Her meslek dalinda öyle degilmi.. En ufak dalgalanma ilk önce ufak esnafi vurur.. Kokosa gelince , babasinin malimidirda gazetelere ilan vermisler. Denizdeki balikta TC vatandaslarinin ne kadar hakki varsa onun hakki da o kadardir. Bunun nasil kullanilacagini da idari merci belirler. Madur oldum deyip ortaya düsmeden bugünü görüp bir av politikasi güdülseydi kofana da olurdu kalkan avlamak için ukranya sahil güvenlik hucumbotlariyla kösekapmaca da oynanmazdi
Haklısın Roy, maalesef bu bilinç hala oluşmuş değil. Mesela ben bir araba alıp taksicilik yapamam. Ormandan ağaç kesip odun veya kereste satamam. Bunların hepsi iyi kötü yasalara bağlanmış, kapasiteler tespit edilip sınırlandırılmıştır. Ama denize gelince öyle değil. Hatta milletin bile ağzına yerleşmiştir, "Devletin malı deniz, yemeyen keriz.", "Denizde bulunan mal bulanındır." gibi garip laflar. Denizin her türlü yağmaya müsait olduğu şeklinde bir algı halkın bilinçaltına yerleşmiş durumda. Ekmek paramı kazanıyorum diyen alır sermayesine göre bir tekne ağ atar, midye kazır, deniz salyangozu toplar veya büyük ölçekli avcılık yapar, denizden ne toplayabiliyorsa cinsine, boyuna, özelliğine bakmadan paraya çevirmeye çalışır. Tabii ki bu gidiş gidiş değil. Denizlerin de kapasitesi belli ve boy sınırları ile, av yasakları ile, kotalarla bu kapasitelerin korunması, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gerekir. Kokoş'un kuyruğuna basılmış kedi gibi ciyaklaması çok doğal. Çinekoptan anormal paralar kazanıyorlardı. Balık az olunca fiyatı da artıyor, çinekopun kasasını 200-250 liraya satıyorlardı. Kasım ayı gelip çinekop mevsimi başlayınca asıl kavgaları o zaman seyredeceğiz. Bu paralardan kolay vazgeçmek istemeyecekler ancak diğer yandan bu talan devam ederse birkaç sene sonra Boğaz'da lüferi göremeyeceğimiz de kesin. Bakalım yasalar uygulanacak mı yoksa Kokoş'un lobisi galip gelip uskumruya, kılıca, orkinosa veda ettiğimiz gibi Boğaz'ın sultanına da veda edecek miyiz...