- Şehir
- Tokat - Turhal (Samsun )
- Favori Kamış
- mantarlı - makinalı takım
- En iyi avı
- yayın 8 kg ( elle :) )
Yaklaşık 8 yıldır uzak kaldığım caaanım Samsunum'a kız kardeşimin 27 Haziran'da yapılacak olan düğünü münasebetiyle 2006 yazından sonra 2008 yazında kavuşmak nasip oldu.
Hazır bir yerde çalışmıyorken bu fırsatı iyi değerlendirdim ve düğünden yaklaşık 20 gün önce büyük oğlum Emre'ninde karnesini bir hafta erken alarak samsun'un yolunu tuttum.
Yaklaşık 4.5 saat süren tren yolculuğumun ardından tren garında beni bir süpriz bekliyordu.
Benim gibi amatör balıkçılığa gönül vermiş(balıkçılık konsunda yakınından geçemem tabi,beraber gittiğimiz balık avında da yakından görme şansım oldu zaten) ve balık forumlarından tanıştığımız Ömer abim beni tren garında karşıladı.
Samsuna geleceğim günü biliyordu,sağolsun karşıladı.
Apar topar evdekilerle merhabalaştıktan sonra havanın kararamasına 2-3 saat kalmasına ve yol yorgunu olmama rağmen kendimi dizginleyemedim ve oltamı aldığım gibi soluğu Belediyeevleri kayalıklarında aldım.
Ve farkettim ki gerçekten denizi ve istavrit avlamayı çok özlemişim...
Oldukça kısa geçen ilk günün hasılatı 37 istavrit oldu.
Küçük oğlum Kerem birazdan kızartılacak olan istavritlerle yakından ilgilendi
Sanırım en son denizde avlanalı 5-6 yıl olmuştu.
Denizin o kokusu ve dalgaların kayalara vurduğu zaman çıkan sesleri resmen ruhumun derinliklerine işledi.
Artık her gün öğleden sonra 2-3 gibi balığa gidiyor,ne zaman artık çapariyi göremeyecek kadar hava kararırsa o zaman eve dönüyordum.
Sevgili Ömer abi ile gittiğimiz istavrit avı da Pazar günüme damgasını koydu.
Beraberce avlandığımız günün akşamında 18 sularında başlayan yağmur istavrit avımızı erken sonlandırmamıza neden oldu ise de tuttuğumuz 130 civarı istavrit ve devamında gittiğim avlarda hiç 120 nin altında balık getirmemem ev sakinlerinin bana olan sevgisini bir kat daha arttırdı
Ama 20 günlük süre zarfında gittiğim istavrit avlarında her zaman yanlız değildim.
Hemen hemen havanın müsait olduğu her gün(bir ara 4-5 gün kadar yağmurlu veya rüzgarlıydı,o yüzden evden dahi çıkmadım) çocukluk arkadaşım Mitat ile kendimizi karadeniz ve istavritlerin kollarına attık.
Yiyeceğimizi içeceğimizi yanımıza alıp geç saatlere kadar deniz kıyısında kalıyor ,tatlı bir rekabet içinde elimizden geldiğince çok balık tutmaya çalışıyorduk.
İşte ben ve bir çok kereler 4 lü gelen caaanım istavritlerim(rekor tek seferde 5'li çapara ile 5 istavrit tutan bendenize ait)
Öte yandan çekerken palamut sandığımız (azcık abartmış olabilirim
) bir karış boyundaki eşek istavriti ise Mitat kardeşimin aramızdaki en büyük balık tutma rekoruna sahip olmasına neden oldu.
İlerleyen günlerde Aim ve yengeminde aramıza katılmasıyla artık balık avlarımız tam bir curcuna içinde geçti.
Siz siz olun çoluk çocukla üstelik 3 tane çocuk varsa aynı yaşlarda kesinlikle girmeyin balığa falan:S
20 günlük süre zarfında sanırım10-12 kere balığa gitmişimdir ve 1000 e yakın balık tutmuşuzdur.Bazıları belki çok görebilir ama bu sayıları eeee yılların özlemi var ne de olsa
Gerçekten taze istavrit gibiside yok aramızda kalsın ama...
Hazır denize gitmiş ve balık tutmuşken midye çıkarmadan da olmazdı değil mi?
Yine iş başa düştü ve gözlüğü taktığım gibi kendimi suya atıverdim.
Allahtan midye çoktu da fazla bir uğraş vermem gerekmedi.
Kısa sürede epey bir midye topladıktan sonra kayaların üzerinde abimle midyeleri şöyle bir elden geçirdik.
Uzun lafın kısası dostlar...
Çok güzel bir 20 gün geçirdikten sonra evime ger döndüm ama ne yalan söyleyim canım yine kayalıklardan çaparimi karadenize sallamak ve denizin bana sunduğu balıkları kovama atmak geliyor..
Artık Allah ömür verirse bir daha ki yaza kaldığım yerden devam ederim.
O zamana kadar tatlısuya devam.
Sevgiyle kalın...
Hazır bir yerde çalışmıyorken bu fırsatı iyi değerlendirdim ve düğünden yaklaşık 20 gün önce büyük oğlum Emre'ninde karnesini bir hafta erken alarak samsun'un yolunu tuttum.
Yaklaşık 4.5 saat süren tren yolculuğumun ardından tren garında beni bir süpriz bekliyordu.
Benim gibi amatör balıkçılığa gönül vermiş(balıkçılık konsunda yakınından geçemem tabi,beraber gittiğimiz balık avında da yakından görme şansım oldu zaten) ve balık forumlarından tanıştığımız Ömer abim beni tren garında karşıladı.
Samsuna geleceğim günü biliyordu,sağolsun karşıladı.
Apar topar evdekilerle merhabalaştıktan sonra havanın kararamasına 2-3 saat kalmasına ve yol yorgunu olmama rağmen kendimi dizginleyemedim ve oltamı aldığım gibi soluğu Belediyeevleri kayalıklarında aldım.
Ve farkettim ki gerçekten denizi ve istavrit avlamayı çok özlemişim...
Oldukça kısa geçen ilk günün hasılatı 37 istavrit oldu.
Küçük oğlum Kerem birazdan kızartılacak olan istavritlerle yakından ilgilendi
Sanırım en son denizde avlanalı 5-6 yıl olmuştu.
Denizin o kokusu ve dalgaların kayalara vurduğu zaman çıkan sesleri resmen ruhumun derinliklerine işledi.
Artık her gün öğleden sonra 2-3 gibi balığa gidiyor,ne zaman artık çapariyi göremeyecek kadar hava kararırsa o zaman eve dönüyordum.
Sevgili Ömer abi ile gittiğimiz istavrit avı da Pazar günüme damgasını koydu.
Beraberce avlandığımız günün akşamında 18 sularında başlayan yağmur istavrit avımızı erken sonlandırmamıza neden oldu ise de tuttuğumuz 130 civarı istavrit ve devamında gittiğim avlarda hiç 120 nin altında balık getirmemem ev sakinlerinin bana olan sevgisini bir kat daha arttırdı
Ama 20 günlük süre zarfında gittiğim istavrit avlarında her zaman yanlız değildim.
Hemen hemen havanın müsait olduğu her gün(bir ara 4-5 gün kadar yağmurlu veya rüzgarlıydı,o yüzden evden dahi çıkmadım) çocukluk arkadaşım Mitat ile kendimizi karadeniz ve istavritlerin kollarına attık.
Yiyeceğimizi içeceğimizi yanımıza alıp geç saatlere kadar deniz kıyısında kalıyor ,tatlı bir rekabet içinde elimizden geldiğince çok balık tutmaya çalışıyorduk.
İşte ben ve bir çok kereler 4 lü gelen caaanım istavritlerim(rekor tek seferde 5'li çapara ile 5 istavrit tutan bendenize ait)
Öte yandan çekerken palamut sandığımız (azcık abartmış olabilirim
İlerleyen günlerde Aim ve yengeminde aramıza katılmasıyla artık balık avlarımız tam bir curcuna içinde geçti.
Siz siz olun çoluk çocukla üstelik 3 tane çocuk varsa aynı yaşlarda kesinlikle girmeyin balığa falan:S
20 günlük süre zarfında sanırım10-12 kere balığa gitmişimdir ve 1000 e yakın balık tutmuşuzdur.Bazıları belki çok görebilir ama bu sayıları eeee yılların özlemi var ne de olsa
Hazır denize gitmiş ve balık tutmuşken midye çıkarmadan da olmazdı değil mi?
Yine iş başa düştü ve gözlüğü taktığım gibi kendimi suya atıverdim.
Allahtan midye çoktu da fazla bir uğraş vermem gerekmedi.
Kısa sürede epey bir midye topladıktan sonra kayaların üzerinde abimle midyeleri şöyle bir elden geçirdik.
Uzun lafın kısası dostlar...
Çok güzel bir 20 gün geçirdikten sonra evime ger döndüm ama ne yalan söyleyim canım yine kayalıklardan çaparimi karadenize sallamak ve denizin bana sunduğu balıkları kovama atmak geliyor..
Artık Allah ömür verirse bir daha ki yaza kaldığım yerden devam ederim.
O zamana kadar tatlısuya devam.
Sevgiyle kalın...