Ben demedim mi Zipkincinin gördügü su geçenlerde avlanan devlerden olabilir mi acaba? Mavrusmuydu minakop muydu unuttum ismini
Önce biraz torik tutalımda arkasından orkinosa bağlamayı bırak güzelce bir yiyelim bol yağlı tavada bir tanesiyle güzel bir lakerda yapalım sonrasınıda Orkinosa yem yaprmıyız yok yapamayız. Daha teknede siftah yok be aç bi ilac geziyoruz. Balıksızlıktan kırılıyor ortalık. Lüferler diyoruz Bir orkinosculuğumuz kalmamıştı onada baktıkmı tamamdır... bir o eksik.
sadece vayyyy beee demek istiyorum, ne günlermiş yabantv de bir karı kocayı izlemiştim kanlıcadan tekne lüfer tutmaya giderlermiş, ilkbahar civarı balık adalar civarına gidermiş onlarda oralara kadar giderlermiş dönerken büyük tekneler çeksin diye beklerlermiş boğaz suyuna motorlar ve güçleri yetmediği için bunun dışında aklımda kalan, el yapımı rapalalarıyla bir gecede 135 parça civarı lüfer tuttuk diye not almışlar şimdiki balıkçılar ise 20 parça istavrit aldık filan diye konuştuklarında garibine gidiyormuş amcanın 20 parça 3 parça biz sadece lüfere derdik diyor haklı olarak son olarakta sanırım torik lüferi sıkıştırmış lüferler iyice kıyı yapmış neredeyse kaldırıma çıkıyorlarmış kendiliğinde, bunlar kanlıcadan karı koca 2/2,5 ton lüfer almışlar kovalarla filan (pişmanız ama yaptık diyordu)
Alico Abi, ben nadirde olsa balıkçı tezgahlarında görüyorum bunlar ülkemizdemi tutuluyor yurt dışındanmı geliyor
Mert tombik onlar bu balıkların kafası zaten tezgahın belli kısmını kapsar Yıllarca millete torik niyetine yedirmedilermi bol bol
Aynen yıllar önce durum böyleydi. maalesef şimdi biz balık tuttupumuzu zannediyoruz ama ne fayda. zamanında herkes yanlışlar yaptı hemde çok çok yanlışlar neler yapılmadiki livarlarda 1100-1200 lüfer bşle görüldü o zamanlarda ah ah ki ne ah
Türkiye'den tutuluyor. Hala var ve Türkiye bunun en büyük ihracatçılarından. Gerçi üretimin büyük kısmı yakalam değilde çiftlikten geliyor. Çiftlik olayında bambaka bir sorun var. Zira orkinos çiftlikte üremiyor. Yavru orkinosları yakalayıp büyütüyorlar. Japonlar geçenlerde çiftlikte orkinos üretmeyi, yani yumurtlatmayı başarmışlardı. Ama henüz bu ticari olgunluğa erişemedi. Orkinosun tek düşmanı insan, heyhat, aynı şekilde tek umudu da şu anda gene insan.
eminsin dimi ben niyazi önen'in (dardanelin sahibi) çeşme de çok kuytu bir köşede orkinos üretimi yaptığını ve mesul müdürününde japon birisi olduğunu iyi biliyorum yanlışlık olmasın.hatta havuzlardaki orkinoslara günde 20 ton civarında ithal tırsi yediriyorlar zira bizim kamyonlaran 2 si devamlı çanakkaleden buz haneden tırsi çekiyor
Şimdi yazacaklarıma kızacaklar olacaktır ama yinede yazacağım... Ah o eski zamanlar diyoruz hep. Suçlusu babalarımız. Çocuklarımız da aynı şeyi söylediklerinde suçlusu biz olacağız. Orkinos niye bitti? Bildiklerimi anlatayım. Bu bilgileri şu an 68 yaşında olup, hala geçimini balıkçılıkla sağlayan özbeöz dayım anlattı. Bugün geçerli ekolojik bozulmalar (kirlilik) o günlerde kritik değildi. Şahsen 1994 yılında Yeşilyurttan keyifle denize ben giren şahidim. Kirlenme Yenikapı'dan başladı ve yavaş yavaş Bakırköy, Ataköy, Yeşilköy, Florya, Ambarlar, Avcılar, Çekmece, Kumburgaz, Silivri, Selimpaşa diye devam etti. İstanbullu olanlar semtleri bu sırayla yazınca ortaya ne çıktı anlamışlardır. Bu semtler sırasıyla tatil bölgeleriydi. Deniz kirlendikçe uzaklaştılar. Neyse, konumuz o değil. Orkinosları bizim balıkçıklar bitirdi. O kadar balığı tutup ne yaptılar? Japonlar'a sattılar. Japonlar bizim çok akıllı balıkçılara daha kısa zamanda daha çok balık tutabilmeleri için çelik ağlar hediye ettiler. Bizim çok akıllı insanımızda bir soykırım gerçekleştirerek Orkinos'u denizimizden sildi. En son 95 veya 96 da yakalanmıştı da haber olmuştu gazetelere. Sonra o balıkçılar o çelik ağları ne yaptılar orası meçhul tabi. Uygun bir yerlerine rulo yapıp sokmuşlardır. İşte o dönemde dayım ve birkaç arkadaşı olaya karşı çıkmışlar. Bunun sonucunda dayım vuruldu. İstanbul'a küstü ve Çınarcık'a yerleşti. Marmara kıyılarının mera değeri Orkinoslar varken inanılmazdı. Çünkü Orkinos, balıkları tüm Marmara kıyılarına basardı. Orkinos gitti, meralar da öyle. Kirlilik, Marmara'da azalan balık çeşitliliğinin en önemli sebebi. Diğeri ise olmayan Orkinoslar.
Sonuna kadar katılıyorum Kerem Hemde sonuna kadar biz yaptık bizler bulacağız yanlıştan dönmek erdemdir bizde döneceğiz ama balıklar tğkenmeden dönmek gerekiyor. Dİyorum ya Bizim çocuklarda ilerde Ne lüferler ne palamutlar yakaladık neydi o günler diye anlatmasınlar Orkinoslar tükendi diğer balıklar bitti bekçileri gitti. şimdi balık geldiği gibi durmadan geçip akıp gidiyor maalesef.
345 KG. ne ki? Beykoz Dalyan'ına giren orkinoslar 500-600 kiloluk olurmuş. Babam denizin kandan kıpkırmızı kesildiğini, balıkların kuyruk darbeleriyle gökyüzüne kırmızı suların fışkırdığını anlatırdı. Dalyancılar bu avları yaptıklarında babamlar da kayıkla yanaşıp Dalyan'ın içinden istedikleri kadar lüfer alırlarmış. Beykoz Dalyanına son orkinos 1978 senesinde girmiş. Renkli fotoğraf makinesine yetişmiş... Sadece Orkinos değil, Dalyan'ın asıl büyük avı Kılıçbalığıymış. Beykoz Dalyan'ı öylesine eski ki, 17. yüzyılda yaşamış Evliya Çelebi'nin yazılarında bile bu avlardan bahsediliyor. Şöyle yazmış: "iskele önünde deryada bes alti kadar gemi direklerini birbirine baglayib deryaya dikmisler. ta zirvei alavesinde bir adam nigehbanlik edib diregin tepesinde yerinde oturur. kara deniz in telatumundan reha bulan kilic baligi bu limana girib şinaverlik ederken direk tepesindeki adam elindeki tasi kilic baliklarinin deniz tarafina atar. tas deryaya "güm" diye düsünce zavalli baliklar limana dogru selamettir deyü firara baslarlar. derhal denizin etrafini ceviren aglarin agzindan iceri girerler. gözcü ise diregin basindan - ala! diye feryada baslar. avcilar balik sebesinin agzini kapayib icerde kalan kilic baliklarini harbe ve tokmaklan vurup avlarlar..bu baliklar tasidiklari kilic silagina degmez tembel nevi baliklardir..bir kulac kadar uzun burun kilici agin deligine girince kimildamaya bile tenezzül etmezler. lakin eti sarmisakli ve sirkeli tarator ile terbiye edilince gayet nefis bir nimettir bu dalyan baligi balik emini tarafindan yetmis yük akcaya iltizam edilir" Bu gün de 400 yıl önce olduğu gibi dalyan direklerinin zirvei alavesinde ademler nigehbanlik ediyorlar. Ama avladıkları balıklar istavrit, çaça, kefal. Yüzlerce yıldır bu sularda yüzen bu muhteşem balıklar, yapılan bu avlar, 30 senede nasıl yok oldu? Şimdi ben bunun hesabını kimden sorayım?
Neden emin olduğumu anlyabilsem? Bugün ege'de bir sürü orkinos çiftliği var. Yavruları yakalyıp oralarda büyütüyor ve satıyorlar. Bildiğim kadarıyla henüz yumurtlatıp üretme imkanı yok. Bunu yaptılar aslında, fakat henüz ticari safhaya geçemediler diye biliyorum. Belki o ölçekte yapmayı becermişlerdir, bilemiyorum. Yani, yavru orkinoslar yakalanıyor, besleniyor, kesilip satılıyor dünyaya, bilhassa japonya ya. Faydası şu, en azından 100 yavrudan 800 orkinos elde ediliyor. Ama doğada 1000 yavrudan 10 tanesi ancak hayatta kalabiliyor. Bu hesapla, yavru iken belli bir kısmını yakalayıp büyütmek, orkinoslar ve ekonomi için daha mantıklı oluyor. Ama elbette hiç yakalanmasalarda, tamamen çiftlikte üretilebilseler, çok daha iyi.
Yoksa Beykoz dalyanında ben 4 tane aynı anda gördüm girdiğini zamanında Dalyan işini tutmasamda canlı olarak başka göremezdim herhalde
Aret türkçe meali varmi bunun? Ordan bir kulaç kiliciyla balik nigahbanin oturdugu direge yanasir adam feryadi figan eyler ala falan dermis... Yoksa tahmin ettigim olay degildir canim yok artik..
Direk, direkte oturma yeri var orada otururlar balık girince ağın içinde sesleniyorlar kıyıdan büyük mavnalar geliyor bi suru adamla çek çek çek çek diye diye çekiyorlar etraf kan gölü.
Roy sen şu Paris'teki nehirde yakalanan trofeyi göster ya, onu yakalayan adam da bayaa feryat figana başlamıştır
Merhaba Alico Bende bu konuyla alakalı bir konu açmıştım bir süre önce, Gene kumkapı balıkçısı ve oltayla tutulmuş balıklar, zaten büyük ihtimalle birbirlerini tanıyorlardır, onunda adı Ali, lakabıda Kürt Ali.o eski faturalardan bende fotoğraflayıp göndermiştim. Fakat benim gönderdiklerim bu serüvenin 60'lı yıllara ait olanları dolayısıyla balıklar biraz daha büyük, bendekilerde 455 kilolouğu var fakat ali amca bu faturaların balıkcılığının son dönemlere ait olduğunu ve hatıra olsun diye eşinin sakladığı faturalar olduğunu, ve daha önceki yıllarda 1 tonluk olanlarınıda çok tuttuğunu söyledi. bende o konunun ve faturaların olduğu linki gönderiyorum http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=47106
Hahaha abi o nesneyi burda yayinlarsam forumdan ban alirim kesin moderatör izin verirse yayinlarim. Al senin nasibin bu bugün der gibi neydi o öyle