ne kantara baktım balıklar kaç gr geldi diye ne de balıkların hangilerinin tartıldığına; orada görevli üç arkadaşımız vardı ve ben bu üç arkadaşımıza güveniyordum! Bu arada arkadaşımız da resim çekiyordu!
Devamı altta...
Son düzenleme:
