- Yaş
- 45
- Şehir
- istanbul
- Favori Kamış
- lineaeffe s-curve 4.50, okuma V-System, Shimano Alivio CX surf 4.20
- Favori Makina
- Okuma Zeon 60, Okuma Trio 30
- En iyi avı
- istavrit ≥ 13 cm, levrek≥ 18 cm, lüfer ≥ 25 cm.
- İsim
- mert
Gectigimiz haftasonu, İstanbul'u ve Trakya'yi etkisi altina alan kar yagisinin ardindan, dere sulari bogazi yesile boyamisken yine Saros'da sansimi denemeye karar verdim. Aslinda pek keyifli bir av olmadi ve fotografim da yok ama bana komik gelen iki canli yakaladim ki aktarmak istedim. Cuma sabahi yola ciktim amacim aksam suyunu yakalamakti ve yakaladim ancak sadece aksam suyunu. Erken yatip sabah ne yapabilirim ona bakacaktim. Sabah icin karar verdigim mera cok hareketli oluyor, ortalik sessizken av veriyor fakat bir iki kisi geldiginde ne balik kaliyor ne de baska bir canli. Amacim kimse gelmeden sahteyi suya indirmek. 5 gibi uyandim, hemen yola koyuldum ama gec kalmisim. Benden once biri gelmis. Oltami acip yanina gidiyorum. Sessiz bir rastgelsin diyorum ki o da ne erken gelenin cani sikilmis bile muhabbet edecek adam ariyormus. Basliyor 5 dk. once bir tane kacirdim en az 3 kiloydu diye anlatmaya. İcimden eyvah diyorum o sapirti, bu abinin sesi bu merayi bozdu bile. Tahimn ettigim gibi cikiyor, zaten bu mera sabahlari bir balik ancak veriyor, o da sessiz sedasiz yaklasirsan. Neyse baska yere gidecek halim yok, hava lodosa cevirmis ancak bir hafta suren poyrazin sogugu hala suruyor. 15 dk.'da ellerim uyusuyor. Gunes cikana kadar burada kalmaya karar veriyorum. Gunes parladiginda sahtemi degistirip sardalya tadinda batarli bir model seciyorum. Kasik cizmelerine guvenerek ileride bildigim bir tasin uzerine yuruyorum. Kiyidan 8-10 m. kadar uzaklasmami saglayan bu tastan basliyorum uzak ve dipten gelen atislara. 15-20 atis derken oralarda bir Levrek olmadigi anliyorum ama, gunes biraz isittigi icin toplanip gitmek istemiyorum. Oylesine saga sola atmaya basliyorum sahtemi, kah uzak kah yakin atislar. Derken hafif bir vurus aldigimi sanip tasmalamaya calisiyorum, bir yokluyorum balik yok ama sahtenin de yuzusu bozulmus. Batan modellere alisik degilim, herhalde yosun veya dal gibi birsey takildi. Adetten yavas yavas cekmeye basliyorum, nasil olsa sahtenin kancalarinda bir yosun var artik av yapamaz bari ipimi yormayayim diye. Arada silkeleniyor olta ama ciliz bir hareket, dibe degdi herhalde diyorum. Yaklastikca balik oldugunu anliyorum. Buralarda ara sira trakonya atliyor sahtelere, herhalde kucuk bir trakonya diye geciriyorum icimden bir taraftan da korkuyorum, simdi onu sahteden kurtarmasi var. Daha once yasadim acisini, biliyorum ne menem birsey oldugunu, korkmak lazim elbette. Neyse ne bir yosun cikiyor ne bir trakonya. Gelen bir dil baligi, daha once hic yakalamdigim bir balik. Sirtima dayadigim kepceye aliyorum, karisimla olcuyorum 25-30 cm var. Konuskan abi seviniyor, ben ise biraz kucuk degil mi diyorum. Yok yok tam boyunda ne lezzetli olur flaan derken ben yine de kepceyi taslarin arasindan suya yatiriyorum. İcime sinmedi balik, bir iki daha atiyorum oltayi, gitmeye karar veriyorum, bunu birakacagim diyorum gurultucu abiye, yapma diyor en lezzetli zamani. O oyle dur yapma diye bagirirken ben kepceyi ters ceviriyorum. Dil'in kumda kendisini kaybetmesini gormek de lezzetli diyorum ve isinmaya gidiyorum. Aksama kadar degisik yerlede degisik sahtelerle sansimi denemeye devam ediyorum. Bu arada Aykut'un paylastigi mepps'li texas rig'li takimi da yapmistim, onu deniyorum. Yuzusu gercekten cezbedici. Sonuc alamiyorum ama simli slikonla yuzusunu izlemek bile keyifli.
Aksam suyunda artik lodosun dalgasi iyice artmisken yine dipten gelen takimla bir vurus daha aliyorum. Bu seferki daha da ciliz. Ama vurus oldugundan eminim, dipten de gelse artik yosun ile baligi ayirdedebiliyorum ya yine bir dil diyorum. Bu kez sansimiza dil varmis. Basliyorum yine tatli tatli cekmeye, dil ayni kalkana, pisiye benziyor diye geciriyorum icimden, oltayi alinca sakinlesiyor. Hemen teslim oluyor. Bu sefer yakin mesafede aldi, cabuk geliyor yanima ama dil diye bekledigim bir yengec. Iki koluyla sarilmis sahteme, igneler bir yerine gecmemis, sadece sarilmis. Birakmiyor da inatci hayvan. Herhalde diyorum kandirici ile at-cek yaparak yengec yakalayan ilk kisiyim. Ama sessiz olacagim, suya girecegim diye yanima telefon, fotograf makinasi falan almiyorum. Keske sahteye sarilisini gosterebilsem. Oyle bir sarilmis ki saheteden kurtarirken bir bacagi elimde kaliyor maalesef.
Ertesi sabah son gunum, amacim ilk avlaga gitmek ama tabi kimse gelmeden. Sansima bir gun oncenin verimsiz ve soguk gecmesi sebiyle kimse gelmemis. 05:30'da ben sahtemi suya yolluyorum. 3. atisimda bir levrek yapisiyor, her halinden belli ne bir dil baligi nede bir yengec. Biraz kalama aliyor, ama cok cirpinsin istemiyorum, zaten sahten 5-25 cm batarli bir model, bir de su ustune cikarirsam hassas olan mera hemen bozulur. Yere egilip basliyorum cekmeye, kalamayi biraz sikiyorum, o da inat etmiyor. Kepceye aldigim gibi yere siniyorum, soyle bir bakiyorum zayif ama boylu poslu. Cantaya aliyorum ve bir 5 dk bekliyorum. Mera toparlasin diye. 3. atista bir levrek daha yapisiyor, az daha kucuk bir levrek daha. Ama bu genc arkadas cok gurultu yapiyor gelirken. Yan yana koyuyorum bir 5 cm daha kucuk. İlk bunu alsaydim birakmazdim ama cantamda bir tane var diye hizlica suya iade ediyorum. Ama tabi cikan gunes ve bu gencin sipirtisi kuvvetli lodosa ragmen bozuyor merayi. Yola cikmanin da valti geldi diyorum, topluyorum takimlari. Eve varinca olcuyorum elimdekini 37 cm., yengecten iyidir diyerek kahvaltiya oturuyorum.
Rastgelsin
Mert
Aksam suyunda artik lodosun dalgasi iyice artmisken yine dipten gelen takimla bir vurus daha aliyorum. Bu seferki daha da ciliz. Ama vurus oldugundan eminim, dipten de gelse artik yosun ile baligi ayirdedebiliyorum ya yine bir dil diyorum. Bu kez sansimiza dil varmis. Basliyorum yine tatli tatli cekmeye, dil ayni kalkana, pisiye benziyor diye geciriyorum icimden, oltayi alinca sakinlesiyor. Hemen teslim oluyor. Bu sefer yakin mesafede aldi, cabuk geliyor yanima ama dil diye bekledigim bir yengec. Iki koluyla sarilmis sahteme, igneler bir yerine gecmemis, sadece sarilmis. Birakmiyor da inatci hayvan. Herhalde diyorum kandirici ile at-cek yaparak yengec yakalayan ilk kisiyim. Ama sessiz olacagim, suya girecegim diye yanima telefon, fotograf makinasi falan almiyorum. Keske sahteye sarilisini gosterebilsem. Oyle bir sarilmis ki saheteden kurtarirken bir bacagi elimde kaliyor maalesef.
Ertesi sabah son gunum, amacim ilk avlaga gitmek ama tabi kimse gelmeden. Sansima bir gun oncenin verimsiz ve soguk gecmesi sebiyle kimse gelmemis. 05:30'da ben sahtemi suya yolluyorum. 3. atisimda bir levrek yapisiyor, her halinden belli ne bir dil baligi nede bir yengec. Biraz kalama aliyor, ama cok cirpinsin istemiyorum, zaten sahten 5-25 cm batarli bir model, bir de su ustune cikarirsam hassas olan mera hemen bozulur. Yere egilip basliyorum cekmeye, kalamayi biraz sikiyorum, o da inat etmiyor. Kepceye aldigim gibi yere siniyorum, soyle bir bakiyorum zayif ama boylu poslu. Cantaya aliyorum ve bir 5 dk bekliyorum. Mera toparlasin diye. 3. atista bir levrek daha yapisiyor, az daha kucuk bir levrek daha. Ama bu genc arkadas cok gurultu yapiyor gelirken. Yan yana koyuyorum bir 5 cm daha kucuk. İlk bunu alsaydim birakmazdim ama cantamda bir tane var diye hizlica suya iade ediyorum. Ama tabi cikan gunes ve bu gencin sipirtisi kuvvetli lodosa ragmen bozuyor merayi. Yola cikmanin da valti geldi diyorum, topluyorum takimlari. Eve varinca olcuyorum elimdekini 37 cm., yengecten iyidir diyerek kahvaltiya oturuyorum.
Rastgelsin
Mert